Nedir şu meşhur Yuvarlak Masa? Ve ekonomik krizle ne ilgileri var

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Şimdi başlığı okuyanlar hemen, “Aha Vodinalı da hükümetin dıj güçler edebiyatına destek veriyor” diyebilir.

Baştan not düşelim; kamu ihalelerini dolarla avroyla veren, yetkili olarak İngiltere mahkemelerini kabul eden, şehir hastaneleri ve Kanal İstanbul gibi emperyal projelere girenler, meşhur “dış güçler” ile birlikte hareket etmektedir.

Şimdi, İlluminati, Siyonistler, masonlar, küresel oligarşi, müesses nizam, Rockefeller ve daha bir çok isim altında anılan ve pek çok spekülasyona yol açan kadim bir örgütlenmeyi size anlatacağım.

Bunların mevcut küresel ekonomik krizle, ve de özellikle pandemi, göç krizi, ekonomik savaşlar, nükleer savaş tehdidi ve dijital-biyoteknolojik devrimle birlikte geçilmek istenen Great Reset ile doğrudan bağlantıları var.

Kökeni kilise ve İngiliz monarşisine dayansa da, daha sonra Avrupa monarşileri ve yüksek burjuvazisi ile birleşti.

2. Dünya savaşı öncesinde NATO ve Amerika liderliğindeki Atlantik ittifakını bile kurguladı.

Bugün bazılarının öve öve bitiremediği İngiliz Demokrasisi, aslen bizim TRT’de çok severek ve gülerek izlediğimiz “Emret Bakanım” isimli dizideki gibi elitlerin kontrolünde olan “Lordlar Kamarası” ve “Avam Kamarası” olarak ikiye bölük, son sözün monarşi tarafından söylendiği bir yanılsamadan ibarettir.

İngiltere, emperyal niyetlerini bugün demokrasi kisvesine saklamış ve kocaoğlan kuzeni ABD ile birlikte hala küresel tasarım yapabilen, eski dünyanın ‘blueprintlerini’ çekmecesinde saklayan bir devlettir.

İngiltere’nin planları çoktur. Buna Osmanlı’da “İngiliz’de oyun çoktur” derlerdi.

Mesela NATO’nun kurulması fikri Londra’ya aittir.  

Daha sonra (1950’lerden sonra tahminen) Le Cercle ismini alan Yuvarlak Masacılar, Bilderberg, Davos, CFR ve Trilateral komisyonlarda da mevcuttur. Özü itibarıyla aşırı sağcı ve anti komünisttir. Dünya Anti Komünizm Kongresi’nin kurucusudur. Ama demokrasinin koruyucusu kisvesiyle gelişmekte olan ülkelerde güzel “aydın” avlar.

21 Temmuz 2021 tarihli Deniz Mecmuası’nda yayımlanan F. William Engdahl imzalı bir yazıdan alıntılıyorum:

“Lord Lothian’ın (Lord Lothian ismi yuvarlak masa idarecilerine verilen lakap-asıl adı Phillip Henry Kerr) İngiltere’nin dış politika kurumlarındaki yakın çevresinden olan ve şüphesiz temsil ettikleri siyasi bakış açısının en etkili propagandacısı olan HG Wells, bunu İngiltere’nin 1939’da Almanya’ya savaş ilan etmesinden çok önce özetlemişti.

Wells’in küçümseyici bir dille ifade ettiği gibi “milliyet hakkında mızmızlanmanın” bir Dünya Devleti lehine ortadan kaldırılacağı yeni bir dünya düzeni yaratmanın gerekli bir önkoşulu vardı.

O Dünya Devleti, Wells’in “Açık Komplo” olarak adlandırmayı tercih ettiği bir proje olan savaşın külleri üzerine inşa edilmeliydi.

Lord Lothian, 1937’de Dünya Kiliseler Konseyi konferansında Wells’in vizyonunu yansıtıyordu. Konferans Lothian’ın mezun olduğu Oxford Üniversitesi’nde düzenlenmişti.

O sırada Lothian’ın kendisi de Chamberlain ve Hitler arasındaki yoğun arka kapı diplomatik görüşmelerine dahil olmuştu.

