Pireler sirki

Nihat Genç yazdı...

Pireler sirki

Emekli amirallerin Montrö mektubuyla milli birlik ve beraberliğimiz için olağanüstü büyük dayanışma günleri yaşıyor gururlanıyoruz.

Hangisini tebrik edeceğiz bilemiyorum, sırasıyla gidelim. Önce Doğu Perinçek beyin Cem Gürdeniz'i sahiplenişi gözlerimizi yaşarttı. Cem Gürdeniz'i yere göğe koyamadı.

Tam bir dava adamına tam bir cumhuriyetçiye yakışır şekilde Cem Gürdeniz'e övgüler düzmesi hakikaten görülmeye değer muhteşem bir tabloydu!

Doğu Perinçek'in Cem Gürdeniz'e eşi benzeri görülmeyen bir vefa duygusuyla göğsünü siper ederek sahiplenmesi okuyucularımızı da çok heyecanlandırdı ekran başında histeri nöbetine girmiş gibi topluca ağladık.

Doğu Perinçek'in zor günlerde milli dayanışma örneği gösteren veciz son derece güzel sözleriyle çok duygulanıp bizleri arayan yüzlerce okuyucu-izleyici de gururla gözyaşlarına boğulup 'cumhuriyetçiler'e yakışan dayanışma işte budur' dediler. Hakikaten birbirimize kenetlenmek için böyle kara günler gerekiyormuş. Birbirimizin değerini varlığını daha iyi anladık.

Doğu Perinçek bey, muhteşemsiniz, inşallah bu ulvi davanın romanını yazmak bana nasip olur.

Gerçekten Silivri zindanlarına karşı mücadele edilirken ben de Levent Kırca'nın davetiyle o günlerde genç yöneticileri birbir içeri atılan Ulusal Kanal'a koşmuş gaz bombaları arasında ikiyüzün üstünde program yapmış ve bir çok genç idealist hakikaten pırıl pırıl vatansever çocuk tanımıştım.

İşte, dün, bizi yakından tanıyan bu genç parlak idealist ve dürüst arkadaşların bizi yere göğe koyamayan sahiplenişleri kucaklayışları, gözlerimiz buğulanarak dinledik. Zor günlerde insanların birbirini sahiplenmesi ne gurur verici tablo. Karşı devrime ve düşmana karşı aynı cephede sırt sırta yanyana gelmenin onurunu bir daha yaşadık.

Her biri çiçek gibi genç arkadaşlar milli duygularla bizlere cepheden dönen yaralı askerlere sarılır gibi bizleri kucaklayışlarını gören başta FETÖ'cüler ve Atlantikçiler(?). kesin kahırdan ölmüşlerdir.

Evet sevgili okurlar, amirallere ve bizlere övgü ve iftiharlarla dolu çok görkemli günler yaşadık.

Bu gurur tablosunun en başında Devlet Bahçeli beyi anmasak hatırı kalır.

Montrö hassasiyeti gösteren amirallerimizi apoletlerinden öpmesi ve lojmanlarına kadar gidip eşlerine saygı göstermesi, milletçe hepimizi duygulandırdı.

Ve karşı devrimcileri karşısına alıp vahşi dillerini ve kalkışmalarını sert şekilde eleştirmesi yobazlara karşı cumhuriyetçileri çırpınırdı Karadeniz gibi sahiplenmesi görülmeye değer bir milli tabloydu.

Devlet Bahçeli bey cumhuriyetçilere ve cumhuriyet değerlerine ve cumhuriyet'in ilkelerine sahiplenişiniyle hepimize adeta milli bir bayram yaşattı, başımızdan eksik olmasın!

Ayrıca şüphesiz büyük fikir adamı Cem Küçük'ün Ulusal Kanal ve Habertürk'te amiralleri ve bizleri gururla sahiplenişi hepimize büyük bir moral ve göğsümüze madalya oldu. Mehmet Metinerler'in Küçük'lerin düşmanları korkutan bozguna uğratan darmadağın eden naralarına bağırış çağırışları ve küfürlerinin lezzetine sanırım varlığıyla onurlandırdığı o milli kanaldakiler de çok gurur duymuş doymamıştır.

