Spor politika aracı değildir; asıl olan spor politikalarıdır

featured

Murat Bölükbaşı yazdı

Dün Cumhuriyet gazetesinde eski milli basketbolcu ve basketbol koçu Erman Kunter’in bir makalesini okudum. Yazı şöyle başlıyor: “Ülkemiz seçim atmosferine girmiş durumda. Vaatler havada uçuşuyor. Doğal olarak herkes oy peşinde. Yıllarını spora vermiş biri olarak gözüm kulağım sporla ilgili bir program arıyor. Genç nüfusumuzla övünüyoruz ama ne yapacağımızı bir türlü dile getiremiyoruz. Yoksa ciddi bir çalışmamız mı yok?”. Aslında cevabını çok iyi bildiği bir soruyu kamuoyu önünde sorarak siyasilere önemli bir mesaj gönderiyor. Yazının devamında, ‘’spor politika aracı değildir, asıl olan spor politikasıdır. Spora hizmet, yalnız spor salonları yapmak değil, o salonları yetenekli antrenör ve sporcularla doldurmaktır. Aslında spor, cumhuriyetimizin kuruluş ayarlarının önemli bir taşıdır.’’ Diyerek hiçbir siyasi partinin gerçek manada spor politikalarına gereken önem ve değeri göstermediğinin altını kalın çizgilerle çiziyor. Ben de, Erman hocanın bu yazısını okuduktan sonra spor politikalarının neden çok önem ve hassasiyetle siyasi partiler tarafından önemsenmesi ve ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiği konusunda ilgili yerlere düşünmeleri adına bir pencere açmak istedim.

Spor, temel eğitim kültürünün ayrılmaz ve önemli bir parçasıdır. Eğitim ve yaşama kültürünü etkileyen spor, olguları itibariyle aile içi eğitim ve temel eğitimi doğrudan hedef alır. Bu etkileşim sonucu küçük yaşta Spor/Egzersiz kültürünün ve alışkanlığının kazanılması; bedensel, zihinsel, duygusal beslenmeyi ve gelişimi pozitif yönde etkiler. Spor kültürüyle büyüyen ve gelişen çocuk; özgür, özgün, özgüvenli, sorumluluk bilinci yüksek, paylaşımcı, çözüm odaklı, kolay ve etkili iletişim kurma becerileri gelişmiş, problem çözme becerisiyle liderliğe her alanda ‘’aday’’ bir karakter geliştirir. Spor, bireysel, toplumsal ve sosyoekonomik önemiyle, zihnen ve bedenen sağlıklı bir nesil yetişmesi, halk sağlığının korunması, toplumsal barışın tesis edilmesi, sosyal birlikteliğin oluşması ve gelişmesinde önemli ve değerli bir enstrümandır. Bu nedenle devlet, spor politikalarını geliştirip, desteklemek, toplumsal spor kültürünün gelişmesi, çocuk ve gençlerin spora teşvik edilmesi, adil yarışma, eşit ve hakça paylaşma etik ve ahlak anlayışını ilke edinen olimpik ruhun toplum geneline yayılmasını sağlamakla mükelleftir. Güçlü bir spor politikası, arzu edilen çağdaş, ilerici, aydınlık bir toplum hedefine ulaşmayı hızlandırır.

Yetenekli sporcularımıza gelişmiş ülkeler seviyesinde sürekli imkan ve olanak sağlanarak tüm branşlarda ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet ve başarı çıtasının yükselmesi gelişmiş çağdaş toplumlar arasındaki ülke itibarını ve pozitif algıyı güçlendireceği gerçeği de unutulmamalıdır.

Spor, gençlerin kurduğu gelecek hayallerinin sağlam temeller üzerine bina edilmesini sağlayan çelik bir kolondur. Bireyin günümüz Türkiye’sinde sıkça karşılaştığı problemlerle başa çıkmada spor kültürüyle daha kolay gelişen; içinde akıl, sabır, azim, inanç, irade, doğru karar verme, çözüm üretme kabiliyeti olan sporcu karakteri bireyin en özel ve önemli kişilik kazanımıdır. Spor, bireysel ve toplumsal bir kültür temeli oluşturarak her alanda başarı sağlayabilecek çağdaş, ilerici, güçlü ve karakterli bir toplum talebini ortaya koyar.

Spor kültürünün bireyden aileye, aileden topluma, toplumdan devlete yansıyan olumlu yansıması ortadayken, neden partilerin spor politikalarında hak etti değeri ve önemi bulamaz; anlamak mümkün değil! Milli eğitim program ve uygulamaların yetersizliği, eğitim politikalarının devletin kurucu ilkelerine uygun bir çizgiden uzaklaşması, kurucu önderimiz Atatürk’ün tarif ettiği milli, çağdaş, modern, akılcı ve ilerici hedeften uzaklaşıp dinsel inancı ve kimliği öne çıkarma gayreti içindeki uygulamalarla gençlerimizin karanlık bir girdaba çekilmesi üzücüdür. Yine ailenin yoksulluk, cehalet ve devletin geçmişten gelen hatalı eğitim ve koruma politikaları sonucunda terör örgütleri ve cemaatlerin oltasına takılıp bir kısmının ele geçirilmesi sonucu bu karanlık yapıların hizmet neferi haline gelmesi eğitim, kültür ve spor politikalarının önemle ve öncelikle ele alınmasını mecbur kılmaktadır. Çocuk ve gençlerin devlet şemsiyesi altında spor eğitim ve öğrenimi yanında, milli bilinç, ülkü, etik ve ahlaki değerler eğitimi alabilecekleri spor kültür ve eğitim programının güçlü ve hızlı bir şekilde inşa edilmesi öncelikli hedeflerden biri olmalıdır.

