Nagehan Alçı'ya 'FETÖ artığı' demek 'hakaret' değil!

Nagehan Alçı'ya 'FETÖ artığı' demek 'hakaret' değil!

3 Ekim 2019’da ‘Nagehan Hökenek’ başlığıyla bir yazı yazmış, yazının sonunda şunları söylemiştim:

“…Cem Küçük ile Nagehan Alçı hala algı operasyonlarına devam ediyorlar ve birbirlerini de çok güzel kolluyorlar.

Yakında…

Yine kollayacaklar birbirlerini.

Nereden mi biliyorum?

Bize teşekkür edeceksiniz.”

https://www.veryansintv.com/nagehan-hokenek

Şimdi bize teşekkür etme zamanı!

Dosyayı açıyoruz.

FETÖ’nün güçlü olduğu zamanda “En büyük Fetullah” diyerek Türk milletine bu teröristleri sevdirmeye çalışanlar bunlardı.

FETÖ’den sonra da “Dünyanın en büyük teröristi Fetullah” diyerek Türk milletinin aklıyla dalga geçenler yine bunlar.

Ve bunu gözlerimize baka baka, utanmadan yapıyorlar.

Türk adaletince yargılanması gereken kişiler bugün hala televizyonlara çıkıp ahkam kesiyor.

Keser tabii...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Rasim Ozan Kütahyalı’yı arıyor, televizyonlara yeniden çıktığı için mutlu olduğunu belirtiyor, aynı Bahçeli Nagehan Alçı’yı arayıp “objektif” yazılarını okuduğunu söyleyebiliyor.

Halbuki Bahçeli, çok değil, 1 yıl önce Nagehan Alçı’ya aynen şu cümleleri kurmuştu:

Hezeyan ve hüsran bataklığında çırpınan satılık kalem.”

Dünün “satılık kalemi” bugünün “objektif” yazarı!

Yetmiyor, Bilal Erdoğan, Ahlat’taki Cumhurbaşkanlığı Külliyesini Nagehan Alçı’yla geziyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, onu ve avanelerini uçağına alıyor.

Biz mi ahkam keseceğiz, tabii ki onlar kesecekler!

Kısacası dünün FETÖ savunucuları bugün hala muteber!

Ama artık yeter!

Fazla söze gerek bırakmadan belgelerle konuşacağız.

Bu kişilere madem hukuk gereğini yapmıyor, madem devlet yöneticileri ve medya patronları yol veriyor, biz Türk milleti adına susamayız.

Bu yazıda sadece kısa bir başlangıç yapacağız. Bundan sonraki yazıların daha önemli olduğunun altını çizelim şimdiden.

Şimdi bir yargı kararıyla başlayalım.

***

Gazeteci büyüğüm Mustafa Hoş’u, geçen gün polisler aramış ve hakkında bir suç duyurusu olduğunu söylemişler, ifadeye çağırmışlar.

Suç duyurusunu yapan kişi Nagehan Alçı’ymış.

Mustafa Hoş, Alçı’ya “provokatör” demiş, Alçı da bunu hakaret olarak algılayıp suç duyurusunda bulunmuş.

Hoş ifadesinde şunları söylemiş:

Ben gazeteciyim. Şikâyeti olan kişi ise gazeteciliği çıkarı için kullanan biridir. Geçmişi araştırıldığında yaptıklarının gazetecilikle ilgisi olmadığı herkesçe bilinen bir kişidir. Normal bir dönemde gazetecilik yapamayacağı gibi hukuken de yargılanması gereken biridir. Gazeteci gerçeği söyler, şikayetçi Nagehan Alçı provokatördür, bu gerçeği söyledim, söylemeye de devam edeceğim.”

Mustafa Hoş’un bu sözlerinin altına imzamı atıyorum.

Eğer dava açılmazsa Nagehan Alçı’ya “provokatör” sıfatı mahkeme tarafından tescillenmiş olacak.

***

Şimdi Nagehan Alçı’nın bir sıfatından daha bahsedeceğim.

Biliyorsunuz, devlet yöneticileri tarafından sevilen, sayılan, yazıları okunan, konuşması dinlenen Alçı, devletimize “katil” demişti.

İşte o sıralarda, yani Ekim 2019 tarihlerinde, Habertürk, Veryansın Tv yazarı da olan emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz’u programa davet etmişti.

Yavuz sosyal medya hesabından tavrını şu sözlerle dile getirmişti:

HaberTürk’ün izleyicileri nezdinde kendilerine de zarar veren FETÖ artığı Nagehan Alçı’yı el üstünde tutan yaklaşımı devam ettiği sürece yayın davetlerine katılmayacağım”.

Program davetini “Habertürk’ün Nagehan Alçı’ya hala destek verdiğini” söyleyerek reddeden Yavuz, sosyal medya hesabından başka bir gün şöyle bir paylaşım daha yapmıştı:

Ben sadece 'katil devlet' sözüne tepki göstermedim. FETÖ artığı birini 15 Temmuz programına bile çağırdılar. Yok artık!"

İşte bu sözler Nagehan Alçı’nın deliye dönmesine neden oldu?

Nasıl olur da biri çıkar ve bana ‘FETÖ artığı’ der” diyerek soluğu adliyede aldı.

Evet, Ahmet Yavuz hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldı.

(Buraya dikkat çeken bir not eklemek istiyorum. Nagehan Alçı’nın avukatı Esennur Ezgi de ilginç bir kişilik. Rasim Ozan Kütahyalı’nın da avukatlığını yapan Ezgi çok sayıda AKP’linin de müvekkilliğini almış durumda. Ama en has müvekkili kim biliyor musunuz? Melih Gökçek.)

… ve Savcılık 2 Ocak 2020’de “kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı” hükmünü vermiş.

Savcılığın gerekçesi ise çok çarpıcı… Aynen yazıyorum:

“… Şüphelinin twitter isimli sosyal medyada, ‘Ben sadece katil devlet sözüne tepki göstermedim, kırdığı koz kırkı geçen birinin bu denli himaye görmesine kızdım. FETÖ artığı birini 15 Temmuz programına bile çağırdılar. Yok artık’ şeklindeki sözlerinin hakaret olarak nitelenemeyeceği, FETÖ artığı sözünün ise geçmişinde FETÖ ile anılan, FETÖ ile iltisakı bulunan anlamında kullanıldığı, direkt FETÖ’cülükle suçlamadığı, bu tür sözlerin ise tepki gösterme kapsamında olduğu, eleştiri sınırları içinde kaldığı, şüpheli savunmasında bu sözleri hakaret kastı ile söylemediğini ve atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği, bu nedenle hareket suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla, olay ve dilekçe hakkında belirtilen nedenlerle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına… karar verildi.”

Yani neymiş?

Nagehan Alçı'ya “FETÖ artığı” demek hakaret değilmiş!

Başka?

Yargı kararına göre, Nagehan Alçı’ya “FETÖ artığı” demek suç değilmiş!

Başka?

“FETÖ artığı” demek, “FETÖ ile iltisaklı” olanlara söylenirmiş!

Ben demiyorum, savcılık diyor.

***

Yetersiz mi geldi?

O zaman bir sonraki yazıları bekleyin.