O tokat kime yaradı?

Nihat Genç yazdı...

O tokat kime yaradı?

12 Eylül'den kalma klişe bir laf vardır, sağcılara da solculara da silahları veren aynı gizli el, diye.

Bir de 90'lı yılların ünlü manipülatörü Mahir Kaynak'ın 'peki bu olay kime yaradı?' sözü vardır!

CIA ajanı Enver Altaylı yakalandığında cep telefonundan CHP'li başdanışmanla bin tane telefon görüşmesi kaydı ortaya çıktı ve AKP'li vekil ünlü gizemli adam Mücahit Aslan'la da bin tane görüşme kaydı çıktı.

Her iki kayıtlara da bakılsın, dedik.

Bir eli muhalefette diğer eli iktidarda bu CIA ajanının bu bin görüşme kaydını ciddiye almadıktan sonra bizler ömrümüzü cambaza bakarak geçireceğiz!

Kuklaları suçlayacağız, kuklacıyı hiç görmeyeceğiz!

Olan yine sahaya sürülen saf temiz gençlere olacak!

Hatırlayın, daha iki haftası dolmadı, cehennemi yangınlar olmuş Ege bölgesi çatır çatır cayır cayır yanmış, devletin beceriksizlikleri gün yüzüne çıkmış AKP rezil olmuş. Halkın ve aydınların bir isyanı var ki sormayın.

Hatırlayın, daha haftası dolmadı, sel felaketleri, yine dere yataklarına inşaat ve şu satırlarda bir cümleyle geçirtmek ne kadar kolay, Bozkurt adında bir ilçe tarihten silindi, halkın ve aydınların bir isyanı var ki sormayın.

Hatırlayın, göçmen krizi ülkenin en büyük felaketi haline gelmiş, üstüne Amerika'nın vahşi Taliban'a Afganistan'ı terkedip kaçması ve insanlık dışı görüntüler ülkeyi ve dünyayı ayağa kaldırdı. Halkın ve aydınların bir isyanı var ki sormayın.

Hatırlayın, Sedat Peker'in peş peşe açıklamaları AKP'ye karşı çok yoğun bir infiale sebep oluyordu. Halk ve aydınların Peker açıklamaları sonrası bir isyanı vardı ki, sormayın!

Herkes gibi ben de kendime şunu soruyordum, AKP'nin sonunu nihayet getiren bu kadar ağır püsküllü felaketlerin sonuçlarından bakalım AKP nasıl yırtacak nasıl kaçacak, diye.

Dank.

Halk TV kapısında Enver Altaylı'nın İyi Partili yeğenine saldırı!

Ve AKP yine ayakları üstüne düştü ve bu büyük felaketlerin hiçbiri konuşulmaz oldu.

En azından yine bu felaketler AKP'yi teğet geçti.

Hani 90'lı yılların ünlü Mitçisi Mahir Kaynak'ın lafıyla soralım, bu saldırı kime yaradı, diye?

Sevgili okuyucu!

Yukarıdaki satırlarda bir siyasi olayın 'analizini' 'yorumunu' okudunuz!

Siyasi olaylar deprem ve sel gibi 'fiziki olaylar' yani gerçekliği 'kesinlik' taşıyan olaylar değildir!

Kimin eli kimin cebinde, kimin manipülesi, kimin kumpası, kimin tezgahı, kim ne maksatla uydurup yapıp söylüyor, bilemezsiniz!

Bilemeyeceğimiz için karanlıkları görünmez elleri yakaladığımızda açığa düşürmek ifşa etmek şarttır!

Şayet siz, Enver Altaylı'nın AKP'den Mücahit Arslan, CHP'den başdanışmanıyla yaptığı binlerce telefonda ne konuşulduğunu elinizde imkan olduğu halde halktan kamuoyundan saklarsanız, toplum karambole vur gittiye kaosa sürüklenir ve kimin ne dediği ne yaptığı anlaşılmaz!

Olan yine oynatılan gençlere olur!

Ve uysun-uymasın tutsun-tutmasın bir yazar olarak ben de kalkıp yukarıdaki 'yorum'u pekala yapabilirim!

Yani, İyi Partili Buğra Kavuncu'nun AKP'ye hizmet ettiğini pek tutarlı sebep-sonuçla ilişkilendirip pekala yazabilirim!

Bir de üstüne...

