NATO: İklim değişikliği ciddi bir sorun ya Türkiye...

Nejat Eslen yazdı...

NATO: İklim değişikliği ciddi bir sorun ya Türkiye...

 NATO liderler zirvesinde iklim değişikliği bir güvenlik sorunu olarak ele alındı ve iklim değişikliğine karşı savaşma konusunda mutabakat sağlandı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg liderler zirvesi sonrası basın açıklamasında, “Liderlerin ilk defa iklim değişikliğinin güvenliğe etkisinin, NATO’nun önemli bir görevi olacağı konusunda mutabakata vardıklarını” söyledi. 

2007 Yılından bu yana iklim değişikliğinin ciddi bir güvenlik sorunu olduğunu ve tedbirler geliştirilmesi gerektiğini anlatan yazılar yazdım.

2010 Yılında Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi’nde, davet üzerine bu konuda sunum yaptım ve istek üzerine aynı konuda akademik makale hazırladım. Sunumu bürokratlar ve akademisyenler izlemişti, makale ise söz konusu merkezin hakemli dergisinde yayımlanmıştı.

Bu makale, Türkiye’de iklim değişikliğinin güvenliğe etkilerini araştıran ilk makale idi.

Kaleme aldığım bu makalenin sonunda devlet yetkililerine hala da geçerli olduğuna inandığım şu önerilerde bulunmuştum.

“Küresel iklim değişikliğine karşı tedbirler geliştirmek için öncelikle küresel ısınma bir ‘güvenlik sorunu' olarak tanımlanmalı, bu amaçla Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ne gerekli girdiler sağlanmalıdır. Küresel iklim değişikliğine karşı geliştirecek tedbirleri belirlemekten ve tedbirlerin uygulamalarını koordine etmekten sorumlu bir birim oluşturulmalıdır. Siyasi karar alma kabiliyetine sahip olan en üst seviye nezdinde, iklim, güvenlik, tarım, enerji, ekonomi, deniz bilimleri, hukuk, sosyoloji, demografi ve çevre uzmanlarından bir konsey oluşturulmalıdır. Bu konsey, küresel ısınmanın potansiyel etkilerini incelemekten; kısa, orta ve uzun vadeli stratejik tedbirler geliştirmekten sorumlu olmalıdır. Bu konseyde, strateji ve güvenlik alanındaki uzmanlar ile teknik uzmanlar birlikte çalışmalıdır. 

Konseyde, öncelikle iklim uzmanları, Türkiye ve çevre coğrafyası ile ilgili olarak otuz, elli ve yüz yıllık millî senaryolar (projeksiyonlar) geliştirerek küresel ısınmanın Türkiye ve çevre coğrafyasında ortaya çıkarabileceği sorunları belirlemelidir.

Konsey tarafından benzer bir çalışma küresel ısınmadan büyük ölçüde etkilenecek Orta Doğu coğrafyası için de ayrıca yapılmalı; Orta Doğu coğrafyasında ortaya çıkabilecek jeopolitik istikrarsızlıkların Türkiye’nin güvenliğini nasıl ve hangi şiddette etkileyebileceği araştırılmalıdır. Elde edilen sonuçlar ve öngörülen karşı tedbirler, “Küresel Isınmaya Karşı Tedbirler Stratejisi” içinde bütünleştirilerek uygulanmalıdır. Hazırlanacak strateji belgesi dört amaca hizmet etmelidir: 

· Sera gazı salımının azaltılması ve temiz enerjinin kullanılmasının yaygınlaştırılması ve bu amaçla sürdürülen uluslararası çabalara Türkiye'nin kendi koşullarını da dikkate alarak katkılar sağlayacağı tedbirlerin geliştirilmesi strateji belgesinin birinci amacı olmalıdır.

·  Strateji belgesi ikinci amaç olarak çevre bilincinin ve iklim değişikliğine karşı çevrenin korunması tedbirlerinin geliştirilmesini esas almalıdır. (Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından geliştirilen strateji belgesinin bu iki amaca yöneldiği söylenebilir.) 

