Muhalefet iktidardan da yorgun

Nihat Genç yazdı...

Muhalefet iktidardan da yorgun

Muhalif ekranlar gündem tıka basa depolarca eleştirel malzemesi olduğu halde neden etkileyici yayın yapamıyor ya da bir puanlık yükseliş sağlayamıyor!

Şüphesiz gazeteciler her akşam bir yığın bilgiyi didik didik edip enine boyuna kitlelere aktarıyorlar, ancak, neden, büyük yolsuzlukların konusu olmuş bu ifşa bilgiler adrese gitmiyor, gidemiyor.

Eksik olan, inandırıcı, telkin edici, ikna edici hatta teskin edici yazar ve sanatçıların olmayışı, kitlelerin ruhuna hitap eden ve insanların içine işleyen konuşmalar yapacak toplumda kabul görmüş yüksek ruhlu güvenilir insanların olmayışı!

Google bilgileriyle olmuyor!

Twitter bilgileriyle hiç olmuyor!

Cilayla parlatılmış ekran kaşarlarından karizma hiç olmuyor!

Dokunaklı konuşacak adam yok!

Taşkın ruhlu ve ama ölçülü ve ama bir kalbi olan yazarlarınız yok!

'Duygu' ifade edebilen yazar yok!

Herifçioğlu yazının girişinden sonuna kadar Wikipedia bilgilerini dayamış ve sonuna iki kelimelik 'böyle olmuyor tabii' gibi ya da 'işte bu!' gibi veciz?! ifadeyle yazısını noktalamış ve bu yazıdan on yıllarca on bin tanesini hamal gibi okuyorsunuz, tebeşir tuğla tozu gibi, biraz sonra neyi anlattığını bile unutacağımız ıvır zıvırın adı da oluyor: muhalefet!

Ya da elinizde iktidarın foyalarını açıklarını karanlıklarını ortaya döken muhteşem zenginlikte bilgiler var, ancak, heyecansız, kuru, tekdüze, sıkıcı bir ifadeyle bu hazineleri iki dakikada çöp haline getirip değersizleştirip boşa düşüren tartışmalar-konuşmalar içinde buluyorsunuz kendinizi!

Neden bu memleketin ruhuna seslenebilen yok!

Çok değerli muhalif bilgiler sıcaklığını ateşini vehametini sıradan üsluplar sayesinde anında kaybediyor!

Bu kadar değerli hazineyi dahi becerip kullanamıyor bir nevi iktidara çalışıyorlar!

Bir ülkenin kanına yoksulluğuna hazinelerine varlığına felaketine mal olmuş olağanüstü önemde bilgileri taşıyabilecek aktarabilecek kullanabilecek yazar ve sanatçı ya da televizyoncunuz maalesef yok!

Bir muhalif twitterci ya da her gün basın toplantısı yapan Faik Öztrak ya da bir muhalif kanalın akşam yayını, hepsi, aynı sıradan üslup ve tekrarla ülkenin varlığına mal olmuş önemde bilgileri istisnasız heba ediyorlar!

Çünkü muhalif twitterciyle parti sözcüsü ya da gazeteci, ruhunu vermeden, canı yanmadan, kalbinde duymadan ve ama çok bilmiş ve burnu havalarda ve çok olağanmış gibi konuşup yazıp çiziyorlar!

Acıları güce büyük bir kitlesel enerjiye dönüştürmesi gereken muhalifler aksine acıları değersizleştirip olağanlaştırıp çöp malzemesi haline getiriyorlar, biteviye!

Enflasyon yüzde otuz olmuş, ya da işsizlik yüzde 15 olmuş, ya da Sedat Peker açıklamaları, ya da 17-25 aralık dosyaları, ya da ortalığın vahşi tarikatlarla dolması, hepsi, kıyametler kopartması gerekirken, bu eleştirel malzeme, inceliğini detayını korkunç gerilimini sosyal depremini kaybedip ucuzluyor, gündemin basit bir konusu haline geliveriyor!

Suçlu, muhalif gazeteciler ve ekranlar ve parti sözcüleri ve suçlu, bu muhalif bilgileri ne var canım herkes aktarabilir deyip halkla kitleyle konuşabilen yazarları adam yerine koymayıp kovup kendi suratını ekrana taşıyanlar!

