Sığınmacı sorunu çok ciddi bir tehlike

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı...

featured

Suriye toprak bütünlüğünü yitirdiği gibi Suriye halkı iç savaşla darmadağın oldu. Eski Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Ortadoğu’da sınırların yeniden şekillendirileceğini ve bunun büyük Ortadoğu planı dâhilinde gerçekleştirileceğini çok önceden açıkça ilan etmişti. Irak ve Suriye’nin parçalanmasıyla başlayan ilk adım, Afganistan ve Pakistan’ın karışmasıyla devam ediyor. Sadece Irak ve Suriye ile sınırdaş olmamıza rağmen, basında yer alan haberlere göre, Afganistan ve Pakistan’dan sınırlarımızı aşıp ülkemize her gün binlerce sözde sığınmacı giriş yapıyor. Sınır güvenliği konusunda yetkililer gerekli önlemleri aldıklarını, kuş uçurtmadıklarını zaman zaman açıklasalar da, basına her gün yansıyan görüntülerde şehirlerimizi adeta teslim almış büyük sığınmacı kalabalıkları görüyor, izliyoruz.

BOP’a destekten vazgeçilmiş olup olmaması, sömürgeci dış güçlerin bu projeyi sonuna kadar götürüp istedikleri hedefi gerçekleştirmekten vazgeçtikleri anlamına gelmiyor. BOP’un kapsam alanı içinde Türkiye’nin olmaması düşünülemez. Hatta bu projenin en büyük hedefinin ülkemiz olduğunu anlamamak için sıradan bir Avrupalı ya da ABD’li vatandaş olmak yetişir.

Sığınmacı istilası yalnız Suriyelilerden oluşmuyor. Afganistan, Pakistan ve İran’dan da gelenler var ve sayıları konusunda kesin bir bilgiye sahip değiliz. Ama sayıların iflas ettiği ortada.

Türk halkı, dünden bugüne hala şehit kanlarıyla sulanan vatanlarının bu sessiz işgaline karşı içten içe çok büyük bir memnuniyetsizlik içinde. Tepkiler haklı olarak yükseliyor. Çoğunlukla Araplar, kısmen Türkmenler ve Kürtler, Suriye’deki topraklarından kovuldular. Yerlerinden yurtlarından edildiler. Vatan toprağında yaşamak isteyenler ve direnenler, emperyal güçler tarafından bombalandılar, baskı gördüler ya da öldürüldüler. Topraklarını terk edip Türkiye’ye sürüldüler. Bir koyundan birkaç post çıkarma planları yapan bu güçler ülke içinde destekçi buldular. Bu katliama ve istilaya maruz bırakılan milyonlarca Suriyeliden, nasıl bir oyunun içinde olduklarını, ne için kullanıldıklarını anlamalarını beklemek onlara haksızlık yapmak olur. Bu faciada rol alan aktörler, dün dündür felsefesiyle 1+6’lı masaya tekrar rol kapmak üzere oturtuldular. Bu kurulmuş aktörler, bir yandan, önceden doğal parçası olduğu iktidardan kopup yeni bir parti kurduğu için kendini muhalefet gibi göstererek kahramanlık oyunu oynarken, diğer yandan katliam ve istiladaki rollerini yüceltircesine, istilaya haklı olarak itiraz edenleri “faşistlik”, “ırkçılık” ve “dinsizlik”le suçlayacak kadar insanlığını ayaklar altına almaktan bir an için ar duymamaktadırlar.

