Padişah dolarlarını geri istiyor

featured
service

Nihat Genç yazdı…

(Memlekette dolar kalmayınca Padişahımız sert önlemler almaya başlar, halka seslenir.)

Padişah (ahaliye seslenir): -Ey Ümmeti Muhammediye, memleket çok zor durumdadır, dolar aldı başını gitti, sarayda bile ekmek kuyruğuna giriyoruz, biliyorum benim için kellenizi verirsiniz, şimdilik kelleniz size kalsın, ancak, büyük bir afet yaşıyoruz, milli bir seferberlik şart oldu, yarından tezi yok, herkes dolarlarını saraya getirsin. Yarın sabah namazına müteakip bütün müteahhitlerim ve tarikatlarım diyanetim ve hocalarım ve şeyhlerim ve vekillerim ve muhtarlarım ve belediye başkanları ve meclis üyelerim ve çoluk çocuk torbaları ve uzak akrabaları ve adlarını burdan vermek ayıp olur onlar kendilerini bilir herkes elinde eteğinde yastık altında kasasında tarlasına gömdüğü gizlediği kaçırdığı rulo rulo sarıp istif ettiği ne kadar doları var, hepsini saraya getirecek….

(Dalkavuk danışmanı padişahın kulağına): Ya getirmezlerse padişahım?

(Ve Padişah, dalkavuk danışmanına emreder): Sus lan, sen de bana İstihbarat müdürümü çağır….

(İstihbarat müdürü padişahın elini eteğini öper ve): Buyrun haşmetmam beni çağırmışsınız!

Padişah: -Müdürüm bütün özel harekatı topla bir kaç ay PKK’yla sınırla vakit harcamasınlar, çok işimiz var… Ümmet dolarları gizlemiş. Kimse dolarını vermiyor… Şimdi sana ‘silkelemen’ için vinçler vereceğim ayrıca deliklere lağımlara saklanmış olabilir vidanjörler vereceğim ayrıca çatılara bakmak için dronlar vereceğim ayrıca tarlalara bahçelere bakman için detektör ve sondaj makineleri vereceğim ve ayrıca kasaları açman için çilingirci ve ses ve ışıkla yerin fotoğrafını çeken sismolojik aletler vereceğim ve sen adamlarını topla ve yarından tezi yok, dolarlarımı sarayıma getirmeyen kim var yakala getir, tam yetkilisin.. Gözünün yaşına bakmayacaksın… Bu savaş en büyük savaştır, dolarları bulamazsam sarayımız yıkılacak!

İstihbarat müdürü: -Derhal, emredersiniz efendim…

(Birgün geçer, ertesi gün sabah namazı, sarayın önüne kimse gelmez…)

(Padişah, danışmanına döner): Nerede ümmeti muhammediye, ferman yayınladık ulak yolladık TRT’den canlı yayın yaptık, neden kimse dolarlarını getirmedi?

Danışman: Üzülerek söylemeliyim ki ümmeti muhammediye padişahım artık dolarları sizden daha çok seviyor!

Padişah: Getirin bana A Haber TRT Habertürk mikrofonlarını….. (Padişahın önüne mikrofonlar koyulur…) -Ey ümmeti muhammediye, ulan dolarları niye getirmediniz, bakın buradan mühlet veriyorum, öğle namazına kalmadan herkes dolarlarını getirsin yoksa ebenizi ……..! Ulan daha düne kadar kıçınız soğuktan buz bağlardı. Merdiven altlarında namaz kılardınız. Ulan size Osmanlı’nın kapılarını açtım. Sizi ümmetle buluşturdum. Size saraylar yaptırdım. Alayınızın altına yalılar malikaneler belediyeler yaylalar sahiller ovalar ormanlar verdim.. Şimdi, kafir TÜSİAD bizi gayrimüslim tefecilerle birlik olmuş ümmüğümüzden sıkmış boynumuzu vuruyor, ve siz, düne kadar .ötümü öpüp ihale kapan sizden ses soluk yok, nerelere gizlendiniz… Bakın öğleye kadar diyorum… Bakın dolar 18’i geçti dolar 20’yi varmadan o dolarları TIR’larla mı uçaklarla mı kamyonlarla mı develerle mi ne bulursanız acilen balyalayın sepetleyin bohçalayın yükleyin hemen gönderin!

