Putin’in jeopolitik kumarı

featured

Barış Adıbelli yazdı

Sonunda korkulan ya da beklenen şey oldu ve Rusya Ukrayna’nın Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk’da düzenlediği “referandumlar” sonucunda bu dört bölgenin Rusya’ya katılmasına karar verildi. Bugün saat 15’te Kremlin’de düzenlenecek törenle katılım protokolleri imzalanacak. Şanghay İşbirliği Örgütü Semerkant zirvesinin sona ermesinin üzerinden iki hafta geçmiş durumda. Putin, zirveden umduğunu bulamadı. Çin ve Hindistan’dan mesafeli bir yaklaşım gözlemlendi ve uzayan savaşa hoşgörü gösterilmeyeceği mesajı verildi. Dahası Semerkant Bildirisinde Ukrayna savaşına yönelik veya NATO’ya ya da ABD’ye yönelik herhangi bir ibarenin olmaması ve benzer şekilde en azından Rusya’nın güvenlik kaygılarına atıfta bulunularak ŞİÖ’nün Rusya’nın yanında durduğuna yönelik dolaylı veya doğrudan bir ifadenin olmaması da Putin’i hayal kırıklığına uğrattı.

Çin’in savaş öncesi  Rusya’nın yanında NATO’ya ve ABD’ye  karşı sergilediği tutum aslında Rusya için ŞİÖ’de referans olmuştu; ancak Putin’in kaçırdığı nokta Çin’in de ABD ve NATO’nun hedefinde olmasıydı ve durumun Ukrayna savaşı veya Rusya ile ilgisi yoktu. Örneğin benzer bir tutumu Çin, AB’ye karşı takınmadığını da belirtmek gerekir. Oysa Ukrayna savaşında AB, Rusya’nın karşısında taraflardan birisidir.

Putin’in bu gelişmelerden çıkardığı sonuç artık Rusya’nın tek başına kaldığı gerçeğidir. Bu nedenle Putin, kendi savaşını tamamıyla kendi kaynaklarıyla yürüteceği yeni bir safhaya geçti. Daha önce ertelenmiş olan referandumların bir anda programa konması ve hemen icra edilmesi. Bunun yanında Putin, kısmi seferberlik ilan ederek 300 bin kişinin silah altına alınacağını duyurması aslında perşembenin gelişi çarşambadan belli olur sözünü haklı çıkarırcasına bugün yaşananları ve yaşanacak olanları haber veriyordu.

Ukrayna savaşında esas gelişme bugün katılım protokolleri imzalandıktan sonra başlayacak yeni safha ile birlikte gelecek. Yaklaşık 100 bin metre karelik bir toprak parçası ki Ukrayna topraklarının %15’ine tekabül ediyor, bir başka deyişle Macaristan büyüklüğünde bir toprak parçası  Rusya’ya geçecek. Bu toprak parçası üzerinde halen çatışmalar devam ediyor. Saat 15’ten sonra yani katılım protokolleri imzalandıktan sonra Ukrayna ve Batılı müttefikleri, Rusya’ya göre  Rusya topraklarında savaşıyor hale gelecekler. Ancak hemen belirtmek gerekir ki bu ilhakı sadece Rusya; bir de Belarus, Suriye ve Kuzey Kore tanıyacak gibi. Rusya’nın kadim müttefiklerinden Sırbistan bile daha başından bu referandumlara karşı çıkarak ilhakı tanımayacağını söylemişti.

Putin geçen hafta yaptığı ulusal sesleniş konuşmasında Rusya topraklarını saldırılara karşı tüm imkanlarıyla söylemiş, gerekirse nükleer silahların da kullanılabileceği yönünde ifadelerde bulunmuştu. Şimdi bu dört bölge Rusya’nın bir parçası haline gelince Moskova’ya göre otomatikman bu dört bölgenin de savunulması için nükleer silahlar da dahil tüm imkânlar kullanılacak. Saat 15’ten sonra Ukrayna ve müttefikleri Rusya tarafından işgalci güç olarak adlandırılacak ve değerlendirilecekler.

Rusya ile doğrudan savaşa girmekten çekinen  ABD, AB ve NATO, Ukrayna’ya verdikleri destekten dolayı Rusya topraklarında saldırı fiili düzenleyen güçler haline gelmiş olacaklar. Kremlin’e göre Rusya,  BM antlaşmasının 51.maddesine dayanarak meşru müdafaa hakkı çerçevesinde savaşı müttefik ülkelerin topraklarına kadar genişletme imkânı bulacak. Ancak hemen belirtmek gerekir ki BM Genel Sekreteri Guterres, ilhakın hiçbir şekilde BM’de meşru olarak kabul edilmeyeceğini ve buna bağlı olarak hukuki bir sonuç doğurmayacağını açıklamıştı.

ALEXANDER DUGİN 3. DÜNYA SAVAŞI UYARISINDA BULUNDU

Sonuç olarak  ,tüm bu gelişmeleri Putin’in akıl hocası olarak adlandırılan Alexander Dugin; “Batı’nın bizi saplantılı bir şekilde içine ittiği bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın eşiğindeyiz ve bu artık bir korku ya da beklenti değil, bu bir gerçek” diyerek  3. Dünya  Savaşı tehlikesine dikkat çekti. Ayrıca, Dugin,  Harkov bölgesinde Ukrayna’nın başarısının Rusya’nın kontrolü altındaki bölgelerin savunmasındaki zayıflıktan dolayı olduğuna işaret ederek, bunun Kiev’in küçük bir başarısı değil aksine NATO güçlerinin ilk somut başarısı olarak görülmesi gerektiğini söylemektedir. Bunun yanında, Dugin mevcut durumu da şöyle özetliyor: Batı bize savaş ilan etti ve savaşıyor. Bu savaşı biz seçmedik, biz istemedik. 1941’de biz de Nazi Almanya’sı ile savaş istemedik ve sonuna kadar buna inanmayı reddettik.