· Geliştirilecek stratejinin üçüncü amacı iklim değişikliği nedeni ile Türkiye coğrafyası içinde ortaya çıkabilecek fırtınalar, seller, taşkınlar, kuraklık, susuzluk, eko-sistemdeki değişiklikler, göçler, hastalıklar gibi afet ve tehlikelere karşı güvenlik tedbirler geliştirmek olmalıdır. 

·  Strateji belgesinin dördüncü amacı ise iklim değişikliği nedeni ile Türkiye'ye komşu coğrafyalarda ve özellikle de Orta Doğu coğrafyasında ortaya çıkabilecek su ve gıda krizlerinin, göçlerin neden olabileceği jeopolitik istikrarsızlıkların Türkiye'nin güvenliği üzerine etkilerini araştırmak, potansiyel tehditleri ve fırsatları tanımlamak, tedbirler geliştirmek olmalıdır. Bu kapsamda, bir bütünlük içinde şu tedbirlerin gündeme getirilmesi düşünülmelidir.

· Su havzalarının korunmasını, suyun verimli kullanılmasını sağlayacak, su kaynaklarının kirlenmesini önleyecek, tedbirler geliştirilmeli, yanlış sulama önlenmelidir. Yasal düzenlemelerle su havzaları ve kaynakları üzerinde mutlak devlet denetimi sağlanmalıdır. Bütün bu tedbirler, kurulacak ulusal su yönetimi mekanizması içinde planlanarak uygulanmalıdır. 

· Su kaynakları ve verimli tarım alanları, millî değerler olarak tanımlanarak koruma altına alınmalıdır. 

· Yer altı su kaynaklarının aşırı kullanım ve yanlış yönetiminden kaynaklanan sorunlar bilimsel olarak ortaya konmalı, uygulanabilir ve ciddi yasal düzenlemelerle denetim altına alınarak çözümlenmelidir. 

·  Dicle Nehri dizginlenmeli (kontrol altına alınmalı), projelerle sularının çok amaçlı kullanılması sağlanmalıdır.

· Doğudaki su kaynaklarının (Fırat, Dicle, Seyhan, Ceyhan gibi) gerektiğinde Batıda da kullanılmasını sağlayacak projeler şimdiden planlanmalıdır. 

· GAP sulama sistemi tamamlanmalı, güneydoğuda sulanan tarım alanları genişletilmelidir. 

·Ormanlık alanlar geliştirilmeli, mevcut ormanları koruyacak tedbirler pekiştirilmeli, ormanları iklim değişikliğinin etkilerinden koruyacak tedbirler planlanmalıdır. 

· Erozyonla mücadele etkinleştirilmeli, çölleşmeyi önleyecek veya yavaşlatacak tedbirler geliştirilmeli, kuraklaşan bölgelerde suya daha az bağımlı tarım ürünlerinin yetiştirilmesi planlanmalıdır. 

· İklim değişikliğinin etkilerine karşı, gıda güvenliği mekanizması kurulmalı, tedbirler planlanmalı, kuraklık nedeni ile tarım dışı kalacak bölgelerde alternatif sanayi ürünleri üretimi için planlar yapılmalıdır.

· İklim değişikliğinin Türkiye’nin demografik yapısı üzerindeki potansiyel etkileri araştırılmalı, bu amaçla bir makro plan içinde tedbirler geliştirilmeli plansız şehirleşmeler önlenmeli oluşabilecek iç göçler için tedbirler şimdiden planlanmalıdır. 

· Eğer gerçekleşecekse sular altında kalacak sahil kesimleri belirlenmeli, bu amaçla da planlar geliştirilmelidir. 

· Sera gazı salımını azaltmak için temiz enerji kullanımı yaygınlaştırılmalı, bu amaçla ARGE, teknoloji geliştirme ve transferi çabaları hızlandırılmalı, yenilenebilir enerji potansiyeli harekete geçirilmeli, temiz enerji kullanımı ve enerjinin verimli kullanılması teşvik edilmeli, ulaştırma politikası temiz enerji tüketen araçlar teşvik edilecek şekilde düzenlenmeli, sanayide temiz enerji kullanımı yaygınlaştırılmalı, bu amaçla sürdürülen uluslararası girişimler Türkiye'nin özel şartları da dikkate alınarak desteklenmelidir. 

