Sünnilik saldırı altında da Alevilik değil mi?

Sünnilik saldırı altında da Alevilik değil mi?

Türkiye'de din eleştirisi genelde Sünnilik üzerinden yapılır. Dini siyasete alet etmek, din adamı diye ortaya çıkan meczupların tuhaf işleri, en yetkili din adamlarının saçma sapan açıklamaları, akla durgunluk veren fetvalar, dinden menfaat devşirenler… Saymakla bitmez… Elbette bunlar Sünnilik değil, hele Türk Sünniliği hiç değil. Türk Sünniliği Emevi gericiliğine mesafeli duruşu, aklı ve hoşgörüyü merkeze alan yapısı, içkin bir Ehlibeyt sevgisiyle olduğu yerde duruyor. Kötü fiillerin kaynağı Türk Sünniliği değil, insanların bitmeyen hırsları, hastalıkları, sapkınlıkları…

***

Türk toplumu pek farkında olmasa da Alevi toplumunda da benzer manzaralar yaşanıyor. Aleviler arasında da yukarıda saydığımız hastalıklar var. Çünkü insan her yerde insan; zaafları, hırsları, hastalıkları her yerde aynı… Esasen Alevi toplumundaki hastalıklar, Aleviliği özüyle yaşayan toplumsal tabanda bulunmuyor. Çünkü Alevilik, kendini İslam’ın özünde konumlandırarak gönül temizliğini, doğruluğu, güzel ahlakı merkeze alan ve “insan-ı kâmil” inşa etmeyi hedefleyen bir inanç sistemi. “Ya Ali!” deyince gönlü pervaz vurup uçan, “Ya Hüseyin!” deyince iki gözü iki çeşme olan insanlarda kötülük olmaz. Doğal olarak Alevilik de olduğu yerde duruyor. Kötü fiillerin kaynağı Alevilik değil, insanların bitmeyen hırsları, hastalıkları, sapkınlıkları…

***

Alevi toplumunda yaşanan garipliklerin iki kaynağı var.

Birincisi Ali’sizler olarak bilinen Harici kesimin uydurduğu sapkın uygulamalar.

İkincisi ise Sünni kökenli sözde bazı ilahiyatçı-yazarların Alevi toplumunda yarattığı itikadi kirlilik.

Yakın dönemde yaşanan birkaç örnekle Aleviler arasında yayılmaya çalışılan kötülüklere ayna tutalım.

***

Geçmiş yazılarımı takip edenler bilirler. Yasadışı olmasına rağmen “Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini” unvanını kullanan Veliyettin H. Ulusoy, Haricilerle el ele vererek Alevi erkânlarını değiştirmiş, erkannamelerden Kur’an ayetlerini çıkarmış, cenaze namazını ve Fatiha okunmasını yasaklamış, sazlı-semahlı cenaze törenlerine yol vermişti. Hatta olmayan erkannameler uydurmuş, olanları da kaldırmıştı. Biz o dönemde bununla ilgili mücadele etmiş, Alevi toplumunu bu sapkın uygulamalar karşısında uyarmıştık.

[İlgilenenler veryansintv’deki geçmiş yazılarıma bakabilirler.]

İşte bu Veliyettin H. Ulusoy’un himayesinde çıkarılan bir dergi var: Serçeşme Dergisi. Bu derginin editörlüğünü uzun süre yapan Esat Korkmaz (ki kendisi Alevi değil Sünni kökenlidir), İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cem Evinde “Doğum günü erkânı” (?!!!) eğitimi vermeye başlamış. Erkanda bir de şarap içirmiş. Üstelik yanında İngiltere Alevi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı İsrafil Erbil olduğu halde.  

(Esat Korkmaz’ın uydurma eğitimini izlemek için tıklayın)

Artık bütün Harici takımının katıldığı bir törenle Veliyettin H. Ulusoy’un “doğum günü erkanı”nı da yürütür, şarap içerler, biz de izleriz.