İyi Parti içinde yuvalanmış Nato Gençlik Konseyi üyelerinin ne haltlar karıştırdıklarını gayet iyi biliyorsanız, ki yazıları eylemleri ortada (dün Erdem Atay da yazdı), mesela 15 Temmuz gecesi Fetö darbesine apaçık aleni destek vermişlerdi!

Hem Natocu hem Türkçü, ne ayak!

İşte bu ayakları da 'olayın tam merkezinde' görürseniz..

İşte o zaman Nihat Genç de ünlü siyasi manipülatör Mahir Kaynak gibi konuşur ve kimse de böyle asla değildi, hayır olamaz, diyemez.

O halde?

İyi Partili Uğur Poyraz ve Buğra Kavuncu'yu  aklayıp paklamak için konuşturan Tele 1 ve Halk TV'nin acar ateşli yazar ve yorumcuları bu şaibeli isim ve olaylar karşısında çok uyanıklı ve tetikte olmalıydı.

Değil.

Tele 1 ve Halk TV, Uğur Poyraz ve Buğra Kavuncu'ya aksine çanak tuttu!

Mesela Halk TV'de Buğra Kavuncu çok haklı 'saldırı'nın kınanmasını istiyor ve peşinden saldırının organize olduğunu söylüyor (hepsi hem doğru hem yanlış olabilir hem algı hem yaygara olabilir), stüdyodaki gazetecilerin, -Peki Buğra Kavuncu bey, kendi üyeniz Av. Emir Gürbüz yazar Nihat Genç'i alenen ölümle tehdit ettiğinde, sizler kendi üyenizi kınadınız mı? Nihat Genç'e bu ölüm emri parti içinde 'organize bir yapı mı?' diye de pekala sorabilir!

Ya da Sayın Kavuncu, Nato Gençlik Konseyi ne ayak, diye sorabilirlerdi!

Yani tokat atanı bilmiyoruz ama ölüm tehdidi ve Nato Gençlik Konseyi apaçık kanıtlı gerçek!

Natoculuk da suç mu, bir partinin Nato tarafından kurdurulması başka şey, ülkenin şu an geleneksel olarak Nato üyesi olması ve Nato'yla ilişkilerini dengede tutma zorunluluğu başka şey. Çünkü Nato bu ülkede Fetö'yü kullanarak 15 Temmuz gecesi ülkeyi işgale kalkmıştır, ve bu gerçektir!

Sanırım hiç kimse Nihat Genç'i adam yerine koymuyor!

Sevgili saf gençler Mahir Kaynak adlı manipülatöre hak verenler bir gün Hakkı Bulut'un arabesk şarkısı 'ben insan değil miyim'in nesnesi haline gelir!

Sahi, biz insan değil miyiz biz yazar değil miyiz?

Bize yapılan ölüm tehditleri tehditten saldırıdan sayılmıyor mu?

Aynı ölüm tehdidi başka bir yazara mesela bir liberal yazara yapılsaydı tavrınız yine aynı mı olacaktı?

Şimdi okuyucudan müsaade isteyip insan ve yazar yerine koyulmayan Nihat Genç'i biraz teknik olarak tanıyalım.

İlk gençlik yıllarımda altı sene Milliyet'in teknik ekibinde çalıştım, altı sene, mesela Abdi İpekçi'nin yazılarını her akşam saat altı'da teleksten alıp daktilo edip sayfa pikajını ben yaptım.

Bugün milliyetçilerin çok iyi bildiği onlarca dergiyi o en kara günlerde imkansızlar içinde çıkarttım.

13 sene aralıksız dönemin en muhalif ve en çok satan dergisi Leman'da uzun uzun hikayeler yazdım.

5-6 sene SKY TV'de reytingleriyle çok meşhur yüzün üstünde program yaptım.

Ardından ART TV'de yüze yakın bir buçuk saatlik program yaptım.

Peşinden Halk TV'nin ikinci kuruluşunda vardım ve beş-altı sene şu anki ekran şöhretleri ekrana çıkmaya korkarken yüzlerce program yaptım.

Bütün muhalif kanallar çökertilirken Levent Kırca davetiyle Ulusal Kanal'ı fırsat bilip üç yüzün üstünde program yaptım.

Ve ODA TV Fetö'ye karşı mücadelenin ve muhalefetin tek kaynağı olurken 13 yıl aralıksız yazılar yazdım..

Ve sonra, Veryansın TV'deyim.

Yani kamuoyu önünde çok bilinen çok tanınan bir öz geçmişim ortada!

Ve, sağdan soldan liberalinden yüzlerce insanla birebir ilişkim arkadaşlığım geçmişim var!

