Şarlatan

Nihat Genç yazdı...

Şarlatan

Damadının Türk Telekom üst yönetiminde 40.000 lira maaş aldığı söylenen ünlü yazar Alev Alatlı 'açlığın' göreceli bir şey olduğunu söyledi.

Açlık felsefenin konusu değildir, açlık 'gargaraya' getirilecek bir şey de değildir, 'açlık' kaloriferli klimalı arabalı ve sırtını devlete dayamış insanların anlayabileceği bir şey de değildir!

Ancak açlık göreceli bir şeydir açıklamasını 'çevresel etkilerle' yorumlayabiliriz, iktidara yanaştıkça yazarların beyinleri ve davranışları da iktidara uyum sağlıyor!

Yoksa Alev Alatlı da bir insan ve aynı DNA dizilimine sahibiz ve aynı kitapları okuduk!

Damadı Türk Telekom'a atanıncaya kadar Alev Alatlı'nın Tayyip'e karşı hayli sert ve ironik bir dili vardı ve Tayyip'e karşıyken felsefeyi sosyolojiyi başka türlü okuyup yorumluyordu.

Bilim adamları Hindistan'da langur maymunlarının minik bebekleri neden öldürdüklerine bir türlü anlam veremediler, sonunda, ele geçirdikleri bölgenin bebekleri daha önceki erkek maymunların çocukları, o halde, hepsini öldürüp kendileriyle yeni bir nesil başlatıyorlar, dediler. Ve çünkü o bebekler tehlike oluşturmadığı halde yeni anne-babaları yadırgayacak uyum sağlamayacak diye düşündüler!

Evet, Tayyip'den önceki, felsefeye sosyolojiye bilime mantığa edebiyata yeni döneme uyum sağlamadığı için 'göreceli' deyip bir son vermeli, Tayyip'ten sonra felsefeyi sosyolojiyi sıfırdan başlatmalıyız. Çünkü felsefe ve sosyoloji Tayyip'ten sonra devlete ve olup bitenlere problem çıkartacaktır, o halde, yok edemeyeceğimize göre, göreceli deyip üstünden atlayalım.

Bence 'açlık' değil 'yazarlık' göreceli bir şey, bence yerine mekanına duruma olaya göre 'konuşan dilimiz' görece bir şey, bence 'yorumlarımız görece bir şey', yarın öyle bugün böyle, bence aydın karakteri 'görece' bir şey...

Mesela 'açlık' yazarımıza göre neden 'görecelidir', çünkü 'açlık' çok sert bir stres kaynağıdır, iktidarları sorgulatan acımasız bir sosyal eleştirinin önünü açar, hayır, Allah korusun damat da işinden olabilir!

O halde, göreceli deyip, geçelim, sizi mi kıracağız Alev Alatlı hanım, bakın, sizi TV programlarına ağırlayıp AKP'ye yamayan hanımefendinin de iktidar öncesi mal varlığı ve sonrası mal varlığı, hepsi 'göreceli'...

60'lı yıllarda Endonazya'da diktatör Suharto döneminde beş yüz bin muhalif öldürülür.

Köylerde muhalifleri topluca öldürmeye giden Suharto taraftarları yanlarında çalgı çengi de götürürmüş, yani katliama 'konsere' 'cümbüşe' gider gibi. O günün bugün hala yaşayan katillerine belgesellerde katliama neden cümbüş ekibi de götürüyordunuz, denildiğinde, 'daha eğlenceli daha hareketli' oluyordu, diyorlar!

Ali Erbaş'ın, yazar Alev Alatlı'nın açıklamalarına şahit oldukça katliamı eğlenceye dönüştüren Suharto taraftarlarının cümbüş ekibini hatırladım!

Memleket yoksulluk ve yolsuzluktan kırılıyor, çalgı çengi ekibi gibi sahne almışlar, şamata, tantana, gürültü, arıza, bozukluk yapmayı biri Müslümanlık biri alimlik sanıyor!