Lothian, toplanan Dünya Kiliseler Konseyi üyelerine, “Ulusal egemenliğin, mevcut uluslararası düzenin tartışmasız temeli olmasının ne kadar kötü olduğu gerçeğini sadece birkaç kişi anlıyor gibi görünüyor” dedi.

1580’lerde İngiliz monarşisi ile Portekiz Kralı arasında, Phillip II’nin İspanya’sına karşı ilk stratejik ittifaktan bu yana, önemli bir aksiyom İngiliz jeopolitiğinin temelini oluşturuyordu.

İngiltere kararlı bir stratejik güç veya nüfuz kaybı ile tehdit edildiğinde veya daha fazla güç ve nüfuz için bir fırsat gördüğünde, hegemonyasını yeniden kurmak veya genişletmek için bir savaş başlatırdı.

Ama çoğunlukla müttefiklerinin orduları, toprakları ve kanını kullanarak.

Bu 1580’den beri süre gelen ittifak stratejisi, İngiltere’nin 1939’da Almanya’ya savaş ilan ettiği dönemde hiçbir şekilde değişmemişti.

Yuvarlak Masa grubunun önde gelen figürleri pek çok şeydi, ama aptal değillerdi.

İngiltere’nin 1919’daki Büyük Savaş’tan, hâlâ en büyük sömürge gücü olsa bile, derinden borçlu eski bir dünya mali gücü olarak ortaya çıktığının çok iyi farkındaydılar.

Lothian ve diğerleri, dünyadaki gelişmelerin gidişatında baskın bir etkiye sahip olmaya devam etmek için, İngiltere’nin benzersiz bir yeni ittifak ilişkisi kurması gerektiğini çok iyi biliyorlardı.

Zorunlu olarak, bu kez dünya sahnesinde, tasarımlarına uygun yeni bir dünya düzeni kurmaya yetecek kadar güçlü ve esnek olan tek ekonomik devle (ABD ile) bir ittifak olması gerekiyordu.”

Yazının tamamı 14 sayfa.

Buraya sadece bir kısmını alabildim.

Arzu edenler bir Deniz Mecmuası satın alıp orada okuyabilir.

Wikipedia’ya baktığınızda Le Cercle ismini 1952’de Fransız Başbakanı Antoine Pinay tarafından kurulmuş komünizm karşıtı gizli bir dış politika forumu olarak okuyorsunuz.

Wikipedia’dan alıntılıyorum:

“Le Cercle, 1952-53 yıllarında dönemin Fransız başbakanı Antoine Pinay ve Fransız istihbarat ajanı Jean Violet tarafından Cercle Pinay adı altında kuruldu. Konrad Adenauer ve Franz Josef Strauss kurucu ortaklardı ve Fransa ile Almanya arasında uzlaşma önemli bir hedefti. Tarihçi Adrian Hänni, “Cercle’ın kuruluş vizyonunun, Cercle’ın kişisel üyeliğine ve ilk yıllarında temsil edilen ülkelere yansıyan bir özlem olan bir Hıristiyan-Katolik Avrupa’nın entegrasyonunu kapsadığını” yazdı. Orijinal Cercle’ın diğer üyeleri, Katolik Opus Dei ve Malta Şövalyeleri’nin bir dizi üyesi de dahil olmak üzere Belçika, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda Hükümetlerindendi. Ancak daha sonraki yıllarda, komünizm sonrası ülkelerde reformları teşvik etmeye yönelik politika tartışmalarına daldı ve Haziran 2004’te Yugoslav Veliaht Prensi Alexander’ın himayesinde Belgrad’daki Kraliyet Sarayı’nda toplandı. 1969’daki siyasi değişiklikler, daha önce olduğu gibi yılda üç kez değil, yılda iki kez yapılan toplantılarla Portekiz, İspanya, İsviçre, Birleşik Krallık ve ABD’nin eklenmesine yol açtı. Daha sonraki yıllarda İngilizler, Le Cercle’ın başkanlığını devraldı. Önde gelen üyeler arasında eski MI6 subayı Anthony Cavendish, İngiliz Muhafazakar Milletvekili Julian Amery ve Brian Crozier vardı. İngiliz Muhafazakar Milletvekili ve tarihçi Alan Clark, günlüklerinde Le Cercle’ın CIA tarafından finanse edildiğini belirtti. 1980’lerin başında Almanya’da Der Spiegel, Le Cercle’ın düzenli görevlilerinden Franz Josef Strauss’u işaret eden yazılar yayımlamıştı. 1990’ların sonlarında, Cercle, o zamanlar Le Cercle’ın başkanı olan Jonathan Aitken’in karıştığı bir skandalın patlak vermesinden sonra ilgi gördü. Gazetelerin temasa geçtiği üyeler soruları yanıtlamayı reddetti.”

