Razi’nin ruhsal yükselme hipotezi ve hayvanlarla sağaltım

Razi’nin ruhsal yükselme hipotezi ve hayvanlarla sağaltım

İnsanoğlu bir beden ve bir ruhtan ibaret. Beden mi ruhu barındırıyor yoksa ruh mu bedeni taşıyor bu derin felsefi bir tartışma. Fakat benim gördüğüm şudur ki insan ruhu hasta olunca beden sağlam kalamıyor. Tam tersi de oluyor. Hasta bir bedeni, ruhunu yükseltemeyenler taşıyamıyor. Bu tespit sadece bana özgü bir şey değil. Bu görüşün tarihten gelen birçok sahibi var. Bizden olan ve tespitleriyle diğerlerini geride bırakan bir isim ise Razi. Tam adıyla Ebû Bekir Muhammed bin Zekeriyyâ er-Râzî. Razi, hekimlikte etik tartışmalarını tüm dünya literatürüne taşıyan, ruh ve beden sağlığı ilişkisini derinlemesine analiz eden, ruhu desteklemeden hiçbir tedavinin neticeye ulaşamayacağını iddia eden, mükemmel bir hekim ve felsefecidir.  

Ne yazık ki insanın bir ruhu olduğunu unuttuk. İnsanın ruhu olduğunu unuttuğumuzdan beridir psikiyatri ve organ bilimlerinin hastalık neticeli uğraş alanlarının içerisinde kaybolduk. Ruhumuzdaki ve bedenimizdeki travmaları, hasarları çeşit çeşit hastalık adlarıyla tanımlıyoruz. O travmaları kimyasallarla geçiştirmeye, susturmaya, bastırmaya çalışıyoruz. Legal ilaçlarımızla birlikte insanın bedeni ve ruhu arasındaki mesafe iyice açmış durumdayız.

Kimyasallarla mutluluk ve iyileşme sağlanamayacağını anlayan insanların bir kısmı alternatif tıbba yöneliyor. Aslında Alternatif Tıp dediğimiz şey bu günkü tıbbın atası. İnsanlar tabiatla daha çok hemhal olduğu dönemlerde, tabiattaki şifa kaynaklarını bulup çıkarmada çok daha mahirmiş. İnsanın ve ruhunun birlikte tamirine inanmış ve tabiat ana da bu şekilde düşünenlere sahip çıkarak, şifalı ellerini uzatmakta son derece cömert davranmış. Onu korumuş, kollamış, bir ana gibi karnında saklamış.

HAYVANLARLA TERAPİ

Çeşit çeşit Alternatif Tıp yöntemleri mevcut. Bu yöntemler arasında insanı ve ruhunu yükselten, bu yükseliş sırasında bedeni hasta insanların bedenini taşımasına yardımcı olan, aynı zamanda bedeni sağlıklı ruhu yaralı insanların ise ruhundaki travmaları sağaltan en önemli Alternatif Tıp yaklaşımı Hayvanlarla Terapi yöntemidir.

İngilizce adıyla Animal-Assisted Therapy, bizdeki adıyla Hayvanlarla Tedaviyi, akut veya kronik hastalığı olan insanların rehabilitasyonu ve iyileşmesinde bir tedavi modeli olarak hayvanlardan faydalanmak olarak tanımlayabiliriz. Bu tedavi modelinde, fiziksel, zihinsel, duygusal ve/veya sosyal sorunları olan insanları tedavide, daha önce sağlık testlerinden geçmiş her türden hayvanlardan faydalanılır. Bu tedavi modeli için kullanılacak hayvanların önceden bir rehabilitasyon ve eğitim programına alınmış olması da öngörülebilir. Hayvanların da bir ruhunun olduğu öngörüsü üzerinden düşünüldüğünde, bu amaçla kullanılacak hayvanların ön testleri ciddiyet arz eder.

Hayvanlarla insanların, birbirlerini tedavi ve rehabilite ettiğine dair verilerin 12 bin yıl öncesine kadar uzandığı tespitlidir. Hayvanlarıyla birlikte gömülen insanlardan, savaşçılardan, krallardan tutun da 9. yy'da engelli insanların özellikle körlerin hayvanlar refakatinde bir hayat sürdüğü bilinmektedir. 1700’lü yıllarda İngiltere’de tavşan ve civcivlerin, zihinsel engelli hastaların tedavisinde yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Razi gibi İbni Sina da Ortaçağ İslam Dünyasında körlüğün çok yaygın olduğu dönemlerde her sokakta kör bir insanla bir hayat kurmuş bir köpek figürünü sıklıkla tanımlamış, bir sosyal gerçeklik olarak kitaplarına konu etmiştir. 1800 lü yıllarda Almanya’da epilepsili hastaların tedavisinde atlar sıklıkla kullanılmıştır. 1900’lü yıllarda, sosyolog James Bossad “Bir köpek sahibinin zihinsel temizliği” isimli bir kitap yazmıştır. Psikolog Borris Levinson, Jingle isimli köpeğiyle hastaların tedavi seanslarına katılmış, “Yardımcı terapist olarak bir köpek” isimli eserini yayınlamıştır. Hastalarına evcil hayvan tavsiye eden psikiyatristlerden tutun da psikiyatri hastanesine veya bakımevlerine bir ziyaret sonrası bahsedilen merkezlerin kalıcı personeline dönüşen köpeklerin hikayesine kadar tıp literatürümüz sayısız muhteşem güzellikte hikayelerle doludur.

