Muhammet Tolga Erpolat'tan açıklama

Müvekkil Muhammet Tolga Erpolat ve kardeşi Ahmet Timuçin Erpolat uzun yıllardır başta bilişim ve siber güvenlik olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren, tanınan ve önde gelen iş insanlarıdır. 12.10.2020 tarihinde VERYANSIN TV internet sitesinde https://www.veryansintv.com/cok-tartisilacak-karar-bank-asyaya-para-yatiran-fetoculere-mujde linkinde yayınlanan “Çok tartışılacak karar... Bank Asya’ya para yatıran FETÖ’cülere müjde!” başlıklı yazıda gerçeğe dayalı olmayan içerik kapsamında karalayıcı cümleler yer almaktadır.

Müvekkil ve kardeşi hakkında örgüt üyeliği suçu nedeniyle yerel mahkemenin verdiği ceza kararı gerçekten de Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin ilamıyla beraat yönünde bozulmuş olup söz konusu bozma kararı yargılamanın tüm dosya kapsamının yeniden incelenmesi, iddia ve savunmalar ile delillerin değerlendirilmesi sonucu müvekkil ve kardeşinin FETÖ terör örgütü üyesi olmadığını gerekçeli olarak ortaya koymuştur. Zaten bir karalama kampanyası neticesinde başlayan bu yargılama, delillerin tek tek değerlendirilmesiyle müvekkil ve kardeşinin aklanmasıyla sonuçlanmış, ne yazık ki internet sitenizde yayınlanan haber ile gerçeğe aykırı çarpıtmalarla bir karalama daha yapılmıştır.

Söz konusu haberde yer alan bilgiler gerçek dışı olup, doğru ve tarafsız habercilik ilkeleri çerçevesinde gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan, sübjektif yorumlar içeren ve kamuoyunu yanlış yönlendirecek ifadeler içermektedir. Aynı zamanda halen kesinleşmemiş yani devam etmekte olan bir yargılama hakkında görüş bildirerek mahkemeleri etki altına alma amacı taşımaktadır. Yargıtay’ın Bank Asya’ya yatırılan paralar ile ilgili olarak daha önce ceza hükmü verilmesini onamış olması veya bu sebepten beraat kararlarını bozmuş olması müvekkil ve kardeşi hakkındaki yargılamayı etkileyecek değildir. Suçların ve cezaların şahsiliği ilkesi gereğince her sanık hakkındaki her bir iddia ve delil ayrı ayrı değerlendirilir. Öte yandan yazınızda da geçen FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in "Bank Asya'ya para yatırın" talimatının kamuoyunda paylaşılmaya başlandığı 15 Ocak 2014 tarihi milat olarak alınmış oldu. Bu tarihten sonra para yatıranların üyelik kapsamında değerlendirileceği açıkça ilan edildi.” Şeklindeki ifadeler zaten müvekkil ve kardeşi hakkında yapılan yargılama konusu dışında kalmaktadır. Bir başka ifadeyle söz konusu ceza dosyası kapsamındaki MASAK raporlarıyla sabit olduğu üzere müvekkil, kardeşi ve sahip oldukları şirketin Bank Asya hesaplarının açılış ve kapanış tarihleri milat olarak belirttiğiniz bu tarihten öncedir. Aynı zamanda vadeli hesapların vadesinden önce kapatıldığı, yatırılan bütün paraların derhal çekildiği, dolayısıyla bu banka hesaplarının örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilemeyeceği dosyadaki MASAK raporları ve bilirkişi raporlarıyla sabittir.

Söz konusu haberde müvekkil ve kardeşinin örgütün bankasına para yatırmış olmalarına rağmen beraat ettiği, Yargıtay kararlarının birbiriyle çeliştiği şeklindeki yorumlar kamuoyunu yanıltacak gerçek olmayan beyanlardır. Haber alma hakkı ve özgürlüğü çerçevesinde kamuoyunu bu şekilde yanlış yönlendirmeniz kabul edilemez.