Yani sağda solda birebir yüz yüze beni tanımayan yoktur!

Ve yazarlığa adım atmama sebep, bildiğimi söyleyeceğim, dünya gözümle gördüğüm herşeyi bir yolunu pundunu bulup hikaye ederek olsun mutlaka anlatacağım, yoksa bu dünyaya gelişimin bir anlamı yoktur ve yazarlığım bir boka yaramaz!

Ve Yeniçağ Gazetesi bizi adam yerine koymadan aramadan sormadan bakmadan bizi osuruk  ve çakal muamelesi yapıp hedef gösterdi!

Düpedüz iftira attı!

Nihat Genç hedef gösterdi, dedi, ki, saatleri dahi tutmuyor, biz Youtube programını gündüz 12'de çektik yayın saati ise 18'den önce. Yani olup biteni dahi bilmiyoruz ve hem yazımda hem konuşmamda bu çocuklar saf temiz çocuklar ifadesi kullandım, ancak, çevreleri çok tuhaf Natocu adamlarla dolu, dedim ve konuşma kaydı ve yazılarım ortada!

Yani Yeniçağ Nihat Genç'i adam yerine koymadı ve apaçık Natocu gençlerin galeyanına gelerek Nihat Genç'i itin köpeğin önüne attı!

Oysa, Mesela, Yeniçağ Gazetesi'nden Yavuz Demirağ'la sırt sırta verip Fetö'nün azılı yıllarında en az dört yüz program yaptık. Mesela, yazar Arslan Bulut kardeşimden ötedir. Mesela Selcan Taşçı'nın dik duruşunu hep sevmiş övmüş başımın üstüne koymuşumdur. Mesela Sadi Somuncuoğlu'yu elli yıldır tanırım ve donanımlı ve çok beyfendi idealist bir dava adamıdır. Mesela Bican beyi kırk yıldır tanırım, mesleğinde bir numaradır ve hayranım. Mesela Yağmur Tunalı, kırk dahi değil kırk beş senedir tanırım.

Ve ama 'arkası' bilinmedik kasıtla kurcalanmamış yerler çok olunca...

İnsanı çok iyi tanıyan yerler bile Fetö'ye ve gladyoya yem yapabiliyor!

Yeniçağ Gazetesi, kalktı, ve sağından solundan hiçbir işim ilişkim telefonum münasebetim asla olmamış bir 'tokat' hadisesi sonrası hiç çekinmeden sormadan 'Nihat Genç hedef gösterdi' diye yazabiliyor!

Nihat Genç ismini kirletmek bu kadar kolay mı?

Ne ayaksınız lan!

Bir on yıl önce çok çok sevdiğim ünlü bir savcı vardı, Çetin Yetkin, kitaplarını hayranlıkla hala okurum.

Yeniçağ'da yazıyordu ve bir gün bana geldi, Nihat, dedi, Yeniçağ'da ne zaman Fetö'ye karşı yazı yazsam yayınlamıyorlar, dedi.

Çetin Yetkin hala Antalya dağlarında kitaplarını yazıyor, gidip sorun!

Çetin ağbi, sen ODA TV'ye gel, dedim, zaten biz de yazar bulamıyoruz, geldi ve bir iki yazıdan sonra kitaplarını yazmaya çekildi!

Mesela Yeniçağ Gazetesi Hrant Dink'i manşetten hedef gösteriyordu, o yıllarda Hrant'la birlikte seyahatlerde uzun uzun görüşüyorduk. Hrant gazeteyi eline aldı ve bana gösterdi. Manşetlerine baktım bir değil iki değil. Aklımdan geçen şu oldu, bu manşetleri kim attırıyor?

Sonra Yeniçağ patronu bana yazarlık teklif edince, bir gün söz uçar unutulur deyip, daktiloyla red cevabımı verdim, Hrant'ı hedef gösteren bir gazetede yazmam, diye.

Sadece Yeniçağ'da değil Milliyetçi Hareket içinde 'merkezde' herkesi tanırım herkes de beni tanır!

Enver Altaylı da beni iyi tanır, Taha Akyol da beni iyi tanır, Mümtazer Türköne de beni iyi tanır, bu insanlarla sabah akşam on yıllarım geçti.

Ama vatan söz konusu olunca arkadaşını Allah'ını tanımam..

Bugün çok sert eleştirdiğim bu isimlere gidin ve Nihat Genç nerede ne yaptı kimdi, sorabilirsiniz!

Ve çok şeye şahit oldum.