(Danışman, Padişah’ın kulağına): -Efendim, sarayın adresini de verin…

Padişah: -Ne münasebet, sarayımın yerini bilmeyen mi var…

Danışman: -Ne bileyim efendim bizim kitle şimdi saray denince adliye sarayına bakarsın belediye sarayına bakarsın lokanta adı kervansaraylara bakarsın yine şeyhlerin saraylarına yanlışlıkla gidiverir..

Padişah: -(Danışmanın kulağına, yani benim kitle sarayın adresini bilmeyecek kadar cahil mi diyorsun, deyip, ahaliye konuşmasını sürdürür): -Sarayın tam adresini veriyorum! Beşevler’den Atatürk Orman Çiftliği’ne gidiyorsunuz, önünüze sarayın demir parmaklıkları çıkar, orası… Öğleye kalmasın, …… belanızı!

(Öğlen olur, yine tıs kimse yok, ancak, takke ve cübbe giymiş bir küçük çocuk elinde beş dolarla sarayın kapısına gelir, ve başka kimse de yoktur)

(Çocuk, beş doları sarayın kapısında padişah’a uzatır)… -Buyrun padişahım!

Padişah: -Sen kimsin çocuk!

Takkeli cübbeli çocuk: -Padişahım, gavsül azam menzil şeyhinin müridiyim, size bu en zor zamanımızda dişinden tırnağından ayırdığı bu beş doları gönderdi…

Padişah: (Beş doları alır ve öfkeyle fırlatır): -Beş dolar para mı be, benimle dalga mı geçiyor,  ben senin şeyhine milyon dolar ihale verdim, müridlerine holdinglerine toplasan en az beş milyar dolarlık ihale verdim, bunun karşılığı beş dolar mı, benimle aşak mı geçiyor….

Takkeli cübbeli çocuk: Padişahım, gavsülazam dedi ki bu ‘beş dolar’ bitmeyen beş dolar. Bitmeyen çorba gibi. Bu beş dolar ye ye tükenmiyor! Bu beş dolar şeyhimin kerametiyle harcadıkça yeniden çoğalıyor!

Padişah: -O halde niye çoğalmıyor, hadi çoğalsın, bak hala beş dolar hiç artmadı…

Çocuk: Şeyhim dedi ki padişahım İslam Modeli’nden Çin Modeli’ne geçtiği için dolarların bereketi kalmadı….

Padişah: -Şimdi senin o şeyhini….

Takkeli cübbeli çocuk: -Aman padişahım vurmayın, dinleyin, padişahım bakın gavsül hazretleri bir de mektup gönderdi… (koynundan mektubu çıkartıp uzatır…)

Padişah: (mektubu sesli okur): Hünkarım, dün akşam yine peygamber efendimizleydim bu dolar bahsini peygamberimize açtım, ya resullahlah dedim, padişahımız altın ve dolarları istiyor, sadece dolar göndersek olur mu, dedim… Resullahlah bana sadece dolar göndermen kafidir, dedi… (ve çocuğun yüzüne doğru celallenirerek:) Gavsüle söyle, sadece dolar olmaz, o zaman da bütün dolarları altına yatırıp piyasadaki dengeleri bozarlar, söyle, emrimdir, hem altın hem dolarları birlikte istiyorum… Bu beş doları da alsın .ötüne soksun…

Takkeli cübbeli çocuk: -Efendim, bu beş dolar zaten şeyhimin .ötündeydi, tıpa gibi, çok yediği çok sıçtığı çok sık abdest tazelemek zorunda kalıyordu onun için dolar rulosuyla tıkayıp bir çözüm bulmuştu, fermanınızı duyunca, padişahıma feda olsun, deyip yolladı…

Padişah: (Etrafındaki danışmanlara seslenir): Tez bana İstihbarat Müdürü’nü getirin…

İstihbarat müdürü: (koşa koşa gelir) -Emredin efendim…

Padişah: -Ne buldunuz, kim nerede ne saklıyor, dolarlara ulaşabildiniz mi?

İstihbarat müdürü: -Efendim, her yeri dedektörlerle aradık hiç bir şey bulamadık… Ancak?

Padişah: -Ancak ne, çıkar ağzından baklayı!

İstihbarat müdürü: -Efendim, iki parça bir şey bulduk ama size göstermeye utanıyoruz!

