Mister Co Baydın beni aradı

Nejat Eslen yazdı...

Mister Co Baydın beni aradı

Bugün Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Baydın’ın birçok iç politika konusu ile meşgul olduğunu, bu yüzden arayamadığını" söyledi.

Şuna bak! Dün Mister Co Baydın beni aradı, hem de erkenden.

"Günaydın Nejat’’ dedi bana. "Günaydın Co’’ dedim "sabah sabah hayrola.’’

Önce ona gönderdiğim lokum, kestane şekeri, fıstık, Tekirdağ rakısı için yeniden teşekkür etti, Misis Baydın’ın selamlarını söyledi.

Sonra devam etti. "Nejat, ben Amerika’nın yeni stratejik vizyonunu yazdım, sen bu konuda ne düşünüyorsun, merak ettim onun için aradım seni’’ dedi.

"Okudum Co" diye cevap verdim, ‘’hatta yazı yazdım bu konuda Veryansıntv’de’’ dedim.

"Sen bana iyilik yaptın beni astronot yaptın, uzaya gönderdin, gerçekleri söyleyip seni üzmek istemem; ancak, seni mutlu etmek için yalan da söyleyemem" dedim stratejik vizyonu hakkında Co’ya .

"Söyle, söyle"dedi gerçekleri "gücenmem".

"Bak Co" dedim, ‘’sen neyi amaçlıyorsun bu stratejik vizyon ile; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurduğunuz liberal dünya düzenini kurumları, kuralları ile birlikte koruyacakmışsın, Amerika’yı yeniden dünya lideri yapacakmışsın.’’

‘’Evet doğru’’ dedi.

‘’Co’’ dedim, ‘’savaş biteli yetmiş beş yıl geçti, dünya değişti, Amerika değişti, atı alan Üsküdar’ı geçti, senin bu amacının mantığı var mı?’’

‘’Ne demek’’ diye sordu, ‘’Atı alıp Üsküdar’ geçmek’’, anlattım.

Sonra Amerika hakkında bildiğim gerçekleri sıraladım. ‘’Bak Co” dedim, ‘’Bu gün itibariyle Amerika’nın;

Ulusal borcu 27.2 trilyon dolar,

Kişi başına borcu 82.3 bin dolar,

Federal bütçe açığı 3.2 trilyon dolar,

-Federal borcun gayrisafi hasılaya oranı yüzde 128,

-Toplam borcu 82 trilyon dolar,

-Dış ticaret açığı 840 milyar dolar,

-Çin ile dış ticaret açığı 300 milyar dolar,

-Yoksul sayısı 35.5 milyon,

-Sigortasız sayısı 28.3 milyon.’’

Sonra, ‘’Bak Co’’ dedim, ‘’Amerika iflas etmiş, batık bir ülke, bu rakamsal gerçekler varken, Amerika giderek borçlanırken, ekonomisi üretim yerine tüketime dönüşürken, dış ticaretiniz devamlı açık verirken, liberal ekonomik düzen artık Çin’e çalışırken, Çin ekonomisi giderek büyürken, yoksulluk, gelir dağılımında adaletsizlik giderek artarken, dolar itibar kaybederken sen nasıl olur da yetmiş beş yıl önce kurulmuş olan dünya düzenini koruyacağım, Amerika’yı yeniden dünya lideri yapacağım diyebilirsin.”

Morali bozuldu, ‘’yapma ya’’ dedi Co, kısık bir sesle ‘’Durum bu kadar kötü mü?’’

‘’ Co ‘’dedim ‘’Moralin bozulacaksa burada keseyim.’’ ‘’Yok, hayır devam et’’ dedi.

‘’Gelelim şu demokrasi meselesine Co’’ dedim. Devam ettim, ‘’Sen demokrasi değerlerini yayarak Amerika’yı dünya lideri yapacakmışsın.’’

‘’Evet’’ dedi, ‘’Demokratik değerler çok önemli bizim için, demokrasiyi bütün dünyaya yayacağız, demokrasiyi yayarak Amerika’yı dünya lideri yapacağız. Çin’de, Rusya’da demokrasi yok, onları sıkıştıracağız.’’

‘’Yapma Co’’ dedim, ‘’Hiç inandırıcı değilsin, senin kendi ülkende demokrasi var mı ki?

