Saraydan emir var porsiyonları küçültüyoruz arkadaşlar

Nihat Genç yazdı...

Saraydan emir var porsiyonları küçültüyoruz arkadaşlar

Arkadaşlar, Sarayımızın baş tacı Cumhurbaşkanımızın sevgili eşi Emine Erdoğan insanlığa çağrıda bulundu ve 'porsiyonları küçültelim' ricasını dile getirdi.

Yanlış anlaşılmasın, Allah'a bin şükür ülkemizde yeterince bolluk var, Emine hanım, insanlığa seslendi.

Dünyamızı büyük bir kıtlık bekliyor, hep birlikte el birliğiyle destek olmalı acilen harekete geçmeliyiz.

Öncelikle arkadaşlar, sarayın bin odasını iptal ediyoruz.

Sayın Tayyip Bey ve hanımefendi, bundan böyle arkadaşlar peygamber efendimiz gibi 'hasır' üzerinde yatacaklar!

Tayyip beyin bin takım elbisesi Emine Hanım'ın bin adet başörtüsü, hepsi israf arkadaşlar, bundan böyle saraylılarımız 'ihram'da girilen tek parça elbiseler folklorik Erzurum kadın giysisi tarzında giyilecek.

Arkadaşlar, vitamin zaten yiyeceklerin öz'ünde. Çeri çöpü kabuğu posası insanı da bedeni yorar. Bilim adamları da gösterdi ki asırlardır zaten 'çöp' yiyoruz. Oysa atalarımız 'şurubu' yani özünü yiyor.

Yiyeceklerimizi damıtıp öğütüp önce hap şekline getiriyoruz. Arkadaşlar 'hap' bile inanın çok büyük. Tarhana'yı bilirsiniz, kurutulup toz haline getiriliyor. İşte bütün yiyeceklerimizi kurutup toz haline getiriyor sonra tuzluklara dolduruyor...

Sofra ve tabak devri bitiyor arkadaşlar, birkaç tuzlukla avcumuza döküyor, sonra avcumuzu yalıyoruz arkadaşlar. Arkadaşlar öz demek ruhu demek, aslolan yiyeceğin kendisi değil ruhudur.

Hatta arkadaşlar sulu yiyecekleri 'sprey' haline getiriyoruz, şöyle ağza bir sprey sıkarak karnımızı doyurmak mümkün, ayrıca yemeğe ayrılan zamandan da tasarruf ederiz, yemek sepeti gelir, kapıda ağzımızı açarız bir sprey, tamamdır!

Arkadaşlar, hatta Türkiye coğrafyası çok büyük, Katarlılar Araplar Avrupalılar satın alacak ev arsa bulamıyor. Arkadaşlar, şimdilik Siirt'e çekiliyor bir müddet büzülüp kıvrılıyoruz. Sonra işler yoluna girince tekrar Konya Bergama Turgutlu Niksar Eskişehir Ankara Çukurova ovalarına doğru Selçuklu atalarımız gibi geniş geniş yayılırız.

Arkadaşlar, suyu da israf etmeyelim, herkesin evinde göz damlası burun damlası vardır, dilimizin ucuna bir kaç damla neyimize yetmiyor.

Arkadaşlar, öyle rekat rekat namazları uzatmak da nedir öyle. Rekatları da namazları da kısaltıyor küçültüyoruz. Şöyle, bir göz kapamayla bir rekat namaz pekala kılınabilir, ki, mezhep imamlarının bu konuda ayağa kalkacak dermanınız yoksa göz kırpmayla kılabilirsiniz diye fetvaları da var. Unutmayın fetöcüler ihtilal yaparken dahi göz kırparak beş vakit namazlarını kazaya bırakmadılar.

Arkadaşlar, abdest de su israfı.

Öyle her ossuruğa abdest israftır, öyle köpek boku kadarcık .ıçmayla abdest alınmaz. Bakın mafyatik siyasilerimize kova kova .ıçtıkları halde abdest almıyorlar, neden, çünkü abdesti hak etmeniz için Hasan Dağı kadar sıçmanız gerekiyor, ki, Sedat Peker açıklamaları henüz Hasan Dağı'nın eteklerini doldurmadı.

Arkadaşlar, hukuku da küçültüp kısaltıyoruz. Şahitsiniz gördünüz arkadaşlar odalara depolara sığmayan dosyalara kim bakacak.

Cumhurbaşkanımız 'ben sizi affettim' diyecek ve mahkemeye gitmeden dava bitecek.

Zaten Cumhurbaşkanımız bu israf yüzünden on binlerce davayı görmezden geliyor mahkeme masrafı olmasın diye siyaseten suçlanan arkadaşlara dava açtırmıyor.