Padişah: -Tez getirin çıkartın ne buldunuz?

İstihbarat müdürü: (torbadan çıkartıp gösterir) -Efendim, bunun ne olduğunu anlayamadık, antikacılara sorduk armut kaplama altın varak dediler… Hangi armut, niye armut, niye armutu altınla kaplamışlar anlayamadık…

Danışmanı: (Padişahın kulağına): -Efendim, o armut kaplama değil, .aşak kaplama.. .aşaklarını altınla kaplamışlar… Şeyhlerimiz birbirleriyle armut kaplamayla yarışıyor, Menzil armut kaplama yapınca İsmailağa’da karpuz kaplama yaptırtmış…

Padişah: (Sinirlenir ve hayıflanır ve kahrederek) -Vay münafiklar vay, ulan demek bol bulmuşlar hava olsun diye taşaklarını altınla kaplıyorlarmış… Ulan ben bile gümüşle kaplıyorum… (İstihbarat müdürüne döner)… Başka ne buldunuz?

İstihbarat müdürü: -Efendim söylemeye göstermeye utanıyoruz…

Padişah: -Padişahın önünde ayıp yoktur, şeriat benim hadsiz dinsiz, hadi ne buldunsa göster…

İstihbarat müdürü: -Efendim, şeyhin hareminde hatunlara ait olduğu söyleniyor….

Padişah: -Çıldırtma be adam söyle… Nedir?

İstihbarat müdürü: -Efendim, altından yapılmış bir malavat… Uzmanlara gösterdik bu nedir diye gavurun kafirin lezbiyenleri bunun plastiğini kullanıyormuş… Olsa olsa dediler…

Padişah: (Kahrederek, başı düşer…) -Ben nerede yanlış yaptım! Millet bol bulmuş… Vay anasını.. (Padişah, İstihbarat müdürüne) -Yıkıl karşımdan…

İstihbarat müdürü: -Efendim iki kişi daha yakaladık… Biri diyanette hoca… Bankaya bir kamyon dolusu dolar yatırırken enseledik…

Padişah: -Getir bakayım..

(İstihbarat müdürü hocayı ensesinden fare gibi tutup huzura getirir) -Buyrun  işte bu rezil Padişahım…

Hoca: (korkarak titreyerek ve ağlayarak) -Vallahi benim suçum yok…

Padişah: -Söyle bakayım ulan dolarları nereye sakladın?

Hoca: (Korkudan yalvararak) -Padişahım emriniz üzre dolarların hepsini Araplar’ın bankalarına yatırdık, Albaraka’dan Kuveyt Türk’e….

Padişah: (Bir Osmanlı tokadı aşkederek) -Ulan utanmaz, önce padişahını düşüneceksin… Konuş, başka kim dolarları Arap bankalarına gömdü…

Hoca: -Padişahım, dün geceden beri, müteahhitler, tarikatlar, vekiller, diyanet, vakıflar, hepimiz ne var ne yok hepsini Arap bankaları daha garanti diye oraya istif ettik! Memleketimiz için en hayırlısı nedir dedik, baktık sarayımızın sevgilisi Araplar’ı en güvenilir bulduk!

Padişah: -Yani bizde elimizde birşey kalmadı mı?

Hoca: (Ağlayarak) -Ben emir kuluyum padişahım, yalvarırım onları çağırın sorun…

Padişah: (İstihbarat müdürü) -Müteahhitler vakıflar belediye başkanları vekiller tarikatlar alayını tek tek akşam namazına sarayıma bekliyorum, hiç birine acıma hepsi yakala getir!

İstihbarat müdürü: -Emredersiniz padişahım, derhal!(uzaklaşır).

Danışman: -Efendim, bu çok hayırlı oldu, hiç değilse dolarların nerede olduğunu öğrenmiş olduk..

Padişah: -Gelsinler her birini kazığa oturtacağım, sen kazıkçıyı çağır, dolar yükseldikçe kazığa çakacağım, inim inim inleteceğim, nasıl inleyecekler görürler gününü…

Danışman: -Aman efendim, kazığa çekersek dolarları ellerinden alamayız, bence, iyi geçinelim, güzel karşılayalım, dolarları saklamakla hayırlı yapmışsınız diyelim, nihayetinde dolarlar yanıp bitip kül olmadı, orada bankada duruyor, şimdi huylarına gidelim ki bankadan bir bahane bir dümenle çıkartıp dolarları sarayımıza getiririz…

Padişah: -İyi karşılayalım, oralı olmayalım, diyorsun!

