Ölüm laboratuvarları ‘Birim 731’e uzanıyor

China Radio International'ın (CRI), “ABD’nin Ukrayna’daki biyolojik laboratuvarları dünyayı endişelendiriyor” başlıklı haberinde, ABD'nin dünya çapında 300'den fazla biyokimyasal laboratuvarı olduğu duyuruldu.

featured

Çin Ankara Büyükelçiliği’nin resmi sosyal medya hesaplarından, Çin yayın organı CRI’ın ABD’nin askeri amaçlarla kurduğu biyokimyasal laboratuvarlara dikkat çeken haberini paylaştı. ABD’nin biyokimyasal faaliyetlerinin çok eskiye dayandığı belirtilen haberde “II. Dünya Savaşı’ndan sonra, ABD hükümeti Japonya’nın deney ve işkence tesisi olan Birim 731’den bakteri savaşına ilişkin belgeleri satın aldı. Birim 731’deki bazı savaş suçluları ABD’nin yardımıyla serbest bırakılıp uzman olarak ABD’deki biyolojik laboratuvarda çalışmaya başladı” denildi.

İşte o haber:

“Rusya Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, ABD’nin Ukrayna’daki biyolojik laboratuvarlarında kuş gribinin göçmen kuşlarla yayılması ve virüs ile bakterilerin yarasalar üzerinden insanlara bulaştırılması gibi projeler uygulandı.

Diğer yandan, Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmanın meydana geldiği 24 Şubat gününde, Ukrayna Sağlık Bakanlığı’nın Pentagon’un talebi üzerine ABD’nin yardımıyla kurulan biyolojik laboratuvarlarındaki veba, şarbon ve kolera dahil öldürücü virüslerin numunelerini yok ettiği bildirildi.

Son günlerde, uluslararası kamuoyu söz konusu olaya büyük ilgi gösteriyor. “ABD’nin Ukrayna’daki biyolojik laboratuvarlarında neler var?”, “ABD biyolojik araştırma aracılığıyla ne yapmak istiyor?” gibi sorular dünya gündemine oturdu. ABD’nin söz konusu sorulara yönelik cevapları hem karışık hem de güvenilir değildir.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland 8 Mart’ta yaptığı açıklamada, Ukrayna’da biyolojik araştırma tesislerinin bulunduğunu, Rusya ordusunun biyolojik araştırma malzemelerini elde etmemesi için Ukrayna tarafıyla işbirliği yaptıklarını belirtti. Ancak, Beyaz Saray Basın Sekreteri Jen Psaki 9 Mart’ta Twitter’da paylaştığı 8 mesajda, söz konusu haberi yalanladı ve Ukrayna’daki biyolojik laboratuvarlarla ilgili bilgilerin Rusya tarafından kurgulandığını ifade etti. Psaki, ABD’nin Ukrayna’da uyguladığı biyolojik araştırmalar hakkında hiçbir açıklama yapmadı. Biyolojik araştırma konusunu saklamak isteyen ABD yönetimi, dünyayı daha da endişelendirdi.

Şu an, ABD Ukrayna’daki biyolojik laboratuvar sorunundan kurtulmak için sözde iki neden ortaya çıkardı. Birincisi, söz konusu laboratuvarların hepsi Ukrayna tarafından işletildi, ABD sadece finansal destek verdi. İkincisi, bu laboratuvarlar, biyolojik silahların dışarıya sızdırılmaması ve tıbbi araştırmalar için kullanıldı.

Birinci nedene karşı, 2005 yılında ABD Savunma Bakanlığı ve Ukrayna Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan anlaşmaya göre, bütün tehlikeli virüslerin numunelerinin ABD ordusunun yardımıyla kurulan laboratuvarlarda korunması, laboratuvardaki uzman, teknoloji ve tesislerin ABD tarafından sağlanması gerekir. ABD, laboratuvarlardaki tehlikeli virüsleri kontrol etme hakkına sahip oldu. Daha önemlisi, Ukrayna’nın tehlikeli virüslerin genetik kodunu ABD ordusuna vermesi gerekir. Bu yüzden, ABD’nin ileri sürdüğü birinci neden gerçek dışıdır.

İkinci nedene bakıldığında, ABD uzun bir süredir biyolojik silahlar geliştirdi ve kullandı. 19. yüzyılda, ABD’deki beyazlar üzerinde çiçek virüsü bulunan “hediyeleri” Amerikan yerlilerine verdi. Birçok yerli çiçek virüsü nedeniyle hayatını kaybetti. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, ABD hükümeti Japonya’nın deney ve işkence tesisi olan Birim 731’den bakteri savaşına ilişkin belgeleri satın aldı. Birim 731’deki bazı savaş suçluları ABD’nin yardımıyla serbest bırakılıp uzman olarak ABD’deki biyolojik laboratuvarda çalışmaya başladı. ABD ordusu Kore ve Vietnam savaşlarında yaygın olarak biyolojik silahlar kullandı. Bunun yanı sıra, edinilen kanıtlara göre 1950’li yıllarda, ABD yönetimi ABD’li vatandaşlara biyolojik silahların testini uyguladı. Bu yüzden, ABD’nin ileri sürdüğü “Ukrayna’daki biyolojik laboratuvarların yalnız tıbbi araştırma için kullanıldığı” iddiası da inandırıcı değildir.

Diğer yandan, Ukrayna’daki laboratuvar sorununun bir diğer etkisi ABD yönetimini de şaşırttı. COVID-19 salgınının görülmesinin ardından, ABD salgının kaynağı hakkında sürekli olarak Çin’i karalamaya çalıştı. Trump yönetimi, kendi siyasi çıkarlarını korumak için “ABD’deki bazı tıbbi uzmanların yardımıyla Wuhan’daki Çinli araştırmacılar COVID-19 virüsünü icat etti” iddiasını ortaya çıkardı. Ancak kamuoyu, “ABD’deki tıbbi uzmanlar COVID-19 virüsünün icat edilmesi için Çin’e yardım sağlarsa, Ukrayna’da aynı bir şeyi yapabildi” diye sormadan edemiyor.

Ukrayna’daki bu biyolojik laboratuvar olayı ile ABD’nin ikiyüzlülüğü bir kez daha dünyaya teşhir edilmiştir. 2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler “Biyolojik ve Kimyasal Silahların Yasaklanmasına İlişkin Sözleşmesi”nden çekilen tek ülke konumuna gelmiştir.

Biyokimyasal genetik silahları geliştiren bir ülke olarak ABD’nin Ukrayna’ya ek olarak dünya çapında 300’den fazla biyokimyasal laboratuvarı var.

Bir kez işin içine girer girmez, ABD diğerlerini durdurmak için derhal çifte standart kullanır. ABD biyolojik laboratuvarlar konusunu açıklığa kavuşturmaya istekli olsa da, kanıt eksikliği ve uluslararası toplumun güveni nedeniyle durum daha da kötüleşecek.”

Ölüm laboratuvarları ‘Birim 731’e uzanıyor

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!