Taliban kızları niye istedi?  

Nihat Genç yazdı...

Taliban kızları niye istedi?  

BİR

Bu sabah yine medyayı kolaçan ettim yüzüne tükürülecek tokatlanacak bir mevzu bulamadım. Aynı adamlara da tekrar tekrar olmaz, bırakalım bir kaç gün dinlensinler!

Arızalarıyla meşhur bir bok adam var Sevan Nişanyan diye Talibancılıkta Doğu Perinçek'le yarışıyor.

Hayat da artık çok tuhaf demeyelim, çok zengin çok çeşitli diyelim.

Perinçek'le Nişanyan'ı aynı mevziye getiren şey nedir?

En cins ben olacağım 'tütsüsü' 'bağımlılığı' nedir merak edelim!

Bu arıza arkadaşlara da parayı görünce dini kitabı satan İslamcılar'a verdiğim aklı nasihatları düşündüm.

Parayı görünce Allahını satan islamcılara dedim ki... Bakın, bol yürüyüş yapın. Düzenli tempolu yürüyüş kaslarınızda adrenalin ortaya çıkartır. Bu da bir mutluluktur, kısa günün karı. Böyle böyle kısa kısa küçük mutluluklarla hayatınızı sürdürür dinden imandan da olmazsınız!

Çünkü, şayet bedeniniz mutluluğu kaslarınızla yakalayamıyorsa bu sefer beyin dopamin ihtiyacını ya uyuşturucudan karşılayacak ya da kendine travmatik sert çatışma tehlikeli maceralar arayacak.

Nihat Genç 12 eylül öncesi anarşist ortamı yaşamış bir kardeşiniz. Silah çeken kullanan arkadaşların yaşadığı korku anlarına neden çok bağımlı olduğunu o korku anlarını neden çok çok sevdiklerini çok sonra psikiyatri okuyarak anladım.

Mesela uyuşturucu kullanmayan ama uyuşturucu satan mafya adamları 'yakalanacağım korkusunu' çok severler.

Her an yakalanma korkusu onların mutluluk ilacıdır!

Mesela diyorum, İslamcılar, Tayyip Erdoğan, Süleyman Soylu, Binali Yıldırım, vb. beyinleri sürekli heyecan hareket merak korku endişe içinde yani biteviye dopamin salgılar!

En sert uyuşturucuların kokainin beyne salgılattığı insana geçici olarak yaşattığı iyilik güzellik hissini bir çok İslamcı siyasetçi her an yaşar!

Bu deli gibi para harcayan İslamcılar'a dedim ki, mehtabı seyredin, güzel manzaralar, tepeler dağ başları, uzun geziler ya da klas şiirler okuyun ve ya da filmler izleyerek mutluluğu küçük dozlarda yaşayın.

Yoksa ben bir anda dünyanın en mutlu adamı olacağım bir anda bütün güzellikler iyilikler içime dolsun derseniz sonunuz çok kötü olur!

Sonunuz iflas etmiş sokağa düşmüş ailesinin ve en yakın arkadaşlarının dahi terk ettiği uyuşturucu müptelalığı bekliyor!

Bu yüzden mutluluğun ayarını bozmayın!

Mutluluk kafaya çekilen burundan çekilen bir şey değildir!

Beyne kezzap dökmek sadece uyuşturucuyla olmaz!

Beynin aklın izanın anlayışın kaldıramayacağı sert ağır travmatik laflar da beyne dökülen kezzap gibidir.

Rica edeceğim mutluluğu başka yerde arayın.

Mesela yobazlar da dinlerini çok sevdikleri için değil kendilerini galeyan linç saldırı anlarında çok mutlu hissederler!

Ona buna saldırıp tehlike ve heyecan yaratır ve bu sebepsiz coşkuları mutluluk sanırlar!

Ancak bir gün dolmadan acil şekilde beyin yeni bir korku heyecan coşku ister!

Ve biz de bu bağımlılarda ömür boyu uğraşır dururuz!

Yakayı ele vereceğim korkusu beyinde dopamin salgılar, yani beyin mutlu olmak için arıza arar karanlık arar, bela arar, çatışma arar.

Aslında İslamcı kardeşimizin bağımlılık hastalığı yemeğe doymamak ve milyon dolarları yığmaktan da öte aşırı şehvet aşırı ihtiras aşırı iştah hiç değil!

Allahı satmak gibi günah işlemek gibi kendini cehennemin ateşlerin içine atarak...

İşte bu kardeşler de böyle dopamin salgılayıp mutlu oluyorlar.

Bakın Taliban ne kadar küçük şeylerle mutlu olabiliyor, çarpışan arabalara binip çocuklar gibi sevindiler!

Yani parasıyla yiyilen baklavanın tadından insanı daha mutlu eden çalınmış baklavalı yemek!

Çatışmasız işgal edilen bir şehrin önünde.. Düşünün ölümle savaşla burun burunasınız ve şehir direnmiyor size teslim oluyor. Mutluluğun sebebi çarpışan arabalar mı yoksa, içinizde galeyana gelmiş korkuların bir anda patlaya patlaya coşkuya dönüşmesi mi?

Bu yüzden, bugünkü tavsiyem, Sevan Nişanyan ve Doğu Perinçek bol bol yürüyüş yapın!

Açılırsınız!

Olmadı, siz de içinizdeki korkuları çarpışan arabaların sevincine dönüştüren küçük coşku patlamaları yaşayın!

Ekmeğinizi ve karizmanızı kaslarınızla kazanın!

En tehlikeli lafı ben ettim, en arıza benim, en çok benin lafımı konuşacaklar, diye, ortaya zıplayan bu ağbilerin bu lafları proaktif maddeler gibidir!