Türk milleti, yurttaşları olarak Araplara yabancı değildir. Bu milletin doğal bir parçası haline gelmiş Arap kökenli yurttaşlarımız vardır. Türk milleti hiçbir zaman farklı etnik kökeni dolayısıyla kimseye ayrımcılık ve baskı uygulamamıştır. Dünyada hiçbir millet, ülkemiz içinde de hiçbir suç örgütü ya da yandaşları, Türk milletine insanlık ve insan sevgisi dersi veremez.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’in kuruluşuna ve bugüne kadar, Türk milleti darda, zorda, ziyanda kalmış her türlü etnik, dinsel ve kültürel unsurlara kucak açmış; Ensar’ın Muhacir’e yapamadığı özverileri sergilemekten çekinmemiştir.  Sığınmacılar konusunda Ensar-Muhacir benzetmesi, Türkler-sığınmacı ilişkisine benzetilemez. Bir kere Muhacirler, Medine’yi istila etmemişti. Sayıları milyonlarla ifade edilmiyordu. İkisi de Arap’tı. Aynı kültür ve inanca sahiptiler. Ayrıca Muhacir’in başında Hz. Muhammed vardı ve davet bizzat onun adına yapılmıştı. Görüyorsunuz, neresinden tutsanız bu benzetme tarihsel gerçeklere aykırı, anakronik ve ironiktir.

Bombalanarak vatanlarından koparılan sığınmacılardan boşaltılan topraklara, ABD’nin başını çektiği sömürgeci devletler, adı geçen proje kapsamında güney sınırlarımız boyunca PKK terör örgütünü yerleştirmektedir. PKK devleti projesine karşı duran Kürt kökenli Suriyelilere de hayat hakkı tanınmamıştır. Uluslararası terör örgütü veya örgütlerine insanca başkaldıran her Suriyeli, zorla yurtlarından çıkarılıp Türkiye için sonraki BOP adımının bir piyonu olarak kullanılmak üzere topraklarımızı istilaya zorlanmıştır. Fetöcüler, PKK yandaşı kravatlı teröristler, ne deve ne kuş olan, ama insanlıktan nasibini almamış bir kısım liberal solcular, sığınmacıların hem yurtlarından edilmesi hem de ülkemizi istila için araç olarak kullanılmasına karşı haklı tepkileri faşistlikle suçlayacak kadar aşağılık kara bir propaganda yürütmektedirler.

Türk halkı bu terör ajanslarını çok iyi fark etmiştir.

Bu kirli çevreler, botları delinip batırılan, denize dökülüp öldürülen sığınmacılar konusunda ne Yunanistan’a ne de başka bir Avrupa ülkesine tek laf etmemektedirler.  Çünkü dışarıdan fonlanmaktadırlar (Yallanmaktadırlar). Aslında asıl tehlike, sığınmacıların kendileri değil, sığınmacılar üzerinden mal bulmuş mağribi gibi Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni bölüp parçalama fırsatı olarak onları kullananlardır. Türk milletini bu gerçeğe ilk uyandıran,  Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ olmuştur. “Kalacaklar” diyenler ile “gönüllü olanlar gidecekler” diyenler, Özdağ gibi milli kaygılardan çok, politik bir çıkara endeksli bir tutum değişikliğine gittiklerini belli etmişlerdir. Sorunun çok ciddi bir vatan ve millet meselesi haline geldiğini Türk halkı Özdağ’ın bilgi ve öngörüye dayalı analizleriyle fark etmeye başlamıştır.

Suriyeliler Türk milletinin düşmanı değildir. Araplar ya da başka etnisiteden olan sığınmacılar hiçbir zaman kimlik ya da ırklarından dolayı Türk milleti tarafından hor görülmez, aşağılanmaz. Bu suçlamaların adresi, sığınmacıları havada, karada, denizde bombalayıp katleden sömürgeci güçler ve onların içerideki zangoçlarıdır. Onların taşeronluğunu yapanlar, Türk milletinin sabrını zorladıklarını fark edemeyecek kadar bu millete ve değerlerine yabancılaşmış durumdadır. Aynı zamanda, ahmaktırlar.

Peki, sığınmacıların bize ne zararı var, derseniz; şöyle sıralayabiliriz:

Birincisi, ülkemiz eskiden beri, planlı ve programlı, Türk halkı ve kültürüyle bütünleşebilecek sayıda göçmeni kabul etmiştir, etmektedir. Oysa sığınmacı sorunu bundan farklıdır.  Planını, sayısını ve misyonunu sömürgeci güçlerin belirlediği sessiz ama gittikçe ses getirecek bir istila gerçeği ile karşı karşıyayız. İçlerinde her etnik kökenden insan olduğuna göre, terör yandaşlarının iddia ettiği gibi, bu istilaya karşı çıkmak, ırkçılık yapmak değil, tam tersine Türk milletine karşı yapılan ırkçı saldırıları öngörebilmektir. Çünkü Türk milliyetçiliği ırkçılık olmadığı gibi ahmaklık da değildir.

