'Şaplak' olayı Afganistan'ı karıştırdı

Nihat Genç yazdı...

'Şaplak' olayı Afganistan'ı karıştırdı

'Kabil'de birinci haftam. Bu kirli pis mikrop ve çöplük ülkeye neden geldim bilmiyorum. Arkadaşlar oradan tuvalet kağıdı gönderin, taşla yaprakla taharet nereye kadar! Türkiye'ye kurban olayım burada taşlar bile pütür pütür şöyle yusyuvarlak bir dere çakılı bulmak bile imkansız!

'Arkadaşlar, dün Taliban İletişim Bakanı'yla görüştüm. Ali Erbaş'a selamı var. Yılmaz Özdil'i kesinlikle camiye almasın, ben buradan on bin tane daha el kaide üyesi gönderiyorum, onları alsın, dedi. 'Sayın Taliban Bey, dedim, biz de insanız milyonlarca Afganlıyı neremize alacağız' dedim. Taliban Bey 'Tayyip Bey camiileri geniş geniş yapmış, sadece Çamlıca Cami yirmi bin kişi sadece Kocatepe altmış bin kişi alır, dedi'

'İyi de Taliban Bey, milyonlarca insan neremize sığar dedim, Taliban Bey, bana maval okuma, camiler Allah'ın evi, ne demek, Afganistan'ın da evi...

'Arkadaşlar kesin haber, kulis bilgilerim var, damat Berat Albayrak'ın neden görevden istifa ettiği anlaşıldı. Saray, Berat Albayrak'ı Afganistan'a ekonomi bakanı atadı. Hatırlayın Osmanlı da şehzadelerini Manisa Trabzon sancaklarına atardı.

'Bir büyük müjdem daha var, izinleri koparttım, Kabil'de Habertürk şubesi açıyoruz. Taliban Bey, özellikle tartışma programlarının en irisi Nihal Bengisu Karaca hanımı sordu. 'O dedi, Davutoğlu partisinin muhabiri değil mi', 'evet' dedim, 'Davutoğlu Bey, Suriye'de de El Kaide'nin komutanlığını yapmıştı, severiz kendisini, ağırlamaktan mutluluk duyarız'.

'Taliban Bey'e yakın arkadaşımdır diye rica ettim, Hülya Hökenek de gelebilir mi dedim, o da bizim gibi Amerika'ya çalışan HDP'nin elemanı değil mi, o da bizim gibi aşağılanmış örselenmiş ezilmiş halkın bir kahramanıdır, zaten Peştunca'da Kürtçe kelime fazla, afyon yeşili gözleri, gözümüzü gönlümü açar, buyursun dağlarımız ona da açık, gelsin' dedi.

'Arkadaşlar, laf lafı açarken, Taliban Bey, 'Seren Serengil taş gibi hatundu, ne oldu ona öyle iskelete dönmüş' dedi. 'Kızcağız yemiyor içine atıyor ondan dedim'. Taliban Bey bizim Türk kanallarının hastası çıktı. Dünkü gün Celal Şengör'ün otuzluk asistanının eteğini sıyırıp attığı şaplak'ı tam bir saat konuştuk...

'Valla arkadaşlar Taliban Bey'in fıkhi bilgisine hayran kaldım. Bu şaplak olayı dedi Afganistan'ı kurtaracak bizi daha ileri ılımlı İslam'a geçirecek, dedi.

'Çünkü 'recm' (kadınları taşlama) cezası yerine artık 'şaplak' atılması kararı almışlar. Ancak Taliban Bey'in bir ricası var, şaplak'ı neyle attı diye soruyor. Yani eliyle mi attı, yoksa? Burada din alimlerinin iki gündür uğraştığı konu bu, şaplak'ı neyle attı. Ben, İlber Ortaylı'yı Cübbeli Ahmet'i arar sorarım, dedim.

'Hemen telefona yapıştım, İlber Hocayı aramadan önce panikle Sevilay'ı aradım. Sevilay bu 'şaplak'ı neyle atmış? Sevilay telefonda: 'Vallahi Nagehancığım bu laiklerin darbesinden şaplağından çekmediğimiz kalmadı' diye mağdur mağdur ağladı. 

'Taliban Bey, İlber hocayı biz tanırız daha önce de bir fıkhi meselede aradık dediler, şaşırdım kaldım, daha önce falaka konusunda İlber Hoca'nın görüşünü almışlar, Osmanlı falakayı hangi tür sopayla atıyordu, diye. İlber Hoca da son yüzyıla kadar sopa ama hangi ağacın sopası tam bilememiş ve 19. yüzyıldan sonra 'hortum'la atmaya başlamışlar, demiş. Hortum kelimesini anlayamamışlar.  Hortum nedir çıkartamamışlar. Burada hiç su olmadığı için hortum nedir bilmiyorlar. Din alimleri bizim üniversiteleri aramış, argoda hortumun erkek şeysi olduğunu anlamışlar! Fıkhi olarak mevzuyu henüz çözememişler ama... İlber Ortaylı hoca yanına Cübbeli'yi alıp gelsin. Şaplak ve falaka işini fıkıh alimleri huzurunda bir mizansenle açıp göstersinler, yoksa güzel dinimiz burada elden gidiyor!