Müslümanlığı Ali Erbaş'tan öğrenenler düşünsün!

Ali Erbaş ne zaman Müslüman oldu da bize Müslümanlık öğretiyor!

Milletin değerlerine-kahramanlarına, cumhuriyetin varlığına saldıranlar ne zamandan beri 'Müslüman' olmuş, söyleyeyim, Fetö'den beri, yasadışı cemaat ve tarikatlar zibil gibi salgına dönüştüğünden beri, meclis iptal edilip saray kurulduğundan beri!

Cumhuriyet ve değerlerine saldırmaktan kendilerini kurtaramıyorlar, bu, bir siyasi islamcılık hastalığı olan dürtüsel saldırganlıktır, medeniyete karşı genlerinde bir arıza var.

Bu, bir, siyasi islamcılığın taammüden saldırganlığıdır, dini sömürge ülkelerinden öğrenmişler, ve iktidar gücüyle dizginlerinden boşalmış bu ofansif saldırılar, karşılığını Fetö gibi alacak, belalarını bulacaklardır!

Rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk ve hukuksuzluk sarmalı devleti çökertmeye başlamış, bakın şu konuşana, Diyanet İşleri Başkanı millete hala Müslümanlık taslıyor!

Güldürmeyin milleti!

Ali Erbaş ve Müslümanlık, hade be, başka işin mi yok!

 Fetö'yle işi işbirliği olanlar 'Müslümanlık' yarıştırıyor!

Senin bugüne değin dinle kitapla Allah'la ne işin oldu, ki, millete akıl veriyorsun!

Fetö'yle işin oldu, yasadışı tarikatlarla işin oldu, kokain sevkiyatı için özel hazırlanmış limanlara sessiz kalan hakimlerle işin oldu, anladık da, Müslümanlıkla ne zaman işin olmuş!

Cübbe giymeyle mi Müslüman olunuyormuş!

Mercedeslere binerek mi Müslüman olunuyormuş!

Padişahların yanında cuma selamında görüntü veren etliye sütlüye haşa karışmayan Osmanlı'nın hala dalga geçilen 'merasim uleması' (gösteri hocaları) ne zamandan beri 'Müslüman' olmuş!

Müslüman dediğin adaletle yöneten adil insandır. Hukuksuzluklara susacak, görmeyecek, oralı olmayacak hatta çanak tutacak teşne olacak ve ama bir cübbe giymekle millete Müslümanlık öğretecek! Vallahi çok 'göreceli' olmuşsunuz!

Şu şarlatan tarikatçılara izin veren kim? Güya kurdale bağlayıp insanların günahlarını affettiren üç kağıtçıları devlete hukuka salanlar kim?

Biçimsiz yobaz şalvarlı suratsız adamları şeriat jandarmaları gibi sokaklara kafelere salanlar kim?

Dini istismar çığırından çıktı! Ve bir devlet krizi bir devletin çöküşünü tetikler hale geldi!

Suskunlukları sayesinde yargıda büyük bir kara delik var!

Müslüman kisvesi bürünüp bu devasa kangren olmuş yarayı saldırganlıklarıyla örteceklerini sanıyorlar!

Tarikatçılar Müslüman kisvesi o cübbeyi bir çıkardıklarında geride düpedüz ve dımdızlak tecavüzcü istismarcı soyguncu yağmacı talancı vahşi azgın bedenleri kalıyor. Ve Müslüman kisvesiyle bu kepazelikleri, soygunları örtüp 'dokunulmazlık' kazandıklarını sanıyorlar!

Hani, şu karısını çocuklarını vahşice öldüren sapık katillere tavsiyemdir, hakim karşısına çıkınca, kravat-takım elbise değil hacı hoca cübbesi şalvarı giyin, dokunulmazlığı var, kesin yırtarsınız!