Günümüzde kronik hastalıklar dediğimizde aklımıza gelen temel hastalıkları kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon ve eklem sorunları olarak tanımlayabiliriz. Otuz yılı aşan meslek hayatım sonrası emin olduğum tek şey, kronik hastalıkların birbirinin içine girmesi ve içinden çıkılamaz bir hal aldığıdır. Hele hele diyabet, bütün kronik hastalıkların anasıdır. Bu türden hastalıklarda ne mucize bir ilaç ne de mucizeler yaratan bir hekimlik vardır. Bu türden hastalarda Alternatif Tıbbın geniş uygulama alanlarından faydalanmak zorundayız. Zira bu hastaların çoğunluğu kullanılan ilaçlar ve ameliyatlarla hastalıklarında mutlak bir iyileşme olmayacağını anladıklarından ruhen de gerilemeye başlıyor, yalnızlaşıyorlar. Razi’nin tespitlerini somut bir şekilde görüyor, hissediyor ve hakkını veriyoruz.

RUHUMUZ VAR MI?

Kronik hastaların bilhassa hipertansif, diyabetik ve kalp hastalarının tedavi ve rehabilitasyonunda başta köpeklerle sağaltım olmak üzere alternatif tıbbın şefkatli, bir o kadar da insan ruhunu yükseltici tedavi alternatifini kullanmak zorundayız. Köpek bir dostun eşliğinde yapılan bir sabah ya da akşam yürüyüşü, yürüyüş sonrası bir parkta dinlenme, birlikte rüzgarın sesini dinleyip güneşin doğuşunu ya da batışını izleme gerçek bir terapidir. Hem organik faydaları hem de egzersiz sonrası insanın bedensel ve ruhsal yükselmesi olduğu tespitli gerçeklerdir. Bu insanların tansiyonlarının düştüğü, diyabetlerinin regüle olduğu ve hatta özellikle Tip 2 diyabetin geri döndüğü bilinmektedir. Aynı şekilde hayvan sahibi olan insanların çok daha az oranda kalp hastası olduğu çalışmalarla gösterilmiş durumdadır. İnsan ruhunda stres ve sükunet arası denge, stres lehine bozulduğunda ortaya çıkan kronik hastalıkların tedavisinde, hayvanlarla tedavi ve rehabilitasyon, alternatif tıbbın yeterince keşfedilmemiş en ciddi alanıdır.      

Razi der ki, içerisindeki ruhunu yükseltemeyen adamlar, tam olarak insan değildirler. Hepimiz kronik salgın hastalıkların pençesinde bedenimizin peşine düşmüş savrulurken acaba bir ruhumuz var mı diye sormuyoruz? Ruhumuzu yükselttiğimizde bedensel acılarımızı, sızılarımızı dindirebileceğimizi algılamıyoruz? Kapitalist tıp, hepimizin bedenini esir almış durumda. Felsefeyi gereksiz bir ayrıntı olarak düşünüyor bir olgu olarak hayatımızdan çıkarıyoruz. Ne Razi’nin ruhunuzu yükseltin şiarını, ne acılar dünyasından muaf Rufailerin felsefesini ne de materyal dünyasından azade Melamileri anlıyoruz. Ruhumuz bizleri o kadar terk etmiş ki başkalarının acılarını dahi anlayamıyoruz. Bırakın ruhumuzu yükselten bu hayvanlarla dost olmayı onlara acı ve ıstırap veriyoruz.

Razi diyor ki, “Kendi hayvani zevklerini tatmin etmek için hayvanlara ıstırap verenlerin ruhu, bedeninden ayrıldığında, onu uzun süreli acı, pişmanlık ve kahır bekleyecektir. İşte bu nedenle ruhsal yükselme modeli olan hayvanlarla tedavi bir karakter reformasyonudur. Sosyal ahlak ve etik kurallar, insan ruhunu tedavi için olmazsa olmazdır”.

Tabiat ananın bahçesinde bizlerle eşit yaşam hakkı olan bu şifacıların hak ettiği değeri bulması ve dostluk temelli ruh yüksekliğinde buluşma temennisiyle…