Oysa Yuvarlak Masa’nın gerçek tarihi çok daha eski.

Bu noktada yeniden Engdahl’ın yazısına dönmeliyim:

“Kısacası, Amerika Birleşik Devletleri, daha Japonya ve Mihver güçlerine karşı savaş ilan etmeden önce, Yuvarlak Masa grubu, savaştan sonra NATO, Birleşmiş Milletler ile IMF ve Dünya Bankası gibi Bretton Woods dolar kurumlarını tasarlamıştı bile.

Bu yeni dünya düzeni, Halifax, Lord Lothian ve onların seçkin Yuvarlak Masa grubunun ömür boyu süren çabalarının taçlandırıcı noktası olacaktı.

Bununla birlikte, onu güvence altına almak için önce onların katılmaları ve insanlık tarihindeki en büyük katliam olan İkinci Dünya Savaşı’nı şekillendirmeye çalışmaları gerekiyordu.

Savaş sonrası düzen için tasarımları, her şeyden önce, 1939 ile 1945 arasındaki altı yıllık savaşta 60 milyondan fazla insanın kaybı, dünyanın dehşet verici yıkımı da dahil olmak üzere, II.Dünya Savaşı’nın belirleyici ve başka türlü açıklanamaz olaylarını dikte etti.

Lothian ve diğerleri, dünya federalizmi için planlarının yalnızca böylesine büyük, küresel ölçekte Rusya, Almanya, Japonya ve Çin’i içeren bir savaşın, kapsamı ve dehşeti açısından, Müttefik ulusların ve her şeyden önce ABD’nin kamuoylarını harekete geçirmeye yeterli olacağına ikna oldu.

Ne Hitler, ne de Alman Genelkurmay ve Dışişleri Bakanlığı, daha büyük bir jeopolitik tasarımı ilerletmek için küresel bir satranç oyununda nasıl grotesk piyonlar olarak kullanıldıklarını anlamadılar. Olayın temelini tamamen yanlış anladılar.

İngiliz stratejisi ve her şeyden önce İngiliz jeopolitiğinin açık aksiyomlarını görmezden geldiler.”

Şimdiyse, 2. Dünya Savaşı sonrasına benzeyen yeni bir dünya düzeninin, yine bir kaç Batılı egemenin söz sahibi olacağı “Great Reset” olarak adlandırılan yeni bir küresel sistem denemesinin eşiğindeyiz.

Ve aynı odaklar bize Pandemi, Ekonomik Kriz, Yeşil Yeni Ekonomi, Konvansiyonel Savaşlar, Göçler, Rusya ve Çin’in çevrelenmesi gibi aksiyomlar dayatıyor.

Çünkü meseleyi kökünden çözecek bir üçüncü dünya savaşı çıkarmaları nükleer dehşet dengesi yüzünden mümkün değil.

Yukarıda sayılan krizlerin bileşenleri içinde Great Reset için gereken unsurlar bir bakıma mevcut.

Ancak soru şu; var olan dünya jeopolitiği ve güç dengeleri Batılı yeni bir dünya düzenine geçmek için müsait mi?

Bence değil.

Ama küresel finans sistemi üzerinden ciddi denemeler yapıyorlar.

Le Cercle ya da Yuvarlak Masa’ya döneceğim. Şimdi biraz ekonomiye bakalım.  

2022’DE KÜRESEL BÜYÜK BUHRAN BAŞLIYOR

Yine F. William Engdahl’e göre ABD’yi 2022’de büyük bir ekonomik çöküş bekliyor.

