Patronların kredi kartıyla gezen gazeteciler

featured

Basın tarihimizin en yalnız gazetecisi Sedat Peker’in ifşalarını kimsecikler okumuyor(?!)

Tüyler ürperten skandallarının yüzüne bakan tek kişi yok!?

Dünkü gün yine mesela, haber spikeri Zuket Aydın’ın, kocası ve metreslerine yetişebilmek için sevgilisinden ‘çakarlı araba’ isteyip aldığı hiç bir yerde tek bir kelime konuşulmadı!

Üstüne, Zuket Aydın’ın tüm haber spikerlerini zan altında bırakan ‘patronlarının kredi kartıyla gezen gazeteciler’ açıklamasına başta gazeteciler cemiyeti ve medyadan tek bir açıklama savunma gelmedi. Haşa yok böyle bir şey denmedi, ağzını topla be kadın, hiç denmedi!

Spiker kızımızın anında kapınızda seri hizmet verebilmesi memlekette vakayı adliyeden sayıldı ve hiç şaşkınlık yaratmadı.

Ve…

Azgın patronlar aşka gelip halka millete ormanlara hazineye yaylalara köprülere ihalelere sürtmeden spiker kızımızın anında yetişebilmesi için çakarlı araba istemesi, hakikaten göz yaşartıcı bir kahramanlık hikayesi, bir kamu hizmeti!

İşine canla başla canıyla ruhuyla kanıyla .öt ve meme ve bacakları ve makyajıyla kendini vermiş böyle savaşçı gazetecilerimiz olduktan sonra inanın bu memleketin sırtı yere gelmez…

Düşünün, önce bir telaşla haberleri sunuyorsunuz, ve haberlerde, milleti kandırıp, Yunan’la savaş çıkmış sayın seyirciler diyor ve anında çakarlı arabayla sizi ekranda görüp galeyana gelmiş patronlara çarçabuk mühimmat cephane yetiştiriyorsun!

Bunda şaşılacak ayıp günah bir taraf yok, kapitalizm ve piyasa demek kendinden güçlü insanlara hizmet etmek, demek, kapitalizm demek savaş ve aşk, demek!

İstihdam yaratıp ülke ekonomisini şaha kaldıran ülkemizin bekası geleceği patronlarımıza ‘çakarlı servis’ hizmetleri az bile.

Savunma Bakanlığı, bundan böyle, (yakaya takılan madalyon gibi) patronlara hangi kahraman kızlarımız hizmet vermişse o kızların kafa resimlerini peç (arma) olarak takmalı ve peçler göğüsten eteğe ve omuzdan kollara kadar verdikleri muharebelerin nişanı olarak ödüllendirilmeli… (Mesela öyle patronlar genel yayın yönetmenleri var deniyor ki televizyonun bütün kızlarının koleksiyonunu peç diye takabiliyor!)

Olaylar üzerine.

Dün, Zuket hanıma ulaştım, ablacığım dedim, bizim de elimizden bir şey gelir mi, dedim, siz iş başındayken biz de gömleklerini yıkasak yemeklerini yapsak çorap örsek, ne bileyim, siz canla başka kendinizi feda ederken bizler bomboş oturuyoruz, kendimden utanıyorum…

Ve hemen konuya girdim, elinizde yeterli ‘çakarlı’ var mı, dedim, ‘sıkıntı yok’ dedi.. Kredi kartıyla gezen gazetecilerin her birinin kapısına artık ambulanslar veriliyor.

-Tüh, ambulansa ne gerek var abla, ben sizi İkinci Köprü’den sırtımda koşa koşa yetiştirirdim.

‘Yani abla, çakarlı olmasa, ambulanslar, yolu yara yara açıyor, diyorsun, ambulansı kim akıl ettiyse vallahi devlet hizmeti helal olsun, sizler de trajik acı haberler vermekten zaten bitap düşmüşsünüz, haber yorgunluğu içinde bir nebze rahat ediyorsunuz… Daha seri hizmet için, hani Suriyeli işsizler de nemalanır, Uzak Doğu’dakiler gibi el arabası çek çeklerle taşısak… İstihdama da hayrı olur!’

‘Ne diyeceğim abla, bari haber arasında bir elma yesen, yorgunluğunu alır! Ve o keşmekeş trafikte yapayalnız sıkışıp biçare kalıyorsunuz, vallahi devlet çok duyarsız, olacak şey değil!

Zuket hanım: -Sağolsunlar Emniyetin trafikçilerin bilgisi var, çakarlı ve ambulans bulunmadığı zaman, geçiş üstünlüğü için trafiği durdurup bize yol açıyorlar!

