Nagehan'ı fena sattılar

Nihat Genç yazdı...

Nagehan'ı fena sattılar

AKP'liler maaile Amerikalar'a Fetö'yü çatlatma seyahatlerine çıkarken Nagehan belasından kurtulmak, ayak bağı olur bulaşır diye mi, bilemem, ünlü gazeteci Alçı'yı Afganistan dağlarına postaladılar!

Zavallı Nagehan, fena kazık yedi!

Tayyip'in uçaklarından inmeyen Nagehan'a ne oldu?

New York Türkevi açılışına Hilal Kaplan götürülüyor, Nagehan uzaklaştırılıyor!

Nagehan'a artık Tayyip uçağı yasak!

İmamoğlu'na kenardan bir iki sıcak laf etti diye mi, olacak şey değil!

Nagehan'a yapılan bu zulmü bir meslektaşı olarak kaldırmam mümkün değil!

Nagehan güzelliğinin ışıltısıyla New York törenlerinde dikkati üzerine çekip Hilal Kaplan ve Özlem Zengin'i gölgede bırakır diye mi düşündüler, ama bu haksızlık!

Özlem Zengin ne zamandır Nagehan Alçı'dan rol çalıyor, düşünebiliyor musunuz, daha bir kaç gün önce, Tayyip Erdoğan bestesini kamuya duyuran Özlem Zengin'di.

Oysa kamuya duyurma işlerinden ilk önce hep Nagehan sorumluydu!

Şimdi de Özlem Zengin New York Türkevi açılışı için 'son beş yüzyılın en büyük diplomatik başarısı' dedi.

Kamuoyu bu cümleyi yanlış anladı. Yoksa hepimiz biliyoruz ki son beş yüzyılın en büyük diplomasi başarısı Fetö'nün Amerika'yı ele geçirmesidir. Ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dünyadaki Türk elçiliklerinin tümüne Fetö'ye yardımcı olup önlerinin açılması direktifi verilmesidir.

Ayrıca Özlem Zengin beş yüzyılın diplomatik başarısı derken Avrupa seyahatine çıkan padişah Abdülaziz'e de haksızlık ediyor.

Neyse, Nagehan hayırlısıyla bir Türkiye'ye gelsin bütün bunların hesabını çatır çatırn sorar!

Nagehan'ı kimse ezikleyemez!

Şuraya bakın, Hilal Kaplan bile kafilenin önde gideni, ne günlere kaldık,

Hepsi kıskanıyor Nagehan gibi ışıltılı güzelliği gölgelemeye çalışıyorlar.

Bir kere Hilal Kaplan'ın (Gordion) kördüğüm burnu tam bir diplomatik rezalet! Bir Nagehan'ın sanat eseri ebru lalesi burnuna bakın bir Hilal Kaplan'ın hortum burnuna!

Nagehan bir dönsün bunların hesabını sorar!

Ama Nagehancığım sen de kusura bakma, senin Afganistan yazılarını burada takan yok, Habertürk birkaç gün nefes alalım rahatlayalım diye de seni göndermedi, Tayyip'in uçağında ayak bağı olmasın diye tezgah kurdular!

Bak, sen yokken CHP bile çuvallıyor, Ünal Çeviköz, Mavi Vatan'a saldırmacı yayılmacı deyince ortalık yıkılıyor. Oysa sen olsaydın, Ünal Bey'le görüştüm, tam da onu demek istemiyor, diye lafa girer, tarafları barıştırır memlekete huzur bereket getirirdin!

Sorma Nagehancığım hiç sorma, yokluğunu Türkiye kaldıramıyor!

Sen yokken memleket derin bir yasa girdi, Tayyip bile Türkevi'nin kurdelesini keserken etrafına baktı, Nagehan hanım nerede, dedi, inan sensiz kurdele kesmeye eli varmadı. Bu hafta bütün okullarda okul zilleri Nagehan'ın anısına iki dakika saygı duruşu sonrası çalacak ve önümüzdeki hafta maçlarında hasretinin anısına bir dakikalık saygı duruşu yapılacak! Dün Masterchef programında Nagehan Tatlısı yapıldı, tatlının özelliği şu, kim kaşığına alsa eline yüzüne bulaşıyor, kim ağzına alsa kusuyor!