İnternet siteniz yazarı Erdem Atay’a ait bu yazıda gerçeğe aykırı beyanlar yer almaktadır. Erpolat kardeşler ticari hayatlarının her döneminde Fetö örgütünün hedefi haline gelmiştir. Ürettikleri teknolojilerle yabancı gizli servislerin ve Türkiye’deki işbirlikçilerinin her zaman hedefinde olmuştur. Yazıda belirtilenin aksine 15 Temmuz sonrası Erpolat kardeşlere darbe indiği, Mehmet Ali Yalçındağ sayesinde savcılardan gizlenebildikleri doğru bilgiler değildir. Kaldı ki bu ifadeler Yalçındağ’ı da hedef göstermiş durumdadır. Bu kişinin cevap hakkı kendinde saklı olmakla birlikte; Yalçındağ’ın şirketin tamamının kontrolünü ele geçirerek şirketin adını değiştirmesi müvekkilin ve kardeşinin gözaltına alınmasından 1 yıl kadar öncesine tekabül etmektedir.

Yine yazıda belirtilenin aksine devlet kurumlarının yüzde 80’ine Natek ürünleri satılmamıştır; bu oran 17-25 Aralıktan önce yüzde 25’ler civarında olup daha sonra da Fetö ve işbirlikçilerinin devletten temizlenmesiyle birlikte bu oran biraz daha artmıştır. Natek hiçbir zaman Fetö’nün kontrolündeki kurumlara girememiştir; hatta bu kurumlara sunum dahi yapmalarına izin verilmemiştir. Bu kurumlar içinde TSK’nın olmadığı TSK’ya girişinin Fetö tarafından engellendiğine ilişkin devlet yetkililerinin açıklamaları, algı oluşturmak amacıyla maksatlı olarak sadece çok küçük bir bölümünü alıntı yaptığınız Metastaz kitabında ve açık kaynaklarda yer almaktadır.

Söz konusu yazıda Natek şirketinin bir kurumdaki tüm bilgisayarların hareketlerini (LOG) bir merkezde toplayan bir sistem kurduğu Kısaca devletteki tüm bilgisayarlardaki hareketler tek bir merkezde yani bu şirkette toplandığı ve her şeyin kontrol altına alındığı belirtilmiştir. Tam olarak siber güvenlik sektörü ve bu kapsamdaki yazılımlar hakkında bir bilgi sahibi olmadan yazılan bu cümle sanki şirketin ürünlerini sattığı devlet kurumlarından veri topladığı algısı yaratmakta olup bu da habercilik ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde kamuoyunu yanlış bilgilerle belli bir algıya yöneltme sonucunu doğurmaktadır. Eğer bu iddia doğru olsaydı ve Erpolat kardeşler Fetö üyesi olsalardı sözde toplanan tüm bu kritik verilerin örgüte sızmış olması gerekmez miydi? Bu iddialarının tamamı zaten Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tartışılmış ve hükme esas dahi alınmamıştır. LOG kayıtları belli bir merkezde toplanıyor olsa bile bu merkezin şirket merkezi olduğu sonucuna nereden varılmıştır? Natek şirketinin bahsi geçen yazılımları halen daha birçok kamu ve özel kurumda kullanılmaya devam etmektedir. Çünkü bu yazılımlar iddialarınızın aksine veri gizliliği sağlamakta, kurumların güvenliğine hizmet etmektedir.