Türkiye’nin şimdi yaptığını 2008 krizinden sonra aralıksız sürdüren ABD ve hatta AB, faizleri sıfırlı rakamlarda tutmuş, piyasaya bol bol para sürmüş, kapitalizm tarihinin en büyük şirket kurtarma operasyonlarını yapmıştı.

Engdahl, “Federal Rezerv, ‘Büyük Sıfırlama’yı (Great Reset) Uygulamanın Bir Aracı Olarak Küresel Finansal Piyasaları Çökertecek mi?” başlıklı yazısında şunları söylüyor:

“ABD Merkez Bankası ve küresel güçlerin, enflasyonun dramatik yükselişini, ABD finans piyasalarını çökertmek ve onunla birlikte (2008’den bu yana) tarihin en büyük finansal balonunu patlatmak için bahane olarak kullanmaları giderek daha olası görünüyor. Kötü niyetli siyasi karantinalardan bu yana muazzam enflasyon artışı ve hem Trump hem de Biden tarafından yapılan trilyonlarca dolarlık acil durum harcamaları, Fed’in benzeri görülmemiş sıfıra yakın faiz oranı politikalarının devam etmesi ve balonu şişirmek için milyarlarca dolarlık tahvil alımları ile birleşti. Bir piyasalar çöküşü için zemin hazırladı. Bize söylenenin aksine, bu kasıtlı ve yönetiliyor.

Yazıdan devam:

“Asya’dan Kuzey Amerika’da tır taşımacılığına kadar olan tedarik zincir kesintileri, ABD’de son kırk yılın en kötü enflasyonunu besliyor. Merkez bankalarının borçla şişirilmiş sistemi yıkması ve dünya finansal sisteminin Büyük Sıfırlamaları’nı hazırlaması için sahne hazır. Ancak bu, gizemli veya “geçici” bir süreç olarak enflasyon sorunu değildir.

Olaylar bir birine bağlıdır. Mali sistemi çökertme kararı, 2020’nin başından beri dünya ekonomisini harap eden geniş kapsamlı küresel pandemi önlemlerinin ortasında hazırlanıyor. Bu karar, Biden Yönetimi liderliğindeki NATO güçlerinin dünyayı potansiyel bir Dünya Savaşı’na yönlendirmesiyle geliyor. Rusya’nın tepkisini kışkırtmak için Ukrayna’ya silah ve danışman gönderiyorlar.

Çin üzerindeki Tayvan baskılarını artırıyorlar ve Etiyopya’da, Afrika Boynuzu’nda ve sayısız başka yerde Çin’e karşı vekalet savaşları yürütüyorlar.

SAHTE ABD ENFLASYON VERİLERİ

1970’lerin başlarında, Başkan Nixon, o zamanlar Federal Rezerv’in başkanı olan dostu Arthur Burns’ten, tahıl ile birlikte yükselen petrol fiyatlarını yansıtan, tüketici enflasyonu aylık verilerinden kurtulmanın bir yolunu bulmasını istediğinden beri, Fed ne kullandı? Tüketici fiyatlarından enerji ve gıdanın çıkarılmasıyla bulunan “çekirdek enflasyon” kavramını kullandı. O sırada enerji, enflasyon verilerinin yüzde 11’ini oluşturuyordu. Yiyeceklerin ağırlığı yüzde 25 idi. 1975’te, petrol fiyatlarında yüzde 400’lük bir OPEC artışı ve Sovyet bölgesindeki hasat düşüşü nedeniyle yüzde 300 küresel tahıl fiyatı artışıyla, “çekirdek enflasyon” önemli ölçüde düştü. Amerikalı tüketicilerin benzin ve ekmek için çok daha fazla ödemek zorunda kalmasına rağmen. Çok az gerçek insan enerji veya yiyecek olmadan yaşayabilir. Çekirdek enflasyon bir aldatmacadır.