-Yani patronlara hizmet için devlet millet trafik el ele…

Zuket hanım: -Şimdiki patronlar çok cici insanlar çok ince düşünüyorlar, hatta, ambulansa gondol şarkıları koyuyorlar, rahvan rahvan şoförle birlikte söylüyoruz…

-Osmanlı döneminde de saraylılar paşalar metreslerini ‘faytonla’ gezdirirdi ve kimsecikler tanımasın diye fidan gibi metreslerini çarşafa sokarlardı… Sayın Zuket hanım, giriş çıkışta tanınmamak için çarşafa girmeyi hiç düşünmediniz mi?

Zuket hanım: -Ne yazan ne çizen var, adam medya patronu, kimden çekineceğim…

-Sanırım, sizin için artık bu bir ‘spor’ olmuş, peki Zuket hanım, koskoca çakarlı, ambulans, öyle bomboş mu gidiyor?

Zuket hanım: -Ambulansa tıka basa jelibon dolduruyoruz…

-Hayırdır, neden jelibon?

-Jelibonu yolda halka dağıtıyoruz!

-İlginç bir soru, şimdi geldi aklıma, yolda çakarlıyla giderken başka bir çakarlı araba gördüğünüzde, el sallıyor musunuz, hayırlı işler diliyor musunuz? Ne bileyim bir meslek dayanışması! Hanginiz birbirinize yol veriyorsunuz, sözün gelişi, geçiş önceliği Habertürk’ün çakarlısına mı yoksa Fox’un çakarlısına mı veriliyor!

Zuket hanım: -Aslında, siparişlere yetişmek mümkün değil, hangisine yetişeceksin, millet eline almış sipariş bekliyor, topluca müracaat yaptık, ambulansla çakarlı arabayla olacak iş değil, çünkü yüzlerce TV patronuna yayın müdürüne yetişmek mümkün değil, bize ait bir özel metro hattı tahsis edilmeli.

-Zuket hanım, sorumu atladınız, siparişlerde önceliğe neye göre tayin ediyorsunuz?

Zuket hanım: -Biz, haber spikeri olarak birinci sınıf klas sınıfa hizmet veriyoruz, vergi şampiyonluğu tablosunda, hırsızlık ve yolsuzlukta ilk ona girmişlere hizmet veriyoruz, diğer küçük TV’ler için, kapıda şok mangaları, hazır kıtalar bekliyor…

-Bayağı AFAD personeli gibi bayağı arama kurtarma, SOS komandoları gibi, kızlar, hazır kıta bekliyor diyorsunuz, size de hak veriyorum, patronlar kudurmuş, yetişmek mümkün değil, peki, ‘dronla’ hizmet vermeyi düşündünüz mü?

-Bir kaç arkadaş, helikopter denedi, ama yine yetişemedik, dronlara iple bağlanıp çatıdan balkondan hizmet veren arkadaşlar da oldu, ancak, havada, biz de insanız, havada asılı giderken serinliyorsunuz, rüzgarla soğuyup sarhoşluğunuz ayıkıyor, fırından yeni çıkmış alarma geçmiş vücudunuzun ısısı düşüyor, yani soğuk soğuk servis, pek rağbet görmedi.

-Bir sorum daha olacak, farklı fantastik siparişler oluyor mu?

-Olmaz olur mu, geçen yaşlı bir patron, zurna istedi. Bugünlerde patronlarda bir ‘zurna’ merakı başladı. Zurna piyasası coşmuş, medyada yüzlerce yazar, her biri birbirinden ‘zurna’. Bütün zurnalar biz taş gibi kızlardan dahi geçiş üstünlüğü istiyor.

-Zurna işini tam anlayamadım?

-Zurna, nasıl diyeyim, siz şöyle anlayın, şu LGBT var ya, lezbiyen, gey, vs. işte ona bir harf daha ekliyorlar LGBTZ yapmışlar. En azgınları zurnacılar! Derin acılar içinde takıyorlar ve öttükçe başka tür haz duyuyorlar! Fesli Kadir ve Hacı Yakışıklı arası bir cam çizigi gibi incecik uzun bir ses düşünün. Ve hazdan, çoğu, çırılçıplak öyle, düşünün, zurnayı takmış, acı çeken hayvanlar gibi evin içinde koşturuyorlar… Zurna deyip geçme aslında bu topraklara ait bir enstrüman, büyüleyici bir sesi var, nasıl desek, birden coşturup birden hüzünlendiriyor… Öyle zurna düşkünleri var ki ölüp geberseler bile zurna sesi mezarlarından hala geliyor!

