Özgürlüğe doyacağız… Altılı masanın yeni anayasası

Nihat Genç yazdı...

featured

Gençler bilmez 70’li-80’li yılların siyasetçileri ağızlarından ‘reform’ kelimesini düşürmezdi, reform aşağı reform yukarı, ömrümüzü yediler!

Hemen her gün ‘reformlar’ manşetlerdeydi: ‘reformlar hazırlandı’ ‘reformlar geliyor’, ‘reform paketi’, gına geldi… O yıllarda ağzından ‘reform’ çıkmayana siyasetçi denmiyor vekil yapılmıyordu!

En meşhur reformcumuz da Özal’dı, her şeyimizi satan ve bakanlıkları tarikatlara açan Özal’ın ölüm yıldönümü Fetö’cüler tarafından Kabe ziyareti gibi on yıllarca anıldı!

Sonunda Özal da ‘reformla’ olacak şey değil Türkiye’yi paket yapıp AB’nin kapısına attı, seni ancak AB paklar-adam eder, diye!

AKP de iktidara ‘reform’ paketleriyle geldi, ve ama sonra ‘reform’ eskimiş çok kullanılmış ya da miadını doldurmuş olmalı ki sahneye allı pullu simli  kurdelalı ‘özgürlükler paketi’ girmeye başladı!

Yetmez Ama Evet anayasasıyla ülkenin ordusu hukuku anahtar teslim bir şizofren şeyh Fetö’ye ‘özgürlükler paketi’yle verildi!

Özgürlükler paketiyle Türkiye’nin hazinesi ordusu dağı taşı Fetö’ye teslim ettik ancak çok geçmedi Fetö özgürlüklerin cılkını çıkardı ve AKP’yle iç savaş yaşadılar, ve ama ‘özgürlükler paketi’ sona ermedi.

Bu sefer ‘özgürlükler paketi’ başkanlık yasasıyla geldi ve meclis, yasama, yürütme ve yargının ayak bağı olduğu özgürlüklerin ancak tek elden sarayla-tek adamla yaşanacağı çağa girdik ve bu son özgürlük paketiyle orduyu hukuku hazineyi borsayı ve ihaleleri Fetö’nün elinden alıp bu sefer Menzil ve İsmailağa’ya ve saray’a verdik!

Özgürlük Paketi’ne doymadık, ki bu sefer muhalefet yeni bir özgürlük paketiyle dün itibariyle kamuoyu önüne çıkıverdi, şaşıracaksınız, orada gözlüklü bir anayasacı hanım vardı, kara gözlüklü, Serap Yazıcı, bu hanım on yıllarca Fetö tv’lerinden hiç inmemiş ıslah edilmez bir ‘özgürlükçü’ydü, yetmez ama evet anayasası öncesi söylediklerinin aynısını şimdi eşeği bir daha boyamış ‘muhalefet’ adına söylüyor!

Bir ayak oyunları sormayın, yasama-yürütme-yargı bir cumhuriyet rejimidir, ancak Cumhuriyet’in adı geçmiyor, özgürlükler bu sefer, Seyid Rıza’dan özür dileyen Kılıçdaroğlu, AKP’yle şahsi husumeti olan Abdullah Gül ve Babacan ve Suriye’ye özgürlük götürüp milyonlarca müslümanı müslümana kırdırtan Davutoğlu ve milyonlarca CIA ajanı yetiştiren Said Nursuci Gültekin Uysal’la ve Enver Altaylı’nın Türkçü Natocu gençlik konseyiyle kurduğu İyi Parti’yle gelecek…

Bakalım bu eşeği kaç kez daha boyayıp satacaklar, ki, Kayseri’de arkeolojik kazılarda milattan önce bir taş yazıtta eşeğin boyanıp satıldığı yazıyor, ki, demek ki, tarih boyu nimetleri bitmiyor!

Tabii ki muhalefetin özgürlük paketini ve tanıtımını eksik buldum!

Bence Altılı Masa liderlerine birer ‘pelerin’ giydirmeliyiz, çünkü kafam karışıyor, aynı özgürlük paketiyle ‘cübbeliler’ devir teslim peşi sıra iktidar olmuştu, bir farkları olmalı, iktidar ve muhalefetin özgürlük paketlerini karıştırmamak için Altılı Masa’ya ‘pelerin’ AKP’liler zaten ‘cübbeli’…

Çocukluğumuzda ‘drakula’ filmleri çok ünlüydü ve baş rollerde Christopher Lee oynuyordu ve filmin iki üç büyük sembolü vardı, Christopher Lee’nin pelerini ve kanlı dişleri ve ortaçağ şatolarının işkence sarkaçları!

Drakula-vampir filmlerinin oynadığı yıllarda hemen her mahallede bir ‘vampir’ yakalandı haberi çıkardı, ki, bu ülkemize ait bir gelişme değil, filmi seyreden bütün ülkelerde Brezilya, Nijerya vs.’de halk arasında vampirler yakalanmaya başlanmıştı!