1975’e gelindiğinde Burns’ün başında olduğu Fed, ölçülen asıl mal sepetinin yalnızca yüzde 35’i olan bir Tüketici Fiyat Endeksi bırakarak, konut ve diğer faktörlerin ana maliyetlerini ortadan kaldırmıştı. O zamana kadar gerçek günlük enflasyon kontrolden çıkmıştı. Gerçek dünyada, ABD benzini bugün (2021 Aralık ayında) 2020’ye göre yüzde 58 daha pahalı ve son 12 ayda gıda fiyatları ortalama yüzde 6’dan fazla arttı. Bugün ABD Tüketici Fiyat Endeksi, satın alma ve finansman evlerini ve ayrıca emlak vergilerini veya ev bakım ve iyileştirmesini içermemektedir. Bu faktörler geçen yıl Amerika’da hızla yükseldi. Şimdi eksik olan tek şey, Fed’in enflasyonun düşündüklerinden daha endişe verici olduğuna dair (ve 1970’lerde Paul Volcker yönetiminde yaygın bir merkez bankası efsanesi haline gelen “enflasyonu sistemden atmak için” agresif faiz artışları gerektiğine dair) olası açıklaması.

ŞİŞİRİLMİŞ ABD BORSASI

Bugün, sıfıra yakın Fed faiz oranları ve 120 milyar dolarlık Fed tahvil alımlarının da desteğiyle şişirilmiş tarihi yüksek seviyede olan Wall Street piyasaları, şimdi 2022 başlarında beklenen Fed faiz artışlarıyla hisse senetlerinden panik çıkışı başlatabilir. Bu da muhtemelen panik satışını ve son Çin Evergrande emlak ve hisse senedi çöküşünü minicik gösteren dev bir piyasa çöküşünü tetikler.

Eylül 2008’deki küresel mali krizden bu yana, Federal Rezerv ve AB ve Japonya Merkez Bankaları gibi diğer büyük merkez bankaları, Wall Street ve AB Bankaları gibi büyük finans kurumlarını kurtarmak için benzeri görülmemiş sıfır faiz oranları ve genellikle “niceliksel kolaylaştırıcı” tahvil alımları izledi. Bunun reel ekonominin sağlığıyla pek ilgisi yoktu. Beyin ölümü gerçekleşen bankaların ve finansal fonların tarihindeki en büyük kurtarma operasyonuyla ilgiliydi. Fed ve diğer merkez bankalarının benzeri görülmemiş politikalarının öngörülebilir sonucu, tarihteki en büyük spekülatif stok balonunun yapay enflasyonu oldu.

Başkan Donald Trump, işadamı olarak bunun bir yalan olduğunu bilmesine rağmen, S&P 500 hisse senetlerindeki yeni rekor artışları, gelişen ekonominin kanıtı olarak gösterdi. Bunlar sadece Fed’in sıfır faiz politikası nedeniyle yükseliyordu. Şirketler, tesis ve ekipman yatırımlarını büyütmemek, kendi stoklarını piyasadan geri almak için düşük oranlarda borçlanıyordu. Bu, Microsoft’tan Dell’e, Amazon’dan Pfizer’e, Tesla’ya ve daha yüzlercesine kadar şirketlerin hisse senetlerini artırdı. Ekonomide gerçek bir değer yaratmadan bazı durumlarda milyarlar kazandılar.

Bugünün ABD borsa balonu ne kadar büyük? Ekim 2008’de Lehman krizinden hemen sonra, ABD hisse senetleri toplam 13 trilyon dolarlık kapitalizasyonla listelenmişti. Bugün 50 trilyon doların üzerinde, neredeyse yüzde 400’lük bir artış ve bu toplam ABD GSYİH’sının iki katından fazla. Apple Corp. tek başına 3 trilyon dolar ediyor.

2022’de Fed tarafından bir hisse senedi krizi hazırlanıyor.

Bu, 1930’lardan daha kötü bir Büyük Buhran’ı başlatacak.

Bu istikrarsız kavşakta faiz oranlarını yükseltmek, kırılgan ABD ve küresel finans sistemini çökertecek ve insanların dijital para ve Büyük Sıfırlama paketiyle gelecek acil yardım için yalvaracakları bir krizin önünü açacak.