Ve aramızda yazılar yazmış bizi çok iyi tanıyan bir çok arkadaşın twit sitelerinde 'bir de veryansın tv operasyon yapmalı' demeleri, hakikaten mertlik delikanlılık göstergesiydi, kara günde dostluk buna denir işte.

Bu zor günlerde karşı devrimcilere karşı eski arkadaşlarımızı yanımızda görmek bizleri sevince boğdu ve hava fişekler gibi kıpır kıpır heyecanlar yaşattı.

Tabii ki, Yılmaz Özdil'e nasıl ve ne kadar teşekkür etsek azdır.

Amirallere övgüler düzdükten sonra 'insanın aklını kurcaladığı şeyler' var deyip 'acaba' bu mektubu basına kim sızdırdı, deyip, zehir hafiyeliğin derin imasıyla lafı bize getirip bizleri işaret etmesi hakkaten gerçek bir Atatürkçüye yakışır harbilik göstergesiydi.

Arkadaşlarla defalarca gözyaşlarıyla okuduğumuzda yazının sonlarında büyük gizem taşıyan mısralarına yaşasın dedik, şuraya bak, bir nevi haber sitemize çakma Cemal Madanoğlu rolü vermiş, işte bu dedik, bize de darbeci devrimci kahraman rolü verdi.

İktidarın zulmünü yirmi yıl yaşadıktan sonra Allah sonunda bizlere bu gururlu günleri de yaşattı, bitmedi, kahraman yazarımız Özdil, ve Tayyip Bey'in 15 Temmuz günü gibi yine Marmaris'e gittiği bir gün amiral mektubunun sızdırılmış olması ve sızdıranların aynı gün Hayrettin Karaman'ın devlet adamlarına nasihatlarını Yeni Şafak'tan okumasıyla aynı güne yine denk gelmesi, yani AKP'yle gizli işbirliğine girmiş çakma ve iktidar işbirlikçisi Mahir Kaynak iması ve karakterine, hayran kaldık. Netflix'te film olacak muhteşem tespit!

Yüzlerce karşı devrimci bizlere çamur atarken şeref ve onurumuz ve itibarımız üzerinde tepinirken işte gerçek Atatürkçüler bizi böyle onurlandırdı.

Sevgili okuyucu, büyük fırtınalar koptuğunda büyük heyelanlar seller depremler olduğunda evet siyasette de büyük tarihi günlerde sokakların meclislerin evlerin zihinlerin partilerin sıradan insanların kahramanların zihinleri DÜZENLERİ DE BOZULUR. Hercü merc deriz, ortalık allak bullak olur. Duygular ve nesnelerin düzeni bir günde değişir. Önceki mangalar taburlar dağılır yeni fikir ve heyecanlarda yeni buluşmalar olur. Bazıları kendini güneş gibi gösterir önder olur. Karakteri zayıflar elenir. Düne kadar güvendikleriniz tırt çıkar kahrolursunuz.

İşte bu günlerde gerçekler HAKİKATIN BAYRAĞIYLA ortaya çıkar ve hakikatın devrimi kahraman bildiklerinizi pire efsane dediklerinizi bir günde maymuna dönüştürür.

Cumhuriyet'in en temel ilkelerine ve Cumhuriyet'e kimler sahip çıkıyor, işte böyle zor günlerin depremlerinde yerin altından uğultulu ürpertici bir ses gelir, faylar kayalar çarpışmış yer değiştirmiştir, sıcacık gaz ve lavlar çıkmak için bambaşka mecralar kendini aramaktadır. İşte bu günlerde gerçek vatanseverler çok daha sahici ve yakından görünür!

Bulutlar dağılmaya gün aydınlanmaya başladığında dağların ufkun çiçeklerin duyguların yaşanan günün heyecanlarının bambaşka bir istikbale ve yepyeni bir coşkuya dönüştüğünü görürsünüz.