Mesela 'milliyetçi hareket içinde' çok sevdiğim çok değerli Nevzat Kösoğlu ağbim vardı. Saygıda kusur etmem. Hatta ilk kitabı Kitap Şuurunun kapağını ben tasarladım baskısını ben yaptım.

Fetö kumpas günlerinde (nice ağbinin olduğu gibi) Nevzat Kösoğlu'nun Fetö'ye destek verip Fetö'yü yere göğe koyamamasını görünce başımdan kaynar sular döküldü!

Detayları uzundur, çok açık gerçektir, 12 eylül öncesinin gladyosu 90'lı yıllardan sonra Fetö milliyetçi hareketin içine yapılarına partilerine çok yoğun şekilde girmiştir.

Türk Ordusu tepeden tırnağa genelkurmayları dahi kelepçelenip tasfiye edilirken bu ağbilerin sessizliği ve bir köşeden Fetö'ye gizli desteklerini bu ağbileri çok yakından tanıyan biri olarak kendime yediremedim!

Hesabım açıktır!

O gün bugün yeri gelsin gelmesin söylerim!

Bu gizli gladyo ve Fetö unsurları şu anda yoğun şekilde İyi Parti'de mevzilenmiştir!

Yani işine gelince muhalefeti işine gelince iktidara karşı tertip kumpas kurup siyaseti ters manyellerle manipüle eden güçler an itibariyle iş üstündedir!

Bugün bizi asılsız şekilde hedef gösterenler şüpheniz olmasın iktidarlarında yine asılsız hukuksuz kodese tıkmak için iki gün beklemeyecektir!

Ve korktuğum oldu, kendine milliyetçi, Türkçü diyen partiler ve yapılar bugüne değin kendi içlerinde yuvalanmış Fetö ve gladyo üzerine tek satır yazacak gücü kendilerinde bulamadılar!

Oysa Soğuk Savaş yıllarının getirileri-götürüleri üzerine çok sert bir eleştiri yapılmalıydı!

Gizli ve karanlık eller mahküm edilmeliydi!

Taha Akyol'undan Devlet Bahçelisine kadar hiç kimse bu gizli karanlık ajan güçlerin üstüne gidecek afişe edecek kamuoyuna ilan edecek şekilde sert bir savaşı-hesaplaşmayı göze alamadı! Aksine, mesela Taha Akyol hala Fetö ve gladyo unsurlarına teşne oluyor!

Hesaplaşacak güçleri yok!

Karanlıklar içinde bir takım gizli şaibeli isimler, kaldıkları yerden yola revan!

Kaldıkları yerden kumpasa devam!

Bakın bugün İyi Parti içindeki Fetö dahi kendine muhalif deyip bizim muhalefetimizi dahi beğenmiyor!

12 Eylül'de gencecik arkadaşlarım yanıbaşımda birbir ölürken, kendime, çok kitap okuyacağım çok, bir gün büyük bir yazar olacağım ve kimseden korkmadan elimize gizlice silahları verenleri bizleri katliamlara sürükleyenleri ismini tek tek yazıp söyleyeceğim!

Elli yıl geçti, gladyo birinci hayatını milli hareketlerde yaşadı ve onlarca katliam, Çorum, Maraş olayları...

90'lu yıllarda gladyo ikinci hayatını Fetö'de yaşadı ve Türk Ordusu ve hukukunu tasfiye ettiler!

Ve gladyo şimdi üçüncü hayatına İyi Parti'de çoktan başlamış, ama, kimse gördüğünü-bildiğini-gizli elleri hala hiçbir şey olmamış gibi söyleyemiyor!

Sanırım, bunlar da geçer, ülke yine yağma talan felaketler ve kardeş kavgalarına yine sürüklenir ve gün gelir...

Yine kimse konuşamaz, yine kendine güvenip yazacak kimse çıkmaz!

Ve gladyo bakmışsınız dördüncü hayatına başka bir yapıda devam eder!

Kuklaları ve cambazı seviyorsanız, sorun yok!

Mesela, Bozkurt adında bir ilçe tarihten silindi, siz kalkmış Nato kumpasları içinde birbirini gırtlaklıyor birbirinizle kutuplaşıyor birbirinizi yiyorsunuz.

Yine kardeş kanı yine kutuplaşma yine tezgah!

Afiyet olsun!

Size de afiyet olsun muhalefet adına görmezden gelip ekranlarda gladyoyu sarıp sarmalayan Tele 1 ve Halk TV yazar ve yorumcuları!