Ona düşman buna düşman ağızları

Ona düşman buna düşman ağızları

Dışarıdan destekli ve dışarıya bağımlı sol-liberal yazar çizer tayfasının dilinde her dönem aynı tekerleme, 'ona düşmansınız buna düşmansınız' diyor, şunu söylemek istiyorlar, siz, piskopat, sapık, deli, manyak bir milletsiniz herkesle her sınırda 'düşman' arıyorsunuz?

Her milletin sınırları ve tarihi düşmanları var, önünüzde var arkanızda var. İngiltere'nin yok mu, Fransa'nın yok mu, Almanya'nın yok mu, Yüz Yıl Savaşlarını kim yaptı, Fransa-Almanya arasındaki bitmeyen savaşlar neyin nesi? Gürcistan'ın yok mu, İran'ın yok mu, Afrika ülkelerinin önü arkası sınırları düşmanla çevrili değil mi?

Tekrar tekrar tekrar aynı cümleleri söyleyerek şöyle bir algı yaratmaya çalışıyorlar, Türkler herkesle savaş halinde ve sonuç şuraya geliyor, dayatmalara sessiz kalın, masaya yanaşın, size reva görülene razı olun. Bu lafları en son Doğu Akdeniz'de gördük, iğne ucu kadar Meis Adası Türkiye kadar deniz sahası iddiasında bulunuyor, siz ise denize nerdeyse olta atamayacak hale geliyorsunuz ve bu güruh, Kıbrıs meselesinde olduğu gibi, Suriye, Irak, Kürt, hangi çatışma alanı çıksa, aynı argümanla üstünüze geliyor! Ve güya savaşa karşı barışçı bir dilin yani özgürlük şampiyonu da oluveriyorlar.

Küçük boyutlu savaşları ve kışkırtılmış iç isyanları saymıyorum, 17. yüzyıldan da değil, sadece 19. yüzyılın başından beri otuz yılda bir maruz kaldığımız savaşları düşünüyorum, 1801'de Rus Savaş'ı, 1828'de Rus Savaşı, Yunan ayaklanması, Mısır, İbrahim Paşa'yla savaşımız, 1856 Kırım Savaşı, 1877 Osmanlı Rus Savaşı, yüzyılın sonu Edhem Paşa'yla Yunan Savaşı, Atina'ya giriyorduk, Avrupa dur deyince geri dönmek zorunda kaldık, peşinden Rumeli'yi kaybettiğimiz Balkan Savaşları, peşinden Osmanlı'yı kaybettiğimiz I. Dünya Savaşı, peşinden İstiklal Savaşı, otuz yıllık bir ara, ki, II. Cihan Harbi'nin yokluğu kıtlığı savaştan da beterdi, sonra Kore Savaşı, sonra Kıbrıs çıkartması, sonra, ülkeyi anarşiye sürükleyen sağ-sol kavgaları, biter bitmez, ABD, AB destekli, Asala saldırıları ve peşinden PKK, bitmedi, 90'larda Sovyetler çökerken Bosna soykırımı ki, Yugoslavya silahları Sırpların elindeydi ve Boşnaklar silahsızdı, aynı şekilde, Sovyetler çökerken Sovyet silahları Ermenilerin elindeydi ve silahsız Azerbaycan'a saldırıp Karabağ'ı işgal ettiler, bitti mi? Saddam'ı durdurmak için Ortadoğu'da milyonlarca müslümanı öldürdüler ve sonunda savaş sınırlarımızı korunmasız hale getirdi?

Öyle sert savaşlar ki kiminde 'ordumuz' bitti, 'başıbozuklar' ordusu kurmak zorunda kaldık, kiminde ordumuz yetmedi, aşiretlerden Hamidiye Ordusu kurmak zorunda kaldık, kiminde 'ordu'yu (Yeniçerileri) toptan öldürüp yenisini kurmaya çalıştık, kiminde, Kırım Savaşı'nda yendik ama parasızlıktan kırıldık sonuç Duyunu Umumiye kuruldu, kiminde düşman, Ruslar 1878'de İstanbul'a dayandı, yetmedi, Balkan Savaşı'nda bu sefer Bulgarlar İstanbul'a dayandı, bitti mi? İstanbul, Anadolu işgal edildi. Sonuçları katlanılmazdı, devlet değiştirdik rejim değiştirdik, zihniyet değiştirdik, büyük devrimler yaptık, ancak, düşman aynı düşman, hiç değişmedi.