· Sera gazı emisyonunu azaltmak ve temiz enerji kullanımını yaygınlaştırmak için planlanacak tedbirler, enerji güvenliği stratejisi ile koordine edilmelidir. 

· İklim değişikliğinin potansiyel etkileri dikkate alınarak gıda güvenliği için bir makro plan geliştirilmeli; bu plan içinde, çevre coğrafyalarda ve özellikle de Orta Doğu'da ortaya çıkabilecek gıda krizleri dikkate alınarak oluşabilecek fırsatlar ve riskler hesaplanmalıdır. 

·  İklim değişikliği nedeni ile ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını karşılamak için kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır. 

·   Halk medya aracılığı ile öğrenciler ise okullarda küresel iklim değişikliğinin etkileri ve çevrenin korunması konularında bilinçlendirilmeli üniversitelerde küresel iklim değişikliğine karşı tedbirler konusunda tez çalışmaları yapılmalı, bilimsel çalışmalar teşvik edilmelidir.

·  İklim değişikliğinin Orta Doğu coğrafyası üzerindeki potansiyel etkileri ve Türkiye’ye yansımaları incelenmelidir. Bu amaçla “İklim Değişikliğinin Orta Doğu Coğrafyası Üzerindeki Etkileri ve Türkiye'ye Yansımaları” başlıklı bir çalışma başlatılmalıdır. Bu çalışma ile değişik senaryolara göre iklim değişikliğinin Orta Doğu coğrafyasında ortaya çıkarabileceği su ve gıda krizleri ile göçlerin ve jeopolitik istikrarsızlıkların Türkiye'nin güvenliği üzerindeki etkileri ile ortaya çıkarabileceği tehditler ve fırsatlar değerlendirilmelidir. İnceleme sonunda ulaşılacak sonuçlar, Türkiye'nin güvenlik stratejilerine yansıtılmalı, bu kapsamda Orta Doğu'da ortaya çıkabilecek su ve gıda krizlerine ve olası göçlere karşı alınması gereken tedbirler belirlenmelidir. Gerektiğinde, Orta Doğu'da ortaya çıkabilecek gıda krizlerini aşmak amacı ile bu bölgeye daha fazla gıda ürünü ihracatı için potansiyel oluşturma imkânları araştırılmalıdır. Orta Doğu coğrafyasındaki olası su krizlerine karşı sınır aşan suların alternatif kullanımları planlanmalıdır. İklim değişikliğinin potansiyel etkilerini karşılamak için Orta Doğu'daki ülkelerle birlikte ve özellikle de gıda krizleri, sağlık sorunları ve göçler konularında müşterek çalışmalar yapmak için platform oluşturulmalıdır. İklim değişikliği nedeni ile Orta Doğu'dan Türkiye'ye yönelebilecek bireysel ve kitlesel göçlere karşı tedbirler geliştirilmelidir. 

·  Irak'ın kuzeyindeki zengin enerji kaynakları, bu coğrafyanın kuzeyinde Türkiye sınırları içinde kalan coğrafyada ise Orta Doğu bölgesinin en önemli su kaynakları olan Fırat ve Dicle nehirleri bulunmaktadır. Bir başka ifade ile bu coğrafya, yüz yılın en kritik iki maddesi olan enerji ile suyu buluşturmaktadır. Orta Doğu jeopolitiği bu gerçekler açısından değerlendirilmelidir. Fırat ve Dicle nehirleri sularının gerektiğinde jeostratejik bir manivela gibi kullanılması planlanmalı; bölücü terör örgütü ve eylemlerinin güneydoğu su kaynakları ile ilişkisi araştırılmalıdır. 

·  Fırat ve Dicle nehirlerinin bir jeopolitik hassasiyet olmaktan çıkarılması ve bir jeostratejik güce dönüştürülmesi düşüncesi jeopolitik tabanda geliştirilmelidir.’’

Bu makaleyi yazalı, bu önerileri yapalı on bir yıl geçti.

Bu konuda kim ne yaptı, ne yapmadı, bilmiyorum.

Çünkü, beni arayan, soran olmadı.

Burası Türkiye, olur böyle şeyler diyelim.

Sizinle paylaşmak, sizi bilgilendirmek istedim.