Suriye düğümünü kim çözer?

İsmet Hergünşen yazdı...

featured

Suriye’de birçok güçleri çatışma ortamına sokan rekabet alanında savaşın uzaması, Türkiye’nin ekonomik ve demografik kırılganlığına yol açtı.

RF (Rusya Fedarasyonu) ile ABD’den farklı öncelikleri olan ve siyasi açıdan üstünlük kazanmak isteyen Türkiye, hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağını bile düşürmüştü.

Kendine güven de olsa, düşüncesizlikten de olsa nükleer güce sahip olan bir devletle çatışmaya girme riskini göze almak, bir bölgesel savaşın patlak verme olasılığına işaret etmişti.

RF ile rejim ve isyancılar konusunda uzlaşmaz farklılıklar hala devam ediyor. Nitekim Soçi’de yapılan son zirvede, Rus tarafı Türk tarafına rejimle işbirliği yapılmasına yönelik tavrını bir kez daha ortaya koydu.

NATO müttefiki ABD ile Suriye’deki amaç ve araçlar arasındaki derin görüş ayrılıkları da, artık gün ışığında.

ABD yetkililerin gizlemeye bile gerek duymadıkları, kendilerinin de terörist olarak kabul ettiği PKK’nın uzantısı PYD/YPG ile operatif ve taktik sahadaki işbirliği, artık başka bir boyuta taşınmış vaziyette.

IŞİD merkezli politikalarıyla ABD askeri varlığını ve siyasi güvenini kazanan PYD/YPG büyük toprak kazanımları sağlarken, oldukça da güçlendi.

Bu yakınlaşma, hem isyancılar hem de Türkiye açısından en istenmeyen durumu yarattı.

ABD’nin mücadelesi görünürde IŞİD olsa da, denize çıkışı olan Irak’taki benzeri bir devletçiği Suriye’de de kurdurarak, kendine müzahir İsrail ve Ermenistan ile enerji kaynaklarını kontrol altında tutma isteğidir.

Türkiye’nin beklentisi; Ortadoğu’nun gerçekleriyle örtüşmeyen Baasçı rejimler ve monarşilerin yıkılarak, yerlerine Müslüman kitleleri içeren hükümetlerin iş başına geçeceği yönündeydi.

Ayrıca; bölgedeki gelişmeleri Suudi-İran rekabetine dayandırması da başka bir yanlışıydı.

İsyana para ve silah sağlayan bölge ülkelerinin aksine muhaliflere kucak açan Türkiye, kendisine yakın düşen ortaklar aradı ve onları güçlendirmeye çalıştı.

Türkiye’nin stratejisi; isyancıları güçlendirerek rejim üzerinde baskı kurmak ve sınır bölgeleri üzerinde güvenli bölgeler kurmak üzerine yoğunlaşmıştı.

Arap Baharı’nın ilk isyan döneminde Ankara, Şam rejimine küçük çaplı refomlar yapılmasını önermişse de, ABD dümen suyunda keskin bir politika değişikliği, Suriye’deki çıkarlarına büyük zararlar verdi.

Krizi yönetmekteki bölgesel ve uluslararası ortama dair hesaplama hataları sonucunda gelinen durum;

  • Beşşar Esad gitmemiş
  • Adana mutabakatı varken RF’le Soçi ve ABD’le Ankara mutabakatları imzalanmış
  • Kaos ortamından kaçan milyonlarca 1Suriyeli Türkiye’ye sığınmış
  • Neredeyse ülkenin yarısı ABD destekli PKK/PYD/YPG kontrolune geçmiş
  • Suriye Kuzeyi’nde terör örgütü mensuplarına meşru müdafaa kapsamında askeri operasyonlar yapılmış
  • Muhaliflere alan yaratılmaya çalışılmıştır.

Vize muafiyeti çerçevesinde AB ile imzalanan Geri Kabul Anlaşmaları ve hayata geçirilen Ortak Göç Eylem Planları da Türkiye’nin elini kolunu hepten bağlamıştır.

ABD ve RF’nin yanı sıra AB ve İran’ın yeni operasyonlara sıcak bakmaması, Türkiye’nin seçeneklerine kısıtlamalar getirse de, nihayetinde Türkiye bir sınır devletidir.

Kendi iç meseleleriyle bağlantılı gördüğü etnik yakınlıklar, zaman içerisinde Türkiye’nin yaklaşımlarında değişikliklere gitmesine neden oluşturmuştur.