Yani Münir Nurettin Selçuk gibi büyük bir sanatçı sahnedeyken bu twitterci arkadaş ya da bu gazeteci arkadaş ya da bu parti sözcüsü arkadaş, ne var canım bunda, deyip, sahneye fırlıyor, ve Münir Nurettin'in elinden mikrofonu alıp şarkıyı kendi söylüyor!

Sonra da niye bir puan alamadık, niye salon boşaldı, niye millet bizi dinlemiyor, diyorlar!

Çünkü 'millete' ulaşacak damarlarınız ruhunuz kapasiteniz duygu dünyanız derinliğiniz inandırıcılığınız yok.

Nicole Kidman'ın çok eski bir filmidir, Sonsuz İhtiras, bir genç gazeteci kızın yükselmek için mahallenin ergenlerini cazibeyle seksle nasıl kandırıp cinayete sürüklediğini anlatır, yani, bir yığın sadece bir moloz yığın muhalif gazeteci muhalefetin değil kendi önlerini açmak için twitter bilgileriyle gazeteci olmuş!

Acı çekmemiş bulanık şaibeli ve herkesin altına yatmaya teşne ve sorgusuz sualsiz herkesle iş tutmaya can atan idealsiz ülkesiz hatta ülkesiz insanlardan gazeteci yazar sanatçı ve muhalif hiç olmaz!

Hayatımda tek sansürü Halk TV'de Gezi Olayları sonrası yedim, onlarca programım ya ortadan düpedüz kaldırıldı ya da program yayındayken pattanak kesilerek kaldırıldı.

Kaldıran zavallı bir adam Hakan Aygün denilen güya liberal şahıs, kaldırma sebebi, Gezi sonrası muhalefet coşunca Gezi Olayları içinden bir çok popüler yeni ekran yüzleri geldi.

Ömürleri de iki üç yıl sürdü, Gezi Olayları'yla ekranda ünlenen bu şahısların hepsi istisnasız vekilliğe oynadı ve ama yıllar sonra pilleri bitiverdi, buhar olup uçtular, ya da  heyecanı coşkusu kalmamış kuru yavan konuşan insanlara dönüştüler!

Kızın biri Ekmeleddin'in baş danışmanıydı ve piarcısı, şimdi ekranların en büyük muhalifi oluvermiş, kızın biri, Fetö ekranlarından inmiyordu, şimdi en büyük muhalif oluvermiş, diğer gazeteci Ergenekon davalarını desteklemiş, diğeri Ergenekon sürecinde Fetö'ye hak veren yüzlerce yazı yazmış, diğeri Fetö Allah iken sessiz sedasız süt dökmüş kedi gibi bir kenarda sinsi yazılar yazmış, diğeri HDP'nin ve açılımcıların başını çekmiş ve ama şimdi hepsi muhalif!

Yani, muhalefeti değil hırslarını öne çekmişler! Halk da öküz ya bu bed sesleri tanımayacak bilmeyecek!

Ve muhteşem bir eleştirel malzeme işte bu ucuz adamların elinde ziyan oluyor!

İncelik yok, yüzlerinde ışık yok, acı çekmiş bir ifadeleri hiç yok, ağızlarından hüzünlü ya da ışıldayan tek kelime çıkmıyor, hayatta hiç şarkı söylememiş, hiç elma ısırmamış hiçbiri sokaktan bir arkadaşına dahi selam vermemiş bu tiplerin alayı toplanmış olmuş muhalefet!

Zaten bu tipler kendi münzevilik ve mutsuzluklarını aşamadıkları için onu bunu ittire ittire ekran şöhreti olmuşlar!

Bileklerinin hakkıyla değil kandırarak tezgahla liberal ya da HDP'yle düşe kalka şöhret olmuş dangıl dungul sürüsü!

Düşünceleri açık berrak değil ve sinirleri alınmış, at gözlüklerinden kurtulamamışlar ve coşkuyla kudurganlığı karıştırıyorlar ve sinsilikleri onları ele veriyor ve onları zaptetmek artık mümkün değil, ucuzluk her yerde!

Kitle karşısında kullanılan kelimelerin ısıncı basıncı vecizliği derinliği teskini iklimi tedavisi içe işleyişi zihne kazınışı hayal gücüne umuda dönüşmesi ve nice edebi incelikten habersiz hava durumu sunucuları gibi konuşan bu insanlar bir de kalkmışlar 'halk cahil' 'halk bizi anlamıyor' vs. diyorlar!