Pelerin giymiş bir Davutoğlu düşünün!

Pelerin giymiş bir Fetö düşünün!

Pelerin giymiş bir Akşener düşünün!

Ve pelerin giymiş HDP’lileri düşünün…

Mesela Akşener Nato gladyosuyla Türk milliyetçilerinin ‘kanını’ nasıl akıttığını nasıl sattığını mesela Hrant’ı öldüren Ogün Samast ve Papa’yı vuran Ağca’ların ve nicesinin hangi karanlık şatolarda kanla beslendikleri filmlerin yapımcı partisini kuran dostları var!

Mesela Nevizade meyhanelerinde HDP’liler Kürt çocukları dağlara sürüp kanlarını rakılarına nasıl sos meze yaptıklarını… Mesela Said Nursici Gültekin Uysal yoksul Anadolu çocuklarını yurtlarına alıp nasıl devlet ve ordu düşmanı CIA ajanı haline getirip Fetö’nün kanlı cinayetlerine kurban ettiklerini..

Yani ‘pelerinliler’ kan içiciler, cübbeliler ‘ruh içiciler’!

Hepsi ve her şey ‘özgürlüğümüz’ için!

Ve ‘kan ve ruh içiciler’ her dönem maaşlandırıp ekranlara taşıyıp ödüllendirip susturduğu ordu dolusu gazeteci yazar bulmakta hiç zorluk çekmiyor!

Şimdi de özgürlük paketlerini destekleyen alkışlayan dünkü liberal ekibe ilave olarak Halk TV’den Tele 1’e kadar yüzlerce yeni şakşakçı yazar çizer bulmuşlar!

Özgürlük paketi açıklanır açıklanmaz hepsi ağız birliği etmişçesine ‘işte bu’ dedi, hepsi ‘neşeyle doldu’ ve ekranlardan bülbül gibi şakır şakır öttüler, bu özgürlük paketi bir mucize bir iksir işte yasama-yürütme-yargının merhemi bu, dediler!

Kendi karınlarını kendileri doyuramayan ve bu ekranların maaşları olmasa hiç bir yerde seslerini duyurma şansları olmayan yani kendi özgürlükleri olmayan gazetecilerin bu özgürlük paketine yeni gelin gibi atlamasının sebebi kesinlikle özgürlük aşığı özgürlük savaşçısı olmaları!

Oysa ülkemiz hem reformlardan hem özgürlüklerden yorgun bitap düşmüş ve çaresizlik içinde kilitlenip kalmış!

Özgürlük mü diyorsunuz, Kürt gençlerin kanlarını içen siyasetçi tayfasından kurtarmanın yollarını arayın, yani kimlik siyasetinden vazgeçin…

Özgürlük mi diyorsunuz, şeyhlerin Fetö’nün Menzil’in milyonlarca gencecik çocuğu suistimal ve manipüle ve beyinlerinin yıkanıp ajanlaştırılmasının önüne geçin, yani mezhep ve inançtan siyaset olmaz diyeceksiniz!

Özgürlük mü diyorsunuz, insanlar kimseye muhtaç olmadan kendi karınlarını kendi iş ve maaşlarıyla doyurur bir hale gelsin, özgürlük mü diyorsunuz, ağayı şeyhi ortadan kaldırın…

Özgürlük mü diyorsunuz, pedagojinin en temel esasıdır, 10,11,12,13,14,15 yaşlarında çocuklarınızı milli eğitim dışında hiç kimseye teslim etmeyin, ki, bu yaşlarda yıkanan ve şekillenen beyinleri onları bir ömür başkalarının köpeği kulu kölesi cariyesi haline getirmesin!

Kutsal olan, dava, örgüt, tarikat, vs. değil kutsal olan ‘insan’dır!

İnsanı kimseye muhtaç etmeyecek sosyal bir dünya kurun!

Yoksa Fetö gitti Menzil ya da İsmailağa geldi, gladyo hala yerinde duruyor, fark eden ne?

Kalbini beynini ve vicdanını bir kanlı örgüte ya da gladyoya ya da tarikatına adamış milyonlarca insanı yalandan-düzmece hiç bir yasa anayasa kurtaramaz!

Helal olsun sana Fetö ve PKK ve gladyo, döndün dolaştın, dün seni amansız eleştirenleri bugün eşeği yine boyayıp çok güzel özgürlük çığıra çığıra pazar ediyorsun, değme milliyetçiyim diyenleri dahi tellal yapıvermişsin!

Kimlik siyasetiyle hiç bir anayasa yazılamaz, nadir örneği Yugoslavya’dır o da milyonlarca insanın iç savaşlarda ölmesinden sonra altı-yedi parçaya bölünmüştür!

Mezhep ve inanç (?) siyasetiyle hiç bir ülkede anayasa yazılamaz, çünkü mezhep ve inançların ‘kutsalları’ ve ‘dokunulmazları’ vardır, işte İran’da Ayetullah işte Taliban’da ‘ulema’, işte ülkemizde sinsice inşa edilen ‘şuralı’ saray-halife rejimi!