2007 ve 2008 de dahil, Ekim 1929’dan bu yana, her büyük ABD borsa çöküşünün, “enflasyon” kılıfında gizlenen kasıtlı Fed eylemlerinin bir sonucu olduğunu belirtmekte fayda var.

Bu seferki hasar çığır açıcı olabilir. Eylül ayında Washington merkezli Uluslararası Finans Enstitüsü, hükümet, hane halkı ve şirket ve banka borçlarını içeren küresel borç seviyelerinin Haziran sonunda 4,8 trilyon dolar artarak 296 trilyon dolar ile pandemi öncesi seviyelerin 36 trilyon dolar üzerinde olduğunu tahmin etti. Bu borcun 92 trilyon doları, Türkiye, Çin, Hindistan ve Pakistan gibi gelişmekte olan pazarlara ait. Yükselecek FED faiz oranları, borç alanlar geri ödeyemediği için dünya genelinde temerrüt krizlerini tetikleyecek. Bu, 2008 krizinden bu yana, faiz oranlarını sıfıra, hatta negatife iterek, FED liderliğindeki merkez bankaları tarafından bilinçli olarak yaratılmıştır.”

Engdahl’ın tespiti bunlar.

Türkiye’deki durum çok kötü, üzerine bir de bu gelirse ne yapılır bilmiyorum.

Tekrar etmekte fayda var. Gelen mükemmel fırtına için kapıyı bacayı kapatıp, yani gümrükleri dikip, üretime ağırlık vermek şart.

Atatürk modelini örnek almayan bence kaybeder.

YUVARLAK MASA VE CHATHAM HOUSE KURALLARI

Bu işlerin mimarları olan Yuvarlak masacılara dönersek…

Le Cercle hakkında yakın zamanda kamuoyuna açıklanmış olan tek bilgi, aslen Muhafazakar parti eski başkanı Michael Ancram olan, o zamanki başkan Lord Lothian tarafından yazılan 2012 tarihli bir mektuptan geliyor.

Suudi dışişleri bakan yardımcısı Abdülaziz bin Abdullah’a yazılan ve 2015 yılında WikiLeaks tarafından yayımlanan mektupta, “Grubun büyük ölçüde Avrupalı ​​ve Amerikalı” olduğu ve üyeleri arasında “Parlamento üyeleri, diplomatlar, istihbarat topluluğu üyeleri, yirmi beşten fazla ülkeden yorumcular ve işadamları” olduğu belirtiliyor.

Le Cercle’ın toplantılarının “çoğunlukla dış politikayı ama aynı zamanda bazı iç meseleleri” kapsadığı ve söylenen her şeyin kayıt dışı olduğu, “katı” Chatham House kuralları altında düzenlendiği söyleniyor. Katılım 80 ila 100 kişi arasında değişmektedir.

Grubun diğer başkanları arasında eski bir şansölye olan Muhafazakar milletvekili Lord Lamont yer aldı. Lamont, 2019’da Bahreyn’deki aynı Le Cercle toplantısına katıldı.

‘GÜVENLİK KONFERANSI’

Eski dışişleri bakanı Alan Duncan, Haziran 2016’da Westminster’deki St James’s Court Otel’de bir Le Cercle toplantısına katıldığını günlüklerinde yazıyor. Bunu “yıllardır katıldığım uzun soluklu, biraz çılgın bir güvenlik konferansı” olarak nitelendiriyor.

İngiliz basınında Le Cercle hakkında yayınlanan tek önemli makale Independent’te 1997’de çıktı. Makale, o zamanlar Muhafazakar bir milletvekili olan Alan Duncan’ı grubun “önde gelen siyasi ışıklarından” biri olarak adlandırdı.

2016-19 yılları arasında İngiltere’nin Avrupa ve Amerika Bakanı olan Duncan, Birleşik Krallık’ın Körfez’deki müttefik rejimleriyle yakın bağlantıları olan eski bir petrol tüccarıydı.

Duncan, Julian Assange’ın 2019’da Ekvador büyükelçiliğinden tahliye edilmesinde rol oynayan kilit hükümet yetkilisiydi. Geçen hafta gizliliği kaldırılan kayıtlarda, Duncan’ın, Julian Assange’ın ABD’ye iadesine karar veren Yargıç Ian Burnett’in 40 yıllık “iyi arkadaşı” olduğu ortaya çıktı.