Natek ve Bilgikent firmalarının kârları normal piyasa şartlarına göre rayiç bedellerin altında olup bunlar maliye denetimindedir. Erpolat kardeşlerin ortak olduğu şirketler Türkiye tarihinde bugüne kadar görülmeyecek şekilde kârlarının önemli bir bölümünü Ar-Ge’ye yatırmışlardır. Yazıda bahsi geçen ihalelerin hepsi ihale mevzuatına uygun yapılmış, hiçbiri hakkında bir şüphe dahi dile getirilmemiştir. Kaldı ki Fetö üyesi olduğu için kamudan ihale alarak yazıdaki ifadeyle milyon dolarlar kazanan iş adamlarının malvarlıklarına tedbir dahi konmamıştır. Erpolat kardeşler iş insanlarıdır, yazıdaki iddialar servetlerini örgüt üyeliği kapsamında kazandıklarını ima etmektedir. Ancak bu iddialarınızın hiçbir somut temeli mevcut değildir. Zira Erpolat kardeşler hakkında soruşturma yürütülürken tüm mali geçmişleri, para hareketleri, şirketin tüm işleri, ihaleler didik didik incelenmiş, birçok bilirkişi raporu alınmış, gerekli tüm incelemeler yapılmıştır. Ve bunların sonucunda ne örgüte finansal destekte bulundukları ortaya konabilmiş, ne de ihaleleri ve kazançlarını örgüt sayesinde edindikleri ispat edilebilmiştir; yani yasal olmayan bir gelir elde ettiklerine dair en küçük bir emare dahi ortaya konamamıştır. Bir başka ifadeyle ticaretle uğraşan bu kişilerin ticari hayatlarının hiçbir noktasında bir örgüt bağlantısı mevcut değildir.

Ahmet Timuçin Erpolat 1978 doğumludur. Fetö örgütünün kuruluş tarihi onun doğumundan çok önce olduğu için iddialarınız desteksiz ve temelsiz kalmaktadır. Kendisi 17 yıllık eğitim hayatının sadece 3 yılını bahsi geçen okulda geçirmiştir. Onun dışında okuduğu tüm okullar devlet okuludur. Eğer örgütsel bir bağ ve ilişkisi olsaydı en azından üniversite öncesi tüm eğitimini burada alırdı. Üniversitede de ona göre bir eğitim kurumu seçilirdi. Yapısı ve karakteri itibariyle kimseye aklını kiraya verecek birisi değildir. Kendisi İzmir Fen Lisesi’ni Türkiye 32.si olarak kazanmıştır. Fakat babasının acilen ameliyata girmesi ve tedavisinin uzun süre sürmesi gibi şartlar nedeniyle İzmir Fen lisesine kayıt yaptıramamış, söz konusu okulda tam bursluluk ve aylık yüksek nakit burs verilmesi ile ikna edilerek kayıt yapılmıştır. Yani ekonomik ve fiziksel koşullar nedeniyle eğitiminin üç yılını burada sürdürmüştür. Kendisi burada okurken de o dönem solcu olarak bilinen bir dershaneyi burslu olarak kazanıp oraya devam etmek istemiş bu nedenle okul yönetimiyle ters düşmüştür. İstenirse Isparta devlet hastanesi ve söz konusu dershane kayıtlarına bakılabilir. 

Hüseyin Kara Rize Güneysulu ve ilahiyatçı kimliği ile o dönem Ak parti genel merkezinde aktif olması ve aynı sektörde iş yapmaları nedeniyle gerek genel merkezin gerek sektörde iş yaptığı kişilerin yönlendirmesiyle Tolga ERPOLAT’ın referansları arasında yer almıştır. Daha öncesine ilişkin Tolga Erpolat’ın bir tanışıklığı olmadığı gibi iletişimleri 17-25 Aralık 2013 tarihinden çok önce kesilmiştir. Bu iletişim kayıtları da dosyada vardır. Tolga ERPOLAT çocukluk yıllarından beri ailesinden aldığı terbiye ve vatan sevgisi nedeniyle ülkücüdür. Antalya Anadolu Lisesinde okurken Antalya Ülkü Ocaklarında lise sorumluluğu görevi yürütmüş ve dönemin MHP il başkanı rahmetli Turhan Atasever ile aktif olarak çalışmıştır. Üniversiteyi bitirir bitirmez de MHP’li Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in danışmanlığını yürütmüştür. Hayatının hiçbir döneminde Fetö’ye sempati dahi beslememiştir. Herkesin övgüler düzdüğü dönemde dahi muhalif duruşunu sergilemiştir. Hatta cezaevinde Fetö koğuşunda bile bu duruşuna devam etmiştir. Kendisi hayatının hiçbir döneminde Bülent Arınç ile tanışmamıştır. Böyle bir listeyi de ilk defa yazardan duymaktadır. Yazar bu listeyi biliyorsa bütün isimleri açıklamalıdır ki kim vekil olmuş o dönem, kim olmamış ortaya çıksın. İddia sahibi iddiasını ispatlamakla mükelleftir.