Tarikatçısı fetöcüsü AKP'lisi aynı zincirin halkaları, din ve imanı kasıtla kullanıyor kasıtla istismar ediyorlar, 'suç ortaklığı' devlet kadar büyük bir organize, birileri kendini kurtarmak için suç'a herkesi ortak etmiş!

Afganlısı Suriyelisi bıkmış yılmış zaten kendi ülkelerindeki şeriat jandarmalarından işidlerden iç mezhep ve etnik savaşlardan Türkiye'ye kaçıyor.

Çünkü bu ülkede herkesin hukuk karşısında eşit olduğu hukuk var. Bu Müslüman göçmenler niye başka Müslüman ülkeye değil de Türkiye'ye kaçıyorlar? Zaten senin kılığındaki adamlardan kaçıyorlar!

Şarlatanlığa doymamışlar hala kalkmış cumhuriyet ve laiklik düzenini akıllarınca kabadayılıkla nankörlükle hala yok sayıyorlar!

Terbiyesiz adam, senin gidip yaşayabileceğin bir Müslüman ülke var mı?

Küstah herif, hem Cumhuriyet kazanımlarını ve hazinelerini yiyorsun hem de Cumhuriyet'e aklınca laf söylüyorsun! 

Hindistan'da 'guruluk', çok ülkede 'şifacılık' eski Türkiye'de üçkağıtçılığın adı olan şarlatanlık sayelerinde ülkemizde bir 'tarikat-cemaat' mesleği haline geldi!

Sayenizde son yirmi yılda Fetö'den Menzile narko siyasetten AKP'ye dalkavukluktan yandaş gazetecilere 'şarlatanlık' ülkemizde resmi din haline geldi!

Şarlatanlar, dini ve milli değerlerle (Yunus Emre gibi, annemizin babamızın halis Müslümanlığı gibi, Fatih gibi, vs.) kendi şerefsizliklerini örtmeye çalışırlar!

Hırsızlığı, istismar ve tecavüzü, şarlatan, kendine soysuzca milli ve dini bir 'hak' görür!

Salgın hastalık gibi bürokrasiyi üniversiteyi medyayı sarmış şarlatanlık'ı iyi tanıyın!

Şarlatan kendini hiçbir şeyden sorumlu tutmaz!

Hiçbir zaman elini taşın altına koymaz hiçbir zaman öne atılmaz!

Hiçbir zaman şeyhine liderine tek laf edecek gücü iradesi cesareti yoktur!

Şarlatana korkunç bir tecavüz istismar vakasını ya da feci bir yolsuzluğu anlatın, tepki vermez!

Sanıldığı gibi değil zihinleri aksine çok işlektir ve psikolojik bir sorunları hiç olmamıştır, yani piskopatlık sapıklık medeniyet yüzü görmemiş medrese tedrisatlarının sonucudur! Onu keselim, buna kafir diyelim, talan edelim, yağmalayalım, psikolojik arıza değil onlar için legal şeri düzenlerinin gerçek yüzüdür!

Şarlatan insanlar mutlaka kendilerini siyasi bir güce bağlarlar, bir ağaya, belediye başkanına, bir devlet adamına. Ve siyasi güce abartılı aşırı saygı gösterirler, önünde eğilmek gibi, putlaştırmak gibi, fedailiğine soyunmak gibi, köpeği maşası olmak gibi.

Şarlatanın siyasetten tarikattan ve emniyetten bağlantı telefonları rehberine kayıtlıdır!

Mesela şarlatan bir insan borcuna hiç sadık değildir ve şarlatan verdiği namus sözünü anında unutur, yani namus da 'görecelidir'

Şarlatan, mesela, tek bir gün maddi sıkıntı acısına katlanamaz, hemen, anında ihtiyacı olsun olmasın borç alacağı sırtını dayayacağı birini mutlaka arar bulur! Sırtını kimlere dayadığı da 'görecelidir'!