'Arkadaşlar, üst yönetim Taliban ama aşağı halkta Batı hayranlığı çok revaçta. Batıdan gelen her şeyi taklit ediyorlar. Dün 'şaplak' olayı duyulunca bütün Afgan halkı birbirine şaplak atmaya başladı. Pazarda çarşıda devlet dairelerinde her yerde millet birbirine şaplak atıyor! Şaplak dansları şaplak şarkıları çıktı. Rasimciğim sakın beni düşünme. Ben kendimi sağlama aldım. Daha gelirken Akit Gazetesi'nin kartvizitinden ayağıma ve bölgelerime dövme yaptırttım. Akit Gazetesi imzası altında 'yakınımızdır' yazıyor. Bu dövme pasaporttan daha geçerli. Artık burada dokunulmazım kimse bana elini kaldıramıyor! Dokunulmaz demek aziz gibi bir şey. Geçtim şaplağı eteğimi bile dokunamazlar. Zaten tuvalette bile eteğimi kaldırmıyorum!

'Taliban Bey, bana, şaplak'ın hızı da önemli, dedi. Şu voleybolcu Ebrar kızımızın smaçlardaki şaplağı gibi sert bir şaplak mı, yoksa çocuksu okşamalık bir şaplak mı? İşte bu konuda İslam alimleri ikiye ayrıldı, bir mezhep savaşı çıkmak üzere! İtalya'ya transfer olan Ebrar Karakurt'u Afganistan'a getirtip din alimleri önünde şaplak attırıp etkisini izlerini kızarıklığını görmek ceza mı şefkat mi anlamak istiyorlar, yoksa dinimiz elden gidiyor!

'Taliban Beyin birden aklına ne geldiyse, bana, Habertürk TV şubesi açarken sakın Veyis Ateş'i getirmeyin, dedi. Şu meşhur osuruk kokusu buraya kadar gelmiş. Taliban Bey: 'şimdi Çinliler bizden habersiz doğalgaz mı çıkartıyorsunuz diye çullanır' dedi.  Araya girdim, 'Taliban Bey, Veyis Ateş'e Tayyip Bey sarayında şeri ve seri şaplaklarını atmış İslami cezasını fıkhen çekmiş artık Veyis günahkar değildir, dedim. Taliban Bey: 'sarayın kaç odası var, dedi'. '1110' diye hatırlıyorum. Taliban Bey, 'bizim Türkiye'de elçilik açacak paramız yok, şimdilik, Tayyip Bey kullanılmayan şu yüz odayı bize tahsis etse' dedi. 'Zaten dedi, aynı İslam Devleti'nin şubeleriyiz. Aynı ılımlı İslam aynı Amerika aynı şura aynı kitap aynı sapık ideolojiye sahibiz, dedi.

'Ben de zaten ılımlı insani elçi olarak buradayım, Taliban Bey'in teklifine sıcak baktım. Saray'a telefon açtım. Saray: 'yüz oda az olur, iki yüz oda verelim, ancak uyuşturucu gemileriyle gelsinler, fahri elçi olarak da Akit Gazetesi'nden Hacı Yakışıklı diye bir gazeteci var onu uygun görmüşler!

'Rasim, ben Afganistan'a gelirken, Süleyman Özışık ve Hadi Özışık arkadaşların Türkiye'de işleri itti, orada bir arpalık bakar mısın, demişti.. 'Taliban Bey, bana, ikiz üçüz kardeş olgusu İslam fıkhının kafasını karıştırıyor, birinin günahına ikisine de mi ceza verilir, henüz çözemedik, bu yüzden Özışık kardeşler kalsın, dedi.

'Rasimciğim Özışık kardeşlere durumu söyle ve ama Hacı'yı ara, müjdeyi ver! Hadi Hacı, yine iyisin. Bu Afganistan'dan sana bana çok ekmek çok lityum madeni çıkar. Ben çocukların kanına giren afyon işine iyi gözle bakmıyorum. Taliban Bey'e yarın beni lityum maden ocaklarına götürmesini rica ettim. Gittim ki ne göreyim. Bizim Habertürk'ün sahibi Ciner şantiye çadırını kurmuş, Limak Holding burada, Cengiz Holding burada... Rasimciğim senin anlayacağın burada çok yalnızlık çekmeyeceğim.

(Rasim'den Nagehan'a telefon):

'Nagehancığım, sen de biraz kafayı çalıştır, Taliban, Süleyman Özışıkla Hacı Yakışık'ın kim olduğunu nasıl bilip ayırd edecek, ben Özışık kardeşleri gönderiyorum, sen, bunların alayı hakiki öz Hacı Yakışıklı der, yutturursun.'

Nagehan: 'Rasimciğim bir çuval inciri berbat etmeyelim, olmadı, sen, Sinan Ergin'i Ahmet Çakar'ı gönder onları da Hacı Yakışıklı diye yediririz!'