Milletimizi daha çok özletme! Sen yokken Habertürk ekranı tartışma programlarında bile Konya kaşık ekibi kurulamıyor. İnan 'bir eksik' olmuyor. Düşün 'en sağlam parça' yok, reytingler dibe vurdu. Yokluğunla öyle lafı kesecek şakkadak yüzüne patlatacak cesur delikanlı kalmadı ekranlarda!

Bak, bugün Cumhuriyet'te Barış Pehlivan, CHP'li gençlik kolları başkanlarından üç kişi üst üste kazalarla öldü, diye yazıyor. Niye öldü, nasıl öldü, bilen yok! Herkes Nagehan yorumlamadan bize bok yemek düşer diyor, herkes lafa girebilmek için önce senin analizlerini bekliyor!

Biliyorum, Tayyip'ten ümidi kesince vurdun kendini dağlara Taliban diyarlarına attın kendini! Seni yetiştiren Boğaziçili her liberalin başına gelir, hiyerarşi sevgisinden kurtulamazlar! Ya Fetö'ye bağlanacaklar ya Tayyip'e, sen de kahredip dünyanın yeni parlayan milli kahraman liderleri Taliban'a kaçtın, çivi çiviyi söker misali.

Nagehancığım, gündemden sakın düşme, hazır oradayken Taliban'a 'mavi vatan'ı sor! Uyuşturucu gemileri aynı rotadan mı gelecek, pek tabii uyuşturucu gemilerine güvenli rotalar lazım, mavi vatan sorunu Afganistan'ın da sorunu!

Nagehancığım, Sapolsky'in ünlü 800 sayfalık 'Davranış' kitabı tam da bu konuyu anlatır, bu söz onundur: 'Liberali aç bırak muhalif olur, muhalife konfor ver liberal olur!'. Seni aç ve yalnız bıraktılar Nagehancığım, sonuçlarına katlanacaklar!

Nagehancığım, Davranış kitabında yazıyor, yargıç kararlarıyla ilgili sosyal bir çalışma, yargıçlar yemek yemeden verdikleri kararlarla yemek yedikten sonraki kararları yüzde 80 şaşıyor, çünkü karınları doyunca hep salıveriyorlar, yargıçlar açken hep tutukluyorlar! Senin de karnın tokken AKP'yi hep savunuyordun şimdi yalnız ve açsın ve dağ başında tek başınasın, ölmez kalkmaz bir Allah, hayat işte!

Senin ve ailenin açlığıyla muhalif-muhalif konuşmaya başlaman normal, ama gel bunu şatafat yağ bağ saltanat konfor içinde AKP'lilere anlat!

Nagehancığım, dürüst ol canımı ye, seni Taliban'a sürükleyen artık bu ülkede bulamadığın 'hiyerarşi sevgisi'.

Artık 'itaat' edecek birini bulmak bu ülkede çok zor!

Birine itaat için ondan dayak yemen gerekmez. Yanındaki herkes itaat ediyorsa sen de edersin. Bu kadar basit. Çünkü 'davranış' kopyalanır. Otobüste muavinden su istediğinde herkesin su istemesi gibi, konserde birinin esnemesiyle herkesin esnemesi gibi. Yani Habertürk'te etrafın 'muhalif'leşmeye başlayınca sen de ister istemez bu davranışı kopyaladın ve eski dostların New York balayına çıkarken sen kendini Afgan dağlarında buldun.

Önceleri liberalleri şimdi Habertürk'deki AKP karşıtı havayı kopyalamakla hep hata ettin!

Bak, diyeyim sana, bu işin sonu hüsran!

