Suudiler, BAE, Yunanistan, Mısır… Hepsi Hafterci oldu!

Türkiye ve Libya’nın Doğu Akdeniz’deki 'yetki alanı sınırlandırma anlaşması' Yunanistan’dan Mısır’a, S.Arabistan’dan BAE, ABD ve Rusya’ya kadar birçok ülkeden darbeci Hafter’e destek çağrıları geldi.

Suudiler, BAE, Yunanistan, Mısır… Hepsi Hafterci oldu!

Türkiye ile Libya arasında imzalanan ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması’ mutabakatı ile planları altüst olan çoklu ittifak, anlaşmayı boşa çıkarmak için diplomatik oyunlara başladı.

Yunanistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Hafter terör örgütünün siyasi uzantıları, anlaşmayı imzalayan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) meşruiyetini tartışmaya açmak için ardı ardına adımlar atıyor.

CIA yetiştirmesi Fransa ve CIA destekli darbeci general Halife Hafter’i Rusya’nın gönderdiği paralı askerler in koruması nasıl bir ittifak olduğunu da ortaya koyuyor.

ÖNCE YUNANİSTAN SONRA HAFTER

Yeni Şafak gazetesinden M. Şakir Saraç’ın haberine göreilk adım Yunanistan’dan geldi. Anlaşmanın imzalandığı güne kadar UMH elçisi ile muhatap olan Atina, mutabakat muhtırası imzalandıktan sonra U dönüşü yaptı. Önce Libya elçisini tehdit eden Yunanistan, ardından Hafter terör örgütünün siyasi temsilcileriyle diyaloğa geçti.

İkinci adımda ise Hafter’in kontrolündeki sözde Temsilciler Meclisi’nin başkanı Akil Salih, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir mektup yazdı. Mektubunda Türkiye ile imzalanan anlaşmayı kınayan Salih, 3 talepte bulundu:

1-Anlaşma yapılan UMH hükümetinin tanınırlığını geri alın.

2-Hafter kontrolündeki Temsilciler Meclisi Hükümeti’ni tanıyın.

3-Türkiye ile imzalanan anlaşmayı yok sayın.

ONU TANIMA BİZİ TANI

Akil Salih, benzer bir mektubu Arap Birliği Genel Sekreterliği’ne de gönderdi. Salih, Arap ülkelerinden ‘anlaşmayı yok saymalarını’ ve ‘kendilerini muhatap almalarını’ istedi. Hafter’in adamı Salih sadece mektupla da kalmadı.

Suudi Arabistan’ın davetiyle Riyad’a giden Salih önce Kral Selman tarafından kabul edildi. Görüşmeye Prens Naif bin Abdulaziz ile Dışişleri Bakanı, Şûra Konseyi Başkanı, Devlet Bakanı, Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Afrika Ülkeleri Devlet Bakanı katıldı. Salih’in Veliaht Prens Muhammed Bin Selman ile de görüşeceği ve atılacak adımlara son şekillerin verileceği iddia edildi.

MISIR DA DEVREYE GİRDİ

Atina ve Hafter cephesinden bu adımlar gelirken, darbeci Sisi’nin yönettiği Mısır da kervana katılmakta gecikmedi. Libya ve Türkiye’ye karşı harekete geçen Kahire, hem Arap Birliği hem de Afrika Birliği’nde lobi yapıyor. Sisi yönetimindeki Mısır, BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) lideri Fayez el-Sarraj’a baskı yapılarak Ankara ile yaptığı anlaşmadan vazgeçmesinin sağlanmasını istiyor. Kahire’nin Arap, Afrika ve Akdeniz başkentlerine ilettiği mesaj, Türkiye ile el-Sarraj hükümeti arasındaki herhangi bir deniz işbirliği anlaşmasının ‘iki egemen devlet arasında bir anlaşma olarak kabul edilemeyeceği’ şeklinde oldu.

