Soner Yalçın ne yapmaya çalışıyor? Aydın sorumluluğu mu? Parti teorisyenliği mi?

Soner Yalçın ne yapmaya çalışıyor? Aydın sorumluluğu mu? Parti teorisyenliği mi?

Dünya değişti! Değişmeyecek şey bu değişimin kendisi olacak. 173 ülkede kişi başı gelir ciddi boyutta azaldı ve azalmaya da devam edecek. Bu değişimin mimarları elitler, insanlığın bir kısmının yaşaması için ekonomik kaynaklarını sınırlı bir şekilde dağıtacaklar. ABD'nin ekonomik gücünün kontrolünde olan IMF ve Dünya Bankası (WB), zaten Dünya'daki parasal döngüyü gözlemek ve düzenlemek için kurulmuş yapılar. Devreye girdiler…

Değişen dünyayı, dünyadaki birçok insan gibi birçok yazar da analiz ediyor. Değişen dünyayı yorumlayan yazarlarımızdan birisi de Sözcü Gazetesi yazarı ve Oda tv sahibi Soner Yalçın.

Soner Yalçın değişen dünyayı Karar Gazetesinde bir makale yazan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun makalesi üzerinden yorumluyor; CHP’ye ve onun genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni yüz yıl beyannamesine de atıflar yapıyor. Kısacası yeni yüzyılın inşasında Ekrem İmamoğlu’na bir yazı üzerinden misyon biçiyor.

Geleceği planlamak elbette siyasilerin görevi. Aydınların rehberliğinde bir gelecek planı çok daha önemli. Ancak aydınlar  geleceği planlarken misyon biçtikleri liderlerin,  yakın zaman geçmişte kalmış eylemlerini, icraatlarını bilmek;  yönetici vasıflarını değerlendirmek ona göre öneri yapmak zorundalar. Soner Yalçın gibi bir gazetecinin bunları bilmemesi imkânsız. Ancak Soner Yalçın asla geçmişi karıştırmıyor ve adeta İmamoğlu’nun ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın zaman siyasi geçmişini siliyor. Tertemiz bir sayfa açıyor. Toplumun değişen siyasi eğilimlerine göre misyon biçtiği bu liderleri ve kimliklerini oya gibi işlemeye, halı gibi dokumaya çalışıyor. Araya renk renk, çiçek çiçek motifler atıyor…

Dünya Ekonomik Forumda aynen Soner Yalçın’ın da ifade ettiği gibi bir konuşma bizzat kurucusu Klaus Schawab tarafından 3 Temmuz 2020 tarihinde yapıldı. Schawab dedi ki:

Dünya, eğitimden, sosyal sözleşmelere, çalışma koşullarına kadar, toplumlarımızın ve ekonomilerimizin tüm yönlerini yenilemek için ortak ve hızlı hareket etmelidir. ABD’den Çin’e kadar her ülke, bu değişime katılmalıdır; petrolden teknolojiye kadar her endüstri, , değişime uğramalıdır. Kısacası BİZLER, KAPİTALİZMİN BÜYÜK ÇAPTA SIFIRLAMASINA (Great Reset) İHTİYAÇ DUYUYORUZ”.

Şimdi dikkat! Great Reset ya da kapitalizmin sıfırlaması teriminin arkasında, Schwab ve onun gibi seçilmişlerin zihinleri yatıyor. Great Reset kapitalizmi yok etmiyor; yerine sosyal adaleti temel alan bir dünya düzeni de öngörmüyor; sadece malın yani kapitalin halktan alınıp oligarklara teslim edilmesi gerektiğini savlıyor ve amaca giden yolu “sustainable green” sloganıyla yani “yeşili, doğayı koruma” sloganıyla yapıyor. Bu slogan halklara yeşili koruduğu için manevi hazlar verse de halkın karnı acıktığında ne yiyeceğini, nasıl işe gideceğini, ülkelere de bağımsızlığını nasıl sürdüreceğini söylemiyor. YEŞİLİ KORU; NE B… YERSEN YE DİYOR…    

Yani Soner Yalçın makalesinde kullandığı PAYLAŞIMCI KAPİTALİZM terimi uydurma. Bunu tamamen Soner Yalçın uydurmuş. Elitlerin söyledikleri şey YEŞİL KAPİTALİZM!