Arkadaşlar, meclisi de küçültüyoruz, zaten öngörülü Cumhurbaşkanımız meclisin yükünü çok evvelden saraya taşımıştı.

Şimdi meclisi daha da küçültüyor hatta mümkünse meclis artık turist ziyaretine açılsın.

Arkadaşlar 'twitter' vekillerimizin neyine yetmiyor, pekala sorunlarımızı twitterda karara bağlayabiliriz.

Arkadaşlar, ezanları da küçültüyoruz.

Ne öyle uzun uzun Allahüekbeeeeeeer'ler, arkadaşlar, hoca 'Allah' dedi mi ezan vakti gelmiş anlayalım, söyleyin bir 'Allah' lafzı neyimize yetmiyor.

Şarkılarımızı da küçültüyoruz arkadaşlar, ne o ara nağmeler, gıy gıy asırlardır kafamızı .iktiler.

Vallahi insan o uzun havaları duydukça geri kalmışlığımıza utanıyor.

Neyi uzatıyorsun kardeşim, kısa kes, sen 'gurbet' de, 'yar' de 'turna' de, gerisini anlarız.

Arkadaşlar, uzatma kablolarını da artık kısaltıyoruz, yeter, onu uzat bunu uzat, marinaya uzat Venezuela'ya uzan, her taraf israf kablolar!

Arkadaşlar, otobüs taksi minibüs ve özel arabaları da küçültüyoruz.

Kaykay kornet şu yeni icat martı'lar neyimize yetmiyor, hatta, hatırlayın kar yağınca altımıza karton naylon koyup kaymıyor muyduk.

O halde yüksek yerlerde Çankaya Dikmen'de oturanlar pekala altlarına karton koyup aşağı işlerine neşe içinde eğlene eğlene gelebilir.

Hatta kullanılmış çocuk bezlerini de altımıza koyabiliriz, faydası da olur, yolda hela tuvalet arama ihtiyacını giderir.

Arkadaşlar, 'kaymaları' da kısaltıyoruz hafifletiyoruz, artık herkes herkese kayamayacak. Sadece İslamcı vekillerimiz ve şeyhlerimiz ve narkotik siyasilerimiz kayacak.

Arkadaşlar vekillerimizin şeyhlerimizin kayması için lüks oteller de masraf yapıp ona buna rica minnet yer ayırtmasına da gerek yok, bakın kasetleri çıkıyor, valla ben utanıyorum, o halde?

Vekillerimiz sokakta caddede meydanda parkta düğünde terasta balkonda rahatlıkla kayabilmeleri için hazırlıklarımızı tamamlayalım.

Mesela, derhal, arkadaşlar, pantolon, don, şalvar, bunlar fazladan lüks şeyler, iplik külot moda adıyla tanga külotlar giyebiliriz, çıkartılmaya da ihtiyacı yok.

Arkadaşlar iplik külot fantezi bir iç giyim değildir, hacı hoca takımı da zaten ihtiyaç hasıl olduğu nefse hakim olunamayan azgın hallerde mümin müslümanın giyilebileceğini söylemiştir, dinimiz kolaylık dinidir.

Vekillerimize kolaylık olsun diye milletçe artık iplik külot giyeceğiz, ancak, renk renk gökkuşağı renginde iplikler olmamasına dikkat edelim, ibneliğin alemi yok.

Arkadaşlar, yarından tez yok hangi renk iplik donlar dinimize uygundur hangileri hangi günler giyilebilir Diyanet sitesinden halkımıza duyurulacaktır!

Arkadaşlar, canınız mevsimlik meyveler dut, kiraz, vişne, kaysı çekebilir.

Onun da yolu arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı sitesinden bu mevsimlik meyvelerin resimleri yayınlanacak. Ve arkadaşlar survivor'da olduğu gibi bu meyvelerin tadına önce Acun Ilıcalı bakacak.

Şayet uzun yorucu hayat kulvarında milletimiz sağ salim başarlı olur dünya birincisi olursak biz de ödülü hak edip deniz kenarında palmiyeler altında milletçe tadına bakacağız.

Arkadaşlar, maçların 90 dakika sürmesi sizce de israf değil mi? Arkadaşlar at yarışları, bakıyorum, 1400 metre koşuyor. Neyi uzatıyoruz? Yüz metrede akla kara ortaya çıkar.

Atları niye yoruyoruz çok koşarlarsa o kadar yem ot israf değil mi? Arkadaşlar piyango at yarışı gibi mafya siyasete akan kuponların daha hızlı akması lazım, dakika başı bir yarış pekala yapılabilir?

