Meloni’nin Mavivatan hamlesi… İtalya, Deniz ve Güney Bakanlığı Kurdu

Gönül Kenter yazdı...

featured

Çok değil henüz daha geçen hafta internetin haber portallerine İtalya ve Deniz” başlıklı bir haber düştü. Haberi okuduğumda “Ne oluyoruz İtalya, Cem Gürdeniz Amiral’imizin Mavivatan doktrinlerinden ilham mı aldı, fikir Türk Amirallerden uygulama İtalya’dan mı” sorusu biraz da mahzun bir muziplikle geçti aklımdan.

İtalya’da yeni bir bakanlık kurulduğunun müjdesini veren haber aynen şöyle:

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, göreve başlar başlamaz kolları sıvayarak ekonomik zorunluluklar nedeniyle “Deniz ve Güney Bakanlığı” kurdu.

8.300 kilometrelik sahil şeridine ve yirmi önemli limana sahip olan İtalya, denizcilik sektöründe faaliyet gösteren küçüklü büyüklü 200.000 şirket üstünden gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) dörtte birini karşılamakta.

Farklı kapasitelerde gemi inşa şirketlerine sahip İtalya’nın büyük gemi inşası şirketleri arasında örneğin Trieste’deki, yıllık yedi milyar avroluk cirosu ile Avrupa’nın en büyük gemi inşa şirketi Fincantieri dikkat çekiyor.

Başbakan Meloni’nin Deniz Bakanlığı kurmadaki tek motivasyonunun elbette ekonomik nedenler olmadığı, işin jeopolitik cephesinin ve denizlerde hızlanan rekabet ve egemenlik savaşı olduğu aşikar.

‘İTALYA’NIN YÜZÜ HER ZAMAN DENİZE DÖNÜKTÜ’

Başbakan Meloni’nin Deniz Bakanlığı kurarken küçüklü büyüklü pek çok düşünce kuruluşundan danışmanlık hizmetleri aldığı anlaşılıyor. Bunlardan biri de küçük bir düşünce kuruluşu OGNIL olmalı.

Düşünce Kuruluşu OGNIL’in sahibi ve jeopolitik analist Gabriele Catania, Meloni’nin Denizcilik Bakanlığı müjdesinden sonra yaptığı değerlendirmelerde yeterince ipucu veriyor:

“İtalya’nın yüzü her zaman denize dönüktü.” “Cenova ve Venedik, yüzyıllar boyunca denizcilik ve ekonomik güç merkezleriydi. Büyük güç Çin’in üç uçak gemisine kıyasla İtalya’nın hatta iki uçak gemisi var.”

“Bu açıdan bakıldığında Başbakan Meloni’nin bu Deniz ve Güney Bakanlığı’nı oluşturması şaşırtıcı değildir. Asıl, 30 yıldır böyle bir bakanlığın olmaması hayret verici.”

Catania, İtalya’nın Denizcilik Bakanlığı kurmada geç bile kaldığını ima ediyor.

Catania bu gecikmeyi, 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasından ve sayısız yolsuzluk skandalıyla İtalyan siyasi parti sisteminin çökmesinden sonra İtalya’nın giderek daha fazla kuzeye odaklanmasıyla açıklıyor: “Özellikle, yeni kurulan parti Lega Nord ve devamındaki Lega ile bağımsızlığa ve daha sonra Kuzey İtalya için artan özerklik taleplerine odaklanılması zaman kaybettirdi.” diyor.

Siyaseten özellikle İtalya’nın güneyinde güçlü Meloni’nin Deniz ve Güney Bakanlığı çıkışının önemli sonuçlarının olacağı tahmin ediliyor.

Meloni, Akdeniz’in sadece doğal bir kültürel ve ekonomik alan değil, aynı zamanda ortak bir sorun alanı olduğu bilinç ve sorumluluğu ile hareket ettiği görülüyor. Kurduğu Deniz Bakanlığı’nın, aşırı avlanma ve iklim değişikliği nedeniyle biyolojik çöl olma tehlikesi ile karşı karşıya olan Adriyatik Denizi’nden başlayarak, Afrika’dan göç sorununa kadar bir çok konuya el atmacağına dair ilk işareteler kamuoyuna yansımış durumda.

DENİZ OTOYOLLARI

Jeopolitik analist Gabrielle Catania’nın açıklamlarından Meloni’nin deniz taşımacılığı ve ulaşım ağlarına ağırlık vereceği anlaşılıyor.

