Özgür Özel: Bu partide kimsede hançer bulunmaz

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun "Sırtımdan hançerlendim" sözleriyle ilgili “O sözleri üstüme almadım. Bu partide kimsede hançer bulunmaz” dedi. Özel, ayrıca Sinan Ateş cinayetine ilişkin yürütülen soruşturmada adı geçen Olcay Kılavuz'un, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin danışmanlığı görevine son verilmesiyle ilgili de "Son derece önemli bir işarettir" değerlendirmesinde bulundu. 

featured
Geçen günlerde bir televizyon programına katılan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde kendine destek verildiğini söylemesinin ardından, Mayıs 2023 Genel Seçimlerine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme oturdu.Açıklamalarında ‘hançer’ benzetmesi yapan Kılıçdaroğlu, “Beraber yola çıktığınız, birlikte mücadele ettiğiniz, kavgayı beraber verdiğiniz, illa sen Cumhurbaşkanı adayı ol diyen arkadaşlar sonra dönüp size tam tersini yaparlarsa ne dersiniz? Bunu vatandaşın takdirine sunayım” dedi.

Cumhurbaşkanı adayı olmanın aklının ucundan bile geçmediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “MYK’da da Parti Meclisi ve Meclis grubunda da sizin mutlaka olmanız lazım denildi, her toplantıda bunlar söylendi. Düne kadar bana aday ol diyen sen değil miydin? Hayatım boyunca dayatma kültüründen gelmediğim için böyle bir şey hiç yapmadım” diye konuştu.

Sözcü’den İpek Özbey’e konuşan Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun ‘hançer’ çıkışına yanıt verdi. Özel, Kılıçdaroğlu’nun “Boşuna hançerlendiğimi söylemiyorum” sözleri için, “O sözleri üstüme almadım. Bu partide kimsede hançer bulunmaz” dedi.

Ayrıca Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “9 Haziran’dan sonra görüşeceğiz” açıklamasıyla ilgili de konuşan Özel, ‘Osman Kavala’ mesajı verdi. Özel, “Bu Türkiye’nin hem dış politikada, hem ekonomide fevkalade önünü kapatan bir durum. Bu konuda Türkiye’nin hızla demokratikleşmesi lazım” diye konuştu.

Sinan Ateş cinayetine ilişkin yürütülen soruşturmada adı geçen Olcay Kılavuz’un, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin danışmanlığı görevine son verilmesiyle ilgili de açıklamalarda bulunan Özel, MHP Genel Başkan Yardımcıları İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın’ın Sinan Ateş cinayetiyle ilgili sorulara verdiği hakaret dolu yanıtı hatırlattı.

Özel, “Görevden alınması bu anlamda son derece önemli bir işarettir ve benim işaret ettiğim, isimlerini söylemediğim halde hakaretlerle cevap veren iki kişinin Olcay Kılavuz’la olan ilişkileri de malumdur. Bu iş nereye kadar gidiyorsa gitmeli, hem MHP hem Türkiye siyaseti bu yükten kurtulmalıdır” dedi.

‘GEZİ DE VAR CAN ATALAY’IN MECLİS’E DÖNMESİ DE…’

Özgür Özel’e sorulan sorular ve yanıtları şöyle: 

Sayın Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Haziran’dan sonra CHP’ye iade-i ziyaretini gerçekleştireceğini söyledi. Gelene kadar Erdoğan’dan birkaç rahatlatıcı hamle bekliyor musunuz?

Sorunuzdan bağımsız Türkiye’nin normalleşmesi ve Türkiye’deki insanların biraz daha mutlu olabilmeleri için Vera’nın babasına, Mine Özerden’in yaşlı annesine, Gezi’deki herkesin sevdiklerine, sevdiklerinin onlara kavuşmasını inanılmaz önemsiyorum. Buna vesile olabilirsek çok mutlu olurum ama bunun dışında Türkiye için şöyle bir önemi de var: Gezi’deki arkadaşlarımız burada tutuklu, AKP-MHP Türk heyeti de Avrupa Konseyi’nde tutuklu. Odasından çıkıyor, dolaşıyor, görüşüyorlar ama her seferinde önlerine Kavala davası geliyor. Çünkü Strazburg’daki bir diğer binada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var ve o binada alınan kararlara Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi Türkiye uymuyor. Bu kabul edilecek bir şey değil. Ve bu Türkiye’nin hem dış politikada, hem ekonomide fevkalade önünü kapatan bir durum. Bu konuda Türkiye’nin hızla demokratikleşmesi lazım.