Danışman: -Evet efendim, alayla valayla ağırlayalım, ürkütmeyelim, dolarları kaçırtmayalım, bütün kafir ülkelerini TÜSİAD’ı karşımıza almışız bir de mümin kardeşlerimizle aramızı bozmayalım, bugüne bugün mümin kardeşlerimizin dolarları nihayetinde bizim dolarımız sayılır…

(Akşam olur, müteahhitler, şeyhler, vekiller, vakıflar, tarikatlar, meclis üyeleri, akın akın saraya gelir…. Padişah her birini sarayın girişinde sarılıp kucaklayarak karşılar…)

Cengiz Holding: -Hayırdır padişahın bizi emretmişsiniz?

Diyanet Başkanı: -Hayırdır padişahım bizi emretmişiniz?

Şeyh hazretleri: -Hayırdır padişahım bizi emretmişsiniz?

Padişah: -Kullarım! Memleket zor durumda. Doların kurun borsanın ipleri kafirin eline geçti. Ateşi bütün memleketi yakıyor… Dindirmek durdurmak mümkün değil… Dedim ki, kullarımı toplayıp hayırlısıyla şöyle bir akşam namazı kılalım… Dua edelim… Dinimize memleketimize betimiz bereketimize hep birlikte bir FATİHA okuyalım…

(Padişah, Ali Erbaş’a seslenir)- Hadi Ali Hocam, başımıza geç, hazinemize ekonomimize bir FATİHA oku… Oku ki ümmeti muhammediye nefes alsın. Oku ki açlıktan inim inim inleyen garip fukaranın feryatları dinsin, oku ki dolar insin artık ezanlar konuşsun!

Ali Erbaş: Başüstüne efendim! (Padişahın kulağına:) -Padişahım, bir fikrim var, doların iniş ve çıkışlarını dakika dakika minarelerden ilan etsek… Çünkü aniden fırlayınca çoğu hocamız namazda oluyor koşup dolar bozduramıyor, bu yüzden, dolar kurunu minareden duyurursak, hocalarımızda zarar görmemiş bu kafirin savaşında altta kalıp ezilmemiş ellerindeki dolar eriyip kaybolmaz…)

Padişa -Bak bu iyi fikir Ali Efendi, kur yükselişlerini artık hoparlörden verelim, şimdi hayırlısıyla bir dua….(Ve Padişah şaşkınlıkla) -Yahu Ali Efendi, senin kılıç yok, kılıcın nerede? Ben Ayasofya’da o kılıcı görmüştüm, altın gibi parlıyordu!

İstihbarat müdürü: (Padişahın kulağına) -Efendim kılıcı sarrafa gösterdik altın değil, tenekeymiş…

Padişah: Ulan ne demek altın değil…. Kim o altın kılıcı tenekeyle değiştirdi!

Ali Erbaş: -Allahüekbeeeer…. Euuzubillahimineşeytanirecim…..

Padişah: (Celallenir) -Hoca bir dur başlama şimdi.. Şimdi bu kılıç? Ne teneke mi? (Müteahhitlere, vakıflara, şeyhlere, vekillere doğru hiddetlenerek, gittikçe delilenerek bağırır) -Ulan .ötünüze dolar altın sokuyor ama harbe teneke kılıçla gidiyorsunuz, yıkılın karşımdan!

Padişah dolarlarını geri istiyor

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

5 Yorum

  1. 5 ay önce

    Konunun özeti olmuş elinize sağlık beslediği insanlar satınca en acı satış o olur

    Cevapla
  2. 5 ay önce

    Bunu Tiyatro Oyunu haline getirmeli…Genco Erkal seve seve oynar;)

    Cevapla
  3. 5 ay önce

    Nihat bey, bu seriyi sürdürün. hem gerçekleri öğreniyoruz, hem çok gülüyoruz.

    Cevapla
  4. 5 ay önce

    en buyuk satisi cinali’den yiyecek.

    Cevapla
  5. 5 ay önce

    Cok guzel masal olmus. Fakir Baykurt tadi aldim.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!