Le Cercle toplantılarına katılanlar arasında eski ABD ulusal istihbarat direktörü John Negroponte, eski ABD ulusal güvenlik danışmanları Henry Kissinger ve John Bolton ile eski ABD savunma bakanı Donald Rumsfeld de vardı.

Margaret Thatcher da tek seferlik bir katılımcı olarak listeleniyor. Bu siyasi isimlerden herhangi birinin görevdeyken katılıp katılmadığı bilinmiyor.

Le Cercle içindeki anonim kaynaklara dayanan Independent makalesi, grubun “Beefsteak ve diğer sağcı kulüplerin yemek salonunda gizlice toplandığını” kaydetti.

Beefsteak, Leicester Square yakınlarındaki seçkin üyelere özel bir kulüp.

“Amerikan müdavimleri”nin CIA’in iki direktörünü içerdiği söylendi: 1973-76 yılları arasında teşkilatı yöneten William Colby ve 1981-87 yılları arasında direktör olan William J. Casey.

Le Cercle’ın mevcut siyasi faaliyetleri resmen belirsiz. Güney Afrika gazetesi Daily Maverick, Pretoria’da Le Cercle’ın “Gündemlerinin başında apartheid Güney Afrika’yı desteklediğini” gösteren gizliliği kaldırılmış belgeler bulmuştu.

Apartheid rejiminin “Le Cercle’in finansmanına yardımcı olduğunu ve birkaç toplantıya ev sahipliği yaptığını” ortaya çıkardılar.

Kasım 2009’da Le Cercle, o zamanlar gölge dışişleri bakanı olan David Lidington’a “Le Cercle’ın Orta Doğu politikası hakkında bir toplantısında konuşmak” üzere Washington’a uçması için 1.020 £ ödedi. Gezide ayrıca “ABD yönetim yetkilileriyle çeşitli dış politika meseleleri hakkında görüşmeler” de yer aldı.

Lidington, Avrupa bakanı ve adalet sekreteri olarak görev yapmaya devam etti ve 2019 yılına kadar milletvekili olarak kaldı.

Le Cercle, William Hague’in Muhafazakar Parti liderliğini bırakmasından bir yıl sonra, 2002’de Hague ve eşinin Fas’a gitmesi için para ödedi. Aralık 2006’da grup ayrıca Crispin Blunt’un Hindistan’ın Delhi kentindeki konferansına katılması için ödeme yaptı.

Bir yıl sonra, Blunt’un Madrid’deki toplantıya İşçi Partisi Milletvekili Margaret Beckett ile birlikte katılması için para ödedi. Hague, Blunt ve Beckett’e Le Cercle toplantılarına katılımlarını finanse etmeleri için verilen miktarlar parlamentonun çıkar kütüğüne beyan edilmedi.

Sonraki on bir yıl boyunca, Le Cercle’dan hiçbir fon İngiliz milletvekilleri tarafından kamuya açıklanmadı.

Le Cercle hakkında kamuoyuna yalnızca içeriden bilgiler 1993’te yayımlandı. Harper Collins, 1971’den 1985’e kadar Le Cercle’ın üyesi olan Brian Crozier’in anılarından oluşan Free Agent’ı (Serbest Ajan) yayınladı.

MI5 ve MI6 kitabı yasaklamayı denedi, ancak başarısız oldu, ancak artık yeni baskısı yok.

Crozier, CIA ve MI6 ile çalıştı ve aynı zamanda İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın soğuk savaş propaganda birimi olan Bilgi Araştırma Departmanında eski bir yetkiliydi. Pinay Cercle’ın “ilham veren ve uzun süredir hizmet veren organizatörü”nün, o zamanlar Fransa’nın dış istihbarat teşkilatı olan SDECE için çalışan Jean Violet olduğunu yazdı.

Crozier, “Geniş Cercle içinde, Pinay Grubu adlı daha küçük bir grup, olası eylemleri tartışmak için zaman zaman bir araya geldi” diye yazdı. Ancak grubun hangi faaliyetlerde bulunduğunu yazmadı.

