Mavi Vatan ve Montrö’ye NATO darbesi

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Mavi Vatan ve Montrö’ye NATO darbesi

Yürekleri anavatan ve mavi vatan için atıyordu.

ABD’nin gerileyen bir güç olduğunu saptadılar.

Türkiye’nin emperyalist boyunduruktan çıkmasını savundular.

779 bin 452 kilometre karelik ana vatana ek olarak, 462 bin kilometre karelik Mavi Vatan’ın sahiplenilmesi için uğraştılar.   

Öyle ya, FETÖ/NATO kumpasları ve sonradan gelen başarısız FETÖ/NATO darbesi başarısız olmuştu.

Durduk yerde başarısız da olmamıştı.

Siyasi iktidarın 14 yıllık (geçmiş iktidarların da 50 yıllık) desteğiyle palazlanan FETÖ, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminde sokağa dökülen halkımız ve Atatürkçü askerlerimiz tarafından yenilgiye uğratıldı.  

Hapisten çıktılar, bu kez hapise FETÖ girmeye başladı.

Amiraller mutluydu.

Yeni bir dönem başlamıştı.

AKP bile darbe sonrası Atatürk resimleri asmıştı.

Ancak her şey öyle güllük gülistanlık değildi.  

Burada durup büyük resmi görmeye çalışalım.

15 Temmuz’dan 4 ay  sonra 2016 seçimlerinde ABD’de iktidara gelen Donald Trump, ABD’nin yeni rolünü dışarıdaki siyasi sorunlara bulaşmadan, sorunlu ekonomiyi toparlamak olarak tanımladı.

Trump için Rusya düşman değildi.

Asıl ekonomik rakip olan Çin’di yeni düşman.

Müesses nizamın bir üyesi ve Neocon olmayan Trump NATO’yu da sallamıyordu.

Doğal uzantısı olan Avrupa ve onun birliği de pek umurunda değildi.

Avrupalı liderleri küçümsüyor ve dışlıyordu.

Amerikan ordusunun Irak, Suriye ve Afganistan gibi gereksiz çatışma alanlarından çekilmesini istiyordu.

İçeride büyük bir direnişle ve çatışma ile karşılaştı.

ABD resmen ikiye bölünmüş ve bir iç savaş manzarası ile karşılaşmıştı.

Yani yorgun emperyalist, artık kendi iç sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalıyordu.

Bu, Türkiye için büyük bir şans oldu.

Doğu Akdeniz’de önemli hamleler yapmaya başladı.

Rusya ile ilişkilerini neredeyse stratejik boyuta kadar geliştirdi.

Çin ile de Kuşak ve Yol anlaşmalarına yöneldi.

Ta ki Biden gelene kadar.

Biden, Rusya’yı Trump’ı destekleyerek hileyle seçim kazandırmakla suçlarken, kendisi kurulu düzenin desteğiyle, hileyle seçimi kazanmıştı.

Neyse uzatmayayım, Biden’ın kazandıktan sonra ilk sözü, “Amerika geri döndü” oldu.

Yani NATO ve Amerikan emperyalizmi 4 yıl aradan sonra yine devredeydi.

Yalnız bu kez her şeyi sadece tek başına değil “müttefikleriyle” yapacaktı.

Buradaki müttefik kelimesi sizi yanıltmasın, o kelimenin gerçek anlamı vassal, maraba veya serf demektir.  

Yani Amerika’nın kullanabileceği ülkeler.

Dikkat edin Biden geldikten sonra ilk işi Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı cepheyi güçlendirmek ve AKP’ye geri adım attırmak oldu.

Almanya, Fransa, İngiltere, İsrail ve Yunanistan’ı oyuna soktu.

Mavi Vatan’ımız yavaş yavaş gerilemeye başladı.

Ekonomisi batık ve dışa bağımlı Türkiye, yediği baskılara fazla direnemedi ve Biden’den telefon beklemeye başladı.

Biden ise balığın oltaya geldiğini gördü ve AB’ye “Yaptırımları durdurun şimdilik” dedi.

UKRAYNA VE KARADENİZ MESELESİ  

Biden ve Dışişleri Bakanı Tony Blinken, 2014’teki Ukrayna darbesinin perde arkasındaki isimlerdi.