Bir devrim anı gibi, sahici bir test oldu, deyimiyle turnusol kağıdı gibi, hakiki kişi ve şahsiyetler sahteleriyle ayrışıyor ve milli duruşlarıyla Cumhuriyet'i sahiplenen yepyeni bir milli heyecan ortaya çıkıyor! Böyle günlerde cumhuriyet fikri lav gibidir kimse eline alamaz ve ama kimse önünde de duramaz!

Sarıklı general haberini ve amiral mektubunu okuyan herkes Akşener'inden liberallerine Abdullah Gül'ün Davutoğlu'na irili ufaklı tüm partiler irili ufaklı dernekler vakıflar tarikatlar cemaatler yani muhalefet ve iktidar herkes ama nerdeyse herkes reisimize bir daha biat etmek zorunda kaldılar ve hepsi, şimdi rahmetli o hep söylerdi: hepsi sarayın önünde hizaya geldiler.

Yani bir büyük biat ve hiza günü yaşamanın sevincindeyiz.

Biz buna 'yanaşık düzen' diyoruz, muhalefet dediğiniz ve karşı devrimcilere karşı savaş verdiklerini sandıklarımızın kimlerle yanaşık düzen olduğunu tarih hakikatiyle ortaya koydu.

Vatansever duruşlarıyla saraycıların sarıklıların FETÖ'cülerin gözünü korkutan milli cephedeki her arkadaşımızın bu kahraman yanaşık düzeniyle bu vesileyle bir daha iftihar ettik.

Kim kimin yanında şaşkınlıkları yaşadığımız bugünleri yarınlarda hatıra olarak anlatmaya koyulursak, ilk hikayemiz galiba bir masal girişi gibi olacak:

Bir kahramanlar sirki varmış, aslanlar kaplanlar filler takla atıyor atlıyor zıplıyor ve seyirciler yaşa varol deyip alkışlamaktan heyecandan kırılıyormuş...

Kahramanlıkla aslanlar öyle yüksekten atlıyormuş ki.

Kaplanlar kahramanlıkla öyle parendeler atıyormuş ki, izleyenler bu kadar heyecan bu kadar sorumluluk bu kadar sabırlı olmak bu kadar arkadaşlarını düşünmek olamaz diye milli heyecanlara gark oluyormuş.

Derken sirkin kapısına 'pireler' gelmiş.

Sirkin sahibine biz de bir gösteri yapacağız, demişler.

Sirkin sahibi, neden, demiş?

Çünkü bizler bu aslan kaplanlardan daha yüksekten atlıyoruz zıplıyoruz, isterseniz gösterelim, demişler, pirelere bir sahne verilmiş hakikaten pireler öyle yukarlardan atlayıp zıplamışlar ki...

Sirk sahibi hayran kalmış ve biletler satıp pireleri sahneye çıkarmış.

Pireler öyle yüksekten taklalar atmış ki sirk sahibi hayran kalmış vay anasını demiş yahu bu kadar cesurunu kahramanını hiç görmedim demiş sirk sahibi yahu benim nice sirkim var ama pirelerin sirki yok mu vallahi ağzım açık kaldı demiş ve SİRKİNİN tapusunu PİRELER'e vermiş...

Ve gösteri günü gelip çatmış.

Sirk tıklım tıklım dolu bir izdam izleyiciler Sirk'e sığmıyor!

Ve gong çalmış gösteri başlamış.

Ve pireler olağanüstü mucizevi akrobatik gösterileriyle koşar adım sahneye çıkmaya başlamış.

Ve masal şu cümlelerle bitiyor: 'Gelin görün ki pirelerin gösterisini kimse görememiş'.

(Harika çıkarımlarını olağanüstü analizlerini ve ters taklalarını ve havada uçuyor gibi numaralarını çok küçük oldukları için hiç bir seyirci oturduğu sıralardan görememiş.)

Ama ben gösteri akşamı o sirki izledim, pirelerin kahraman akrobasisine şahit oldum.

Belki gözle görülmüyorlar ama hakikaten taklaları uçuşları havalarda salınışları eşsiz.