Tekrar sorayım, Erdoğan ile görüşmeden ne umuyorsunuz?

Türkiye’de yürürlükte bir anayasa var. Beğenelim, beğenmeyelim. Bu anayasanın bir maddesine sen, bir maddesine ben, bir maddesine öbürü uymazsa devlet düzeni ortadan kalkar. Ve siz devletin başı olarak anayasayı çiğnemeye başlarsanız insanların anayasaya sadık olmasını ve anayasadan kaynaklı sizin yetkilerinize saygı duymasını bekleyemezsiniz. Bu yüzden benim temel beklentim anayasaya uyum. Bunun içinde Gezi de var, Can Atalay’ın Meclis’e yeniden dönmesi de var, Taksim’in açılması da var, AYM ve AİHM kararına uyulması da var. Anayasa mahkemesi üyelerinin biri hariç Erdoğan tarafından atandı. Buna rağmen AYM dur dediğinde durmayan bir iktidar çılgınlığı var. Bu olabilecek şey değil.

‘KAVALA İLE İLGİLİ GELİŞME BEKLİYORUM’

Osman Kavala ile ilgili bir gelişme bekliyor musunuz?

Bekliyorum. UYAP’ta yazıyor zaten. Dosya Adalet Bakanlığı’na çekildi diye. Kanun yararına bozma yönünden inceleniyor.

Yakın zamanda bir sonuç alınır mı?

Hem bekliyorum, ümit ediyorum. Bu konu Sayın Erdoğan’la yaptığım görüşmelerde gündemim arasındaydı, bu konuda bir adım atılmasını, harekete geçilmesini, Türkiye’nin çıkarları ve Gezi’de bulunan insanların aileleri açısından ayrı ayrı çok önemsiyorum.

‘ATTIĞIM KOLAY BİR ADIM DEĞİL’

Gelelim ‘normalleşme’ adımınıza… Biraz açalım. “AKP’yle normalleşilmez” diyenlere ne cevap verirsiniz?

Ben bu normalleşme konusunu ikiye ayırmak istedim. Birincisi Türkiye’de siyaset yapan birisi olarak normalin bu olduğunu düşünüyorum. Anıtkabir’de törende el sıkışmayan iktidar ile ana muhalefet. Bayramlarda birbirlerine, birbirleri üzerinden diğer tarafın seçmenlerine, üyelerine bir iyi dilek bile sunmayan, cenazelerine gitmeyen, birbirlerine taziye vermeyen iktidar-muhalefet ilişkisi bu topraklara ait değil. Anadolu’nun köyünde bayramda küsler barışır. Cenazede küslükler unutulur. En basit insanî ilişkilerin bile olmaması ülkeyi kutuplaştırıyor, bu kutuplaşmadan kim fayda sağlıyor bilmiyorum ama ne benim partim ne benim seçmenim fayda sağlıyor. 1977-80 arası Ecevit ile Demirel el sıkışmadı, üç yılın sonunda darbe oldu. Siz el sıkışmadığınız zaman darbeciler ya da başka odaklar ellerini ovuşturmaya başlar. 31 Mart’tan sonra birinci parti olduk. Bunun sorumluluğuyla bayramda bütün partileri aradım. Erdoğan’la bir görüşmek istedim. Bunun sebebi siyaseti bu anormal görüntüden kurtarmak için adım atmaktı ve attığım kolay bir adım değil.

Neden?