Dünya Ekonomik Forum’da evlere şenlik bir ifade daha var. Diyor ki: “EN BÜYÜK ŞEYTAN VARLIKTIR”. Ha ha! Dersiniz Hz. İsa geri dönmüş! Varlığın pisliğinden insanlığı temizliyor! Ancak varlığın pisliğinden temizlenen HALK; AVAM yani. Elitlere dokunamıyorsun! Elitler daha yeşil bir dünyada Roma İmparatorları gibi yaşayacaklar. Yemyeşil bir dünya manzarasına karşı ellerinde üzüm salkımları olduğu halde oturacaklar ve derin felsefe yapacaklar. Manzaralarında kara kuru, midesi sırtına yapışmış, gözlerinin feri kaçmış zavallı insanlar da olmayacak. Zira hepsi çoktan ölmüş olacak…

Yine gelelim memlekete! Kara yazgılı memlekete! Memleket AKP hükümetinin ekonomik yıkımın altında kaldı. Kalacağı belliydi ve kaldı. Yeni bir lider ve yeni bir misyon gerekiyor. Cumhuriyet’in fikri külliyatına dönmek gerekiyor. Aynen Soner Yalçın’ın dediği gibi!

Ama nasıl ve kimle?

Soner Yalçın’a göre bugünün CHP yönetimiyle ve özellikle İMAMOĞLU ile… Neden? Kemal Kılıçdaroğlu yeni yüzyılın deklerasyonunu yazmış. İmamoğlu da çizgisini bu yöne kaydırmış.

Kim geçmişte Cumhuriyet’e ve Atatürk’e dil uzatmış tartışmalarına girmeyeceğim. Zira herkes biliyor! Ancak bu tartışmalar çıkmaz sokak! Git başa, dön sona! Bir şey çıkmaz!

İcraatlara bakacağım. Zira Kemal Bey’in icraat yaptığı dönemlerde var. Ne yapmıştı? Nüfusun % 51’inin sağlık ve sosyal güvenliğini sağlayacak bir kurumun başındaydı. O kurum sağlıklı işlese ve Kemal Bey istikrar gösterse nüfusun % 51’inin oyu cebindeydi; üstüne bir de sosyal bir devletin çatısı yıkılmamış olacaktı; AKP gibi bir parti gelip değil o çatıyı yıkmak, duvarından taş çekemeyecekti.

Ancak SSK da neler oldu, sistem nasıl işledi herkes biliyor; en azından bizim yaşıtlarımız biliyor. Zaten Kemal Bey de kurumu terk etti; dirençsiz, sorgusuz terk etti; koca kurumsal yapıyı AKP’nin eline bıraktı; başarısız yönetimi nedeniyle de minnet altında kaldı, itibarsızlaştırıldı. Sosyal Güvenlik Kurumları işgal edilirken Kemal Beyin tek bir söz söylememesi, icraat makamından söz sanatının icraat alanı olan siyaset alanına kaçması çokları için onu tanımaya yeterliydi. Kaldı ki siyasette de AKP’ye tepki oylarını çekerken kendi tabanını kaybetti; velhasıl orada da başarılı olamadı.  

Gelelim İmamoğlu’na ve icraatlarına! İmamoğlu zaten bir müteahhit. Onun misyonu, yık, sök, kaz ve bina dik! Yani YEŞİLE ve bir nimet gibi sunulan YEŞİL KAPİTALİZM misyonuna uygun değil. İnsan değişebilir mi? Zor! Ama diyelim değişti! Peki İstanbul icraatlarına ne diyeceğiz? Koskoca İstanbul’u iki ağır yıkım bekliyor. Birisi su kıtlığı, diğeri deprem!

Hani yeşille uyumlu belediyeciliğin suyu insan hakkı görme ve özelleştirilmesine karşı çıkma misyonu, hani modern atık su arıtma sistemleri kurarak insanın ve tabiatın en temel ihtiyacı suya sahip çıkma misyonu; hani sürdürülebilir ve doğal enerji temini misyonu, hani depreme karşı toplumsal refleksleri harekete geçirme ve tedbir alma misyonu, hani doğayla uyumlu taşımacılık misyonu vs… Beş bin taksiyi dolaşıma sokarak taşımacılık işini çözmeye çalışan bir vizyonla, atık su arıtma projelerini iptal ederek sükse yapmayla, özelleştirilmiş su şirketleri ile pazarlık yapmakla bu işler olmaz, olamaz…

Diyeceksiniz ki koskoca İstanbul’un sorununu İmamoğlu mu çözecek? Evet kardeşim; ya çözecek; ya da çözemeyecek. Çözemeyeceğini bildiği için aynen Kemal Bey’in SSK’yı bıraktığı gibi o da icraat makamından doğruca yasama, yürütme ve yargıyı elinde tutan Cumhurbaşkanlığı makamına geçmeye çalışacak… 

Peki bize ne olacak? Soner Yalçın’ın kafasında gidersek olacaklar meydanda. İmamoğlu teorisyenliği tutmayacak. Çözüm ne? Cumhuriyet’in fikri külliyatına geri dönmek elbette! Soner Beyin dediği gibi yapmak; çizdiği yoldan yürümemek kaydıyla…