Osmanlı'yı batırdıkları yerdeler

Nihat Genç yazdı...

Osmanlı'yı batırdıkları yerdeler

Osmanlı İmparatorluğu'nu I.Dünya Savaşı'na Almanya'nın yanında girmesinin sebebi, o meşhur, Alman gemilerinin Boğazlar'dan geçip Sivastopol'u bombalamasıdır.

İstiklal Mahkemeleri'nde İttihatçı kadronun her birine tek tek işte bu soruldu: Geçiş emrini kim verdi?

Alman savaş gemileri Karadeniz'e girince Osmanlı İmparatorluğu da savaşa girmiş oldu ve savaş sonucu Osmanlı İmparatorluğu dağıldı ve silahları alınıp topyekün teslim oldu, sayın Devlet Bahçeli, Osmanlı subaylarının apoletlerini düşman Mondros'la söktü ve Mondros'un ilk maddesi: Çanakkale ve İstanbul boğazları sonuna kadar açılacak!

Montrö antlaşması ise bu trajik tarihin travmasıyla bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti için aşırı önemdedir, Montrö, savaş zamanı Karadeniz'de kıyısı olmayan devletlerin savaş gemilerinin geçmesine çekince koyuyor ve Türkiye Devleti'ne savaş zamanı engelleme ve kontrol hakkı tanıyor.

Böyle çok sert savaşlar hadiseler yüzlerce yılda bir kez olur ama olunca da bir imparatorluk elinizden gider.

Şimdi, diyelim, Ukrayna-Rusya savaşıyor ve savaş ilanından sonra ABD savaş gemileri Karadeniz'e giriverdi, işte, yine savaşa girmiş sayılırsınız ve Rusya'nın nükleer silahları dahil tehdidi altında kalırsınız!

Bu bir faraziyedir, olur mu olur, ama olursa Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük bir yıkımla karşı karşıya kalır.

Yani geçmişten ders çıkartıp Montrö antlaşmasını asla tartışmamalıyız!

Tartışanlar olursa da kalkıp Boğazlar'dan geçen Alman gemileri yüzünden Osmanlı İmparatorluğu'nun nasıl niye dağıldığını parçalandığını yeni nesile anlatmalıyız.

Ve bir de Montrö antlaşmasıyla bugüne kadar bir tatsızlık yaşanmadı ve Karadeniz ya da başka ülkeler antlaşmaya bir itirazda da hiç bulunmadı. O halde, antlaşmayı tartışmaya açmak kadar büyük bir aptallık olabilir mi?

Amerikalı emekli deniz amirelleri bu son günlerde hatıralarını yazıyor, son yıllarda diyorlar, dünyanın bütün sularında ABD savaş gemilerinin bugüne kadarki en büyük başarısı KARADENİZ'e girmeyi başarmasıdır.

Evet, ABD, savaş gemilerini, o sebep bu sebep, Karadeniz'e sokmakla iftihar ediyor.

Ve tabii gün gelir bir çatışma olursa, ki, her an olabilir, günahını maliyetini Türkiye çekecek!

Ve bugüne kadar Montrö sayesinde adı barış gölüne çıkmış Karadeniz savaş alanı haline gelecektir!

Hani İslamcı iktidar da ittihatçılar'ı Osmanlı'yı batırmakla suçluyorlar, ya, işte, şimdi, kendileri İttihatçılar'la aynı tehlikeli oyunları oynuyorlar!

Neden düşmanı oldukları ittihatçılarla aynı tehlikeli oyunları oynuyorlar, çünkü ittihatçılar da paraya sıkışmıştı...

Kanal İstanbul tartışmasıyla doğal olarak Montrö ne olacak tartışması başladı, hassasiyetler gelişti.

Tarihten ders çıkartmayalım mı, milli bir duyarlılık oluşmasın mı?

Milli bir duyarlılık geliştirmek için fikir ileri süren, açıklama yapan, yazı yazanların rütbelerini sökelim, maaşlarını keselim mi, hatta, boyunlarını vurup bir çuvala koyup, tıpkı Osmanlı gibi Sarayburnu'ndan denize mi atalım?

Hatta sorumluluk içinde milli bir hassasiyet geliştirenlere 'zevzek' diyelim.

Mesela, Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan kitaplarının yazarı Cem Gürdeniz'e...

Vatan sevgisi içimizdeki en coşkun bu çok değerli yazarı yüzbinlerce okur hayranlık ölçüsünde çok seviyor.

