Savaşacak askeri Maliye Bakanı nereden bilecek?

Savaşacak askeri Maliye Bakanı nereden bilecek?

Türk Ordusu, bu zorlu coğrafyada yaşamamızın olmazsa olmazı. Aklı selim, vatansever hiçbir Türk vatandaşının tersini düşünmesi olası değil.

Malum, Şûra kelime anlamı olarak, bir alanla ilgili olarak oluşturulan danışma kurulu demek. Askeri Şûrada bu anlamda askeri konuların görüşüldüğü bir kurul.

Ancak danışma kurulundan çok, karar alınan,bir nevi meclis görünümündedir.

Eskiden yaz ve kış şûrası olmak üzere olağan zamanlarda yılda iki kez toplanırdı.

Kamuoyunun ilgisini daha çok yaz şûrası çekerdi. Çünkü Ağustos’un ilk haftası yapılan bu şûra, TSK’yı ilgilendiren pek çok konu gündeme alınsa da daha çok general/amiral terfileri ve emekliliklerin görüşüldüğü, çeşitli sebeplerden TSK’dan ilişikleri kesilecek personelin durumunun değerlendirildiği, kısaca ordunun komuta kademesinin şekillendirildiği bir çalışmaydı.

Kış şûrası ise daha çok TSK’nın harbe hazırlık durumunun değerlendirildiği bir toplantı olurdu.

Son değişiklikle şûra yılda en az bir kez toplanacak. Ancak Cumhurbaşkanı gerek gördüğünde şûrayı toplayabilecek.

Şûranın kısaca yapısından da bahsedeyim. Fetullahçı çetenin 15 Temmuz hain kalkışmasına kadar Şûranın yapısı; Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı, kuvvet komutanları ile Jandarma Genel Komutanı, tüm orgeneral ve oramiraller şeklinde belirlenmişti. Şura’nın sekretaryasını Genelkurmay 2. Başkanı yapıyordu.

21 Temmuz 2016’da yayımlanan bir KHK ile bu yapı değişti, sivil otoritenin çoğunluk teşkil ettiği bir yapılanmaya gidildi. Şûra’ya artık asker olarak Genelkurmay Başkanının dışında sadece kuvvet komutanları katılacaktı.

Ayrıca Başbakan ve Milli Savunma Bakanın yanı sıra farklı olarak Başbakan yardımcıları, Adalet, Dışişleri, İçişleri Bakanları da Şûra üyeliğine kabul edildiler.

Sekretarya görevi de MSB’ye verildi.

YENİ SİSTEM

Cumhurbaşkanlığı sisteminden sonra Temmuz 2018 yılında yeni bir düzenlemeye gidildi. Artık Başbakan ve dolayısıyla da yardımcıları yoktu.

Bu değişiklikten sonra artık şûraya, Cumhurbaşkanının belirleyeceği bir yardımcı başkanlık edecekti. Ancak Cumhurbaşkanı gerek gördüğünde toplantıya başkanlık edebilecekti. Cumhurbaşkanı yardımcılarından başka önceki Şûra’da üye olan Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları ile bakanların yanısıra iki bakan daha kadroya ekleniyordu: Hazine ve Maliye Bakanı ile Milli Eğitim Bakanı.

Yani Cumhurbaşkanı yardımcılarının yanı sıra 6 bakan ve 4 asker şûra üyesi olmuştu. Pek çok askeri konunun dışında, komutanların terfilerinin, emekliliklerinin konuşulduğu, TSK’ya yön verilen ve sadece askeri konuların konuşulduğu bir kurulda, asıl mesleği askerlik olmayan insanların ağırlıklı olduğu bir dönem başladı.

BU BAKANLARIN ŞÛRA’DA NE İŞİ VAR?

Düşünün 45 yıldır üniforma giyen bir komutan ile 41 yaşında, askerliğini bedelli olarak 21 gün yapan, askeri konularda bilgi sahibi olmayan, TSK’da hiç kimseyi tanıma şansı bulunmayan, Hazine ve Maliye Bakanı, terfi ve emekli edilecek komutanların dolayısıyla TSK’nın geleceğine aynı oranda tesir edebiliyor olacak.

Bu çok büyük bir garabet değil mi?

Yani Maliye Bakanlığı bir Şûra düzenlese, söz konusu Askeri Şûra üyelerinden, örneğin Genelkurmay Başkanı oraya katılıp ekonomik tedbirlerle ilgili alınacak kararlara müdahil olsa ne garip olur değil mi?

Düşünün Eğitim Şûrasına kuvvet komutanları katılıyor ve alınacak kararlara müdahil oluyor…

Bu kabul edilebilir bir şey midir?

Bunları ifade ederken elbette sonuçta her şeyi hükümetin başı onaylayacak, ancak olayın sorumlusu durumundaki MSB’nin dışındaki bakanların Askeri Şûrada ne işi var acaba?

Bıraktık İç, Dış ve Adalet Bakanının katılımını, Milli Eğitim Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanının orada olma gerekçesini açıklasın birisi.

Evet, Askeri Şûra’nın bu yapısından sağlıklı bir sonuç çıkmasının mümkün olmadığı ortadadır. Olmadığı gibi, Bakanlar Kurulunun neredeyse yarısının katıldığı, hiç tanımadıkları komutanlar ve bilmedikleri diğer askeri konularda karar verici durumda olmaları; TSK’nın, bu kararlar sonucu şekillenmesi, Türk Ordusunun halkın, devletin değil, hükümetin askeri olduğu algısını da beraberinde getirecektir.

Bu sağlıklı olmayan, garip ötesi “kurul”u bir tarafa bırakıp, geçmişten örnekler vererek, geçtiğimiz günlerde yapılan ve kamuoyunda çokça tartışılan Askeri Şûrakararlarının, öncesini, sonrasını ve sonuçlarını somut örneklerle değerlendirelim.

DEVAM EDECEK…