Taban buna hazır değil. 23 yıldır ilişkiler çok kötü. Karşılıklı açılmış yüzlerce hakaret davası var. Hâlâ içimizde travma olan birçok olay aklımızda. Yani Gezi’de kaybettiklerimizden 10 Ekim Gar Katliamı’nda kaybettiklerimize kadar birçok acı bu dönemde yaşandı ve yüreğimizde. Tabanda hazır olmayanların duygusunu anlıyorum ama bir gerçek var. 31 Mart’ta kazandığımız seçim başarısının meşruiyeti ve sağladığı güç ortada. Bu seçmenler geçen seçimlerde ülkeyi yönetme yetkisini, beğenelim beğenmeyelim Erdoğan’a verdiler. Benim partim şimdi ülkenin ekonomisinin yüzde 80’inine hâkim belediyeleri yönetecek ve anayasaya göre merkezi yönetim/mahalli idareler diye iki iktidar alanı var. Bu iki iktidar alanının sahibinin birbiriyle görüşmemesi ve müzakere etmemesi doğru bir iş değil. Bu adım kolay değildi ama cesaretle attım.

‘CHP GENEL BAŞKANININ OYU, ERDOĞAN’DAN YÜKSEK ÇIKIYOR’

Bazı anket şirketleri o adımı attıktan sonra partinizden aldığınız desteğin bir miktar azaldığını söylüyor. Hatta bunun MYK’nızda konuşulduğunu iddia eden haberler çıktı.

Öyle değil. Tarih boyunca ilk kez Erdoğan’dan daha yüksek çıkıyor CHP genel başkanının oyu. Toplum buna inanılmaz kredi verdi. Ben tabii ki bütün analizlere saygılıyım ama kendime güvendiğim bir konu var. Birincisi sokağın sesini dinlemeyi bilirim, seçmenin ne dediğini, üyenin ne dediğini, ne beklediğini ve o duygunun nereye evrileceğini bilirim. Geçen sene bu zamanlarda büyük bir seçim mağlubiyetinin ilk günlerini yaşıyorduk, sokağın sesini duydum ve CHP’de bir değişim yaşanması gerektiğini, seçimlere bu duyguyla gitmemiz gerektiğini söyledim. Bana arkadaşlarımın birçoğu dediler ki, “Senin bu çıkışın yanlış. Şu anda boş havuza balıklama atlıyorsun.” “Ben düşene kadar o havuz dolacak, siz onu görmüyorsunuz” dedim ve aynen öyle oldu. Sokakta inanılmaz bir duygusal kopuş vardı ve sokakta olanın üyeyi, üyede olanın delegeyi etkilememesi mümkün değildi.

‘BAHÇELİ NORMALLEŞMEYE İTİRAZ ETMEYE KARAR VERDİYSE…’

Şöyle bir görüntü var: ‘Yumuşama ya da normalleşme Erdoğan buna gönüllü fakat ortağı Bahçeli buna taş koyuyor.’ Katılır mısınız?

Benim Sayın Bahçeli’yle yaptığım görüşmede tam tersi bir atmosfer vardı. Çok özele girmem doğru olmaz ama Sayın Bahçeli’nin de bu konuda önemli tespitleri vardı. Ve ben görüşmede kendisinin fikirlerinden istifade ettiğimi kendisine de ifade ederek ayrıldım. Ama tabii siyasi partilerin grup konuşmaları, kendi gruplarına ve tabanlarına yapılan konuşmalar. Sayın Bahçeli’nin grup konuşmasındaki üslubunu benimle yaptığı görüşmedeki üslubuyla bağdaştıramadığım için o metni yazan, metne katkı sağlayanlardan ikisinin -ki normalleşme sürecinden korktukları için- yaptığını düşündüm ve açıkladım. Çünkü normal bir demokraside başkentin ortasında bir siyasi cinayet işlendiğinde o nereye gidiyorsa gider ve buna hiçbir parti engel olmaz. Hatta somut gerçeğe, hakikate ulaşılması için elinden geleni herkes yapar. Maalesef MHP bu demokratik, beklenen ve olmazsa olmaz davranışın çok dışında. Ve bunda yavaş yavaş o iki kişinin sorumluluğu daha da somutlaşıyor. Sayın Ali Yerlikaya’nın Bahçeli’yi ziyaretinden sonra Olcay Kılavuz’un görevden alınması…

‘OLCAY KILAVUZ’LA İLİŞKİLERİ MALUM’

