Omikron başarılı olabilecek mi?

featured

Dr. Ceyhun Balcı yazdı…

Salgın doludizgin yol almayı sürdürüyor. Önceki pek çok salgın kadar can almayacak olsa bile Covid 19’un insanlık tarihine önemli bir sayfa ekleyeceği kuşkusuzdur. İkinci yılı doldurmaya gün saydığımız şu sıralarda salgının gerilemesine ilişkin en küçük veri olmadığını kaygıyla söyleyebiliriz.

Her şeyden önce varyant gelişimini, canlılığın değişmez yasası sayacağımız evrimin önemli sonucu olarak görmemiz gerekir. Her ne kadar şimdilik virüs kendisi dışındaki canlılar yararına olmasa da bu evrimleşmenin bir şekilde virüsün zararına gelişmesi ve böylelikle salgının sonunu getirmesi de olasıdır.

Bu gelişmenin yolunu gözlemek yerine salgına karşı tıbbi olmayan önlemleri, başka deyişle MASKE-TOPLUMSAL MESAFE-TEMİZLİK üçlüsünü ikilemsiz şekilde yaşamımızın bir parçası olarak görmemiz zorunluluk olmayı sürdürmektedir.

Diğer yandan, tüm zamanların en önemli buluşlarından olan AŞI da salgından korunmadaki önemli diğer gereçtir. Aşı bağlamında son bir yıldır yaşananların da insanlık tarihinin utanç sayfalarında yer alacağı kesindir. Yalan, yanlış ve karartıcı bilgi yayılımı önde gelen sorun olmayı sürdürüyor. Bu konuyu kendisine amaç ve hedef edinmiş olan, bir şekilde bundan çıkarı bulunanlara azımsanmayacak sayıda gönüllü ordusunun amaçsızca katıldığını görmek de ayrıca üzüntü kaynağıdır.

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından Omikron adı konan son varyant öncekilerde olduğu gibi kimi kaygıların yinelenmesine neden oldu. Bu kaygılar şu şekilde özetlenebilir :

– Omikron varyantı daha BULAŞICI mı?

– Omikron varyantı daha (ağır) HASTALANDIRICI mı?

– Omikron varyantı elimizdeki aşıların koruyuculuğunu boşa çıkarmada daha yetenekli mi?

Her üç ölçüt de önemli ve anlamlıdır. Daha fazla insanın daha ağır hastalanması daha fazla ölüme yol açacağı gibi sağlık sisteminin sürdürülebilirliğine olumsuz etkisiyle de kendisini gösterecektir. Eldeki aşıların koruyuculuğunun ortadan kalkması da aşı konusunda bugüne kadarki çabaların sıfırlanması anlamına geleceği için ayrıca önem taşıyacaktır.

Küreselcilik savunucularının her fırsatta başvurdukları “küreselleşmeyle yerküre büyükçe bir köye dönüştü” söylemi Covid 19 salgınıyla sınanan bir saptamaya dönüşmüş oldu. Salgın penceresinden bakıldığında bu saptamanın başka hiçbir açıdan olmadığı kadar doğru olduğu ortaya çıktı.

Omikron varyantının doğrulanmasıyla birlikte Vahşi Batılı-Kuzeyli ülkelerin Afrika ülkelerine yönelik yolculuk kısıtlaması kararları gülünç bir olgu olarak geçti tarihe. Omikron varyantına bağlı olguların bu kararları alan ülkelerde saptanmış olması bu duruma ilişkin önemli bir veri sayılmalıdır. Zaten topraklarınızda olan olguları yolculuk kısıtlamasıyla engellemeniz olanaksızdır. Bu kararın düşündürdüğü önemli bir başka nokta ise varlıklı ve gönençli ülkelerin hemen her fırsatta ayrımcı ve yalıtıcı yaklaşım dürtüsünü devinime geçirmekte sakınca görmemeleridir.

Aşılama başladığında kimi varlıklı ülkelerin yurttaş başına 10 doza varan aşı edinme açgözlülüğü sergilemesinin çok da işe yaramayacağı bilim insanlarınca pek çok kez dile getirilmişti. Küresel salgının yöresel düşünceyle ve benmerkezcilikle aşılamayacağı oldukça açıktı.

Biri diğerini izleyen varyantlar bir yandan evrim gerçeğini gözümüzün içine sokarken diğer yandan da insanlığa salgınla böyle baş edilmez uyarısı gibiydi.

