Rusya-Ukrayna krizinin Türkiye'ye faturası

Gürbüz Evren yazdı...

Rusya-Ukrayna krizinin Türkiye'ye faturası

Amerikan Başkanı Joe Biden'in Beyaz Saray'a yerleşmesiyle birlikte Ukrayna'nın, Avrupa Birliği ve NATO'ya üyeliğini gündeme getirme süreci hızlandı.

Ukrayna’nın en gelişmiş sanayi bölgesi Donbass Rusya yanlısı ayrılıkçıların işgalindeyken, Kırım ilhak edilmişken Ukrayna'nın NATO'ya girmesi çok kolay bir iş değil. 

Çünkü Moskova’nın desteklediği Rus azınlığın yaşadığı Donbass’dan başlayan krizin, NATO-Rusya çatışmasına dönüşme ihtimalini herkes görüyor.

Olası bir savaş sonrası Ukrayna'nın bölünmesi de ciddi bir tehlike olarak ortada duruyor.

Kısacası arkasında ABD, NATO ve Avrupa Birliği olsa da Ukrayna’nın, Rusya ile topyekûn bir savaşıgöze alamayacağını biliyoruz. 

Ama Ukrayna ile Rusya arasındaki sorunun Türkiye’yi de etkilemesi kaçınılmazdır.

Yaklaşık 20 yıldır Ankara’dan gelip geçmiş birçok yabancı diplomatla işimiz gereği tanıştık, iyi ilişkiler kurduk.

Başta ülkelerinin milli günleri olmak üzere düzenledikleri etkinliklere davet ettiler, biz de katıldık.  

Bu arkadaşlarımızın çoğu artık farklı ülkelerde konsolos, askeri ateşe, büyükelçi olarak görev yapıyor. 

Rusya ile Ukrayna arasındaki sorunu ve olabilecekleri anlamak için başvurduğum kaynakların arasında işte bu yabancı diplomat arkadaşlarım da var.

Yaklaşık 10 yıl önce Ankara’daki Rusya Büyükelçiliği’nde görev yapmış, aynı zamanda strateji uzmanı olan bir Rus diplomat arkadaşımı konuyu konuşmak üzere aradım.

Son görev yeri Washington’dan, Moskova’ya 2 ay önce dönen ve Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda Ortadoğu-Balkanlar masasında da çalışanarkadaşımdan ilginç değerlendirmeler aldım. 

Halen Dışişleri Bakanı SergeyLavrov’un yakın çalışma ekibinde bulunanve yakında büyükelçi olarak önemli bir ülkeye atanacak arkadaşım, sorularıma samimi yanıtlar verdi. 

Rus diplomata göre, Türkiye’deki yetkili ağızlar, Montrö konusunu ABD’nin baskısıyla gündeme getirmiş. 

Ama Rusya’nın perde arkasındanverdiği tepkiler üzerinegeri adım atmışlar.

Peki Rusya neden perde arkasından uyarıyor dediğimde ise “Türkiye ile kurulan iyi ilişkilerin devamı ve ABD ile AB’nin yörüngesine girip karşımızda durmaması için uyarılar perde arkasında yapılıyor. Çünkü şimdilik Türk yöneticilerin kamuoyu önünde zor duruma düşmelerini istemiyoruz” yanıtını alıyorum. 

Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu ve ABD ile müttefiklik ilişkisini hatırlatıyorum.

Rus diplomat ise “Türkiye’nin, Rusya’ya karşı tavır alamayacağını biliyoruz” ifadelerini kullanıyor. 

Peki Türkiye, baskılara dayanamaz, Karadeniz’e yerleşmek isteyen ABD ve NATO’nun yanında durursa tutumunuz ne olur diye soruyorum.

Rus diplomat, ciddi bir ses tonuyla, “Türkiye, 10 bin km uzaklıktan gelen ve müttefik görünse deaslında olmayan ABD’yi, komşusu Rusya’ya tercih ederse kendisine sağlanan kolaylıklardan artık yararlanamaz. Bu Türkiye’nin düşünmek bile istemeyeceği bir senaryo olur” diyor.

Nasıl bir senaryodan bahsediyorsunuz dediğimde ise “Türkiye, Suriye’de artık bu kadar rahat kalamaz, çekilme kaçınılmaz olur. ABD, PKK/PYD’yi desteklerken, Rusya da bu kartı daha açık ve rahat oynamaya başlar. Libya’da çıkarlarımız çatışmasına rağmen Türkiye’ye gösterdiğimiz anlayış kaybolur. Ama hepsinden önemlisi Doğu Akdeniz’deki sondaj krizi sırasında ABD ile AB’ye karşı Türkiye’ye verdiğimiz desteği geri çekeriz. Dağlık Karabağ gibi bölgesel sorunlarda eskisi gibi anlayışlı davranmayız. Turizm ve ticari ilişkiler konularında ise sadece bir gecede her şey tersine döner” yanıtını alıyorum.  

ABD, Ukrayna konusunda neden bu kadar müdahil? Diye soruyorum.

Rus diplomat, “Amerikalıların amacı bizi tedirgin etmek. Daha ileri gidemeyeceklerini biliyoruz. ABD savaş gemileri Karadeniz’de Montrö Sözleşmesi gereğince 21 günden fazla kalamazlar. Bu nedenle bir yandan Türkiye’ye baskı yapıp Montrö’nün değiştirilmesini gündeme getiriyorlar diğer yandan,Karadeniz’de NATO’nun daimî filosunu kurmayı hayal ediyorlar. Karadeniz'de kıyısı olan Romanya ve Bulgaristan 2004'de NATO üyeliğine alınmıştı. Şimdi sıra Gürcistan ve Ukrayna'ya geldi. Bu 4 ülke ile birlikte Türkiye'yi de dikkate aldığınızda Rusya'nın Karadeniz'de 290 km civarında bir kıyı şeridine hapsedilmek istendiği görülecektir. Buna müsaade etmeyiz. Ayrıca Ukrayna,Rusya’nın daha toparlanmadığı 1990’lı yıllarda NATO üyeliğini alabilirdi. Ama o fırsatı kaçırdı” değerlendirmesini yapıyor. 

Dünyanın başka bölgelerindeki Rus-Amerikan rekabeti Karadeniz’e mi taşındı diye soruyorum.

Rus diplomat pek konuşulmayan bir noktaya dikkati çekerek, “Rusya, ABD’yi arka bahçesi Güney Amerika’da çok rahatsız etti. ABD, petrol ülkesi Venezuela’da Maduro’yu devirip istediği rejim değişikliğini yapamadı.Çünkü Rusya’nın Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya verdiği desteği aşamadılar. Karayipler denizinde sadece Venezuela değil Küba’ya da periyodik olarak giden Rus Savaş gemilerinden çok rahatsızlar. Rusya’yı Karadeniz’de rahatsız etme politikasının önemli nedenlerinden biri de budur. Venezuela ve Küba’ya karşı Ukrayna ve Gürcistan hesabı yapıyorlar” yanıtını veriyor. 

Rus diplomat arkadaşım konuşmayı sonlandırırken, “Ankara’ya gelirsem, daha önce sıklıkla gittiğimiz kale civarındaki çağ kebapçıya davet edersin herhalde” diye eklemeyi de unutmuyor. 

Konuyu uzatıp, okuyanları sıkmamak için biri Amerikan diğeri Fransız iki diplomatın Rusya-Ukrayna krizinin Türkiye’ye etkisine ilişkin ilginç görüşlerini ise sonraya bırakıyorum.