Karar süreçlerini etkileyen yeni oluşumlar ne olursa olsun, Türkiye halihazırda en önemli dış ve muhalefet yanlısı bir aktör konumundadır.

Suriye’de kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için yapılması gereken;

  • Her iki ülke diyaloğu stratejik düzeylere taşımalı
  • Adana Mutabakatı şartlarına dönülmelidir.

Ayrıca Şam rejimi, Cenevre Barış Görüşmeleri’nde üniter yapının korunması zemininde sağduyulu argümanlar yaratılmasına olanak sağlamalıdır.

Son sözse; Beşşar Esad’a…

Tarihe Otokrat bir lider olarak mı? Demokrat bir lider olarak mı? geçmek istiyor, artık karar vermeli…”

1Milli Savunma Bakanı: 9 milyon Suriyeli’nin ihtiyaçlarını karşılıyoruz.

https://www.veryansintv.com/stratejik-derinlikten-siginmaci-acmazina/

 

Suriye düğümünü kim çözer?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

7 Yorum

  1. 1 ay önce

    “Tarihe Otokrat bir lider olarak mı? Demokrat bir lider olarak mı? geçmek istiyor, artık karar vermeli…” cümlenize katılmıyorum. Kimin demokrat kimin otokrat olduğuna karar verme yetkisi bize değil o ülkenin halkına aittir. Sınırlarınız emperyalizm tarafından çizildiyse, ülkeniz saldırı altındaysa, Büyük Ortadoğu Projesinin proje alanı iseniz demokrat olmaya pek zaman ayıramayabilirsiniz. (Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşamak için yürürlüğe koyduğu Takrir-i Sükun Kanunu gibi). Birisinin bir başkasına Amerikan usulü demokrasi ihraç etmeye hakkı yoktur. Sonuçta Ortadoğu’daki hiç bir ülke Norveç gibi şanslı değil.

    • 1 ay önce

      Yani katılıyorum da şu şu en tarafsız ve objektif görünen yayın kuruluşunda ki yoruma bakın? Yapsa yapsa bu yorumu sahte solcular yapar. Yani ABD bunca gücüne rağmen Türkiye sınırı kevgire dönmese halledemiyeceği ülkeyi Esad otokratlığıyla kurtardı değil mi? Yani akıllara ziyan bir yorum

      Cevapla
      • 1 ay önce

        Cümle düşüklüğü ve gramer hataları nedeniyle ne demek istediğinizi anlayamadım. Tarafsız ve objektif aynı anlamı taşır. Cümle içinde beraber kullanılmaz. Ki “kuruluşunda” kelimesine birleşik yazılır, ayrı yazılmaz. “Yoruma bakın” dan sonra soru işareti kullanılmaz. Sahte solcu tabirini kimin için kullandınız onu da anlayamadım. Kim kimi halledemeyecekmiş? Halledilemeyecek olan hangi ülkeymiş?

  2. 1 ay önce

    Cok acik ve anlasılır ozetlemissiniz durumu
    Ulkemizde tum partilerin mutabik oldugu partilerustu bir politika en saglikli politika olacaktir.
    Bunu daha once dusunen bir hukumet olsa idi halihazirda olan sıkıntilari yasamazdik.
    Esat otokrat veya demokrat. Biz isimize bakalim.

  3. 1 ay önce

    Sevgili Kardeşim.
    Baştan beri yapılması gereken,Defalarca tekrarlanan.Sınır ülkesi olarak Rejim ile sorunları cozmekti.Bop eş başkanlığına odaklanan zihniyet,her seferinde olduğu gibi yine aldandı,yine yanıldı.Makale ilgililere ders olur umarız.

  4. 1 ay önce

    Kaleminize sağlık. Konuyu güzel özetlemişsiniz.Başımızda BOP Eş Başkanı olduğu müddetçe bu sorunlar çözülmez. Diye düşünüyorum. Yerli ve Milli bir liderimiz olmalı. Bu BOP çikalı beri Orta Doğu belini doğrultamıyor.

  5. 1 ay önce

    Zaman gösterdi ki ,Suriye dış politikamız
    Amerika’nın tuzağına düşmüştür .
    faturayı ,Askerlerimiz ,genç evlatlarımız ve ekonomik olarak halkımız ödemektedir .

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!