***

Bazı Alevi etkinliklerinden konuşmacılık yapan Mehmet Turan, yaptığı açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla Aleviliği İslam dışında görüyor ve onun kökenlerini Göbeklitepe’ye kadar götürüyor. Bunu açıkça dillendirmesine rağmen, Alevilik adına düzenlenen etkinliklere davet ediliyor.

(Aleviliği, İslam dışında gördüğünü ifade ettiği bir konuşması için tıklayın)

İşte bu Mehmet Turan paylaştığı bir videoda doğum gününü kutluyor. Kutlamada rakı ile “çerağ uyandırıyor.” Çerağ uyandırmak Alevi cemlerinde önemli ritüellerden biridir. Belli kuralları vardır, ayet ve dualar okunur, böyle gelişigüzel hele ki rakıyla icra edilmez.

***

Cavit Murtazaoğlu adında bir sanatçı var, bir kısmınız muhakkak dinlemiştir. Sanatçı yönünü ben de beğenirim, arada dinlerim. Geçtiğimiz günlerde korona virüsü nedeniyle vefat etti. Kendisi İranlı ve Ehlihak (Yaresan) inancına mensup bir sanatçıydı. Yani Alevi (Kızılbaş veya Bektaşi) değildi.

Ölünün arkasından konuşulmaz ama konu Alevi kamuoyuna mal olduğu ve Alevilikle ilgili olduğu için paylaşmakta sakınca görmüyorum. Bundan birkaç yıl önce Hacı Bektaş Veli diye kendi portresini yaptırıp cemevlerine dağıtmaya kalkmıştı. Biz bu girişim konusunda Alevi toplumunu uyarınca giriştiği iş akim kalmış, başarılı olamamıştı. Eğer biz konuyu gündeme getirip, insanları uyarmasaydık Hacı Bektaş Veli diye kendi suretini Alevi toplumunda yayacaktı. Belki de birkaç nesil sonra onun suretini insanlar, Hacı Bektaş Veli sanacaktı.

Elbette bir kişi, kendi sureti ile Hacı Bektaş Veli’nin veya sevdiği birinin suretini harmanlayıp portre yaptırabilir. Ama evine asar, o kadar. Bunu toplumda yaymaya çalışmanın ne anlama geldiğini psikologlara ve zeki okuyucunun ferasetine bırakıyorum.

***

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Gençlik kollarının Alevitv diye bir youtube kanalı var. Kanal açılırken AABF’de etkin görevlerde bulunan ve “dede” (?!) olarak kabul edilen Cafer Kaplan bir açılış konuşması da yapmış.

(Cafer Kaplan’ı izlemek için tıklayın)

AABF gençliğine ait bu youtube kanalında yayımlanan bir videoda eşcinsel evlilikler meşru gösterilerek, eşcinsellerin de “musahip” olabilmelerine vurgu yapılıyor.

İzlemek için tıklayın

Bildiğiniz üzere musahiplik yani bilinen adıyla ahret kardeşliği Aleviliğin önemli kurumlarından biridir ve evli iki erkek arasında yapılır, eşleri de doğal olarak musahip kabul edilirler.

(Söylemeye gerek bile yok; Alevilikte eşcinsellik da büyük günahlar arasında sayılır.)

***

Aslında çok daha fazla örnek vermek mümkün ancak konu uzadı.

Sünni kökenli sözde bazı ilahiyatçı-yazarların Alevi toplumunda yarattığı itikadi kirlilik ise başka bir yazının konusu olarak kalsın. Bunların ortak noktası Alevileri İslam toplumu içinde hedef haline hale getirecek kirli bilgileri Alevi ağzıyla konuşup işlemeleri, daha sonra sırtlarını dönüp sözlerinin hilafına işler yapmaları.

Bu konuyu ilahiyatçı-yazar Mustafa Cemil Kılıç örneği üzerinden daha geniş bir şekilde kaleme almak yararlı olacaktır.

***

Evet, dostlar! Özetle sadece Sünni toplumunda değil, Alevi toplumunda da durum pek iç açıcı değil. Allah sonumuzu hayreylesin.