İkincisi, demografik yapı tehdit altındadır. Birçok bölgemizde Türk nüfusu, Türk halkı ve kültürü ile bütünleşmesi mümkün olmayan blok halindeki sığınmacılar ve hesap edilemez nüfus artışı karşısında azalmış, azalmaktadır. Suriyeliler evet Müslüman’dırlar ama onları kendi karanlık amaçları için kullanmaya çalışan sömürgeci güçlerdir. Karşı çıkışımız, projen sahiplerine odaklıdır. Sığınmacı oyunu, Haçlı Seferlerinden beri Anadolu’yu Türksüzleştirmekten bir an olsun vazgeçmeyen uluslararası güçler için tarihi bir fırsattır.

Üçüncüsü, sığınmacılar travmatik bir topluluktur. İç savaştan çıkmış; savaşın öyle ya da böyle insanlık dışı yüzünü deneyimlemiş kişiler, barış içinde yaşayan Türk halkının huzuru için son derece tehlike arz etmektedir.

Dördüncüsü, üretimin daralması, gıda, barınma ve güvenlik sorunlarının ağırlaşmasına bir de sığınmacıların eklenmesi, Türk vatandaşlarının sosyal, ekonomik ve psikolojik yükünü katlamaktadır. Ukrayna-Rusya savaşından kaçanlarla durum daha da şiddetlendi, çekilmez hal aldı. Daha şimdiden belli başlı şehirlerimizde konut fiyatları 500.000 TL’den üç milyona; kiralar 3-5 bin lira dan 15-35 bin liraya yükseldi.  Konutlar ve kiralar, özellikle dolar ve Avro üzerinden hesaplanmakta; yabancılar ya konut sahibi olmakta ya da kiralık evlere yerleşmekte iken çalışan ve emekli Türk vatandaşlarının ekonomik durumları bu fiyatları karşılayamaz düzeylere inmiştir. Sessiz istila, Türksüzleştirmeye öncelikle ekonomik adımla başlamıştır.

Beşincisi, Suriye’de sığınmacılardan boşalan topraklara PKK terör örgütü öncülüğünde kukla bir Kürdistan kurmak için dış güçler kolları çoktan sıvamışlardır. Arapsızlaştırılan, Türkmensizleştirilen ve Kürtsüzleştirilen Suriye toprakları, sömürgeci güçlerce terör örgütüne devredilmek üzeredir. 84 milyonluk Türk halkı gün geçtikçe bu kirli oyunun farkına varmaktadır.

Altıncısı, sığınmacılar içindeki siyasal dinciler ve İslam dinini terörizme alet eden oluşumlar, ülkemizdeki aynı dinci çevrelerle güç birliği yapıp Cumhuriiyet’imizi yıkmayı ve Türk halkını mezheplere bölmeyi, çatıştırmayı, sonunda din ve mezhepler savaşı çıkarmayı planlamaktadırlar. Ateizm ve deizmin artmasından rahatsız olanların bu manzarayı görmezden gelmeleri samimi olmadıklarının resmidir.

Çözüm ne olmalı?

Suriye Devlet başkanı Beşşar Esat’la vakit kaybetmeksizin görüşmelere başlanmalı ve sığınmacılar kendi vatanlarına barış ve kardeşlik içinde gönderilmelidir. %78’nin Türkiye’de yaşamayı tercih ediyor olduğuna ilişkin iddialar, onların topraklarını unuttukları ve gözden çıkardıkları  anlamına gelmez. Beşşar Esat, bütün sığınmacıları affettiğini açıkça söyledi ve ülkelerine geri dönmelerini istedi. Üstelik iç savaş bitmiştir ve bütün sığınmacılar evlerine rahatlıkla dönebilir.