-Şu Er Meydanı Kırkpınar’daki gibi coşturan zurnalar!

-Aynen, zurna sesi künde üstüne künde attırıyor!

-Koşuyor dediniz, zurnayı takınca koşmak şart mı?

-Koştukça bağırsaklar hareketleniyor ama zurnayı iyi takmak lazım, bakın Hürriyet ve Habertürk gazetelerinde ne güzel zurnalar var, ama dikkat edilmeli, yoksa zurna sesi yırtıcı kuşlar gibi  manda gibi anıra kanıra çıkıyor!

-Başka hangi tür egzotik fantastik siparişler oluyor…

-Valla, kimi, Fatih’ten geçerken iki kör hafız istiyor kimi Cihangir’den geçerken iki gay, kimi de hazır plazanın önünden geçiyorsun Engin Ardıç’ siparişi veriyor!

-Çüüüüşşş! Engin Ardıç’ı ne yapacaklar, yaşlı moruk şişko…

-Öyle demeyin… Onu da zurna gibi…. Zurna’dan farkı, o zevk anında, Engin Ardıç rapçiler gibi seriye bağlayıp Atatürk’e Cumhuriyet’e küfrettikçe, zevkten şehvetten uçuyorlar!

-Sizinki de pek zahmetli bir işmiş!

-Zahmetli ama, hayat güvenliğini şöhretini garanti altına alıyorsun, insanlar sizi gördükçe önünüzde eğiliyor, her mağazanın her bankanın kapıları açılıyor, saygınlığınız artıyor ve bir zaman sonra siz sipariş vermeye başlıyorsunuz!

-Hadi ordan, alayı sapık, alayı kokainci piç, çok rezil çok şerefsiz bir meslek!

-Tabii sizin gibi kıskananlar çok, her şeyini kaybedenler ve hiç bir şey elde edemeyeceklerini anlayanların iftiraları bunlar… Ben tamamıyla özgürüm. Güç sahibiyim. Mucizevi. Bakın, güçsüz amaçsız bomboş teneke kafa histerik arkadaşlar işe başladıktan sonra o takatsiz ve zayıf vücutları birden canlanıyor. Ekranın büyüsü var. Ekrana bir çıkmayıverin, o umutsuz kızlar birden alev alıyor, volkan gibi patlıyorlar… Ne çakarlı ne ambulans artık o kızlar ateş olup lav olup patronların odalarına akıyorlar!

-Sizi de üzmek istemem, ama ne bileyim, iki iş birden yapmak, içime sinmedi, bir yandan depremde bin kişi öldü diye haber yapıp hemen lav gibi patrona akmak, anlayamadım. Zuket hanım, insan olarak kendinizi aşağılanmış hissetmiyor musunuz, sizin insan haklarınız yok mu, sendikal haklarınız yok mu? Bu kadar fazla mesai…. Gerçi kurban olduğum Allah, hiç bir kuluna kaldıramayacağı kadar yük bindirmez…

Zuket hanım: -Sendikadan değil ama Diyanet’ten fetvamızı aldık, bir dişinizi sıkın ve yıllarca geçineceğiniz yiyecek giyecek masraflarınızı ahiretinizi de karşılayın, dediler. Ben dinime imanıma işime inanıyorum. Bütün ruhumu işime veriyorum. Mübarek büyük ticaret ve devlet adamlarına memleket aşkına hizmet ediyoruz. Onları sakinleştirmek ve avutmak bizlerin elinde. Bir düşünün, bizler olmasak milletin ..nasını ….kecekler…

Zuket hanım, anladığım, siz de, piyasa ve bedeniniz canlı ve sıcakken Amerika’dakiler gibi Me Too hareketi başlatmayı erken buluyorsunuzdur, ancak, bir erkek olarak Me Too hareketi ben başlatıyorum, sizin bu medya adını verdiğiniz seks shop dükkanınız aslında biz bağımsız yazarlara seri şekilde yapılan ve bitmeyen bir tecavüz!

Patronların kredi kartıyla gezen gazeteciler

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 1 ay önce

    Adamsın bana bile mizahı sevdirdin…

  2. 1 ay önce

    Nerede bir çakarlı araba görsek Zuket hanımların hızlı servisi mam iletiyor diyeceğiz..

  3. 1 ay önce

    İstanbul, payitaht gibi. Yozlaşmanın, kepazeliğin başkenti olup çıkmış. Demek ki denetim yapılsa ambulansların yarısı SAHTULANS (sahte ambulans) çıkacak. İstanbul görünürde ülkeyi kurtaran ama gerçekte Türkiye’yi dibe çeken bataklık gibi.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!