Şehir Hastaneleri gerçeği: Milletin cebinden ne kadar harcadınız?

Şehir Hastaneleri gerçeği: Milletin cebinden ne kadar harcadınız?

Türkiye’de Sağlık politikası üretenler sağlığı tamamen hastane hizmetlerine dönüştürdü. Süreçte sağlık hizmetleri köylerden ve kasabalardan aşama aşama kentlere aktarıldı; bununla da yetinmeyerek şehir merkezlerindeki orta yatak kapasiteli hastaneler kapatılıp şehrin göbeğinde heyula hastaneler yapıldı. Şimdilerde Kamu Özel Ortaklığı (KÖO) projesi ile hayata geçirilen toplam sekiz hastane, kamuya hizmet vermekte. Planlarda toplam 20 şehir hastanesinin hayata geçirilmesi var.

Kırsal kesimler Türkiye’de sağlık yönünden en hassas bölgeler.

Köyden kente göçle birlikte kırsal kesimde yaşayanlar artık çok daha fakir, yaşlı.

Nüfus yoğunluklu bölgelerde yaşayan yaşıtlarına göre daha hastalar.

Artmış şehirleşme ve varoşlaşmayla birlikte kırsal bölgelerde yaşam iyice zorlaştı.

Fakirlik, yüksek işsizlik, sigortasız çalışanların çokluğu, alt yapı sorunları, güvenilir su kaynaklarına ulaşamama, kırsal kesimlerin üzerinde sağlık yönünden riskli koşullar oluşturdu. Üstüne bir de şehir hastanelerinin tek merkezde toplanmasıyla, şehirlerde de sağlık hizmeti veren kurumlarda çığ gibi büyüyen sorunlar oluştu.

Şöyle sıralayabiliriz:

  1. Hem normal trafiğe hem de hasta taşımaya ayrılan yollarda ağır bir trafik ve trafik güvenliği sorunu; nakil süresinde uzama; hastanın bireysel başvuru durumunda ulaşım sorunları; hastane içi ulaşımda ve yönlendirmede sorunlar; hastane içinde hastanın operasyon, tetkik merkezi gibi spesifik alanlara naklinde gecikmeye bağlı işlem süresinin uzaması.
  2. Hastanelerin otonomilerini kaybederek tek bir yönetimin başarı veya başarısızlığına mahkum edilmesi.
  3. Birbirleriyle eğitim ve uygulama yönünden koordinasyonu olmayan hekimlik uygulama gruplarının, hastane içerisinde koordineli çalışamaması hatta çatışması.
  4. Çalışan personelde tükenme sendromu; hak edişlerini alamama; tek bir yönetimin kararlarına, himayesine veya ayırımına uğrama.
  5. Malzeme temininde sorunlar.
  6. Sistem değişikliğinin sonuçlarının şeffaf bir şekilde tartışılmasının engellenmesi.
  7. Bölümler arası işbirliğinin ve iletişimin kurulmasında teknik güçlükler.
  8. Siyasi atamalardan kaynaklanan yönetimsel sorunlar.
  9. Bölümlerde hasta yatak sayısı dağılımında ihtiyaçtan ziyade faktörlerin devreye girmesi.
  • Sağlık personelinin yardımcı personele ulaşma ve sorun giderilmesinde aksamalar vs.

Yeni hastanecilik modeliyle birlikte sıraladığımız sorunlar eski sağlık modelinin üzerine eklendi. Toplum sağlığından geçtik artık hastane işletmeciliği sorunlarıyla boğuşan yeni bir işletme sistemimiz oldu.

OTEL GİBİ HASTANE

Toplumun bu yeni hastane işletim sistemiyle kazancı nedir diye sorarsanız sadece ulaşabilenlerin daha lüks bir odada konaklaması diyebiliriz. Bu avantaj hastane işletmeciliğinin avantajından ziyade bir otel işletmeciliğinin avantajı olarak düşünülebilir.

Peki bu yeni model ile hastaların lüks odalarda kalmasının yani otelcilik hizmetinin bedeli olarak, toplumun vergilerinden sağlanan kaynak nasıl yönetildi?

Çok basitçe bunu KİRALAMA olarak tanımlarız. Bir nevi hastalar vergileriyle sağlık hizmeti alırken kira ödemekteler. Hem de bir yıl iki yıl değil. Tam 25 yıl ödeyecekler.

12 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM İÇİN 30,9 MİLYAR DOLAR KİRA

Orta zekâlı bir tüketici, ederi bir birim olan bir mala, yaklaşık üç katı kira ödeyerek 25 yıl bir evde oturmaz.

Üstelik kendi ev eşyalarını atıp, duvarları yıkılacak, boyası dökülecek, eşyaları demode olup yıpranacak bir eve ve eşyalarına ikinci bir bedel ödemez. Hele hele kendi evini yıkarak böyle bir maceraya hiç girmez.

Ancak Sağlık Bakanlığı bu modelin kurulmasında sakınca görmeyerek Türk Milleti’nin peşin vergilerini böyle bir yatırıma aktardı. Yaklaşık 12 milyar dolarlık bir yatırım için 30,9 milyar dolar kira ödemeyi kabul etti.

Tabii ki kira bedeli kadar bir parayı da hizmet bedeli olarak ödemeyi kabul etti. İşletme etrafındaki yatırımların karını da üstüne bahşiş olarak verdi ve verecek.

Kurulan bu hastane işletme modelinin, toplumun sağlık hakkının ticari olarak tam devri olduğunu söylemekte haksızlık etmiyoruz. Halk bu işletim modelindeki sorunlardan ne ölçüde haberdar ya da ne ölçüde memnun kestirmek zor.

Çünkü ne karar verilirken ne de işletilirken halkın ve sivil toplum örgütlerinin görüşü alınmadı.

Lüks bir odada konaklamak için halka ödetilen bedel çok çok ağır.

Bu sağlık işletme sisteminin sürdürülemez olduğu mutlak. Sağlık hizmeti hastanecilik hizmetlerine indirgenerek, toplumun, fakirin, ulaşamayanların hatta ve hatta doğacak torunlarımızın sağlık hakkıyla birlikte, sağlıklı bir ortamda, çevrede yaşama, sofrasına besleyici gıda koyma şansı elinden alınmış durumda.

Sağlığın alınabilir satılabilir bir meta olarak kullanılmasıyla sosyal devletin bir kompartımanı tamamen yıkıldı.

İşletmeler sağlık hizmet bedeli üzerinden kar-zarar bilançolarını acilen kamuyla paylaşmak zorunda.

Gerisi halkın takdiri…