Omikron varyantına ilişkin az önce değindiğimiz üçlü kaygının gerçekliği önümüzdeki kısa süre içinde ortaya çıkacaktır. Her şey bir yana. Virüsün omikron varyantında diken proteininde 32 mutasyonun varlığı saptanmış. Bu sıra dışı ve beklenmedik durum bilim insanlarını fazlasıyla şaşırtmış durumdadır.

Küresel salgının merkezi konumuna kısa süre içinde yeniden yerleşen varlıklı ve gönençli dünyanın şapkasını önüne koyup düşünmesi ve gereğini yapması için bir fırsat daha çıkmıştır önüne.

Aşağıdaki bağlantıdan ayrıntılarına erişilebilir. Küresel ölçekteki aşılama sayısı dünya nüfusunu henüz yakalamış gibidir. Bir bu kadarına daha gereksinim olduğu açıktır. Ancak, ülke ve anakara temelli incelemede aşıyla tanışmamış sayısız ülke ve insan olduğu da ortadadır.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56025069

Aşı üretimindeki güçlükler bir yana aşının eşitlikçi, adaletli ve hakkaniyetli paylaşımı konusundaki duvarlar aşılmadıkça salgınla baş etmede dört gözle bekleyeceğimiz gelişme virüsün kendi zararına ve dolayısıyla insan yararına varyant üretmesi olmayı sürdürecektir.

Önceki varyantlar anlatamadı insanlığa yapması gerekeni. Bakalım omikron başarılı olabilecek mi bu konuda?

Aşılama konusundaki eksiklikler ve gecikmelerin varyant gelişimine de olası katkısı akıldan çıkartılmasın!

Omikron başarılı olabilecek mi?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

6 Yorum

  1. 1 sene önce

    Bu aşı denilen şey, antibiyotik dirençli mikroplar benzeri bir evrime neden olacaktır virüste mantıken. (Çünkü aşılı kişide virüs yaşayabiliyor, resmen virüsün evrimine yol açıyorlar yani.) 32 spike proteinindeki mutasyona neden şaşırırlar anlamak zor.

    Cevapla
  2. 1 sene önce

    Yazarın canlıların evrim sürecini çalışması gerek. Konunun temelinin farkında değil.

    Cevapla
  3. 1 sene önce

    Bomboş bir yazı daha, gidip “komplocuları” okuyayım da zihnim açılsın, neler çeviriyormuş küresel ilaç çeteleri…. Zira bütün öngörüleriniz, tedavileriniz, söylemleriniz FOSSS çıktı. Gribin aşısı olmaz. Her sene yapılan şey “aşı” değil, küresel çetenin “keriz silkeleme” operasyonudur. Bu arada Şu kovid Aşılarının beratını göstermedin hala, yayınla da bir görek uşağım…

    Cevapla
  4. 1 sene önce

    Siz hangi labarotuvarda bu bilimsel verilere eriştiniz?Hangi vürretle ve bilgiyle ilmi yeterlilik araştırmaya dayanarak hiç bir garantisi olmayan bu aşıları salık veriyorsunuz?Hadi diyelim biz komplocu iftiracı karşıtların peki sizin deliliniz ne nerde garantisi neden kimse ardında durmuyor bu nasıl bir yakan? Bu virüs hafta sonu çalışmaz bir buçuk metreden öteye geçemez daha? Yemeyin bizi bir güvendiğimiz burası kaldıydı yapmayın ayıp günah yazık ilim üretmeden fikir üretmek bu ne cürret?Çok yazık çok ayıp çok günah

    Cevapla
  5. 1 sene önce

    “Bu konuyu kendisine amaç ve hedef edinmiş olan, bir şekilde bundan çıkarı bulunanlara azımsanmayacak sayıda gönüllü ordusunun amaçsızca katıldığını görmek de ayrıca üzüntü kaynağıdır.” Gönüllü ordusu falan yok ortada. Ordu değiliz biz; bilinçli Türk vatandaşlarıyız. Amaçsız da değiliz; amacımız Uğur Şahin ve benzerlerinin, Big Pharma kapitalizminin milletimize zarar vermesini önlemek.

    Cevapla
  6. 1 sene önce

    Önemli bir şeye değinmişsiniz. Ülkemizde ilim üretimi çok sınırlı; dolayısıyla anlamlı sonuçlara da varılamıyor. Yapılanlar ancak batı kapitalizminin emrindeki ilmi çalışmaların takibi veya onlara bir kenarından katılmak olabiliyor.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!