Arkadaşlar, böyle uzun uzun makaleler yazılar da israf. Yarından başlayarak yazılarımızı da kısaltıyoruz. Yarın ilk kısaltılmış yazımı yayınlıyorum, yazım şu kadar: 'Ahhh'. Tek kelime.

Artık neyin ne olduğunu anlarsınız.

Ertesi günkü yazım 'vay beee!'... Bu kadar iki kelime.

Yandaş yazarlar da kısaltmaya gidiyor, uzun uzun değil tek kelime artık herkes Ahmet Hakan Coşkun gibi kısa ve öz yazıyorlar: 'şahane'... 'inanılmaz' 'mucize'.. 'çok yaşa sultanım'.

Arkadaşlar sigara ve nargileyi de küçültüyoruz. Eskilerin kıtlık günlerinde patates kabuğu yemesi gibi biz de artık bir sigarayı milletçe içeceğiz.

Şöyle, Saroz Körfezi'nde bir Diyanet görevlisi huzurunda bir fırt sigara çekecek ve dumanını Lodos'a tüttürecek.

Ve Lodos sigara dumanını tüm Anadolu'ya dalga dalga yayacak.

Arkadaşlar diyanet sigara üflenecek saat başlarını önceden belirtecek.

Balkonlara çıkıp ağzınızı açıp lodosla koyu gri bir rüzgar geldiğinde hahh geliyor deyip bekleyin.

Arkadaşlar, porsiyonları kaseleri tabakları sofraları menüleri yiyecekleri küçültürken sakın bu küçültmeyi alışkanlık haline getirip hayatımızda her anlamlı şeyi de küçültmeyelim.

Mafya baronu siyasilerin şeyleri, arkadaşlar, onları küçültmek, ülkemize ihanettir, onları küçültmeye kalkan vatana ihanetten yargılanacak! Arkadaşlar onlar İslam'ın kılıcı! Onlar yüksek İslam medeniyetinin gökleri yırtarak yükselen.....

Arkadaşlar, rütbe ünvan makam, herşeyi küçültmeye gerek yok! Anlayın artık bazı şeyleri küçültürken bazılarını din ve memleketimiz için hak ettiği büyüklükte büyüteceğiz.

Mesela, sarıklı generale, sadece general demek, olmaz.

'Allah'ın dostları generallerin generallerinin genarelleri' gibi daha yüce ve üst bir paye vermeliyiz.

Mesela sarayımız için haşmetlüm sultanım dünya liderim yetmez, ezanlardan kısalttığımız boş vakitleri Cumhurbaşkanımızı yüceltmek yere göğe koymamak ve göklerdeki makamına yakışır şekilde alayla valayla kafiye ve ilahilerle uzatmalıyız.

Kısaca bir buzdolabı bile olmayan eski Türkiye'de 'yeri göğü yeniden yaratan' desek, kafi!

Arkadaşlar Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Bölgesel Kürt Yönetimi gibi uzun lafları da kısaltıyoruz, kısaca 'ne ayaksınız lan' diyoruz.

Arkadaşlar, muhalefetimizin bolca dile getirdiği '128 milyar dolar nerede' cümlesini de kısaltıyoruz, kısaca: 'zıtt Erenköy!' diyoruz

Arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de çok uzun kaçıyor, bundan böyle kısaca 'mecazen' diyoruz.

Arkadaşlar, kavun karpuz'un hem nakliyesi taşınması zahmetli hem de 'kelek' çıkıyor, yetmedi toprağın da suyunu çıkartıyorlar, arkadaşlar kısaca bu keleklerin alayına güneş etrafında pervane olmuş 'gavsülazam'ın gezegenleri felekleri' diyoruz.

Arkadaşlar, zaten işgal edilmiş çökülmüş kapılmış, sahilleri yaylaları ovaları da hepsini bir saksı kadar küçültüyoruz.

Ancak, saksılarımızda, şakayık, kasımpatı, ortanca, düğün çiçeği, karanfil, gül, japon gülü vs. gibi coşarak açan bol yapraklı çiçekler çok su istediği için yetiştirmiyoruz arkadaşlar. Ya da?

Şakayık ve ortancaları arkadaşlar saksıya değil çamaşır ipine asıyoruz, arkadaşlar.

Allah'ın kudretinden sual sorulmaz arkadaşlar, hava ve ışık alsınlar onlar kendiliğinden kudretten büyür.

Zaten cennette tuğba ağaçlarının da kökleri havada değil mi?