Hiç biz zaman da olmadı, Avrupa’dan geldiniz, toprağın gerçek sahibi yerlilere soykırım uyguladınız, Afrika’dan siyahileri getirdiniz köle yaptınız. Siyahiler, Hispanikler hala ikinci sınıf vatandaş ülkenizde, siz demokrasiyi sadece beyazlar için uyguladınız.’’

Sonra devam ettim: ‘’Sen demokrasiyi Arap Baharı'ndaki gibi, renkli devrimlerdeki gibi mi yayacaksın yine. Arap Baharı'nda demokrasiyi yayma bahanesi ile kaç milyon insan öldürdünüz?’’

‘’Aman dikkat et’’ dedim. ‘’Sen, Rusya’ya, Çin’e demokrasi götürmeye kalkarsan, adamlar sesten on kat daha hızlı hipersonik füzelerle istedikleri yerleri, istedikleri zaman vurabilirler, senin haberin bile olmaz.’’

‘’Siz F-35 savaş uçağı yaptınız bütün dünyaya rezil oldunuz’’ diye devam ettim.

Co söylendi ‘’Demokrasiyi yaymak, benim en güvendiğim silahımdı, ne olacak şimdi?’’ ‘’O senin sorunun Co’’ diye cevap verdim.

‘’Gelelim şimdi ittifaklar meselesine’’ dedim Co’ya. ‘’Gelelim’’ dedi.

‘’Amerikan askerini son çare olarak kullanacakmışsın öyle mi’’? diye sordum. ‘’Evet’’ dedi.

‘’Yani Amerikan askerleri yerine gerekirse ittifak askerleri, NATO askerleri savaşacak, öyle mi? ‘’dedim.

‘’Açıkça ifade etmesek de öyle gibi’’ dedi, ‘’Amerikan halkı artık tabut görmek istemiyor.’’

‘’Peki’’ dedim Co Baydın’a ‘’Alman askeri, Fransız askeri, İspanyol askeri savaşır mı Amerika için NATO görevinde, Amerika için ölür mü?’’ Cevap veremedi.

‘’Bak Co’’ dedim, ‘’madem ki beni aradın, düşüncemi sordun stratejik vizyonun hakkında, benden sana öneri’’ dedim: ‘’Amerika’da herkese inanma, kendini ona buna kullandırma, vazgeç dünya lideri yapmaktan Amerika’yı yeniden, Çin’le Rusya ile dalaşma, önce Amerika’nın içini toparla.’’

‘’Otoyolları, tren yollarını tamir et, çöken köprüleri yeniden inşa et, ekonomiyi canlandır, ırkçılığı önle, demokrasiyi Amerika’ya yay, Amerika’daki gelir dağılımındaki adaletsizlikle mücadele et.’’

‘’Kabul et dünya artık eski dünya değil Co’’ dedim.

‘’Amerika artık eski Amerika’’ değil.

‘’Bu yaşta büyük dert açtın başına Co’’, dedim, “Bu yaşta kendini ona buna kullandırma.’’

Morali bayağı bozuktu ayrılmadan.

‘’Stratejik vizyonu yeniden mi yazsam yoksa’’ diye sordu bana.

‘’Sen bilirsin Co’’ dedim.

‘’Senin bu stratejik vizyon belgen bir b.ka yaramaz, sen onu çöpe at’’ diyemedim yüzüne, daha çok morali bozulmasın diye..

‘’Bizimkileri ne zaman ararsın’’ diye sordum. ‘’Henüz karar veremedim’’ dedi; ‘’Türkiye bizim için çok önemli bir ülke. Orada siyasi partilerimiz, televizyonlarımız, emekli büyükelçilerimiz, generallerimiz, profesörlerimiz, cemaatlerimiz, tarikatlarımız var. Türkiye’yi Rusya’ya, Çin’e kaptırmak istemiyoruz, acelesi yok, stratejimiz tamamlanınca konuşacağız’’ diye ilave etti.

‘’Bana yeniden Tekirdağ rakısı gönder Nejat’’ dedi, ‘’Bu sefer kasa ile olsun, ihtiyacım olacak.”

‘’Dikkatli iç, yavaş yavaş iç’’ dedim Co ‘ya “Türk rakısı bu, çarpar yoksa.’’