Biz ne yaptık, sorunu güvenlik ve milli birlik üzerinden değil 'laik-şeriat' üzerinden tartıştık, ülkenin aydınları yüz uzun yıl cemaat tarikatlar niye kapatıldı tartıştı ve bu kadar savaşın sonunda, cemaatlere özgürlük diyen liberallerle en büyük saldırıyı FETÖ gerçekleştirdi, milyonlarca gencimizi ajan yaptı, silahlı kuvvetleri devlet kurumlarını ele geçirdi?

Bu savaşların her birinde coğrafyalar kaybettik, en hafifi Kıbrıs müdahalesiyle elli uzun yıl ambargo yedik, en hafifi doğuda özerklik'e yanaşmadığımız için AB kapısında elli yıldır süründürülüyor dayatmalara maruz bırakılıyoruz.

Ve şimdi Ermeniler Azerbaycan'a haksız hukuksuz vahşi bir saldırı düzenliyor, sol liberal ya da bu teraneciler aynı ağızla bizleri hala 'düşman' yaratmakla suçluyorlar?

Ülkemizin tarihi kodları budur, aşağısı yukarısı düşman doludur, toprak istiyor, bölmek istiyor, seni denize çıkartmak istemiyor, sana iki günlük huzur vermek istemiyor.

İster beğenin ister beğenmeyin ister mensubiyet hissedin ister hissetmeyin, biz bu tarihin çocuklarıyız, çok yaralıyız, çok düşman gördük, görmeye devam ediyoruz.

Barzani Devleti'ni kim kurdu, ABD, savaşacak asker nüfusu dahi olmayan açlıktan kırılan Ermenistan kimin kontrolünde, Rusya'nın, denize olta atsak karşımıza çıkan Fransa, kimin yanında Yunanistan'ın..

Ne yapalım, Ermeni saldırdı, savaşmayalım, aldıkları topraklardan bizi sürsünler ve biz kuzu kuzu masaya mı oturalım, ne yapalım, sahilimizden iki-üç gemimiz on mil uzağa dahi çıkmasın mı, Fransa ne diyorsa onu mu yapalım, ülkenin yarısını AB istiyor diye bölüp verelim mi?

Kardeşlerim, bütün bu savaşlar yokluk kıtlık hayal kırıklığıyla ve iktidar zayıflığıyla iç isyanlara yol açtı, açıyor, ki, bu saldırıların asıl hedefi içerde ayaklanma-huzursuzluk büyütmek ve devleti iç karışıklıklarla parçalamak, ki, çoğu zaman başardılar da, işte 19. yüzyılın sonu savaşlarla yorulmuş Osmanlı'ya karşı Ermeniler ayaklandı, köylerimizi yaktılar, nicesi.

Bahse başka yerden girelim, kardeşlerim, dünyada aşktan imandan daha büyük değerler vardır, milletler ve devletler için bu mucizevi değerlerin başında 'asayiş' ve 'huzur' gelir, yani, kitleler devletten 'düzen' bekler.

Savaşlar sizi yıpratır iç düzeniniz bozulursa devlet çöker millet dağılır, bakın, kırk uzun yıl PKK katliamları karşısında milletimiz metanetini dirliğini bozmadı.

İnsanoğlu da öyledir büyük aşkların peşinden maceralara sürüklenir ama sonunda evindeki dirliği huzuru arayıp evine döner. İşte Afganistan savaşıyla milyonlarca genç imanla(?) Afgan dağlarına koştu, Irak'a Suriye'ye koştu, dünyanın huzuruyla oynadılar, ne oldu, kalanlar evlerine döndü an itibariyle huzur ve asayişin ne olduğunu onlara anlatmaya çalışıyoruz? Liberallerle İslamcılar iş tuttular, liberallerin küreselleşmesi İslamcılar için ümmet oldu, sonunda 'ümmet'e ne oldu? İmanla tekbirle o kadar müslüman öldürdünüz sonunda ne Irak ne Suriye kaldı? Peki liberaller bu islamcıları neden niye kullandı, ülkeleri iç isyanlarla bölüp parçalayıp dağıtmak için? Sonunda hepsi Cumhuriyetin inşa ettiği hukuka sığınmak zorunda kaldılar.