‘TANIMAYIZ’ ŞANTAJI

Mısır basınındaki haberlere göre Kahire, Libya lideri el-Sarraj’a “Geçici bir hükümetin başı olarak sınırlı yetki alanının ötesinde herhangi bir anlaşmaya imza atma. Aksi halde Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni artık tanımayacağız” mesajı iletti. İsim vermeyen bir Mısır yetkilisi, “Türkiye’nin el-Sarraj üzerindeki artan etkisini izliyoruz ve Türkiye’nin Libya’ya gönderdiği silah ve militanları takip ediyoruz. Kendisiyle bunun hakkında konuştuk. Fakat bu askeri anlaşma ile çok ileri gitti” dedi. BAE ve Suud medyası da Mısır’ınkinden farksız. Haberlere göre BAE ile Suudi Arabistan, Arap ve Afrika ülkeleri nezdinde girişimlerde bulunarak Hafter’in meşruiyetini tanımalarını istiyor.

ABD ve RUSYA İTTİFAKI

Doğu Akdeniz’de Yunanistan, Libya’daki iç savaşta da darbeci Halife Hafter yanlısı politika izleyen ABD, Dolmabahçe Mutabakatı sonrası Türkiye’nin karşısında konumlandı.

ABD Dışişleri Sözcüsü, “Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasındaki anlaşma bölgede gerginliklere neden oldu, faydalı değil ve kışkırtıcı” dedi. ABD sözcüsü ayrıca, “Doğu Akdeniz’de hassas bir zamanda gerilimi artıracak eylemlerden kaçının” çağrısı yaptı.

Washington ek olarak, “Bu gelişmeler, Libya’daki çatışmanın daha geniş bölgesel boyutlara girme tehlikesini ve tüm tarafların müzakere edilen bir anlaşma üzerinde çalışması için acil ihtiyacı göstermektedir” ifadelerini kullandı.

Rusya Dışişleri Sözcüsü Maria Zaharova ise mutabakat metnini incelemediklerini, anlaşmanın uluslararası standartlarla çelişmediğini belirtmesine karşın, darbeci Hafter’e desteğini de ihmal etmedi. Zaharova, mutabakatın Hafter’e karşı savaşında Türkiye’nin Trablus’taki hükümete askeri desteğini yasallaştırma girişimi olduğunu ve silah ambargosunun açık bir ihlali olduğunu iddia etti. Rus paralı asker şirketi Wagner’in son aylarda Hafter güçlerine destek için bine yakın özel kuvvet personelini Libya’ya gönderdiği biliniyor.

DARBE GİRİŞİMİ

Akdeniz’de Türkiye karşıtı blok tarafından desteklenen Hafter güçleri, Trablus çevresindeki hatları yaramayınca içeride darbe yaptırmaya kalkıştı. BM tarafından tanınmış meşrû Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Merkezi’ne dün silahlı militanlarca baskın girişiminde bulunuldu. UMH Lideri Fayez el-Sarraj ile milletvekilleri binadan güvenle çıkarılırken, bölgeyi koruyan UMH güçleri saldırganları etkisiz hale getirdi. Çok sayıda zırhlı aracın bulunduğu başkanlık binası çevre sinde silah sesleri uzun süre susmadı. Gelişmelere ilişkin UMH’den henüz bir açıklama yapılmadı.

Hafter güçleri, darbe girişimiyle eşzamanlı olarak Trablus’a yönelik top atışları da yaptı. UMH ordusu bu saldırılara karşılık verdi.

Libya Devlet Yüksek Konseyi, Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım’da imzalandığı duyurulan ‘Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası’ ile ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat’ın, Libya’nın kaynaklarının korunması bakımından önemli olduğunu bildirdi. Konsey tarafından yapılan yazılı açıklamada, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi’nin herhangi bir ülkeyle, özellikle de Libya’nın kaynaklarını koruyacak ve güvenliğini artıracak olan mutabakatlar imzalama hakkı olduğu vurgulandı. Bazı ülkelerin (Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) bu mutabakatları kınamalarının garip karşılandığının kaydedildiği açıklamada, söz konusu ülkelerle ortak ilişkilerin geliştirilmesine önem verildiği ifade edildi.