Nagehancığım, 'belirsizlik' beyni iptal eder, Tayyip ve AKP'nin önümüzdeki seçimlerdeki 'belirsizliği' seni de iptal etti, seviyor mu sevmiyor mu belli değil ortada kaldın, kaçacak gidecek yer kalmadı!

Sopalsky'in büyük sorusu şu: mesela, bir restoran yangınında insanlar yanlış yön olduğunu bilseler dahi neden kalabalığın peşinden gidiyorlar! Çünkü kitleler beyinlerine düşünceye değil taklit için peşine takılmak için başkalarına bakıyor, tıpkı maymunlar gibi tavuklar gibi... Nagehancığım anlıyorum seni yerken zıkkımlanırken kalabalığın peşine takıldın ama şimdi bu itilmişlik içinde hala etrafını kopyalama, biraz beynini kurcala! Düşünme zahmetli iştir, yorar seni! Hayatında bir kez 'yorgunluğu' seç 'takipten' sürüden çıkıver!

Mesela maymunlar tatsız tuzsuz acı veriyor olsa da herkesin yediği meyveyi yiyorlar, neden, taklit işte. Boğaziçili hocaların da o yıllarda herkesin yediği AB'ye girelim, açılım yapalım, küreselleşelim, Cumhuriyet'i ve anayasayı yıkalım meyvelerini yediler! Fetö’yle liberallerle bir ülkeyi yediniz, askeriyesini hukukunu anayasasını yediniz bitirdiniz, eline ne geçti? İlk defa hayatında kendin ol, birey ol!

Bak Nagehancığım, sınıfta elli kişiyle bir sosyal deney yapılıyor, 48 kişiye önceden gerçeği söylemişler ve ama iki kişi oyundan habersiz, ve tahtaya A yazıyorlar, bu hangi harf deniliyor ve 48 kişi anlaştığı için B diyor, bil bakalım iki kişi ne diyor?

Onlar da senin gibi tahtada A harfini gördükleri halde umuma-genele etrafa uyup A diyor.

Oysa koca millet de A olduğunu görüyordu, bile bile B dediniz, Fetö dediniz, Tayyip dediniz.. Çünkü insanoğlu düşünceyi devreye sokmadığı müddetçe bir maymundur ve kopya ve taklitle ve kolay yiyecek bulmak için alfa erkeklerin peşinden sürüklenmekle ömürleri heba olur!

Nagehancığım biz ulusalcı faşist ırkçı olduğumuz için bizi dinlemedin, oysa biz ne dedik, soyut konuşuyorsunuz, uçuyorsunuz, ve siz yirmi uzun yıl aralıksız Türkiye'nin çoğunluğu yetmez ama evet anayasası istiyor, dediniz, Türkiye yüzde yetmiş AB'ye girmek istiyor dediniz ve Türkiye çoğunlukla 'açılım' istiyor dediniz, yani, 'kalabalığa' uydunuz.

Oysa 'kalabalıkları' dahi uyduran anketler ve Fetö'yle AKP'yle zenginleştirilmiş medyaydı ve bir atom bombası gibi anayasayı dini ahlakı patlattınız!

Ve kalabalıklar birey olmaya niyetleri haysiyeti onuru olmayan insanların kaçtığı yerdir.

Ve kalabalıklar devasa sorunları dahi 'soyutlar', gerçek olayların acısını trajedisini zehrini unutturur ve insanı iptal eder!

Soyutlaya soyutlaya ömrünü heba ettin ve şimdi de kalabalıkların efendisi Tayyip sonunda seni  de soyutlayıp Afgan dağlarına sürdü!

Tayyip bey, yanımda Ali Erbaş gibi dünya güzellik kraliçesi varken Nagehan'ı artık ne yapayım, diyor!

Sen de Nagehancığım, kalabalıklarda kimliğiyle sivrilen değil budala görünen kazanır, budalalıktan çok para çok şöhret yalılar kazanırken Tayyip de senin için dünya lideriydi, ne oldu?