Bağlantı olduğunu mu düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum. Geçen sefer milletvekili, bu sefer de milletvekili adayıydı. Görevden alınması bu anlamda son derece önemli bir işarettir ve benim işaret ettiğim, isimlerini söylemediğim halde hakaretlerle cevap veren iki kişinin Olcay Kılavuz’la olan ilişkileri de malumdur. Bu iş nereye kadar gidiyorsa gitmeli, hem MHP hem Türkiye siyaseti bu yükten kurtulmalıdır. Bunu taşıyamayız. Ve memnun olduğum bir kısım da, bu iki kişi dışında, MHP’de bu ikisini savunan kimse olmadı. Hatta keşke görev bölümü yapsalardı biri birini, biri diğerini savunsalardı hiç olmazsa kendilerini kendilerinden başka savunan olurdu.

Ama Sayın Bahçeli, ‘Türkiye’de anormal bir şey yoktur’ dedi.

Sayın Bahçeli normalleşmenin partisinin siyasetteki kilit rolünü ortadan kaldıracağını değerlendirerek normalleşmeye itiraz etmeye karar verdiyse bunu saygıyla karşılarım. Ama MHP’nin normalleşmemesi bizim normal davranmamamızı gerektirmez. Hem kendilerine karşı hem bütün siyasi muhataplarımıza karşı biz normal bir demokrasideki gibi davranmaya devam edeceğiz.

‘HANÇER DEMOKRASİYE AİT BİR ENSTRÜMAN DEĞİL’

Kemal Kılıçdaroğlu uzun bir aradan sonra televizyon programına çıktı ve “Boşuna hançerlendiğimi söylemiyorum” dedi. İzlediniz mi programı?

İzlemedim, dökümünü okudum. Çünkü o sırada Ankara Kent Konseyi’yle toplantı halindeydim. Şöyle söyleyeyim: O değerlendirmelerin çok önemli bir kısmını hiç üstüme almadım, hançer mançer. Biz hançer bahsini sayın genel başkanla kurultayda kapattık. Ben bu partide kimsede hançer olmadığını ifade etmiştim. Ve sayın genel başkana yönelik olarak da ne kendime ne siyasi bir arkadaşıma bunu yakıştırmam. Ama şöyle bir gerçek var: Tabii çok farklı değerlendirmeler oluyor. Hz. Ali filan, hançeri de bazı siyasetçiler üzerinden değerlendiriliyor. Ben genel başkanın böyle bir kastı olmadığını düşünüyorum. Ve CHP’de ne genel başkan ne herhangi birimiz meseleye bu boyutuyla bakmıyor, sosyal demokrat bir partide. Hançer demokrasiye ait bir enstrüman değil. Demokraside itiraz edersiniz, kabul olmazsa daha kuvvetli itiraz edersiniz. Ayrılıklar olabilir, yarışlar olabilir ama en sonunda biz Atatürk’ün kurduğu bir partide aynı partinin evlatlarıyız. O yüzden kimsenin kimseye böyle demokrasi dışında bir şey yapmasına geçmişte genel başkan izin vermezdi, bugün de ben izin vermem. CHP genel başkanlarının böyle bir sorumluluğu var. Ben izlemedim, ama Kemal Bey çok gergin ve sinirliydi gibi değerlendirmeler geldi.

“Kavgayı beraber verdiğiniz, illa sen cumhurbaşkanı adayı ol diyen arkadaşlar sonra dönüp size tam tersini yaparlarsa ne dersiniz” diye sordu…

Burada da beni kastetmediği çok açık. Bunu en iyi genel başkan bilir. Ama kimi kastettiği konusunda bir fikrim yok. Bu Kemal Bey’in açıklığa kavuşturması gereken bir husus.

Siz Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olma isteğini okudunuz mu peki orada?

Okuduklarım arasında öyle bir şey yoktu ama sonradan böyle çok değerlendirmeler okudum. Kemal Bey partiyi güvenli bir limana götürmek istiyordu, o limanın kurultay olduğunu, o kurultaydan sonra da partinin farklı bir limana doğru…”

Özgür Özel: Bu partide kimsede hançer bulunmaz

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!