Asıl cahiller muhalefetin bütün çabalarını enerjisini yiyip tüketen boşa düşüren bu bomboş ama çok bilmiş bu insanlardır!

Oysa kitle karşısında konuşan yazan insanlar ateş gibidir kelimeleri alevlendir, fırtına gibidir, yüksek görüşlüdür, bilgiden çok daha fazlasıdırlar, tutkuyla acıyla trajediyle kavrulmuş insanlardır, duygu derinlikleri aşırıdır yakıcıdır. Ve ama işte soylu insanların miraslarına ihanet edip yerlerine iktidarın felaketlerinden daha büyük bir felaket bu ucuz adamları dolduruverdik!

Muhalif ekran, kendi söylediklerine tapınan kendilerini öven kendileri için çalışanların sapkın bir tapınağı!

Muhalefeti yorgun ve yaralı ve iş göremez yürüyemez hale getiren bir tutku bir aşk bir acı öyküsü olmamış kemiklerine kadar bir kez olsun ürpermemiş sarsılmamış işte bu çöp şahsiyetlerdir!

Bu eşsiz değerde skandal ifşa bilgilerle ülkede yüz kez iktidarın devrilmesi gerekirdi!

Bu olağanüstü değerdeki bilgilerle ülkede siyasetin yüz kez değişmesi gerekirdi!

Neden bir kezcik olsun topluiğneyi kendilerine hiç batırmazlar!

Haklı olmak yetmez, neden 'yeterli' olup olmadıklarına bakmazlar!

Haklısın ama yetersizsin!

Haklı ve doğru ve gerçek bilgileri dahi aktaracak kitleyle iletişime geçecek kalitede hiç değilsin!

Çünkü çoğu bir bayrağa bağımsızlığa inanmazlar, onlar bir ülkeye sahip çıkacak cesarete sahip değiller, onlar, ne kadar ekranda göründüklerine bir de kazandıklarına bakarlar, kazın ayağı öyle değil deyip kendi içlerine tek bir küçük eleştiri dahi getirecek güçleri yoktur!

Haklı doğru bilgileri güçsüz zavallı insanlar taşıyamaz!

Onlar işte bu muhteşem eleştirel hakikaten hazine kadar değerli bilgilerin kıymetini düşürür, milyonlarca insanın bir akşamda kanaatini seçimini değiştirecek bilgileri cürufa dönüştürürler!

Malınız ne kadar değerli olursa olsun alıcı-müşteri satıcıya güvenmiyor!

Satıcının dilinden tipinden konuşmasından sesinden vurgularından kıllanıyor!

Bu ucuz ekran şöhretleri hazine değerindeki eşsiz bilgileri sakız gibi çiğner ve ertesi gün tükürür, onlar, aslında muhalefeti yürüyemez konuşamaz hale getirir!

Bu ucuz ekran şöhretleri gerçekte muhalefeti sömürürler!

Ve bu sömürünün sıcaklığıyla yaşayabilmeleri için hepimiz bir ülke her gün onlara hazineler değerinde eleştirel bilgiler taşırız, taşırız, taşırız, ve onlar her gün bu bilgileri yakıp yakıp ısınır, yani, bu bilgileri sandığa seçime kanaatlerin dönüşümüne, iknaya inandırıcılığa zihniyet devrimine zırnık katkı sağlayamazlar!

Siz de kendinize hiç sormuyor musunuz, bu kadar değerli skandallar ifşalar, neden işe yaramıyor, diye!

Oysa biz yazarlar, acıları neşeye coşkuya hazza dönüştüren büyük sanatçılara özeniriz!

Oysa büyük sanatçılar acıları büyük sarsılmaz geri adım atmaz devasa bir bedene dönüştürür!

Yazar olmamızın anlamı da budur, acıları trajedileri hayale ve mutluluğa ve ortak sevinçlere dönüştürebilmek!

Acıyı, hasreti, yalnızlığı, kederi, kasveti velhasıl insanın yaşadığı sert travmatik amansız irili ufaklı duygusal yaraları güce-enerjiye dönüştürmek büyük sanatçıların işidir!

Beceremiyorsak, bu işi yapmanın anlamı yok, yapamıyor ve Wikipedia bilgileriyle muhaliflik yapıyorsak, bu sanatkarlık değil şarlatanlıktır!

Sanatçılar, şiirle sinemayla edebiyatla besteyle onulmaz-kapanmaz ölümcül zor ve ağrılı duygularınızın toprağını ahenkle ölçüyle havalandırıp size nefes aldırır!