Bak Nagehancığım, ben de kabul ediyorum aidiyet ve uyuma her insanın ihtiyacı vardır, ve bir tarihi sosyolojik gerçektir kadınlarda daha çok vardır, ancak hiç kimsenin 'itaat'e ihtiyaç yoktur.

Lağımları açıktan akan Kabil sokaklarında kalaşnikoflu erkekler arasında bırak onun bunun gözüne hala şirin görünmeyi, bitsin bu gönüllü budalalık, yeter dön ülkene, sıfırdan başla, kimliğini kişiliğini ortaya koy! Kimseye muhtaç olmadan yaşayabilirim, de!

Ancak kimlik kişilik koymak çok yorucu iştir, Nagehancığım

İnsanlar başkalarından farklı düşünmenin huzursuzluğunu kaldıramaz.

Bu yüzden yolsuzluklara sessiz kalır, oysa alayınız her pisliği rezaleti içinden ortasından bizden iyi biliyorsunuz!

Siyasi İslamcılar ve liberaller, alayı, ahlaklı olmanın derdinde hiç olmadı.

Onların davası ahlak değil ahlak öğütlemek.

Ali Erbaş gibi.

Hani kamyondan karpuz boşaltmak gibi, bir tanesini açıp tadına bakmaz, bakamaz, ama, on yıllardır kamyon kamyon karpuz atarlar milletin başına, yani, tatmadığı yaşamadığı şeyleri dağıtıyorlar!

Hani şu meşhur mesel, ele verir talkımı.

Yaşayamadığınız şeyi salık vermeyin!

Empatiyle olsun hayatınızda bir kez tatmadığınız acıların kahramanlığından artık para yok ekmek yok size.

Nagehancığım, bir yazar ve dahi bir Müslüman, ahlak konusunda her gün kendi içinde boğuşan obsesif komsültif gibi hasta olmalı, yani söylediklerini önce kendi vicdanında kan ter içinde didişip kabul ettirmeli!

Ve kendinize liberal deyip neden kısa sürede yobazlara döndünüz, neden?

Çünkü, ahlaklı bir insan olmak için değil sadece kıl olduğunuz birine öfkelenip, birilerinin projeleleri için, vatanseverleri cezalandırmak için güya insanlık tasladınız.

Sizi şartlandıranların, önyargılarınızın kurbanı oldunuz!

Kendinizden olmayanları etiketlediniz kriminalize ettiniz itham ettiniz iftira attınız ve insan yerine koymadınız ve koskoca Türk ordusunu ve hukukunu sırtınızı Fetö'ye ve Amerika'ya verip içini boşalttınız!

Hadi Nagehan hanım, hazır Kabil'deyken, bir kez olsun, 'Taliban diktatörlüktür' deyiver bakiyim, kellen gider!

Çünkü Türk ordusunu tasfiye ettiren aynı proje şimdi sizlerin eliyle Taliban'ı ılımlı göstertmek istiyor!

Bak, birkaç kez İmamoğlu'nu okşayan yazı yazdın kendini Afganistan'da buldun!

Nagehancığım, Afgan dağları değil, insan beyni bubi tuzaklarıyla doludur, seni havaya uçuracak bir beyne sahipsin, nereye gitsen her adımında artık bubi tuzağı, kurtulamazsın! Ve bubi tuzağının fitili Tayyip ve yandaşların elinde, her an patlatabilirler ve kendini sokakta aç bilaç bulursun, geliyor gelmekte olan, bulmak üzeresin!

Eğer içinizde bir acı metre (vicdan) yoksa yani taş değilseniz proje değilseniz sokaklarını komodo ejderi gibi Taliban askerlerinin kestiği yollarda benim burada ne işim var diye ağlarken bulursun kendini!

Nagehancığım, ahlaki iğrenmeyle fiziki iğrenme aynı şeydir, hiç sevmediğin nefret ettiğin sakallı şalvarlı bitli pireli Taliban askerlerinden sen de bal gibi iğreniyorsun, niye ne adına gizliyorsun?

