Silivri'de Firavun Töreni

Silivri'de Firavun Töreni

Emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel’in cezaevindeyken yazdığı “Silivri’de Firavun Töreni – Sırtlan Pususu Sürüyor”[1] başlıklı ikinci kitabı 2014 yılında yayımlandı. Kitap; “Tutuklanma Öncesi”, “Tutukluluk Sonrası Süreç”, “Duruşma Süreci”, “Hüküm Sonrası”, “Dışarıdakiler” ve “İçeridekiler” olmak üzere altı bölümden oluşuyor.

Kitapta önümüzü daha iyi görebilmemiz için yapılan önemli tespitlerle birlikte bu süreçte öne çıkan yürekli insanların hikâyeleri bulunuyor. Ayrıca “kocaman” gözüken adamların nasıl alçaldıklarını da ibretle üzülerek okuyoruz.

Yazarın her zaman “ümitli oluşu, güçlü duruşu, değerli eşiyle aralarındaki kuvvetli bağ ve milletine duyduğu saygı ve inanç” kitapta en çok dikkatimi çeken noktalar oldu. Bu özellikler Mustafa Önsel’i o kadar güçlü kılıyor ki “iftiralarla betona gömüldükleri yerden” şunları yazabiliyor:

“Yeni bir anlayış devrimi mutlaka gerçekleşmeli. Çünkü geçmişte yapılan yanlışların, gafletin, dalaletin sonucunda Türk ordusu bu hale düşürüldü. Meydan, ihanetin eline terk edildi… Ancak bu kadar şer’in bir faydası oldu: Sistemin yanlışları, zayıf noktaları belli oldu. Yani, ‘Şapka düştü, kel göründü’… Ülkenin, kurumsal kimliği en oturmuş, belirli gelenekleri olan, hala en güvenilir tüzel kişilik olma özelliğine sahip Silahlı Kuvvetlerinin yapısında bile ne kadar çürümüşlükler olduğu görüldü… Dünden ve bugünden alınacak derslerle, yarının barışçıl ama güçlü ve caydırıcı ordusu oluşturulmalıdır.”

“Şu anda herkese baş eğdirebileceklerini sanıyorlar. Ancak yanıldıklarını kısa zamanda görecekler. Bu topraklarda emperyalistlerle işbirliği yaparak zulmeden kim varsa yenilmiştir.”

“iyi bir şey olduğunda aşırı sevinmenin, kötü bir şey olduğunda ise aşırı üzülmenin hiçbir anlamı olmadığını düşünüyorum. Önemli olan, o yolu doğru bildiğin şekliyle, alabildiğince mücadele ederek, onurlu bir biçimde bitirmektir. Böyle bir ruh hazırlığında olan insan kaybedebilir, ama asla yenilmez.”

***

Kitapta dikkat çekici bir “toplum eleştirisi” sunuluyor. “Çocuk toplum” olarak kaldığımız ve olgunlaşamadığımız tespiti yapılıyor. Bu nedenle toplumumuz kendi ayakları üzerinde durmayı henüz beceremiyor ve “korku toplumunun özelliklerini” taşıyor. Kendine her zaman güvenilir bir liman arayan bir toplum, doğal olarak pek çok şeyden korkuyor. Çocukların babalarını hep güçlü görmek istemeleri gibi böyle bir toplum da “gücü seviyor” ve sevgi ile korku birbirine karışıyor.

Örneğin yoğun algı yönetimi çalışmaları sonucunda TSK’ya atılan iftiralara ilk başta halktan inanan kişi sayısı ne yazık ki çok fazlaydı. Hâlbuki “İnsan sevdiği şeyin düştüğünü görünce hemen sırt döner mi?” Tabii burada daha önce yapılan hataların da rolü olduğu açıktır.

***

“Silivre’de Firavun Töreni” kitabının hatırlattıkları:

  • Bu kumpas davaları sürecinde kahraman vatan evlatları cezaevlerine atılırken dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Dağa taşa ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ yazarak bir yere varmak mümkün değildir” demiş, birkaç yıl sonra da dağa taşa “Apo” ve “PKK” yazılır olmuştur.
  • Bu dava, hukukun silah olarak kullanılabileceğini ve istenilen herkesin rahatlıkla tutuklanabileceğini göstermiştir.
  • Bu topraklarda “haram lokma” peşinde olanlar, kötüler, hainler, kalleşler, komplocular dün vardı, bugün var, yarın da olacaktır. Önemli olan bu kişilere inat “doğru yerde” durabilmektir.
  • “bu ordu kâfirdir, dinsizdir” propagandası yıllardır yapılmış ve bu kara propagandayı geçersiz kılmak için çabalamak yerine, odağı ihanet olan bu şeytanların propaganda değirmenine devamlı su taşınmıştır. Bu yanlışlar yapılmasa halk “camiler bombalanacaktı” yalanına inanır mıydı?
  • Anayasa’dan “Türk milleti” kavramının çıkarılması için nabız yoklanmıştır.
  • Bu kumpas davalarını destekleyenlerin kimileri yükselmiş, kimileri yurt dışı görevleri ile ödüllendirilmiş, kimilerine kurmaylık verilmiştir. Kısaca bu insanlar makam, mevki, para için ruhlarını satmışlardır.
  • Barış, ancak yürekli ve onurlu insanlar tarafından yapılabilir. Tavizler vererek, tehditlere boyun eğerek barış sağlanamaz. Elinde tüfeği olanla ödün vermeden çatışırsınız ve ancak elinden tüfeğini aldıktan sonra gerekeni yaparsınız. Bunun için “derin bir tarih şuuru, devlet olma bilinci, ülke sevdası ve kocaman bir yürek” gerekir.
  • “İyi insan olmak için iyilik yapmak yetmez, kötülüklere de karşı çıkmak gerekir.”

***

Afyon’da Yüce Atatürk’ün subaylara ettiği hitabı hatırlayalım:

“Orduyu mahvetmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır.”

“…ordunun ruhu subaylardadır.”

“…düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler.”

 

[1] Mustafa Önsel, Silivri’de Firavun Töreni – Sırtlan Pususu Sürüyor, 3. Baskı, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2016.