Nagehan Alçı Afganistan'dan bildiriyor

Nihat Genç yazdı...

Nagehan Alçı Afganistan'dan bildiriyor

'Arkadaşlar gösteriş yapmak için Afganistan'a geldim, güzelliğimin ışığıyla Taliban vahşetini örtmeye çalışacağım, Habertürk'te yaptığım gibi! Saray beni Angelina Joliliğe atadı!'

'Arkadaşlar sağ salim özgür ülke Afganistan'a ulaştım. Üzülerek belirteyim burayı hala karıştırmaya çalışan kemalistlerin hepsi temizlenmedi. Ancak tıpkı PKK gibi Taliban'ın arkasında da yoksul islam ülkelerine özgürlükler getiren Amerika olduğunu düşününce içim rahatlıyor, kuşkunuz olmasın bir kaç haftaya son 'ulusalcılar'ı da denize dökeriz. Arkadaşlar burada 'denize dökmek' yerine dağdan aşağı atarız diyorlar.'

'Arkadaşlar Afganistan'a yola çıkarken şimdi orada başına bir iş gelir sana tecavüz ederler diyenler oldu, endişe edilecek bir şey görmedim, burada Ekşi Sözlük yok. Gelirken sıkı sıkıya tembih ettiler peçeni ört burkanı giy, diye. Arkadaşlar burada 'kadınlar'la ilgilenen yok, bu yüzden kadınların suratlarını görmemek için kadınları örtüyorlar. Taliban'ın ulemasına sordum, dedi ki, Taliban kadından değil 'oğlan'dan hoşlanıyor. Her birinin beş-on oğlanı varmış. Yani benim gelmemde bir mahsur yok ama Rasim sakın gelmesin. Rasimciğim, beni merak etme. Gelmek için can atıyorsun ama neden hep taşın altına bizim elimiz giriyor. Şu Engin Ardıç köşesinden rahat rahat yazacağına gaza getir Engin Ardıç'ı gönder!'

'Arkadaşlar hayatımda ilk defa ulusalcıların hiç olmadığı özgürlükler ülkesi cennet bir yere düştüm. Önce pazar yerine gidip enflasyon var mı fiyatlar fahiş mi diye inceledim, sonra? Ulemaya, İslam'da dört kadın evliliğe icazet var ama İslam'da kaç tane oğlan'a müsaade ediliyor, dedim. Elini 'ohooo' beş, on, diye salladı. 'Acımıyor mu?' dedim. Rasimciğim burayı iyi dinle! Burada afyon serbest, haşhaşı çekince acımıyor dediler. Ve kadınlar birbirini kıskandığı için bir gecede iki kadın birden yatağa giremiyor, ancak oğlan işi farklı... Aynı anda yatağa üç-beş oğlan atılabiliyor. Buradan da anladım ki kuvvetli olabilmek için bir öğünde birçok öğün yiyeceksin yani burası sadece özgürlükler değil bir de 'bolluklar' ülkesi. Etekleri niye bol, rahat sallasınlar diye, burası biyolojik özgürlükler ülkesi? Niye herkesin elinde kaleşnikof, çünkü her kul'un her müminin artık 'iradesi' de özgür, topluma huzur getirmek için tetikte ve hazır!'

'Rasimciğim burayı iyi dinle, burada Cumhuriyet Gazetesi gibi tepeden inmeci, baskıcı, yasakçı, sansürcü, otoriter, diktatörlük özlemi taşıyan bir gazete yok. Rasimciğim, burada hükümet olmak çok kolay. Çünkü hükümet yoksulluk tecavüz kafa kesme istediğini yapsın hükümeti eleştirmek hükümeti sıkıntıya sokmak gibi bir şeytanlık yok. Düşünebiliyor musun Yargıtay diye bir kurum yok. Bir an canımı dişime katıp mücadele verdiğim ülkemi düşündüm, Yargıtay'larda uğraş mahkemelerde uğraş, yok Yargıtay'dan dava inceleniyor, yok Yargıtay'dan geri döndü, işte bu yargı zulümlerinin hepsi Türkiye kaldı. Rasimciğim burada yargı ve hukuk doğuştan insanlara kapalı. Hukuk sınırlaması ve baskısı olmadan insan çok daha kendini özgürce salıyor! Rasimciğim burada ağaçlara tabiata özen gösteriyorlar her mevsim buduyorlar. Niye kelle kesiyorsunuz dedim, 'odundan' tasarruf için dediler, kesilmiş kelleye yakından baktım, hakkaten suratında bir ulusalcı sırıtması donmuş kalmış, odunun tekiymiş. Taliban askerine dönüp, kelleyi kesmişsin ama hala gözleri açık tehditvari bakıyor dedim, neden baltayı gözünün budağına indirmiyorsun, dedim. Taliban askeri baltayı elime verdi, Allah ne verdiyse indirdim gözüne gözüne! Oh be rahatladım! Hah şöyle! İçime bir huzur geldi!'