Ne ala cennet memleket işte! Zaten mafyaya saraya ihaleye otellere bağlı siyasilerimiz de havadan ışıktan yoktan ilahi kudretten beslenmiyor mu?

Arkadaşlar, bitkiler kökleri havada da yaşayabilir, hatta bazen çok lezzetli olurlar, kurutulmuş pestillerimiz pastırmalarımızı bir düşünün.

Arkadaşlar, istavritleri ipe dizip kurutup çiroz yapmıyor muyuz. O halde, kafelerde geniş sandalyelere yayılmak fazlasıyla israf, zaten flörtleşip öpüşüp dinimizi küçük düşürüyorsunuz. Kafeleri askılık portmanto gibi düşünün, kafeye gidiyoruz ve ayaklarımızdan sıra sıra asılıyoruz. Ve beynimize de kan hücum ediyor rahat ediyoruz.

Arkadaşlar, 'laf salatasını' da kısaltıyoruz, öyle lafı alıp mevzudan bayır bucak kaçmak yok. Öyle alakasız izbe konulara girmek hiç yok. Laf salatası yapana kısaca: 'düdük' diyoruz!

Arkadaşlar, düdükleri de kısaltıyoruz. Mafya baronlar siyasiler şeyhler herkes herkesi düdüklerken biz de sıramızı bilelim.

Heyecan yapmayalım aşılama sırası gibi ilk düdüklenecekler 65 yaş üstü sonra 40 yaş gibi randevu saatimizi bilelim.

Arkadaşlar, düdük makarnalarını da kısaltıyoruz, malumunuz İsmailağa, Menzil, İskenderpaşa  haşlanmış suyunu çekmiş bütün düdük makarnalarını askeriyeye hakimliğe doldurdular.

Allah diyeni Allah demeden düdüklüyor maaşlarını alıp sonra tekkelerinde divanlarına yayılıp kebap yapıyorlar!

Buradan masterchef programına söylüyorum, kebap üste düdük makarnasını hiç tattınız mı?

Arkadaşlar, düdüklenirken de acı acı siren gibi uzatmayın.

Çocuk mızıkası mandolin gibi inceden serçe gibi cik cik sesi hem dinimizi hem ahlakımızı büyük bir sapıklık töhmeti bühtanından kurtarır.

Rica edeceğim düdüklenirken düdük tenceresi gibi kara tren düdüğü kıyameti kopartmayın!

Arkadaşlar, 'büyük insanlığı' da küçültüyoruz, biz neyiz, haşare fare böcek de canlı, kendimizi şu üç günlük dünyada niye büyültüyoruz ki?

Allah dostları bize her gün 'kibir' 'büyüklenme' büyük günahlardandır demiyor mu? O halde, ben insanım diye büyüklenme kibir nedir? Yani ne oluyor, saraydan Cumhurbaşkanımız oğlu Bilal'den de mi büyüksün, hoop kendinize gelin!

Arkadaşlar, ünlü gazeteci büyüğümüz Uğur Dündar'ın da nam ünvan ve paye ve madalyalarını küçültüyoruz, 'yerlerin göklerin gelmiş geçmiş çağların en güvenilir en sağlam gazeteci' yerine, kısaca, 'hade lan' diyoruz!

Arkadaşlar, şöyle büyük ülkeyiz böyle kahraman ülkeyiz diye çok havalara kalkmış burunlarımızı da küçültüyor hepimiz kendimize pudra şekeri çekecek kadar olsun kafi fındık burun yapıyoruz!   

Arkadaşlar, askerliği de kısaltıyoruz, tweet sayfasından saraya en az iki twit atmış hacı hoca şeyh tarikat çocukları da bundan böyle askerliğini yapmış sayılacak!

Arkadaşlar, yüce sultanımız Recep Tayyip Erdoğan'a yakıştırdığımız ünvanları da küçültüyoruz. Tayyip zaten tayyare uçan sefere çıkan vb. anlamlarına gelmiyor mu?O halde Recep Tayyip Erdoğan'a bundan böyle kısaca: 'Attaaaa' diyoruz!

Arkadaşlar, Emine Erdoğan gibi, mütevazı giyinen, mütevazı evlerde oturan, mütevazı alışveriş yapan, münzevi, azla yetinen, ahlaki ve mütevazı bir hayat tarzıyla dinimizi yücelten bir yüce hanımefendinin, hepimizi ve insanlığı, küçük porsiyona ölçüye ayağımızı yorganına göre uzatmaya rica mihnet mahcubiyetle davet etmesi, hiç hayra alamet değil. Galiba kıyamet de kendini küçülttü, küçük kıyamet başlıyor!