‘Patatesli Yumurta’ Romanı ve Kült Örgütler -3

‘Patatesli Yumurta’ Romanı ve Kült Örgütler -3

Bu yazı ‘Patatesli Yumurta’ romanı ve kült örgütler hakkında hazırladığım üçüncü (son) bölümden oluşmaktadır. Bu bölümde ilk olarak romandan seçtiğim bazı cümlelerle FETÖ’nün casusluk boyutunu gözler önüne sereceğim. Ardından birtakım önemli değerlendirmelerde bulunarak yazımı sonlandıracağım.

***

“Sırların vardı bir zamanlar, sır sahibi olmanın sana önemli bir kişi olduğunu anımsattığı, benliğini okşadığı günlerde.”

“Sınıftaki arkadaşlarını fişlerken birbirleri hakkında da bilgiler verirlerdi. Böylece, okullarındaki bir şakirdin sigara içtiğini ya da kızlarla gezdiğini, onun da kendisi gibi bir şakirt olduğunu bilmeyen başka bir şakirtten öğrenebilirdiniz.”

“Su eklendikçe rengi açılan çay gibi, ağır ağır şeffaflaşıyor her şey; gizli saklı bir şey kalmıyor artık evlerin en küçük odalarındaki şark köşelerinde, nalbur dükkânlarının siyah bir perdeyle ayrılmış arka odalarında, telefon kulübelerinin önündeki kuyruklarda, çağrı cihazına gönderilen mesajlarda, halı altlarına saklanan esrarengiz disketlerde, gözleri bağlanıp yeri kimse tarafından bilinmeyen eve getirilen arkadaşlarda.”

“Sır tutmayı, sır tutarak öğrenen neslin bir parçasısın. Daha da önemlisi yaşadıklarının, sanki hiç yaşanmamışlar gibi, anında unutulması gereken hayal ürünleri olduğuna inanmışsın.”

“Bir ajan gibi, kırlarda edindiği bilgileri kovanındaki kraliçeye ileten bir işçi arı gibi çalışıyorsun.”

***

Steve Hassan’ın dediği gibi; “Gerçek, yalanlardan ve sevgi, korkulardan daha güçlüdür. Eğer dini bir örgüte dâhilseniz unutmayınız ki Allah, bizlere özgür iradelerimizi verdi. Bu yüzden hiçbir ruhani yapının bu özgürlüğümüzü elimizden alması, bizleri aldatması ya da zihinlerimizi kontrol etmesi kabul edilemez.”[1]

Unutmayalım ki henüz bu tür yapılara bulaşmayan insanlarımızı uyarmak, onları bilinçlendirmek, bu tür örgütlerin içine girenleri uyarmaktan çok daha kolay ve zahmetsiz.

FETÖ ile mücadelede eski üyelerin yardımları hayati önemde.

Bu kişiler hem örgüt mensuplarını hem de örgütün yeni hedefi olan gençleri uyarmalı.

Bu kapsamda desteklenmeleri ve hiçbir şeyden çekinmeden-korkmadan rahatça konuşabilmeleri ve yazabilmeleri gerekiyor.

Ayrıca eski üyelerin ve ailelerinin iyileştirilmesi noktasında görev almaları sağlanmalı.

Fakat günümüzde bu bir yana hali hazırda samimi itirafçı olanların bile ifadelerine kolayca ulaşamıyoruz. Hâlbuki bunların hem görsel hem de yazılı medyada sıklıkla yer alması ve bizleri bilinçlendirmesi gerekiyor.

Altını çizerek tekrar yazayım: Eski üyelerin anlatımları çok önemli. Bunların görünür-bilinir-konuşulur-tartışılır olması ise çok daha önemli.

Şimdi soralım:

  • Bugüne kadar FETÖ’nün zihin kontrol yöntemlerinden sıyrılarak özgürleşen kaç kişi vardır?
  • Bunlar nerelerde, ne işlerle uğraşmaktadırlar?
  • FETÖ ve benzeri kült örgütlerle zihni mücadele için neyi bekliyoruz?

FETÖ; kült örgütler alanında elimizin altında bulunan çok zengin bir maden. Araştırılması, derine inilmesi, işlenmesi, gerekli yol ve yöntemlerin öğrenilmesi gerekiyor. Biz ise bu madeni işlemiyoruz. Onları anlamıyoruz, anlamaya çalışmıyoruz.

Fiili mücadele kapsamında örgüt mensuplarını yakalamak ve cezalandırmak çok önemli fakat sadece fiili anlamda yakalamak ve cezalandırmak bir çözüm değil. Zihni anlamda bir mücadele gerekiyor. FETÖ mensuplarının diğer kült örgütlerle kendilerini karşılaştırmalarına olanak sağlanmalı. İşte o zaman nasıl sömürüldüklerini daha iyi anlayabileceklerdir.

Yazımı “Patatesli Yumurta” kitabının değerli yazarı Kemal Yitikırmak’ın çok önemli olan şu tespitiyle bitirmek istiyorum:

“Yalnız ve işsiz kalma pahasına yaşadığı şehri terk eden genç öğretmen, kazanımlarını korumak için değil de yanlışların üzerine kalın bir çizgi çekip hayata doğru yerden başlamak için çıkmıştı yola. Bunu yaparken de asla ‘ben kandırıldım’ mağduriyetine sığınmamıştı. Çünkü köle olarak doğmuş bir insan, özgürlüğüne kavuştuktan sonra ‘kandırıldım’ demez, onun yerine, ‘haksızlığa uğradım ama çabaladım ve kendimi kurtardım’ der.”

(SON)

[1] Hassan S., a.g.e.