Crozier, 1980’deki ilk seçim zaferinden hemen sonra, seçilen Başkan Ronald Reagan’ın Pinay Cercle ile “ilişki kurmak” için bir arkadaşını atadığını kaydetti.

1979’da Crozier, Le Cercle’a İngiltere ve Almanya’da hükümet değişikliklerini güvence altına almayı amaçlayan bir “planlama belgesi” sundu. İngiltere’de Margaret Thatcher’ın zaferinin süreci tamamladığını kaydetti.

Listelenen diğer hedefler, “siyasi amaçlar için gizli mali işlemler” ve “düşman şahsiyetleri veya olayları itibarsızlaştırmayı amaçlayan uluslararası kampanyalar” idi.

Ardından Aralık 2018’de Muhafazakar Milletvekilleri Greg Hands, Crispin Blunt ve Mark Garnier’in, 4 günlük Washington DC ziyaretleri için Le Cercle 12.756 £ ödedi.

2019’da Rory Stewart, PoliticsHome’a ​​2013-14 arasında Le Cercle’ın başkanı olduğunu, Nadhim Zahawi ise 2015-18 arasında bu görevde olduğunu doğruladı. Ancak, o sırada parlamentonun güçlü Dış İlişkiler Komitesi üyesi olmalarına rağmen, ikisi de daha önce rollerini açıklamadı.

Kamu Yaşamında Standartlar Komisyonu’nun eski Başkanı Sir Alistair Graham, bu gizliliği “rahatsız edici” ve Le Cercle’ı “gölgeli bir beden” olarak nitelendirdi.

Le Cercle’ın geçen yılki yöneticisi, Zahawi’nin meclis ofisinde araştırma görevlisi olarak çalışan Beverley Gayner’di.

Diğer İngiliz milletvekillerinden hangilerinin Le Cercle ile ilgisi olduğu veya toplantılarına katıldığı belli değil. Stewart ve Zahawi, PoliticsHome’a ​​uluslararası Le Cercle toplantılarına katılmak için kendi masraflarını ödediklerini söyledi. Bu, kamuya açık bilgilerden çıkarılabilecek olandan daha fazla milletvekilinin dahil olduğunu göstermekte.

Neticede City ve Wall Street, Londra ile Washington DC kardeşliği Le Cercle veya Yuvarlak masacılarla süregeldi.

Bu hegemonlar, Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki siyaset ve ekonomiyi yönetmek, politik atamalarda bulunmak ve sonuçta haciz memuru olarak icraya gelmek üzere şimdi ekonomik kriz üzerinden hazırlık yapıyorlar.

Chatham House Rules, yani Chatham Evi kurallarıyla çalışıyorlar.

Kimlerin oralarda dolaştığına, kimlerin ne madalyalar aldığına bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.

 

KAYNAKLAR:

Deniz Mecmuası – Pankuş Yayınları – 21 Temmuz 2021 sayfa 118

http://www.williamengdahl.com/englishNEO15Dec2021.php

https://declassifieduk.org/secret-cia-funded-group-linked-to-uk-ministers/

Nedir şu meşhur Yuvarlak Masa? Ve ekonomik krizle ne ilgileri var

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

4 Yorum

  1. 8 ay önce

    ben, bu büyük güçlerin dünyayı istedikleri gibi değiştireceklerini görüyorum. bir de Türkiye’de Atatürk ekonomi politikasına dönülmesi için, gerçek aktif Atatürkçü politikacılar gerekiyor.

    Cevapla
  2. 8 ay önce

    Arastirma ve bilgilendirmelerinize tesekkurler, varolunuz.

    Cevapla
  3. 8 ay önce

    Gerçektende bazı uzmanlar artık daha fazla sürmeyeceğini ve dünya finans sisteminin bütünüyle çökeceğini anlatıyor…. Yani, yastık altında, zulada dolarlar saklayanlar nasıl ağlayıp dövünecekler, göreceğiz. O zaman en çok cinali’ ye güleceğim…

    Cevapla
  4. 8 ay önce

    Muhteşem analiz ve yorumlar, herşey için teşekkürler.. HE.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!