Ama, bu vahşeti dahi soyutlayıp hala bu ilkelliği dahi yumuşatma derdindesin! Yani Alaaddin'in Cin'i gibi bir kalemin olduğuna seni hangi yalakalar inandırdı!

Çürük, kokmuş, sümük, salya, çöp, pislik şeylerden insan iğrenir, tıpkı, Türk Milleti senin yüzüne baktığında iğrendiği gibi.

Oysa güzel bir kızsın, bu iğrenti nereden geliyor, ahlaki iğrençlikten geliyor, insanlar bir kere iğrenmesin, ahlaki iğrenti fiziki iğrentiye dönüşür!

Çünkü yazarlığınız boyunca hırsızlığı yolsuzluğu iğrenç hiç göremediniz!

Çünkü hırsızlık ve yolsuzluklar karşısında bir kez kusma hissi duymadınız!

Nagehancığım, Macbeth efektini bilirsin, hani günahkarlar hep ellerini yıkar.

Suçlu günahkar insanların ellerini yıkaması bilimsel psikiyatr testleriyle de doğrulanmıştır!

Ya da yalan söyleyen ağzını yıkamak ister!

Ya da yanlış günah yollarda yürüyenler ayaklarını yıkamak ister!

Ya da sinsi kumpas tezgah hain dedikodular duymuş ve susmuş kulakların sahipleri kulaklarını içini dahi telaşla yıkamak ister!

Müslümanlar beş vakit, ellerini yıkar, ağzını yıkar, ayaklarını yıkar, çünkü, bu fiziki yıkanma aslında vicdani-ruhani bir pisliği temizlemek içindir!

Duydukların söylediklerin yürüdüğün dağlar, hepsi yalan ve kirli!

Bilmem Afgan dağlarında su bulup abdest alabilecek misin?

İnsan beyninin elektriği ısınması tepkileri iradesi önyargıları, artık sosyolojiye 'genlerimizle' bakıyorlar.

Hani can çıkar huy çıkmaz, derler ya, tıpkısı, senin genlerinle Boğaziçi'nde bir kez oynamışlar, senin gibi binlercesiyle oynamışlar, sen de kuklaya dönüp izin verip oynattırmışsın be abla!

Mesela, bir insanın eline bir davette sıcacık bir kahve fincanı verin, o insan, ortamı etraftakileri sıcacık görecektir, mesela, bir davette insanın altına yumuşacık minder verin, etraftakileri çok sıcak insanlar olarak görecektir.

Bilmem, Boğaziçi üniversitesinde seni fazla mı taşta oturttular, eline hep çok soğuk şeyler mi verdiler! Nedir çektiğin Nagehan Hanım, bir türlü 'ısınamadın' çevrene!

Ne Fetö'ye ne Tayyip'e yaranamadın!

Sen de haklısın, Amerika, Fetö ve Tayyip gibi devasa güçler varken bir insan deli midir kendi gücünü denesin!

Bu dünyada Tanrılar bile yalnız kalamamışken, insan deli midir kendine yalnızlık inşa etsin!

Miskin aptal budala enayi kullanışlı meraksız kitleler dururken bazıları tabii ki kendini dünyanın en kurnazı en zekisi görecektir!

Bak Nagehan, aklını başına al, Tayyip bey, yanında kimleri götürdü, Özlem Zengin ve Hilal Kaplan ve ikisi de başörtülü. O halde?

Sen de Afganistan'dan giyindiği o çarşafı, ülkeye dönünce bir daha çıkartma!

Onlar seni köşeye sıkıştırdığını sanırken sen de onları çarşafına dolayıver!

İnan bütün ülke senin çarşafını konuşur, yine eski günlerdeki gibi ekrandan manşetten düşmezsin!

İnan Ali Erbaş hemen yanına koşar sana bir çarşaf duası okuyup çarşafın açılışını yapıverir!

Ve yeniden cemaat ve tarikatların ve AKP'nin gözdesi oluverirsin!