Unutmayın ülkeleri devletleri ayakta tutan 'macera' değil iman değil aşk değil, 'düzen ve asayiştir'.

Ülke cephede savaşırken içerde huzursuzluğa yol açanlar cephedeki düşmandan daha ağır zayiatlar verir ve ülkeleri tarihten silerler, sildiler!

Hiç bir ülke savaşırken iç düzenini-asayişini bozamaz. Bozulduğu an savaşta yenilir ya da elini kopunu kaptırıp taviz vererek başını eğip geri çekilir. Yedi uzun yıl savaşlarda yorulan İngilizler İzmir'e zaferle giren Türk Ordusu'na yeni bir savaş açmayı içerde bozulan dengeleri yüzünden göze alamadı.

Son iki yüzyılın savaşları açlık, kıtlık, iç isyanlar, eksiklik, güvensizlik, var olma yok olma hikayemizdir, sonunda, imparatorluk dağıldı, coğrafyalar elimizden çıktı, doydular mı, Sevr'le karşınıza yeniden geldiler, ancak nihayetinde 780 bin km. toprak parçasını elimizde tutabildik.

Bu toprak parçasının 'güvenliğinden' 'asayişinden' hepimiz sorumluyuz.

Kardeşlerim, kendine yeten üreten yolsuzluklara eyvallahsız karşı duran Cumhuriyet'in kamu politikalarını önceleyen ve ihanetle dönüştürülen Cumhuriyet'in bağımsız özüne dönmesini varoluş meselesi edinmiş çocuklarıyız.

Unutmayın, asıl maceracılar, büyük devletlerin desteğine güvenen Ermeniler, PKK, ve sol liberaller ve onların kukla partileridir.

Biz toprağımızı ve milli haklarımızı savunuyoruz.

Siparişle hormonla Soros'la FETÖ'yle atanmayla torpille yazar olmadık, ne yapacağız, Bursa Stadı'nda Azerbaycan bayraklarını çöpe atanların satılmış haysiyetsiz dilini mi kullanacağız?

Kardeşlerim, her tepesinde amansız savaşlar verdiğimiz bu dağların ağaçlarıyız, dallarıyız, meyveleriyiz, kimimiz çürüdü kimimiz dalında kurudu kimimiz ballandı ama sonunda bugüne geliverdik.

O buzları çözülmez tepelerin çocuklarıyız, yelini yedik eridik ve ama şakır şakır dereleri suyu olup bugüne geldik.

İhanetle dolu kapkara uzun savaş yıllarının amansız sert rüzgarlarını yiyip dalımız yaprağımız kalmadı, sefaletten kırılıp döküldük ve ama nihayet bugüne ulaştık.

Annelerimizi babalarımızı dedelerimizi kaybettik, Rumeli gibi Batum gibi Kerkük gibi Selanik gibi hatırası hala bizi ağlatan büyük topraklarımızı kaybettik, ve ama, kuş olup uça uça nihayet Allah'ın da yardımıyla bugüne gelebildik.

Kardeşlerim, toprağımızın ve tarihimizin değerini büyüklüğünü travmalarını acılarını çaresizliklerini herkesten çok bilip ağıtlara türkülere döküp anlayan yaşatan kutlu bir milletin çocuklarıyız.

Ona düşman buna düşman diyen Bıden güdümlü destekli ağızların yapmak istedikleri içerdeki huzurunuzu asayişini bu dirliği bozmaktır.

Unutmayın, bu kadar seri yoğun saldırı ve savaşların altından kalkıp başı dik bir millet olarak yaşamamızın asıl sebebi cephede askerimiz savaşırken içerde huzuru asayişi aşk'tan iman'dan daha derin anlamış aklı selim metanet sahibi bir büyük milletin çocukları olduğumuz gerçeğidir.

Bu topraklarda binlerce yıldır bağımsız yaşamamızın aşktan imandan dahi büyük sırrı bu metanet bu kendine güven, kuklaların ağzına hiç bakmamaktır.

İktidara karşı savaşımızı da onun bunun kuklası yönlendirnesiyle hiç değil onun ağzı bunun dayatmasıyla hiç ama hiç değil, iktidara karşı savaşımızı gücünü tarihinden ve toprağından alan, teke tek, erkekçe harbice vermek için buradayız.