Rusya yanlısı yönetimi bir Maydan ayaklanması tertipleyerek devirdiler.

Hatta ben geçmişteki bir yazımda bu olaylarda Gürcistan’dan CIA güdümlü bir keskin nişancı timinin Kiev’de halka ateş açtığını da belgeleriyle ortaya koymuştum.

İşte Biden ekibi işe Ukrayna’dan başlamaya karar verdi.

Rusya’yı her yönden kuşatma operasyonuna hız verildi.

Karadeniz’de 2 yeni NATO üyesi Bulgaristan ve Romanya üzerinden devriye başladı.

İkinci Dünya savaşında bizi savaştan kurtaran Montrö her daim ABD’yi rahatsız eden bir anlaşmaydı.

Henüz dünya sahnesine hegemon olarak çıkmadığı 1936’da Büyük Önderimiz Atatürk’ün siyasi dehasıyla imzalanmıştı.

Montrö, Türkiye ve Rusya için bir güvence.

Karadeniz bu sayede ABD’nin dünya üzerinde rahatça giremediği tek deniz.

Karadeniz’de uyum gücü oluşturulmasında önemli rol oynayan Amiral Cem Gürdeniz ve diğer amirallerimiz her daim ABD ve NATO’nun hedefi oldu.

İşte Montrö meselesi şimdi ABD için hayati önemde.

1950’li yıllarda planlamasını yaptığı bir alternatif kanal projesini de destekledi.

Biz bunu Katar desteği gibi görsek de arkasında batılı sermaye var.

ABD tarafından Ukrayna Devlet Başkanlığı koltuğuna getirilen eski komedyen Zelensky, 24 Mart’ta  Rusya’nın ilhak ettiği Kırım’ı kurtarmak için savaş emri verdi.

Hemen ardından ABD Başkanı Biden, Zelensky’ye arkandayız ve hatta yanındayız mesajı gönderdi.

Devamında da 300 tonluk son teknoloji silah ve mühimmat yolladı.

NATO’nun Rusya karşıtı Defender Europe 2021 tatbikatı ile aynı döneme geldi bu açıklamalar.

Soğuk Savaş’tan beri NATO’nun en büyük ve kapsamlı tatbikatı olan Defender Europe 2021 de zaten bir tatbikattan çok bir harekat planı olarak sahneleniyor.

 31 Mart'ta, ABD'nin isteği üzerine Polonyalı general Adam Joks, ABD Ordusu V. Kolordu'nun komutan yardımcılığına atandı. İlk defa Polonyalı bir general ABD'nin askeri komuta yapısına girdi.

Başka bir deyişle General Adam Joks, Polonya ordusunun bir parçası olmaya devam ediyor, ancak ABD V. Kolordu'nun komutan yardımcısı olarak artık doğrudan ABD Başkanı'nın başkanlık ettiği komuta zincirine bağlı.

ABD Ordusunca planlanan ve ABD, Fransız ve İngiliz tümenleri tarafından Teksas'ta Fort Hood ve Fort Bliss'te, Kuzey Carolina'daki Fort Bragg'da ve Almanya'da Grafenwoehr'de 6 ila 15 Nisan tarihleri ​​arasında gerçekleştirilecek olan Warfighter tatbikatı önemli.

Bu tatbikatta, Fransız ve İngiliz tugayları ABD ordusu içinde faaliyet gösterirken, ABD tugayları da Fransız ve İngiliz orduları içinde faaliyet gösteriyor. Warfighter, Avrupa ve Afrika'daki ABD Ordusunun Haziran ayına kadar Avrupalı ​​ve Afrikalı müttefikleri ve ortaklarıyla birlikte yürüttüğü Defender-Europe 21 tatbikatı ile birleşiyor. Bu tatbikatlar aslında doğrudan ve yakın savaşa hazırlık amacı taşıyor. Warfighter ve Defender-Europe 21 tatbikatları ABD'nin Balkanlar'da, Karadeniz'de, Kafkasya'da, Ukrayna'da ve Afrika'daki olası Rusya karşıtı bir savaşta müttefik arayışını temsil ediyor.

Bu, Ukrayna genelkurmay başkanı Ruslan Khomchak'ın göreli bir sükunetten sonra 1 Nisan'da Kiev ordusunun "Doğu Ukrayna'da saldırıya hazırlandığı" bildirisinin nedenini açıklıyor. Bu operasyona "NATO müttefiklerinin katılımı öngörülüyor".