Ulusal yasalara ve uluslararası sözleşmelere aykırı olan her türlü ikamet, vatandaşlık ya da oturum iptal edilmelidir.

Sığınmacılar, iç savaştan dolayı gelmişlerdi ve artık ülkelerine dönmek zorundadırlar. Sebep ortadan kalktığına göre sonuç da değişmelidir.

En geç bir yıl içinde geri gönderilmelidirler. Her geçen zaman ülkemizin ve milletimizin aleyhine; Batı’nın ve onların destekledikleri dini ve Türk düşmanı ırkçı terör örgütlerinin lehine işlemektedir.

Tekrar topraklarına gönderildikten sonra, altyapı,  konut, hastane, okul gibi temel ihtiyaçları Türkiye tarafından değil, Suriye tarafından karşılanmalıdır. Zaten Suriye bunu kabul etmeye hazırdır.

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ da Türk kamuoyuna bu başlıkları her konuşmasında daha ayrıntılı olarak açıklamaktadır.

Peki, Türk halkı gittikçe artan bir tepki gösteriyor, sığınmacılar koparıldıkları vatanlarına dönmek istiyor (Bayram ziyaretleri vb.) , iç savaş bitmiş, Esat da onları istiyor iken sığınmacıları sessiz istila için tutanlar kimler, hangi güçler?

Sığınmacı sorunu çok ciddi bir tehlike

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

8 Yorum

  1. 3 ay önce

    VATANLARINI TERKEDERKEN ONURLARI YOK DA BU KUKLALARIN, KULAKLARINDAN TUTUP SINIRIN ÖBÜR TARAFINA ATACAĞIMIZ ZAMAN MI ONURLU MU ONURSUZ MU OLDUKLARINI DÜŞÜNECEĞİZ…

  2. KUBILAY OZTURK
    3 ay önce

    İktidarıyla (?), muhalefetiyle(??) cumhuriyet ve dolayısı ile Mustafa Kemal Atatürk düşmanı olan herkes sığınmacıları sessiz(artık bangır bangır bağırıyor) istila için tutuyorlar.

    Eriyle geciyle, istilayı durduracak olan aziz Türk milleti olacaktır.

  3. 3 ay önce

    Şahin Hocam, elinize sağlık. Çok sakin, çok yalın gerçeği aktarmışsınız. Sağolun.

  4. Vatan partisi çözümü yıllardır söylüyor. Ümit bey Suriye ile ortak çözümü yeni mi keşfetmiş. Akşener in bir Amerikan projesi olduğunu ona verdiği onca destekten sonra anlaması gibi.. Gerçekten anladı mı? O da tartışılır..

    Cevapla
    • 3 ay önce

      Vatan partisi çözümü yıllardır söylüyor diyerek vatan partisi propogansdası yapmaya calismissiniz. Bunu akli calisan kimse yemez. Ulkeyi istila edecek seviyeye gelmis kacak sorununa care uretenlere pıstıracağız, sokakta yürüyemeyecekler diyen kim vatan partisinin başkanı degilmi!!!

    • 3 ay önce

      perinçekgillerin zırvalarına karnımız tok. Ümit Özdağı sokakta yürüyemeyecek diye tehdit eden perinçek değilmi. güya hem vatansever ve batı karşıtısınız ama batının sessiz istilasını savunacak kadar da işbirlikçisiniz. Zaten on yılda bir çizgi değiştiren fırıldaklardan bu ülkeye bir fayda gelmez.

      Cevapla
  5. 3 ay önce

    Turkiye icin canalici bir konuyu herkezce anlasilacak sekilde ortaya koymussunuz , saygilar, selamlar sayin Filiz..

  6. 3 ay önce

    Hocam acilen Beşar esatla görüşmelere başlanmalı ve Suriye’ye dönen göçmenlere toprak , yardım, devlet işi vs verilmelidir. Çok güzel tespitleriniz var. Bop projesi hala devam etmektedir .

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!