Erpolat kardeşler hayatlarının hiçbir döneminde bu örgütün bir derneğine üye dahi olmamışlardır. İş dünyasında Tuskon üyeliğinin Fetö üyeliği için bir kıstas olduğu bilinmektedir. Bu ülkede yüzbinlerce iş insanı Tuskon üyesi iken onlar üyelik bir yana herhangi bir organizasyonunda dahi yer almamışlar; yurt dışında hiçbir fuar, organizasyon, okul seyahatine katılmadıkları gibi Tuskon’a alternatif olarak kurulan sivil toplum örgütlerinin kurucusu olmuşlardır bunlar dosya içerisinde yer alan MASAK raporlarında sabittir.

ERPOLAT kardeşler, bu tip davranışları, fetö şirketlerine her zaman rakip olmaları, fetö şirketleri ile en ufak bir ticari ilişkilerinin olmaması, hatta örgüte kurban bağışında dahi bulunmamaları nedeniyle örgütün açık hedefi haline gelmişler; Taraf gazetesi ve tüm fetö medyasının hedefinde olmuşlar, haklarında günlerce sürecek karalama kampanyaları yürütülmüştür. Taraf Gazetesi ve diğer Fetö medyasına karşı tazminat davaları açılmış ve kazanılmıştır. Müvekkiller Fetö’nün hasmıdır. Bunlar belgelerle sabittir.

Erpolat kardeşlerin sahibi olduğu firmalar 2008 yılından beri Hacettepe Teknokent’te faaliyet göstermekteydi. Tuncay Delibaşı’nın Teknokent’in yöneticisi olması ve dosyada tanıklık yapan dönemin genel müdürünün ifadesinde de belirttiği gibi deterjan alımı gibi işler dışında her konuya kendisinin karar vermesi nedeniyle Teknokent ile yürütülen rutin işlerin ve o dönem yer sıkıntısı nedeniyle yeni kira kontratlarının yapılması nedeniyle kendisiyle iletişim kurmak zorunluluğu vardır. Kendisiyle yapılan tüm görüşmelerin kontrat dönemlerinde olduğu dosyada açıktır. Kendisiyle Teknokent yöneticisi olmasıyla başlayan iletişim, kendisi görevden ayrılmadan 9 ay önce yeni yer ihtiyacı kalmadığı için sonlanmıştır. Delibaşı’nın döneminde grup şirketlerinin önünü kesmek için bizzat Delibaşı’nın Teknokentte kurdurduğu altenatif şirketler dosyada yer almaktadır.

Bank Asya konusuna dönecek olursak Eylül 2013’te şirket genel müdürlüğüne çok yakın bir yere söz konusu bankanın şube açması ve çalışma konusundaki ısrarlı talepleri üzerine o dönem fiziki olarak yakında olan diğer faizsiz tüm bankalarla çalışılması ve portföye yeni bankaların dahil edilmesine yönelik finans müdürlüğünün politikası sonucunda çalışılan onlarca bankadan biri olarak çok kısa süreli çalışılmış, Sayın cumhurbaşkanımızın açıklamaları sonucunda hesaplarda yer alan yaklaşık 1 milyon TL ihtiyaç olmamasına rağmen vadesinden önce 15-17 Ocak 2014 tarihlerinde buradan çekilerek başka bankalara kaydırılmış ve hesaplar tamamen sıfırlanmıştır. 17-25 Aralık öncesi verilen çeklerin ödemesi ve ticari mektupların süresi biter bitmez de 07 Mayıs 2014 itibariyle bütün hesaplar kalıcı olarak kapatılmış, bankayla çalışmaya kesin surette son verilmiştir. Söz konusu tarihlerde Erpolat kardeşlerin bankalardaki işlem hacminin yaklaşık 160 milyon tl olduğu da göz önüne alındığı zaman söz konusu bankadaki ticari işlemlerin ne kadar küçük ve önemsiz olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bütün bunlar MASAK raporları ve Prof. Dr. Hakan Naim Ardor tarafından hazırlanan bilirkişi raporu ve tanık ifadeleriyle sabitken ve Yargıtay kararında da açıkça belirtilmişken yaptığınız haber basın etiğine uymamakta olup tamamen çarpıtma ve maksatlıdır.