Ayrıca Dugin, Donbass’daki özel operasyonun tamamlandığını, başarılı olmadığını söyleyerek buradaki durumun artık tam ölçekli  bir savaş dönüştüğünü  itiraf ederken bu savaşın ancak topyekun bir halk savaşıyla kazanılacağını söyledi. Bunun yanında kısmi seferberliğin halk savaşı için gerekli olduğunu ve ilk adımı oluşturduğuna da işaret etti. Dugin, şu anda Ukrayna’da olan şey Rusya ile Ukrayna arasında bir savaş değil topyekûn Batı ile bir savaş. Dahası Dugin Gürcistan’daki bazı siyasi güçlerin Rusya’ya karşı ikinci bir cephe açma vaadinde bulunduklarını da söylüyor. Geçtiğimiz günlerde Pelosi’nin Ermenistan’ı ziyaret etmesi bu bağlamda anlamlıdır.

Dugin bu değerlendirmeyi 15 Eylülde yani tam da ŞİÖ zirvesinin başladığı gün yaparken aslında Rusya için yeni bir yol haritası belirliyordu. Bir başka deyişle Putin, zaten ŞİÖ zirvesine giderken çoktan ilhak kararına kısmi seferberlik kararını vermişti. Dugin’in çizdiği çerçeveden bakarsak Putin uzun soluklu bir savaşa hazırlanıyor. Oysa Putin’in ulusa seslendiği gün BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada ABD Başkanı Biden savaşın bitmesini istiyoruz çağrısında bulunmuştu.

Batı’da Rusya’da olası bir askeri darbe de konuşulmaya başlandı. Ancak Rusya geleneğinde darbeler yok. En son 1991’de Sovyetler Birliği yıkılmak üzereyken radikal komünistler son bir umutla bir darbe girişiminde bulundular  o da başarısızlıkla sonuçlandı ve dört ay sonra Sovyetler Birliği yıkıldı. İlhak kararı orduda nasıl bir tepkiye neden oldu bilinmiyor. Gelen söylentiler artık Putin’in generallere güvenmediği, emirleri doğrudan kendisini verdiği yönünde. Ancak unutmayalım ki Batı’nın propaganda gücü küresel ana akım medya üzerinden oldukça etkili. Dolaysıyla bunlar söylentiden ibaret.

Perşembe akşamı Cumhurbaşkanı Erdoğan da Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede tahıl koridoru ve ilhak kararı konuşuldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan müzakerelere ve barışa bir şans verilmesini isteyerek, bu süreçte kolaylaştırıcı bir rol oynamaya hazır olduklarını kaydetti.  Bu ilhak kararından sonra muhtemelen Rusya’nın kendi tahıl koridoruna BM, ABD ve AB’den  onay çıkmayacak. Misilleme olarak Rusya da kasım ayında Ukrayna tahıl koridoru anlaşmasının uzatılmasını onaylamayacak ve Ukrayna limanlarını yeniden abluka altına alacak.

Sonuç olarak, ilhak kararını ne Ukrayna ne de Batı sineye çekecek gibi görünmüyor. Dugin’e göre Rusya’nın Kırım, Belgorod, Voronej, Kursk, Rostov ve Krasnodar bölgelerine doğrudan saldırı ihtimali var. Savaşın Rusya’ya yayılması Putin için bir felaket olacaktır. Sahada savaşı kazanamayacağını anlayınca Putin, hile-i şeriyye ile savaş bölgelerini kendi topraklarına katarak savaşı kendi lehine bitirmeyi amaçladı. En azından masaya otururken eli güçlü olacak ve masada tavizler verme konusunda daha rahat olacak.

En azından bu dört bölge olası barış görüşmelerinde masada olacak ve bunlar için pazarlık yapılacak. Bir başka deyişle bu dört bölge ile Kırım’ı örterek masaya gelmesini engelleyecek . Uzun lafın kısası; Putin bu dört bölgeyi Kırım gibi uzun süre elinde tutmayacak. Masada pazarlık kartı olarak kullanacak. Fakat bu ilhak savaşı sona erdirmek yerine daha da körükleyecek ve uzun soluklu bir çatışma dönemine dünya girecek gibi görünüyor.

Hülasa edecek olursak; Türkiye’nin barışa yönelik çabaları gün geçtikçe hem Rusya hem de Batı ve Ukrayna tarafından  zayıflatılsa da mum ışığı kadar bir barış umudu bile barış yolunu aydınlatacaktır. Türkiye’nin tüm çabası her şeye rağmen bir mum ışığı kadar olsa da barış umudunun sönmemesini sağlamaktır.

Putin’in jeopolitik kumarı

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 2 ay önce

    Barış Bey zihin açıcı bir yazı olmuş, elinize sağlık. Bununla birlikte, yazılarınızda bir çok imla hatası bulunuyor. Daha dikkatli yazılması ve son kontrolün daha özenli yapılması dileğiyle.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!