Milli tutumda feraset, samimiyet ve cesaret

Milli tutum nedir? Bu tutumda birleşmesi beklenen asgari topluluk nasıl tanımlanır? Milli tutumda akıl eksikliği ve samimiyetsizlik nasıl tezahür eder? İstediğimiz gelişmenin önünde ne gibi engeller ve zorluklar vardır?

Milli tutumda feraset, samimiyet ve cesaret

Mehmet Tanju Akad

Karşı karşıya bulunduğumuz tehditlerin, her görüşten yurttaşlarımızın asgari bir kesiminin milli tutumda buluşmasıyla aşılabileceği, tartışma gerektirmeyecek kadar aşikar bir keyfiyettir. Bununla birlikte başlık ve ilk cümle bir dizi soruya yol açar. Milli tutum nedir? Bu tutumda birleşmesi beklenen asgari topluluk nasıl tanımlanır? Milli tutumda akıl eksikliği ve samimiyetsizlik nasıl tezahür eder? İstediğimiz gelişmenin önünde ne gibi engeller ve zorluklar vardır? vs.

Bunların yanıtı bizim için yeterince açıktır. Milli tutum öncelikle egemenlikten taviz vermemek, ikincisi ise küçük hesaplar için ülkemize zarar vermeyi en büyük suç ve ayıp olarak görmektir. Asgari topluluk ise egemenlik ve ülke çıkarlarından taviz verilmemesini sağlayacak bir gücün oluşturulmasını sağlayacak kadardır.

Bir başka ifadeyle, söz konusu mücadelenin başarısını garanti edecek desteğin somutlaşmasıdır. Pekala, bunu sağlamaya yetecek bir nüfus oranımız yok mudur?

Elbette vardır ama burada da samimiyetsiz tutumların ayırt edilmesine mani olan bir ferasetsizlikle karşılaşmaktayız. Örneğin CHP içerisinde, kendisinin milli tutumda olduğunu varsayan ve buna inanan azımsanmayacak bir kesim bulunmaktadır ama bunlar partilerinin yönetimindeki kliklerin gayrı-milli tutumlarını ayırt edip, bunlarla mücadele edebilecek bir ferasete ve cesarete sahip değildir. Dolayısıyla milli olma iddialarının samimiyeti de değer taşımamaktadır.

Aynı şeyi diğer partiler için de söyleyebiliriz. Ve bu partilerde siyaseten ve zihnen hapsolmuş çok sayıda yurttaşımızın, partilerindeki işbirlikçi kliklerle mücadelelerindeki cesaret eksikliği de önümüzdeki dönemde öne çıkarılması gereken, aslında ele alınması çok geç kalmış bir konudur.

MİLLİ TUTUMDA İDEOLOJİDE ve İNANÇTA BİRLİK

Milli tutum, ideolojide veya inançta birlik şartına sahip değildir. Bu bir milli ortaklık duygusudur. Farklı bakışlara sahip ancak egemenlikten ve ülke çıkarlarından taviz vermeyecek çok sayıda insanımız vardır.

Burada sorun, parti, inanç ve ideoloji ayırımlarının her şeyin üzerinde görüldüğü ilkel siyaset anlayışıdır. Ülkemiz maalesef yıllardır bu belayı yaşamaktadır.

Çocukluğumuzda, aynı mahallede “demokratların” ve “halkçıların” kahvelerinin ayrıldığını, hatta misafirlikte bile bir taraf gelince diğerinin kalkıp gittiğini hatırlarız. Bu ilkellik çirkin biçimler alarak günümüze gelmiştir. Öyledir ki, sırf diğerine zarar vermek için yabancılarla işbirlikçilik yapan sayısız grup ortaya çıkmıştır. Sağcısı, solcusu, radikal dincisi, etnikçisi, liberal işbirlikçisi, sayısız grup… bu anlayış içerisinde ihanet çizgisine kapılıp gitmiştir.

Öncelikle parti, inanç, ideoloji ayırımını milli tutumla karıştırmaması gereğinin bilincine varmış insanlarımızın çoğalması gerekmektedir.

Farklı görüşte olanlar hain değildir. Her kesim içerisinde hainler ve yurtseverler vardır.

Bunun anlaşılması ve her kesimden insanlarımızla diyalog kurulması önümüzdeki önemli adımlardan birisidir.