'Rasimciğim, burada yöneticiler çok rahat, çünkü herkes hukuk karşısında eşit değil, hukuk karşısında mütevazi. Hiyerarşinin tepesinde Taliban uleması yani şurası var, onlar Allah ve Amerika'ya verdikleri sözle ülkeyi yönetiyorlar! Söyle Rasimciğim, Türkiye'de hangimiz eşitiz. Bir ev kredisi için başımıza gelmedik kalmadı. Rasimciğim, burada herkes yerini biliyor! Özgürlük dediğin herkesin yerini bilmesi! Düşün Gezi olaylarında yerini bilmeyen çapulcular sarayı yıkıyordu. Gelsinler burada yıksınlar bakayım. Taliban'la kredi işini görüştüm, Tora Bora manzaralı geniş geniş bin metre karelik dubleks bir inşaat, hadi hayırlısı!'

'Rasimciğim, burayı sen okuma. Arkadaşlar, batı medyası bize Taliban'ı hep çirkin vahşi korkunç canavar insanlar olarak tanıttılar. Yakından görünce fikirlerim değişti. Muhteşem yakışıklı adamlar. Şu üstlerindeki uzun pileli eteklerle ve ellerinde kaleşnikoflarla çok karizmatik görünüyorlar. Yunan Bağımsızlık savaşına katılan Lord Byron'un şiirlerini hatırladım, heykel gibi yakışıklı Yunanlılar'ı anlattığı. Taliban askerlerini görünce ben de bir roman yazmalıyım, dedim, ancak aramızda roman yazacak kadar macera geçmedi. Şimdilik sokaklarda zafer narası tekbir diye bağırıp Allahüekber diye bağırıyoruz. Halk kahramanlarını şükran duygusuyla kucaklıyor ve ben romanıma bir isim düşünüyorum: Kutsal Tutsaklığa Adanmış Nagehan Alçı'nın Afganistan Seyahati!'

'Rasimciğim dönüş için yer kalmamış, uçaklar dolu, ancak uçağın ayaklarına asılmalık bir bilet kalmış, o da, tek bir uçağın tekerleğine üç kişi birden tutunarak ancak yer var diyorlar. Ellerim kaymasın diye şu jimnastikçilerin eline sürdüğü tebeşir tozundan buldum. Rasimciğim saraya telefon et, bir özel uçak göndersinler. Şu anda Toro Bora dağlarında bir mağarada tutuluyorum. Yanlış anlama içimde korku yok. Doğa harika. Endemik bitkilerle çayımızı içiyor yer sofrasından yemeklerimizi yiyoruz. Buranın bitkileri de özgür her biri insanı sarhoş ediyor. Rasimciğim özgürlükler ülkesinde düşün bir de sere serpe tabiatla kucaklaştım. Işık yok cep telefonu yok asfalt yol yok ama ulu ve görkemli ve heybetli Taliban askerlerinin nöbet tuttuğu bir mağara, gökteki yıldızlara bu kadar yakın hiç düşmedim, sonunda kendime geldim!'

'Rasimciğim, mağaranın karanlık köşesinden yazıyorum, kadınların yıldızlara bakması yasakmış, özgürlükler ülkesinde yaşadığım bayram havası çok sürmedi, şu anda hiç dişisi olmamış iki erkek ayıyla aynı mağaradayım, beni buraya cesaretim ve liberalizm ve özgürlüklere düşkünlüğüm getirdi. Ayıların güneşe çıkması da yasakmış çünkü güneş kanlarını ısıtıp şehvet verirmiş, burada bir Akit Gazetesi var, orada okudum. Rasimciğim Taliban yönetiminden çok şey öğrendim. Mukabele etmeyeceksin, karşılık vermeyeceksin. Sosyolojik bir gerçekliktir mukabele edersen o da mukabele eder ve sonsuza dek hır gür iç savaşlar bitmez. Taliban'dan Allah'a teslim olmayı öğrendim. Kemalistlerin olmadığı bu huzur ülkesinde kendini Allah'a ve Allah adına ilahi adaleti temsil eden ulemanın ellerine bırakacaksın!' 