Hepimiz şüphesiz büyük sanatçı olamayız ama onları dahi aşmaya çalışan derin tutkulu bir yerimiz yoksa bu işi hiç yapmayalım.

Sanatçı sizi boğmakta olan içinize işlemiş en uç duyguların şeytani öfkenin umutsuzluğun hızını yumuşacık melodi ve kelimelerle keser ve sizi içine çeker!

İçinizi bıçak gibi oyan yasınızı hasretinizi sevdanızı tahammül edilebilir hale getirir!

Sizi yakan aynı ateşin alevlerini ustalıkla kelimelere ya da müziğe dönüştürüp hayatı katlanılabilir hale getirip derdini ve kendini size ortak eder!

İçinizdeki muazzam gerilimi dindirir sizi güzellikler içinde güvenli bir yere milletin vicdanına ve kalbine taşırlar!

Sanatın mucizesi burdadır acıyı hazza kalabalığı toplumu millete dönüştürür!

Mesela Münir Nurettin Selçuk onlarca beste yapmıştır ve ama en çok sevilen eserleri Yahya Kemal'in şiirlerinden, Aziz İstanbul, Dönülmez Akşamın Ufkundayız, Kalamış, Endülüs'te Rask, vs.

Onca konservatuara rağmen bugün bu muhteşem eserleri layıkıyla okuyabilecek sanatçı bulmak çok zordur. Avazınız çıktığı kadar, şakaklarınızda kan damarları zonklayıncaya patlayıncaya kadar yırtına yırtına bağırırsınız, ama nafile!

Münir Nurettin'in söyleyişindeki tad yoktur!

Hüzün keder sevinci işte bu ustalıkta adamlar ancak dillendirebilir ve karşısında kendine hayran milyonlar bulur!

Ve Münir Nurettin Selçuk da sanki benden başka kimse söyleyemesin diye bestelerini fazlasıyla sert virajlı inişli çıkışlı yapmış. Yirmi yıl otuz yıl meşk edin yine de Münir Nurettin'in taşkınlığı deliliği ve yumuşak geçişlerinin ayarını tutturabilmeniz mümkün değildir! Bu sırlara vakıf olmadan sahneye atlarsanız rezil rüsvay olursunuz!

Ciddiyet ve coşku ve taşkınlık ve derin tutku ve tempo ve yavaşlık ve sakinliği ve patlayıcı ve şiddetli yükselişleri ve rüzgar yönü gibi aniden değişen ve ama kesintisiz bir fırtına gibi ve insanı yumuşak ve serin ve mutlu kılan bu beste planından, hikayelerin romanların müzik eserlerin derinlerinde insanlığa kurulmuş bu çok zeki duygusal oyunlardan habersiz iken sahneye fırlarsanız, işte muhalif ekrandakiler gibi kargaya detoneye dönüşür millet sizden iğrenir, yüzünüze bakmaz!

İşte ruhunuzu ve gövdenizi saran işte bu kelimelere ve melodiye dönüştürülmüş bir büyük ateş'in planı vardır bu eserlerde ve sanatçılarda! Bu herkesi yakan ateşin ilahi planından habersiz ekranlara çıkarsanız Allah sizi aleme rezil eder!

 Mesela Neriman Altındağ Tüfekçi türkülerimizin çok usta bir klasik sanatçısıdır! Kabuk tutmuş unutulmuş yaralarınızı bile yeniden harabeye dönüştürür, bütün uzun havaları istisnasız içinize işleyen buz kristalleri gibi akıcı berrak ve çok can yakıcıdır! Eşi benzeri yoktur. Bugün taklidini dahi bulmakta zorlanıyoruz!

Mesela Aysun Gültekin'in yüce dağları duman kaplamış ya da baba bugün dağlar yeşile boyandı türküsü, nicesi, sizi kalabalıklar ortasında kaybolmuş bir çocuk gibi yalnız bırakır!

Binlerce yılın düşünce dünyasından eleğinden gelmiş sözleri kalbinizi titretir eliniz ayağınız kıpırdayamaz hale gelir, bu kültürden habersizseniz pek tabii bu millet karşısında diliniz dolaşır konuşamazsınız!

Pek tabii her sanatçının sesine uygun şarkıları her sanatçıdan aynı güzellikte bulmak mümkün değil. Başka sanatçılar da başka şarkıları pek güzel okuyor! Ve ama bazı klasik şarkılar türküler bazı sanatçıların sesine çok yakışır ve o türküler-şarkılar onunla anılır ve onun ağzından dinlenir söylenir!