Ülkemizde uyuşturucu kullanımının 9 yaşa kadar inmesi ve okulların çevresinde üslenen, ‘’torbacı’’ denilen uyuşturucu satıcılarının çocuk ve gençlerimizi uyuşturucu batağına sürüklemesi ülkenin en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Yukarıda ifade ettiğim gibi terör örgütleri, dinci tarikat ve cemaat yapılarının kıskacında olan çocuk ve gençleri korumak ve kollamak adına spor güçlü ve güvenlikli bir şemsiye görevini yerine getirir. Çocuğun güvenlik, sağlık ve çağdaş eğitim hakkını okul, aile ve kulüp paydaşlığında ihsas ederek, ilgili devlet kurumlarının öncülüğü ve işbirliğinde, Milli Eğitim ve Spor Bakanlıklarının birlikte çalışacağı devrimsel nitelikte politikalarla çocuğun ve gencin sporla/egzersizle eğitim ve sosyal yaşam talebi ve hakkı güvence altına alınmalıdır. Bu olgular bize spor eğitim ve kültürünün zorunluluğunu ve önemini hatırlatmakta, öncelikli siyasi program ve politikaların en başında gençlik ve spor politikalarının gelmesi ülke geleceği açısından önem arz etmektedir. Mevcut siyasi anlayış iktidara geldiği günden bu yana karar ve uygulamalarıyla geçmişten arızalı ve yetersiz olan spor politikalarının bir plan çerçevesi içinde iyice çökmesine sebep olmuştur. Şişirilmiş kulüp ve lisanslı sporcu sayıları, yaşam merkezinden uzak ulaşım sorunu olan işlevsiz göstermelik yüksek maliyetli tesisler, spor kültürünün okullardan planlı bir şekilde çekilmesi “mahalle imamı kadar değeri olmayan” spor öğretmeni ve eğitmenlerinin yaşadığı mesleki problemler, Spor Bilimleri Fakültelerinin yapısal sorunları gibi sebeplerle eğitim kalitesindeki düşüş, mezun öğretmenlerin yüz yüze kaldıkları atanamama sorunu, çocuk ve genç eğitmesi gereken spor öğretmenlerinin askerlik, polislik gibi meslekler başta olmak üzere vasıflı ve vasıfsız farklı sektörlerde çalışmak zorunda olmaları ülkemiz ve yönetenlerimiz adına utanç, çocuk ve gençlerimiz adına büyük bir kaybediştir.  Anayasamızın 59. maddesi “Devlet vatandaşa spor yapma imkanı sağlar” yazılı hükmüne rağmen, spora ulaşma hakkının cebinde parası olanın sahip olabildiği bir lüks ve ayrıcalık haline dönüşmesi gibi kanıksanmış sorunlar neticesinde maalesef spor kültürü ve sporcu karakterinden uzak, doğru eğitim ve spor kültürünü gelişim sürecinde zihnen ve bedenen alamayan çocuklarımızı sağlıklı ve güvenli bir yaşama hazırlayamadığımız gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Bugün vaat siyaseti ile politika yapan partilerin parti politikaları kitapçığına bir bakın, ülkenin 30 milyonu aşan genç ve çocuğu için hazırladıkları gençlik ve spor politikalarıyla ilgili söylemlerinin benim şu yazdığım makale uzunluğu kadar bile olmadığını görürsünüz. Ey gençler! Sizi en çok biz düşünürüz diyen, sporun siyasetini sadece parti mitinglerinde boyunlarına taktıkları futbol kulübünün atkısı zanneden siyasi parti liderlerine, ‘’eğitim diye bizi sabahın köründen akşamın karanlığına dört duvar arasına hapseden. Beden eğitim dersini seçmeli, din dersini zorunlu yapan. Spor yapacak, nefes alacak alanlarımızı rant’a çeviren. Spor yapmayı, spor eğitimi almayı lüks ve bir ayrıcalık haline getiren bu düzeni nasıl değiştireceksiniz?’’ diye bir soru sorun; kem küm ederlerse kapıyı yüzlerine vurun gitsin.

Spor politika aracı değildir; asıl olan spor politikalarıdır

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 3 hafta önce

    Kaleminize sağlık.
    Tv.lerde müzik yarışması yapılıyor birinci gelen TRT de işe alınıyor, popstarda olduğu gibi,
    Yetenek sizsiniz programında şahsın tiyatrocular rolü ortaya çıkıyor özel tiyatrolar hemen peşine gidiyor.
    Bizim gençlerimiz spora alıştırmak için her dal için birer yarışma düzenleniyor. Mesela Futbol için kaleye degisik acilardan şut çekmek, vs gibi şartları belirleyerek bir yarışma düzenleniyor.
    Aileler spor akla gelince ya balerin, ya futbol yada yüzme akıllarına geliyor. Paraya dayali sporlardan söz etmiyorum.
    Yani ABD TV. Lehinde basketbol koçu gibi bir programdı bekliyoruz.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!