Yani siyasi duruşları ve lafları beyin için sadece bahanedir, çarpışan arabaların Taliban'a bahane olması gibi.

Taliban'ı sahiplenen kucaklayan bu arıza laflar bir muhakemenin sonucu, hiç değil!

Beyin kimyalarının uyuşturucu bağımlılığı Nişanyan'ı da Perinçek'i de kendi çarpışan arabalarına bindirmiş işte, bırakalım eğlensinler!

Daha iyi anlaşılsın diye, mesela deli gibi baba parası harcayan bir genç için mutluluk fazla para harcaması her istediğini hemen alıvermesi değil.

Babasının onu haşlaması, ailesinin karşı çıkması gibi arıza durumların beyninde aşırı gerginlik ve sonrası heyecan coşku patlaması yani dopamin salgılamasıdır! Yani bu ağbiler bu laflarına uyuşturucu yerine geçen ağır sert karşılıklar geleceğini çok iyi bilecek zekadalar!

Ve bir kez o salgının mutluluğunu tadmasın insan?

Artık o tamahkar İslamcı milyar dolarlar ele geçirse yine mutlu olmayacak gerçek şudur ki uyuşturucu hissi yaratan tamahkarlığa bağımlı hale gelecektir!

Kara paranın, beleşin, kelepirin, bedavanın, çökmenin, ele geçirmenin beyindeki heyecanı sevinci coşkusu o paranın ve malın değerinden kat kat kat fazladır!

Günümüz şeyhleri liderleri tarikatları gibi.

Yoksa, bir uyuşturucu müptelası sokağın dibinde sadece kendini mahveder, oysa, sizlerin bağımlılığı bir toplumu, siyasi değerleri, insanlık değerlerini mahvediyor!  

İKİ

Neyse!

Akit Gazetesi'nde bir haber. İngiliz Başbakanı Tony Blair'in baldızı müslüman olmuş ve İstanbul'da yaşıyor. Müslümanlara da akıl veriyor. Hatta tiyatro yapıyormuş.

Dikkatimi çekti aynı oyun içinde onaltı ayrı rolü kendisi tek başına oynuyormuş.

Müslüman olmuş bir İngiliz'i ne kadar güzel anlatıyor, on altı rolü tek kişinin sahnede oynaması!

Bu müslüman olmuş İngiliz kadınları Ürdün'de ve Körfez ülkelerinde fazlasıyla bol bol görünce önce çok şaşırdım.

Pakistanlı ve Hintli müslümanlarla neden hiç evlenmiyorsunuz istisnasız hepiniz neden Arap zenginlerle evleniyorsunuz diye sormayın.

Ama hayat hikayeleri hep aynı. Gençlikleri uyuşturucu ya da fazla rahat geçmiş ve kırkını geçtikten sonra imana gelip müslüman olup sonra bir zengin Arap bulup evleniyorlar!

Ve müslüman olunca da ilk işleri batılı hayat tarzına karşı çıkmak.

Batı'da ahlak bitti, demek.

Tony Blair'in baldızı da olunca çok dikkat çekici çok şöhretli bir müslüman oluveriyor!

Artık kaç zamandır müslümanlığın tarihini güzelliklerini ahlakını müslüman olmuş bu Batılı kadınlardan öğreniyoruz!

Yediği önünde yemediği arkasında büyükçe bir malikanede oturan zengin bir Arapla evli bir müslüman İngiliz kadın bizimle uzun uzun İslam'ı konuştu. Bayağı bize İslam'ın sonsuz güzelliklerini anlattı. Ve altındaki araba ve müstakil evi görünce. Nasrettin hocanın fıkrası geldi aklıma. Adam çorbadan her kaşığı ağzına attıkça öldüm öldüm öldüm diyor ya.. Hoca da elinden kaşığı alıp, be adam şu kaşığı ver de biraz da biz ölelim...

Hatırlayın bir çok İngiliz genç kız ülkelerinden kaçıp İşid'e katılmışlar ve sonra yaşadıkları felaketler üstüne felaketler belgesel dahi olmuştu.

Herhalde şimdi moda olmakta olan Taliban'ın egzotikliğine koşacak bir yığın Batılı müslüman kadın çıkabilir.

Üstelik Afganistan uyuşturucunun da cenneti!

Zaten Taliban'ın elinde yeterince kadın kız stoku yokmuş.

Girdikleri ilk şehirde ahaliden 15 yaşını geçmiş kızlarını ve kırkını geçmemiş dulları kendilerine vermelerini istemiş.

Yani Taliban'la ilişkileri düzeltmek için eski imparatorluk diplomasisi gibi biz de Ajda Pekkan'ı Seda Sayan'ı Sevilay Yılman'ı Nagehan Alçı'yı göndersek, yüzlerine bakmazlar, hatta bizim derya kuzusu güzellerimize kapıcılık yaptırırlar, üstlerine 15'lik kuma üstüne kuma alırlar!

Yalnız, sorun sadece kadın-kız bulamama sorunu değil.

Şöyle, Afganistan'da görev yapan Amerikan Ordusu'nun elinde kayıtlara geçmiş şaşırtıcı şekilde çok olan 'oğlancılık' vakaları var.

Yani Taliban'ın oğlan ihtiyacı da var!

Vallahi, Taliban kardeş, yine ayakların üstüne düştün, burada elimizde mebzul miktarda oğlan var.

Engin Ardıçlar Rasim Kütahyalılar, Abdulkadir Selviler, şöyle bir tır dolusu önden ve acil ihtiyaçlar için gönderelim, sonra, sen zevkine ve ihtiyacına göre kaşı gözü kalçası boyu posu endamı ölçülerini siparişini verirsen.

Narko için kalkan kuru yük gemilerimiz uçaklarımız boş dönmesinler hani!