Bölgeye askeri yığınak yapan ve S400’leri yerleştiren Rusya ise tek mesaj verdi bu gelişmeler karşısında, “Donbas’ta yeni bir savaş başlatmaya kalkanlar Ukrayna’yı yok edecek”.

Bu gelişmeler, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor.

Montrö Sözleşmesi'nin yeniden tartışmaya açılması, Türkiye'nin yeniden ABD ve NATO'ya yaklaşması ve buna karşı çıkan Emekli Amirallerin gayet demokratik bir tavsiye mektubunun sözde darbe çağrışımı ile suçlanması da bu kapsamda yer alıyor.

Bu noktada dikkat edin vatansever emekli amirallere en çok bağırıp hakaret edenler, en çok NATO’cu olanlardır geleneksel olarak.

Amerikalı eski Bağımsız Kongre üyesi  Ron Paul, son yazısında Amerika’nın Ukrayna’da kalkışacağı maceranın bölgedeki insanların canına mal olacağı uyarısını yaptı:

“Seçilmiş Ukrayna cumhurbaşkanına karşı 2014 darbesinin arkasındaki sarsılmaz ABD "uzmanları" yeniden iktidara geldi ve işi bitirmeye kararlılar - bu III.Dünya Savaşı anlamına gelse bile! Ukrayna’nın bölgedeki askeri hedeflerine ABD’nin açık desteği, Kiev’in boş bir çekidir. Ancak bu, Kiev'in nakit paraya çevirmekten kaçınmasının akıllıca olacağı bir çek. 1956'da ABD hükümeti, Sovyet işgalcilerine karşı bir ayaklanma için askeri destek sözü vererek Macaristan'a sonsuz propaganda pompaladı. Macarlar, Washington’un yalanlarına inandıklarında kendilerini tamamen yalnız buldular ve Sovyet misillemesiyle karşı karşıya kaldılar.”

Bu arada 10 Nisan’da Zelensky’nin İstanbul’da Erdoğan ile buluşacak olması da önemli.

Türkiye geçen yıl Ukrayna ile askeri anlaşmalar imzalamıştı.

Zelensky’nin ziyareti çok kritik bir dönemde ve Rusya’dan Türkiye’ye en ufak bir ses nefes gelmiyor.

Diplomatik gözlemciler Ankara’nın Rusya’karşı cephede daha aktif davranabileceği yorumunu yapıyor.

BU ESNADA ÇİN 

Biden’ın tek hedefi Rusya değil.

Çin’i de çevreleme stratejisinde arayış halinde.

Yine müttefik edebiyatıyla Japonya, Avustralya, Hindistan ve kimi bulabilirse onu kullanmaya çalışıyor.

Çin’i kızdırmak için Tayvan üzerinden provokasyonlar yapıyor.

Bu arada Çin de Alaska’daki o tarihi zirve sonrası artık geleneksel yumuşak dış politika söylemini terk etti.

Artık o da ABD ve AB gibi saldırılara sert tepki vermeye başladı.

ABD’nin Uygur, Tibet ve Hong Kong üzerinden insan hakları eleştirilerine, Çin de siyahlar ve Asyalılara yapılan saldırıları gündeme getiriyor.

Hatta ABD’nin savaş suçlarını hatırlatıyor.

Sosyal medya üzerinden yoğun bir karşı propaganda savaşı başlattı.

Türkiye’deki Çin Büyükelçisi’nin, Meral Akşener ve Mansur Yavaş’ı hedef alarak attığı Uygur yanıtı da bu kapsamda değerlendirilmeli.

Kulis bilgilerimize göre Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Ankara ziyaretinde AKP beklediği ekonomik destek sözünü alamadı.

Bunun üzerine yaşanan Uygur gerginliği sonrası Çin Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Büyükelçi Liu Şaobin’in Akşener ve Yavaş’a yönelik twitlerini Pekin’e sormadan attığını düşünmek saflık olur.  

AKP’nin ABD’ye yakınlaşmak ve Biden’dan telefonu almak için Çin’e daha sert tepki verip Uygur söylemine katılacağını düşünüyorum.