Müvekkillere ait Yargıtay kararının görsellerini ne şekilde ele geçirdiğiniz bilinmemekle birlikte Yargıtay kararında yer alan ifadelerle ilgili bir değerlendirme, diğer Yargıtay kararlarıyla ne şekilde bir çelişki olduğu konusunda açık bir karşılaştırma yazıda mevcut değildir. Yazınızdan iddianamenin içeriğinden de haberdar olduğunuz anlaşılmaktadır. Bunlar araştırmacı gazetecilik çerçevesinde ele geçirilmiş ise, doğru habercilik ve araştırmacı gazetecilik ilkeleri çerçevesinde yazınızda incelediğiniz dosyanın tamamını ayrıntılı bir şekilde inceleyip haber yapmanızı kamu vicdanı ve dosyanın tarafı olarak beklerdik. Zira tarafsız gazetecilerin kamuoyunu aydınlatma görev ve sorumluluğu çerçevesinde yanlış bir bilgi vermemek adına irdeledikleri konuyu tüm hatlarıyla okuyup araştırmaları gerekmektedir. Aksi takdirde eksik bilgi yazarın kendisini de bu olayda olduğu gibi yanıltabilmektedir. Yalnızca iddianamedeki bazı iddialardan (ki bu iddialar mahkemede tek tek ele alınmış ve birçoğu hükme esas bile olmamıştır) ve bir yerlerden bulduğunuz Yargıtay kararı görsellerinden faydalanılarak yazılan yazı, eksik bilgi nedeniyle yanıltıcı olmuştur ve kamuoyunu yanlış yönlendirmektedir. Öte yandan eksik ve yanlış bilgilerle bir internet haberi yapmak olayları çarpıtma maksadı gütmüyorsa ne maksadı gütmektedir?

Ayrıca belirtmek isteriz ki haberin başlarında yer alan müvekkillere ilişkin ‘ilişkiler ağı’ kavramının da altı doldurulamamıştır. Ortaya çıktığını iddia ettiğiniz bu ilişkiler ağının tam olarak ne tür ilişkiler olduğu, kimlerin dahil olduğu ve neden haber değeri olduğu yazınızdan anlaşılmamaktadır. Kamuoyunu bilgilendirmek adına belirtmek isteriz ki müvekkillerin açıklayamayacakları, hukuka ve ahlaka aykırı olabilecek, haksız kazanç veya rant amacı güden hiçbir ilişkisi olmayıp, ceza dosyasında müvekkillerin cep telefonlarıyla görüştükleri tüm kişiler araştırılmış, her görüşmenin neye ilişkin olduğu tek tek ortaya konmuş ve zaten Yargıtay kararı okunduğunda da örgüt üyeliğine delalet edecek bir ilişkinin olmadığı sabit olmuştur.

Netice itibariyle haber sitenizde yazılan yazı habercilik ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde gerçeğe uygun olmayan yorumlar ve karalamalardan oluşmaktadır. Bu nedenle tekzip konusu yazının derhal yayından kaldırılması gerekmektedir. Müvekkilim adına kişilik haklarının ihlalinden ve hukuka aykırı her türlü saldırıdan dolayı yasal yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Kamuoyunun bilgisine sunulur.

Av. Bilge Elif GENÇAY