Şarlatan insanlar yanlarında dalkavuk, pohpohçu, pişpişçi, şamar oğlanı, ayak işlerini yaptırdığı birini mutlaka taşır ve güç kazandıkça bu insanların cehaletine bakmadan en üst makamlara taşırlar!

Bir şarlatanın evinde ya da bürosunda büyükçe bir kendi portresi mutlaka vardır ya da devlet büyükleriyle fotoğrafı en görünür yerde asılıdır!

Şarlatanın kestiği kurbanı, gittiği cumayı, verdiği sadakayı herkes bilir ve görür!

Şarlatanlar kendi gibileri bir konuşmadan bir ilişkiden hemen tanır ve hızla işbirliğine hazırım mesajını bir aracı bularak mutlaka iletirler! Şarlatanlar güç zincirine bağlanmadan rahat edemezler, bu yüzden düğünmüş yemekmiş fırsat bu fırsat toplu fotoğraf vermeyi ödül gibi görürler!

Şarlatanın mutlaka kullandığı, sömürdüğü ve istismar ettiği ya da aşağılayıp varlığını hiçe saydığı beş on mağdur kadın ve mağdur yakını arkadaşı vs. vakası olmuştur! İktidar ve güç yerinde durduğu sürece mağdurlar konuşmaya korkar çekinirler!

Şarlatanlar yoksul sınıftan insanları ve düz memurları asla insan yerini koyup ciddiye almazlar, sahiden bu insanların dertlerini hiç dinlemezler ve ama bu insanlara bol bol palavra sıkmaktan da kendilerini kurtaramazlar!

Şarlatan insanların hayali-fırıldak-dümen-uyduruk hikayeleri mutlaka vardır, şöyle yaptım, şöyle bağırdım, şöyle başardım gibi, gerçeklikle hiç alakası yoktur! Mahalle berberinden TV muhabirine kadar bu hikayeleri anlattıracak birilerini yana yakıla arayıp mutlaka bulurlar!

Şarlatanlar rüyamda peygamber gördüm, şu evliyayı gördüm, demekten kendilerini alamazlar!

Ve istisnasız şarlatanlar çok parlak çok şık çok şaşaalı giyinirler!

Şarlatan olup da hak edilmemiş ağır pahalı hediyeleri kabul etmeyeni hoşlanmayan yoktur!

İstisnasız bütün şarlatanlar kendilerini cin gibi zeki ve alemi-halkı sersem-keriz görürler!

Şarlatanlar din iman konuşmaya başlayınca, bütün dini sohbetler şöyle tek bir sonuçla biter: kendinizi ona ya da şeyhine ya da liderine kayıtsız şartsız sorgusuz sualsiz kollarına bırakıp teslim olacaksın!

Şarlatan kimseye beş kuruşunu vermez kimseye beş kuruşluk hayri geçmez!

Her şarlatanın mutlaka gizli bir kasası mutlaka vardır, gizli bölümleri, gizli buluşmaları, gizli adamları, çok severler!

Şarlatanlar devletin karanlık bölümlerinde yaşarlar, bürokratların siyasilerin tarikatların bağlantıları servis sağlayacıları onlardır!

Şarlatanlık artık milli bir devlet dini haline gelmiştir!

Bir cübbe giyince yasa karşısında dokunulmazlık kazanırlar!

Şarlatanlar çok inatçı ve korkunç insanlardır ve hiç utanmazlar ve şarlatanlık çoktandır ülkemizde kitleselleşen salgın bir hastalıktır!

Şarlatanların ilk işi allem gullem yasaları hukuku ortadan kaldırmaktır!

İktidar ve gücünün hasara uğratmadığı din ve beyin yoktur, hasara uğramış dinlerin ve beyinlerin işlemediği cinayet mahvedip yok etmediği memleket yoktur!

Çünkü itaat ve menfaat, kolayına kaçmak ve konfor yeni dinleri, hazineleri arazileriyle medyasıyla anayasasıyla memleket babalarının malı olmuştur!