ÇİN – RUSYA ORTAK HAREKAT PLANI 

Çin ayrıca 2 yıl önce İran ile yaptığı 400 milyar dolarlık anlaşmayı da imzaya bağladı.

Anlaşmanın içeriği halen açıklanmasa da (daha önce 2 kez detaylı yazmıştım), askeri ve siyasi işbirliği alanlarının olduğu kesin.

Rusya da Çin ile birlikte ortak Amerikan tehdidine karşı atağa geçti.

Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un Çin ziyaretinde doların tasfiyesi ve ortak para birimleri konuşuldu.

Rusya ve Çin’in konuştuğu tek şeyin dolara alternatif para olmadığı da kesin.

Çünkü arkasındaki donanmayı yenmeden, doları yenemezsiniz.

Ve beklenen hareketlenme Çin tarafında da başladı.

Tayvan açıklarına uçak gemisi gönderen Çin donanması denizde Amerikan donanmasıyla karşı karşıya geldi.

ABD Donanması'na ait Theodore Roosevelt uçak gemisi ve beraberindeki 4 gemi, 4 nisan’da Güney Çin Denizi'ne girmişti.

Çin de, bağımsızlığını tanımadığı Tayvan yakınlarına iki uçak gemisi yollayıp tatbikata başladığını duyurdu.

Çin donanmasının Liaoning uçak gemisi bu “tatbikatta” sahneye çıktı.

Soğuk Savaş döneminde Rusya yani Sovyetler Birliği çok güçlüydü belki ama, ABD’ye karşı tek başınaydı.

Komünist Çin ile araları iyi değildi.

Hatta Doğu Türkistan’daki Uygur ayrılıkçılığını ilk destekleyen Amerikalılar değil Sovyetler olmuştu.

Bugüne gelindiğinde Çin eskisinden 100 kat daha güçlendi.

Rusya ise tüm badirelere rağmen askeri gücünü korudu ve yeni nesil hipersonik füzeleriyle öne bile geçti.

Rusya’da Vladimir Putin, Çin’de Şi Cinping, sıkı stratejist ve güçlü liderler.

Putin, 2008 Gürcistan savaşında ABD’nin olası bir müdahalesine karşı taktik nükleer füzeleri hazır halde tutmuştu.

Türkiye de o dönem Montrö’yü uygulamış ve Amerikalıların Karadeniz’e girmesine engel olarak büyük bir felaketi önlemişti.

Bugün ise Montrö’ye sahip çıkılmasını söyleyen Emekli Amiraller, o dönemin Karadeniz bekçileri, devamındaki Mavi Vatan kaptanları, yine FETÖ vari bir kumpasla gözaltına alınmış durumda.

Karadeniz hiç bir zaman yaşamadığı gerilimli günleri yaşıyor.

Çin denizi de benzer bir durumda.

Tamamen kişisel görüşüm ama çok olası buluyorum.

Bana göre Putin Ukrayna’da ve Şi Tayvan’da, ortak bir harekatla ABD Başkanı “aksak” Biden’a sıkı bir ders vermeyi planlıyor.

İran’ın Süveyş’teki istihbarat gemisine düzenlenen İsrail saldırısı sonrası bu ikiliye İran’ı da katabilirsiniz.

Bu arada ABD’den gelen haberler de bunu doğrular nitelikte.

National Interest dergisi, ABD Hava Kuvvetleri’nin düzenli olarak, büyük güçler arasında hava çatışması simülasyonunu içeren tatbikatlar düzenlediğini belirtti.

Kris Osborn imzalı yazıda, ABD Hava Kuvvetleri’nin Red Flag tatbikatı sırasında, ‘kırmızı takım’ adı verilen ve gelişmiş hava savunma sistemleri ile beşinci nesil savaş uçaklarına sahip, deneyimli ve iyi silahlanmış düşmanla (Çin ve Rusya) karşı karşıya olduğu ifade edildi.

ABD’nin bu tatbikatlarla 3. Dünya Savaşı’na hazırlandığı tahminine yer verildi.

ABD Hava Kuvvetleri’nin raporuna göre, tatbikatın amacı, orduyu “çoklu alanlı” savaşa hazırlamak.

Umarım yanılırım ama gelişmeler hiç de iyi değil.

Hem içeride, hem dışarıda.

NOT: AMİRALLER VE MONTRÖ ONURUMUZDUR