Montrö tartışması hayra alamet değil

Hüseyin Vodinalı yazdı

Montrö tartışması hayra alamet değil

AKP Irak'ın işgali için ABD tarafından projelendirilen bir oluşumdu. 

Ecevit tasfiye edildi.

Ardından Erbakan yalnız bırakıldı.

Seçimlere giderken Cem Uzan'a parti kurduruldu.

Motorola borcu sayesinde.

3 Kasım 2002'de yüzde 7 buçuk ile MHP ve DYP baraj altı bırakıldı.

Erdoğan henüz başbakan hatta milletvekili değil iken Beyaz Saray'da Bush tarafından ağırlandı.

Avrupa'da tüm hükümet başkanları ile görüştü.

1 Mart 2003 Irak tezkeresinde 65 bin Amerikan askeri ve yüzlerce uçak, tank, helikopterle işgale uğrayacaktık.

Ancak bugün mumla aradığımız Gazi TBMM bu işgale gıdım farkıyla da olsa hayır dedi.

Şoke olan Amerikalılar intikamı, hayır diyen milletvekillerinden, askerlerden ve sivil toplum örgütlerinden aldı. 

Hele vatansever askerlerimiz bunun bedelini Fetö tertipleriyle hapse  atılarak ödedi. 

Ardından fetö bu kez Amerika'nın her istediğini yapamayan Erdoğan'ı hedef aldı. 

Ameliyathanedeyken MİT müsteşarını tutuklayacak kadar cüretkardılar. 

Sonrasında Rusya ile barışıp işbirliği yapan Erdoğan'a darbe girişiminde bulundular. 

Yapamadılar ve tasfiye sürecine uğradılar.

Ama Sam Amca'da oyun bir tane değildi ki.

AKP'nin dnasına hakimdi.

Aldığı nefese kadar.

Yolsuzluk dosyaları vs.

Sıcak para eroinman ekonomi ipleri ellerindeydi. 

Trump dönemi şans oldu AKP için ama kısa sürdü.

Bu arada Amerikan derin devleti 1950'lerde hazırladığı planı AKP eline verdi.

Çılgın bir gayri milli proje olarak Kanal İstanbul projesi çıkarıldı.

Proje finansmanı da Katar fonundan olacaktı.

Yani aslında Rothschild ailesinden gelecekti bu Anti Montrö projenin parası.

Montrö anlaşması gibi Türkiye'nin temel direklerinden birini tehdit eden bir çevre ve ekonomi felaketi.

Bu arada ABD Rusya'yı çevreleme stratejisi kapsamında Karadeniz'e girdi.

Romanya ve Bulgaristan NATO üyesi olmuştu.

Ukrayna da 2014 Amerikan tertibiyle Rusya'ya karşı sıcak cephe olmuştu. 

Rusya da Kırım'ı referandum ile  ilhak etmişti.

Biden geldi işler değişti. 

Biden Ankara'nın telefonlarına çıkmadı.

Yunanistan'a olan sevgisi de meşhurdur.

Halkbank işi de damokles kılıcı gibi AKP tepesinde. 

Erdoğan önce Suriye ve S400 mesajı verdi. 

S400'lere Girit modeli önerisi ile Suriye'de birlikte çalışma teklifi geldi. 

Ama Amerikan tarafından yine cevap yoktu. 

Sonra bir sürü garip işler olmaya başladı. 

İstanbul Sözleşmesi'nden Anayasa'ya aykırı olarak Cumhurbaşkanı kararnamesi ile çıkıldı. 

Ardından TBMM Başkanı çıktı, "İsterse Montrö'yü de kaldırır" diye skandal bir açıklama yaptı. 

Adeta 1 Mart tezkeresinin tazminatı gibi. 

İktidarda kalmak giderek zorlaşmışken torbadaki en büyük turpu masaya koymak gibi bir şey. 

O arada tekkede amiral, audide kokain VS. İyice sürreal bir döneme girdik. 

Bu esnada ABD Ukrayna'ya, Rusya da Donbass'a yüklü silah sevkiyatı yapmaya başladı. 

Doğu Akdeniz ve Libya'da geri adımlar gözlenirken, Montrö sinyali ile yeni ipotekler geliyor.

2011 Suriye fiyaskosuna şimdi bir de 2021 Ukrayna macerası mı eklenecek. 

Montrö kalkarsa bu iş başımıza çok bela getirir. Beka meselesidir Montrö. Konuşulması bile feci bir durum. 

İktidarda bir kaç gün daha fazla kalmak için ülke pazarlık masasına mı konacak. 

Burnuma hiç iyi kokular gelmiyor doğrusu!