Bir yüksek yargı düşünün üyeleri Fetö’cüler ve Menzilciler ve Haksözcüler diye birbirleriyle iç savaş halinde!

Rotujla tashihle iki cümlelik kanun maddesiyle olacak iş değil bunlar!

İmtiyazların ve dokunulmazlıkların kaldırılması ve herkesin hukuk önünde eşitliği, devrim işidir, Cumhuriyet’in kazanımlarına anayasasına ve milli egemenliğine sahip çıkılarak hayata geçer!

Eşeği eşekleri boyayarak, ve her dönem yeni maaşlı eşekler bularak alkışlatarak ve kanlı örgütleri ve tarikatları meşrulaştırarak hiç değil!

Ve ‘vampir’ diye gösterdikleri de adına faşist, ırkçı, tek tipçi, üniterci, ulusalcı diye suçladıkları Cumhuriyetçiler!

Ve ortadan kaldırmak istedikleri de Cumhuriyet’i kuran İkinci Meclis, duymadınız mı, hilafetçi halifeci İngiliz muhibi ve Kürt Tealici birinci meclisi yeniden inşa edeceklerini Altılı Masa kendisi deklare etti.

Birinci mecliste Vahdeddin ve hilafet aşkıyla saltanatı savunanların vahşi cahil inadına şahit olan Atatürk’ün ‘…ihtimal o ki bazı kelleler kesilecektir…’ dediği adamlar bugün yine bitmeyen hırslarıyla yine sahaya sürülmüş ve yine başımıza ‘özgürlükçü’ oluvermişler!

Bu satırlarda dile getirilen bağımsız Cumhuriyet’i ve düşmanlarını yankısız yazıp çizmek bize milli bir egemenlik bağışlayan İstiklal Savaşı ve Cumhuriyet kuşakları ve hepimiz için ne kadar üzüntü verici bir duygu!

Aşılamaz kör duvar dipsiz karanlık bu yalnızlığın zehrini kemiklerinde hissetmeyen hiç kimse felaketin ürpertici boyutlarını anlayamaz!

Özgürlüğe doyacağız… Altılı masanın yeni anayasası

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

5 Yorum

  1. 2 ay önce

    “Yarım düzineli” masanın sözümona hazırlayacağı ya da planladığı yeni anayasada: “Ulus ve tekil devlet, laik yönetim ve yargı, seküler birey ve toplum, kamu üretimi, bilimsel araştırma-geliştirme ve genel olarak AR-GE, din eğitiminin sonlandırılması, teknik meslek ve fen liselerinin yeniden ihdası ve ihyası, tarım teknolojisi ve sonuçta bütünüyle pozitif eğitime yeniden geçilmesi, bu eğitimin içinde ya da temelinde de Türk kültür ve tarihinin kuşaklara yeniden öğretilmesi, yüzlerce gecekondu üniversitemsilerin kapatılması, ülkenin kurucusu ve kurtarıcısının planladığı ve verdiği ulusal kurtuluş mücadelesinin felsefesi vs. olmayacak!!! Bakın da görün.

  2. 2 ay önce

    Bütün kaleler zapt edilmiş. ADD, Chp, Cydd…

  3. 2 ay önce

    Cumhuriyeti sandık yoluyla yıkacaklarını sananlar bilmelidirler ki; cumhuriyet sandıkla kurulmadı, sandıkla yok edilemez. Cumhuriyet kanla, mücadeleyle kuruldu. Kanlarımızla yeniden ayağa kaldırmasını biliriz.

  4. 2 ay önce

    Barış ve özgürlük aslında insanlara umut vermesi gereken kelimeler olmasına rağmen bu ülkede öyle yanlış insanların ağzında sakız olmuş ki bu kelimeleri duyduğumda tedirgin oluyorum.Ne kadar ülke düşmanı varsa hepsinin dilinden ”barış ve özgürlük”haykırışları hiç düşmüyor.Hendek olaylarında yüzlerce kişinin katline sebep olan Selahattin Demirtaş ”barış güvercini”ilan edilmiş.Fetöcüler ”özgürlük”derken bu ülkeyle ilgili yarım kalmış hesabından bahsediyor.Bilumum bütün terör örgütü ve devlet düşmanları yatıp kalkıp ”barış,özgürlük”diyor.Artık birisi ”barış” dese benim aklıma ”savaş,çatışma,ölüm”geliyor.Birileri özgürlük dese ben ”baskı,diktatörlük”olarak anlıyorum.

  5. 2 ay önce

    yeni anayasa da “kürsü hariç” cb bb bakan vekillerin tüm dokunulmazlıklar kaldırılmadığı sürece bu ülkede ne adalet ne eğitim ne sağlık ne barınma ne işsizlik ne ahlak sorunu asla düzelmez.
    nihat abi, kim vatansever kim hain bilemiyoruz vallahi bıktık usandık yaşamaktan fakirlikten borçlardan işsizlikten kölelikten. kime oy vericez kime mührü vericez. işin ehli kim.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!