Catania’ya göre: “Hamburg veya Rotterdam gibi kuzey Avrupa limanları İtalyan limanlarından daha önemli, ancak Çin ve Asya’da denizcilik ticareti yapan ulusların kargolarını Süveyş Kanalı’ndan geçirmeleri ve İtalyan limanlarında boşaltmaları daha verimli olacak. Hatta İsviçre de bundan faydalanacaktır: Cenova’dan Zürih’e bir yükün taşınma süresi Hamburg’dan taşınma süresinin yaklaşık yarısı kadar.”

Yapılan araştırmalara göre, İtalyan kıyı şehirleri arasındaki ve aynı zamanda Barselona veya Tunus’a giden feribot bağlantıları, karayolu taşımacılığından çok daha kısa ve daha ekolojik olduğunu saptanmış. İtalya Ulaştırma Bakanlığı’na göre bugüne kadar karbondioksit (CO2) salınımından 680 milyon ton tasarruf edilmiş. Meloni’nin deniz otoyollarını “Autostrade del mare” güçlendireceği anlaşılıyor.

Catania “Autostrade del mare” olarak adlandırılan deniz otoyollarının – yani İtalyan kıyı şehirleri arasındaki ve aynı zamanda Barselona veya Tunus’a giden feribot bağlantıları – karayolu taşımacılığından çok daha kısa ve daha ekolojik olduğunu söylüyor. Catania’nın saymadıkları arasında Batı Avrupa’da yaşayan Türkler için Venedik-İzmir gibi feribot bağlantılarının önemi de anılmadan geçilmemeli.

Meloni’nin Deniz Bakanlığı kurması, özellikle Çin ve Asya’nın deniz ticareti yapan ülkelerinin Süveyş Kanalı üstünden kendi limanlarına yönlendirmek istemesi Almanya’nın Hamburg, Hollanda’nın Amsterdam limanlarıyla rekabete gireceğinin ilânı ve Avrupa’da taşların yerinden oynayacağı anlamına geliyor. İtalya’nın kendi ulusal çıkarlarını merkeze oturttuğu bu ekonomik ve jeostratejik yeni hamlesinden Almanya, Fransa, İngiltere ve ABD’nin rahatsız olacağı muhakkak. Önümüzdeki dönemde İtalya’nın ulusalcı çıkışına karşı hamlelerin gelmesi beklenilmeli.

Türkiye’ye yaptıkları gibi “İtalya’yı denizlerde nasıl durdururuz” sorusuna yanıt bulmak üzere strateji belirleme toplantıları yaparlar mı?

Veya sahte delillerle İtalyan donanmasının yurtsever amirallerine Balyoz gibi kumpas mahkemeleri mi açarlar?

Meloni’nin çetin kaya oduğu, örneğin Donanma’nın onurlu Amirallerini zindana attıracak Gladyo’nun kumpaslarına pabuç bırakmayacağı, gerekirse onlarla birlikte zindana gireceği izlenimini verdiğini buraya not düşelim.

TÜRK DONANMASI’NIN AMİRALLERİNE DEVAM EDEN MONTRÖ DAVASI

İtalya bu hamleleri yaparken “Türkiye ne yapıyor” sorusu bu yazının belkide en yakıcı yeri:

Türkiye araştırma gemilerini Avrupa Birliği istediği için tabiri caizse körfezlerde çürümüye çekmiş bekletmekte. Haksız ve hukuksuzca yaptırım üstüne yaptırım yağdıran Avrupa Birliği’nin şımarıklıklarına boyun eğmekte…

Avrupa Birliği, 8 Kasım’da Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon çalışmaları nedeniyle Türkiye’ye kanunsuzca uyguladığı kısıtlayıcı tedbirleri 1 yıl daha uzattı. Batı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de söz ve hak sahibi olmaması için elinden geleni ardına bırakmıyor. Batı’nın hukuksuzluklarına Türkiye’den amirallerimiz dışında güçlü bir tepki gelmiyor, havuz medyası sessiz kalıyor. Batı, Türkiye’de kurmay aklın nerede olduğunu eliyle koymuş gibi biliyor, o nedenle Türkiye’yi savunan yurtsever aydınlarımızın, komutanlarımızın, amirallerimizin başı belâdan kurtulmuyor. NATO’nun ajan kuruluşu FETÖ’nun sahte delilleriyle Balyoz kumpas davalarında Türk Donanması’nın hayatları karartılan hepsi birbirinden parlak yıldızları, şimdi de Rusya-Ukrayna Savaşı arifesinde “Aman Montrö’ye dikkat” dedikleri için 12’şer yıl mahkumiyet istemiyle mahkeme kapılarında süründürülüyor. Denizlerde Sevr anlamına gelen Sevilla Haritasına muazzam birikimleriyle karşı çıkan, Mavivatan Doktrini‘nin fikir babası Cem Gürdeniz gibi Amirallerimizin karşı karşıya bırakıldığı dava 12 Aralık’ta devam edecek. Umarız bu utanç davası kapatılır, kumpas davaları (Balyoz) gibi “Türk mahkemelerinin ihaneti” dosyasına geçmez.

