Sözde Kürt sorunu demek Fırat-Dicle havzalarından vazgeçmek demektir

Nejat Eslen yazdı...

Sözde Kürt sorunu demek Fırat-Dicle havzalarından vazgeçmek demektir

Sözde Kürt sorunu olarak tanımlanan PKK terör meselesi aslında jeopolitik bir projedir.

Neden mi?

Anlatayım.

Bu yıl, artık iklim krizi olarak tanımlanan küresel ısınmayı daha büyük bir şiddetle yaşadık.

Küresel ısınma nedeni ile bu yıl bazı su kaynakları kurudu, kuraklık oldu, ormanlar yandı, ani iklim olayları, seller yaşandı…

Gelecek yıl küresel ısınmanın etkilerini daha büyük bir şiddette yaşayacağız.

Bu durum her yıl katlanarak devam edecektir.

Küresel ısınma nedeni ile sadece Türkiye’de değil, bütün Ortadoğu’da su sıkıntısı yaşanacak, su kaynaklarının değeri giderek artacaktır.

Şiddeti giderek artacak küresel ısınma nedeni ile Fırat ve Dicle nehirleri, Fırat ve Dicle havzası sadece Türkiye için değil, bütün Ortadoğu için çok önemli olacaktır.

PKK, Fırat, Dicle havzasını kontrol etmek isteyen ABD ve İsrail’in jeopolitik projesinin silahlı aracıdır.

Şimdi PKK’nın talep ettiği coğrafyayı düşünün.

PKK, Fırat, Dicle havzasını talep etmektedir.

PKK, kırk yıldır Fırat, Dicle havzasını ele geçirmek için mücadele etmektedir.

PKK, bu jeopolitik proje kapsamında, Fırat, Dicle havzasını ve su kaynaklarını kontrol etmek için kurgulanmıştır ve bu güne kadar silahlı mücadelesinde başarılı olamamıştır.

Bu jeopolitik projenin sahipleri, PKK’nın silahlı mücadelesi ile başarılı olamayan bu projeyi, sözde Kürt sorunu adı ile siyaset üzerinden başarılı kılmak istemektedir.

Türk güvenlik güçleri, kırk yıl süren bu başarılı mücadele ile PKK’nın Fırat, Dicle havzasını ve buradaki su kaynaklarını ele geçirmesini önlemiştir.

Kırk yıl süren silahlı mücadele ile bu sorunu çözemedik bir de PKK’nın siyasi ayağı HDP ile mecliste deneyelim demek kandırmacadır, bu ifade psikolojik etkileme amacı ile kullanılmaktadır.

PKK’nın siyasi ayağı HDP’yi muhatap alarak sözde Kürt sorunu çözmeye kalkmak, PKK’yı meşrulaştırmaktır.

Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, sadece Güneydoğu’da değil, Türkiye’nin her yerinde toplumla kaynaşarak yaşamaktadır.

PKK terörü ve sözde Kürt sorununu çözme girişimleri Kürt kökenli vatandaşların çoğunu tedirgin etmektedir.

Sözde Kürt sorununu demokratikleşme projesi gibi sunmak, başta ABD ve İsrail olmak üzere, Ortadoğu’yu kendi çıkarlarına göre şekillendirmek, PKK üzerinden Fırat, Dicle havzasını ve bu havzanın su kaynaklarını kontrol etmek isteyenlerin önünü açmak; onların bu jeopolitik projesine katkı sağlamak demektir.

SON SÖZ:

Fırat, Dicle havzasının güvenliğini sağlamak, iç cephenin en önemli meselesidir.

PKK, Fırat ve Dicle havzasını kontrol etmek isteyen ABD ve İsrail’in silahlı aracıdır.

ABD ile hesaplaşmadan Fırat ve Dicle havzasının güvenliğini garanti etmek zordur.

Mevcut siyasetçilerle ABD ile hesaplaşmak mümkün değildir.

O halde, iç cephenin meselesi sözde Kürt sorunu ifadesini kullanan siyasetçilerdir.