Bununla birlikte olay basit ayırımlarla izah edilemez. Etnik ve dini ayrılıkların yanı sıra menfaat ilişkilerinin işbirlikçiliğin gelişmesinde en azından akıl eksikliği kadar, hatta belki daha da önemli bir rol oynadığını görmezden gelemeyiz.

İnsanlarımızın bir kısmı hayatın anlamını ülkeye sahip çıkılmasında değil, kişisel refaha sahip olmakta görmektedir. Özellikle kendisine “cumhuriyetçi” diyen zavallı bir kesimin uzun süredir batı ülkelerine göç yarışına girdiğini görüyoruz. Bunlar ülkemizin karşı karşıya bulunduğu tehditlere karşı durmak yerine kaçmayı tercih eden manevi düşkünlerdir.

Bunların yanında, ayrıca, bin bir güçlükle kurup geliştirdikleri işlerini dolarları görünce yabancılara satmakta bir an dahi tereddüt etmeyen küçük düşünceli bir kapitalist kesim bulunmaktadır.

Sonsuz dolara sahip olan uluslararası mali sermaye istediği her şeyi satın alabilecek kağıt paraya sahip diye, bu satışa dünden razı olanlara ne demeli? Bugün içtiğimiz şişe sularının yarısından fazlasında, her yudumda yabancılara para ödüyor olmamızdan acı duymayan bizden olabilir mi?

Yeraltı ve yerüstü kaynaklarının hepsinin satılık olduğu bir ülke düşünülebilir mi? Bu ülkeyi yönetenlerin milli tutum sahip olduğunu kim ileri sürebilir?

Milli tutumun her alanda güçlenmesi için durmak bilmeyen bir çaba gerekir. Bunun potansiyeli yeterince vardır, sorunun büyük kısmı insanlarımızın geçmişten gelen ilkel ve dar bakışlı siyaset anlayışından kurtulmalarında yatar. Bir kez bu gerçekleştikten sonra, diğer sorunların aşılması için yapılabilecek olanlar konuşulabilir. Bunun önünde engel çoktur. Dışarıdan gelen kültür saldırıları, kişiliksizleşmiş solcular, kurnaz sağcılar, ikili oynama üstadı cemaatçiler, azgın etnikçiler, ülkeye küs mezhepçiler… say sayabildiğin kadar.

İşimiz kolay değildir ama ilk adım zihinlerin açılmasından geçer. Yakın zamanlarda, yurtsever tutum içerisinde olmasını beklediğimiz nice insanın ihanet çizgisinde yer aldığını gördük. Zihinler yanlış odaklanınca insanlar gördüklerini değerlendirip, doğru yerlere koyamıyorlar.

Buna karşın, ülkemiz nice tuzağı da aşmayı başardı, ama her seferinde başka bir tuzağa doğru yüründü. Bu tuzaklar için her partide ve görüşte insanımız kendisini -hem de isteyerek- kullandırdı. İstiklal Savaşı’nın iç ve dış cepheleri şekil değiştirerek sürüyor. Bunda biraz da geçmişle hesaplaşmaya cesaret edilememesinin rolü var.

Hesaplaşma yapılmadıkça zihinlerdeki bulanıklık sona ermiyor. İnsanların bir kısmı kendi kimliğinden dahi kuşkuya düşürülüyor. Bu zihin bulanıklığı liberal ihanetin ülkemize en büyük zararıdır ve en tipik olarak solcuların milli tutumdan çıkarak etnik işbirlikçiliğin peşinde yok olmalarında gözlemlenebilir.. Yönetime yönelmesi gereken tepkileri ülkenin varlığına yönlendirdiler ama ülke de solcuları siyasi hayattan etkili şekilde tasfiye etti.

Ne var ki bu artık güncel bir sorun değildir. Güncel olan, her kesimden insanlarımızın milli tutumu her platformda savunur hale gelmesidir. Bu, gayrı-milli tutumda olanların hareket alanını daraltabilir ve milli tutum için mutasavver ortak platformları öne çıkarabilir.

Perakende tepkilerin gerekli ama asla yeterli olmadığı artık anlaşılmış olmalıdır ama bunların gelişmesi için mevcut partilere siyaseten ve zihnen prangalanmış olanların zincirlerini kırmaları da gereklidir.

Mücadele her halükarda bitmez ama her görüşten yurtseverlerin zihinlerindeki zincirlerden kurtulacak aklı, samimiyeti ve cesareti göstermeleri beklenir.

Mehmet Tanju Akad

Veryansintv.com