Cem Gürdeniz, tek başına büyük bir düşünce kuruluşu gibi çalışıyor ve üretmeye devam ediyor, Batı’nın Türkiye’yi karaya kilitleme hamlelerini; kuşatmanın üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye için ekonomik ve stratejik bağlamda ne anlama geldiğini Türk halkına hiç durmadan anlatıyor, aydınlatıyor. Karadaki bağımsızlık ve hakimiyetin denizlerden başladığını kendisinden öğreniyoruz. Kitapları, makaleleri ders kitabı niteliğinde, ufku her seferinde başka bir pencereden açıyor. Hiç zaman yoksa bile, sadece “Mersin ve Mavivatan’daki Sorumluluğu” yazısı okunmalı; cadde cadde, sokak sokak, kıyı kıyı, körfez körfez, kent kent vatan savunmasını göreceksiniz. Akdeniz’deki tersane eksikliğinin hayati önemini, neden en kısa zamanda giderilmesi gerektiğini okuyacaksınız.

Türkiye okyanuslara açılmak zorundadır, oysa erafındaki denizler bile Batı tarafından kendisine dar edilmek isteniyor. Türkiye, Batı’nın da kıskanarak baktığı ve hedefe oturttuğu Cem Gürdeniz gibi çok değerli birikimlerini mahkeme kapılarında süründürmek yerine, denizlerdeki geleceği için bu çok önemli stratejik akıl ve donanımlardan faydalanmalıdır.

Hukuk ve adalet konusunda ciddi eksikliklerle boğuşan Türkiye, umalım bu anlamsız davalarla zaman kaybetmek yerine bir an önce Deniz Bakanlığı kurmayı gecikmeden gündemine alır.

Meloni’nin Mavivatan hamlesi… İtalya, Deniz ve Güney Bakanlığı Kurdu

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 2 hafta önce

    Uzunca hem de oldukça uzunca bir süre umut bağladığımız meğer tek kişilik sözde teorik/pratik sosyalistler o amirallere çoluk çocuğun ağzından ne hakaretler ettirdiler. Uzun zaman içinde bulunmaklığın dışında sade bir vatandaş olarak bile bu saygıdeğer vatansever amirallere hakaret yarışına girenler asla affedilmeyecek!

  2. 2 hafta önce

    Çok önemli bir konuya temas etmişsiniz. İtalya, emperyalist heveslerini gerçekleştirme konusunda Büyük Britanya, Fransa ve Almanya’nın oldukça gerisinde kalan ve işin doğrusu bu konuda biraz da beceriksizce davranan bir ülke olmasına rağmen denizci geçmişine ve Akdeniz ile ilgili hülyalarına hep bağlı kaldı. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Akdeniz’de deniz egemenliğini Fransa ve İngiltere’ye kaptırmamak için Vittorio Veneto gibi kırk bin tonun üzerinde dev savaş gemileri inşa etti. Günümüzde de İtalyan Fremm sınıfı firkateynler Mısır gibi ülkelerden talep görüyor. Sizin de belirttiğiniz gibi Fincantieri Avrupa’nın en büyük gemi inşa şirketi ve ABD’de de tesisleri bulunuyor. İtalyan tersanelerinin estetik ve kullanışlı sivil tekne tasarımları da dünyada büyük ilgi görüyor. Türkiye de 2000’li yıllardan itibaren gemi inşa sanayii alanında gelişmesini hızlandırdı. İki ülke arasındaki ekonomi ve savunma işbirliklerinin arttırılması Akdeniz’de Fransa, Yunanistan ve Mısır’ı dengelemede yararlı olabilir. “Meloni’nin çetin kaya olduğu, örneğin Donanma’nın onurlu Amirallerini zindana attıracak Gladyo’nun kumpaslarına pabuç bırakmayacağı, gerekirse onlarla birlikte zindana gireceği izlenimini verdiği” yorumunuz çok kıymetli. Saygılar.

  3. 2 hafta önce

    Erlik’in söylediği gibi Cumhuriyetimiz Atatürk’ün ölümünden sonra sona erdi. şu anki yönetim ve sistem Cumhuriyet değil, sömürge. o nedenle değerli amirallerimiz ve aydınlarımız bitirilinceye kadar vurmaya devam edecekler.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!