Donanımlı kültürlü ve kendisini mesleği denizcilik'e adamış bu güngörmüş bilge amiralleri tanıyınca insan kalbinizi yerinden söküp madalya diye göğüslerine takmak istiyorsunuz!

Fetö'nün yüzlerce amirali hayvan pornosu gibi akıl almaz iftiralarla içeri atmasının sebebi de zaten Türk gemileri Akdeniz'de ve Ege'de Yunan ve ABD'ye ayak bağı olmasın..

Bir ziyaretimde Fetö'nün kumpasla içeri attığı amirallerden biri şöyle demişti bana 'son yıllarda kendi icadımız bir Türk malı sensör geliştirdik', Akdeniz-Ege'de kim var kim yok önceden ve çok uzaktan haberimiz olabiliyor, bu 'sensör'den çok kıllandılar ve bu teknolojiyi nasıl geliştirdiğimizi sorguladılar.

Sensöre gerek yok, asıl sensör, uzağı gören hassas koku alan gözler ve burunlar ve denizlerimizde ne olup bittiğini tahmin ve muhakeme edebilen yazar-çizer ve aydınlarınızın olmasıdır.

Cem Gürdeniz ve nicesi, ülkelerini insanlarını siyasileri kamuoyunu bilgilendirici kitaplar dolusu yazılar yazıp yüzlerce Youtube programı yaptılar, AYNI HATALARA DÜŞMEYELİM diye.

Osmanlı'nın yaşadığı büyük trajediyi bir daha yaşayamayalım, diye.

Ve ama tarih değişmiyor.

Osmanlı'yı büyük savaşların eşiğine getiren zihniyet de zaten en akıllıların en cesurların en zekilerin en donanımlı subaylarının tasfiye edilmesi.

Yani vurun kellesini.

Yani, sarıklı cübbelilerin din elden gidiyor diye okumuş mektepli subaylara-insanlara saldırıları...

Okumuş güngörmüş ileriyi gören donanımlı ve memleketinden başka derdi olmayan soylu aydınlarımıza saldırılarla dolu işte bir tarihi gün daha yaşıyoruz.

Ve tabii gladyö ve Nato'nun kurduğu partinin başkanı bu soylu komutanlara 'zevzek' diyecek. Alman istihbarat teşkilatı BND'nin oyuncağı-adamı Enver Altaylı'nın yeğeni kendi partisinde.

Bu şu demek, Almanlar yüzyıl sonra yine bir sıkıntı çıkmaz olursa Boğazlar'ı kendilerine ya da dostlarına açacak adamları yine bulmuşlar, demek.

İşte Devlet Bahçeli, işte Tayyip Erdoğan, tıpkı Enver Paşa'nın hayalleri gibi:

Yeniden ABD'yla aramız düzelir ve sıcak para gelir altın gelir diye.

Ve belki ekonomiyi bir zaman idare ederiz umudu beklentisiyle Boğazlar'ı açalım tartışması içindeler!

Ve karşılığında yüzlerce zeki aydın insanımızı içeri tıkalım, ne bahane ederek, darbeci diyerek, 60 ihtilali dahil bütün darbeleri yapan Amerika'ya hoş görünmek için, darbeci diyerek.

Amerika Fetö kalkışmasıyla iktidar olabilseydi şayet yine aynı şey olacaktı.

Ege ve Akdeniz'de direten ve Boğazlar'daki hükmü asla değiştirmeye yanaşmayan bu yazarları-subayları yine içeri atacaktı, ve bahaneleri de aynı: 'Darbeci'!

Ve son yüzyılımızda Orta-Doğu'da ve ülkemizde ABD ve İngiltere, İslamcı tarikatları yapıları, mezhepleri ne diye kışkırtıp iç savaşlar hazırlamıştı 'din elden gidiyor' diye.

'Din elden gidiyor' diye diye onlarca-yüzlerce darbe yapan-yaptıran ABD'yle sıcak para ve iyi geçinmek için yine anayasal ifade haklarıyla anayasayı korumak için konuşup-yazanları darbeci ilan ediyoruz!

Koloni-sömürge ülkesinin mafya-gladyo-Nato milliyetçiliğinde ve zorbalığında DEĞİŞEN HİÇ BİR ŞEY YOK!

Yaşasın bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti!

Bağımsızlık uğruna boynumuz kellelerimiz ey memleket sana bir daha kurban olsun!