Bu yüzden şu sanatçının sesi daha güzel bu sanatçının sesi daha güzel demek yerine, bazı sanatçılara şu türküler bazılarına bu türküler daha güzel yakışıyor, deriz!

Düğünlerimiz bayramlarımız sohbetlerimiz oturmalarımız dinlenmelerimiz sevinçli hüzünlü anlarımız hep onlarla doludur!

Halen içimizde Allah'ın mucizeleri gibi yankılanırlar, renkli rüyalarımız onlardır, içimizde açan çiçekler onlardır, neşemiz coşkumuz onlardır, bizi toprağımıza tarihimize lehimleyip kaynaştıran onlardır, içimizde bahçeleri mezarlıkları ayrılıkları anıları ve aşklarıyla büyüleyici bir 'dünya' kuran onlardır!

Ahenkle yumuşaklıkla estetikle güzel sözle ritimle tempoyla kendilerinden geçişle coşkuyla bizi ikna eden mutlu eden bizi güzel duyguların içine çağıran onlardır!

Bu yüksek sanatçılar gibi olmak şüphesiz mümkün değil ama bir nebze onların seslerine yakın sesler bulmak zorundayız, bizim de kelimelerimiz sözlerimiz feryat figanlarımız ağıtlarımız uzun havalarımız gazellerimiz bu ülkenin derinliklerinden akan işte bu ırmaklarda yıkanmak zorundadır!

O türkülere bir dokunmak o seslere yakın düşmek, işte, bu satırlarda milletimizin şaheserlerine duygu denizlerine öykünmeli kelimeler bulmalıyız! Dedelerimizin canını yakan kelimeleri bulmalıyız! Yoksa twitter ve Wikipedia ve Google bilgileri bizi yolda bırakır! Yoksa twitter ve Wikipedia ve Google bilgilerine her sıradan vasat insan kolaylıkla ulaşabilir!

Ve içimizi dağlayan acılar yavaş yavaş hazla boşalmaya başlar, kabuslarınız rüyalara, depreminiz salıncak neşesine, içinizi dağlayan ateşten demir hayallere dönüşür ve hangi çevrenin hangi kültürün insanı olursanız olun alev alev sahici bir insana dönüşür, konserin tam da sonunda hiç tanımadığınız kalabalıktan her bir insanı sebepsiz kucaklayacak hale gelirsiniz!

Bu yüksek sesleri gördükçe okudukça dinledikçe derinlere çekiliriz, insan olduğumuz yere!

İçimizdeki sert acıların yer değiştirdiğini coşkuya sevinci dönüştüğünü görürüz!

Hangi ideolojiden hangi siyasetten hangi ırktan hangi köyden olursak olalım, hepimizi aynı ve ortak ve değerli yapan en derinimizde gizlenip yatan saf elmas duygular açığa çıkar ve bizi parlaklığıyla ışıltısıyla güçlü kılar!

Ve arınmış insanlar gibi daha hazımlı daha doygun daha içten daha kardeş oluruz!

Sanatın ikna teskin telkin inandırıcılık gücü çok yüksektir!

Milletimizin değerlerine özenmeden bu milletle konuşabilmek anlaşabilmek mümkün değildir!

Ve bu muhteşem mirası kötü acemi ucuz ve sinsi insanlardan dinlemeye hiç tahammülümüz olmamalı!

Kaçarız, dinlemeyiz, kapatırız, ruhumuz kararır, söyleyen adına utanırız.

Kimseden ekranda şarkı türkü söylesin beklemiyoruz, haklı olabilmek için milletimizin kalbine girmiş kelimeleri melodileri sesleri duyguları bilmek zorundasınız ve haklı ve gerçek bilgileri bu millete taşıyabilmek için bu ülkenin ruhuna üflenmiş büyük sanatçıların eserleri sesinize üslubunuza ışığınıza sızmış olması lazım.

Bu büyük eserlerin duygu derinlikleri kalplerine işlememiş insanlar şüphesiz yavan kuru basit ucuz işler yapar ve karşılığını bulamazlar, boş duvara konuşurlar!

O büyük eserlerin ruhu kelimelerinize siner, ateşi siner, heyecanı siner, feryat figanı siner ve coşkusu umudu siner!