'Rasimciğim bu dünyada her insan hayatında bir kez özgürlüğü denemeli! Teokrasinin vahşi güzelliğiyle buluştum. Memleketimden üstüme yapış yapış getirdiğim ulusalcı kemalist hukuk düzeninden oh be nihayet kurtuldum. Mistik bir kutsallığı ulaştım. Hayatımda ilk defa coşku ve ateşi bedenimde hissettim. Özlediğim vatana kavuştum, zaten Tibet dediğin biraz arka tarafta. Taliban ulemasının istediği bu dünyada rütbe öte dünyada türbe, çok mu? Herşeyin tadına ilk bakan olmak istiyorlar, fazla mı? Özgürlük dediğim yeri sonunda buldum Taliban ulemasinin gölgesinde uyumak dünyanın en güzel şeyi. Doğu Perinçek bey de bir gelip böyle görkemli milli kahraman ulemaları yakından bir görse, onun da benim gibi içi açılır, inanın o da aşka gelir benim gibi koyverir. İnsan uzaktan bakınca eski Türkiye alışkanlıklarından sosyal bir nefret sahibi oluyor. Ve ister istemez sosyal bir mesafe koyuyor! Oysa Taliban'la özgürlükler konusunda ortak hedeflerimiz var! Sarayımız ortak. Şeri hükümet yapımız şuramız ortak. Uyuşturucu sevkiyatımız ortak! Konteryırlarımız ortak! Burada da camilere Peştunlar dışında kimseyi almıyoruz! Ve düşmanlarımız ortak ulusalcılar, ve arkamız dayadığımız dostumuz Amerika, ortak!'

'Arkadaşlar, buraya önyargıları yırtmak için geldim, Almanya teknolojide kalkındıktan sonra Almanlar'ın nazi olduğunu unutmadık mı? Çin daha otuz yıl önce dünyanın en fakir ülkesiydi, şimdi Çin'e gıptayla bakmıyor muyuz? Ne çok konuda zihniyetimiz bakışımız değişti. Ama ulusalcı önyargılar yüzünden Amerika kurtarıcı kahraman yüz bin film çektiği halde Amerika hala düşman, Taliban dünyaya açılıp ılımlı İslam'a geçtiği halde, hala Taliban'a düşmanlık yapıyorlar, neden? Çünkü eski Türkiye'nin laik saplantılı kafası hiç değişmedi!'

'Arkadaşlar, neyi hissettim biliyor musunuz, dinin olduğu yerde zaman donmuş. Zaman donunca ilerleme gelişme sosyalite anlayış hiç olmuyor. Ve yeni kurallar yeni hayatlar için yeni buluşlar yeni icatlara da yani düşünmeye bilime de hiç ihtiyaç olmuyor! Zamanın donduğu yerde beyin de donuyor adetler gelenekler de donuyor, ilişkiler de donuyor ve herşeyin ilk hali sonsuz bir döngü içinde size huzur veriyor.

'Tıpkı yıldızlar ve güneş gibi, hepsi aynı değişmiyor ve hepsi aydınlatıyor yol gösteriyor. Ve dünyayı ormanda olduğu gibi alfa erkekler yönetiyor! Burada alfaları kafanıza çok takmayın. Çünkü siyaset için yazarlar gazeteciler de kafa yormuyor. Çünkü, alfalar kendi aralarında hırlık çıkartıp birbirini seri şekilde öldürüyor ve siyasetin önü de doğal olarak açılıyor! Buranın Yargıtayı ve diyanetine alfa erkeğin şeysi tek başına karar veriyor! Özgürlük dediğin 'doğal' seçilim değil mi? Şu her gün vurulduğumuz aşılara bakın ya da gündelik korkularımıza paniklerimize bakın, yani medeniyet öncesi 'ormanlar'ı aslanları ve doğal bağışıklığın özgürlüğünü hangimiz özlemiyoruz! Yaşasın Taliban'ın özgürlük savaşı! Kahrolsun Kemalist diktatörlük!'