Taliban’ın '11 Eylül' hükümeti

Barış Adıbelli yazdı...

Taliban’ın '11 Eylül' hükümeti

Sonunda beklenen açıklama geldi ve Afganistan’da Taliban geçici yeni hükümeti dünya kamuoyuna duyurdu. Taliban’ın kurucusu ve ABD’nin 11 Eylül’den sonra Usame bin Ladin ile birlikte bir numaralı düşmanı olan Molla Muhammet Ömer'in yakın yardımcısı Muhammet Hasan Ahund başbakan olarak atandı. Ancak yeni başbakan BM’nin yaptırım uygulanan kişiler listesinde yer alıyor.  Uzun süre ismi liderlik için geçen Abgül Gani Birader ise başbakan yardımcısı olarak atandı. Mevlevi Emir Han Muttaki ise dışişleri bakanlığına atandı. Yine Molla Muhammet Ömer’in oğlu Molla Yakup da Savunma Bakanlığı görevine getirildi. İçişleri Bakanlığı görevine ise Afganistan’daki birçok kanlı bombalı saldırıdan sorumlu tutulan ve ABD’nin en tehlikeli terör örgütlerinin başında saydığı  Hakkani örgütünün lideri Sirajuddin Haqqani atandı. Sirajuddin Hakkani FBI'ın "en çok arananlar" listesinde yer almakta ve başına 10 milyon dolar ödül konmuş durumdadır. Ayrıca Mülteciler Bakanlığına da Sirajuddin Hakkani’nin amcası Halil Hakkani atandı. Geçmişte El Kaide ile olan ilişkileri nedeniyle ABD tarafından başına 5 milyon dolar ödül konmuş durumda. Görüldüğü üzere yeni Taliban hükümeti tam manasıyla bir yıldızlar karması.

11 Eylül saldırılarının 20. yıldönümünün yaklaştığı şu günlerde Biden yönetimi bu durumu Amerikan kamuoyuna ve 11 Eylül saldırılarının kurbanlarının yakınlarına nasıl izah edecek açıkçası merak konusu.

Tüm dünya Taliban’dan, kadınların, aşiret gruplarının ve farklı düşüncede olan insanların oluşturduğu geniş tabanlı bir hükümet beklerken, ortaya çıkan yeni hükümet açıkçası dünya kamuoyundaki bu beklentilere karşı açıkça bir meydan okuma olmuştur. Bu tabloyu gördükten sonra insan kendi kendine diyor ki Usame bin Ladin bugün yaşıyor olsaydı büyük ihtimalle bu hükümette bir bakanlık koltuğu kapabilirdi.

Sonuç olarak beğensek de beğenmesek de geçici bir hükümet kuruldu. Bundan sonra bu geçici hükümetin Afganistan’ı geçiş sürecinden kazasız belasız nasıl çıkaracağı önemli. Hemen belirtmek gerekir ki bu hükümet geçici bir hükümet yani asıl hükümet kurulana kadar görev yapacak. Bu kadar hızlı bir şekilde hükümetin kurulması da anlamlıdır. Zira hükümetsiz geçen her dakika Afganistan’ı iç savaşa bir miktar daha yaklaştırıyor. İşin ilginç yanı uluslararası toplumun Afganistan’da bir hükümetin kurulması konusunda çok yavaş hareket ediyor olmasıdır. Bu durum da ister istemez akıllara bir takım soru işaretlerinin belirmesine neden oluyor. Sanki birileri Afganistan’da alternatif veya bir denge oluşturacak ikinci bir güç merkezi arayışı içerisinde. Pençşir direnişi böyle bir amaç taşıyordu. Ahmet Mesut’un direniş cephesi Taliban’ı dengeleyecek, kontrol edecek hatta frenleyecek bir mekanizma olarak düşünülüyordu ki Taliban burayı ele geçirerek Batı’nın bu fantezisini de ortadan kaldırdı.

Öte yandan Taliban’ın kendi içindeki dengeleri de anlamak zorundayız. Dolaysıyla Taliban büyük bir hareket ve içerisinde farklı gruplar, akımlar var ve bunları da memnun etmek zorunda. Ayrıca eski kuşak kimi liderler, mensuplar ve mollaların ABD ile uzlaşılmasına başından beri karşı çıktığı da biliniyor. Öte yandan özellikle Taliban üyeleri “zafer bizim zaferimizdir” diyerek diğer aşiret gruplarının ve mücahit yapılarının dahil olduğu geniş tabanlı bir hükümetin kurulmasına karşı çıkıyorlar. 11 Eylül sonrası ABD’nin Taliban’dan iktidarı haksız yere gasp ettiğini, bugün de Taliban’ın iktidarı tekrar geri aldığına vurguda bulunarak bu süreçte hiçbir katkısı olmayan ve 11 Eylül öncesi iktidarın ortağı ve parçası olmayan mücahitlere ve aşiretlere bu yeni iktidardan bir pay yok deniyor. Bir başka deyişle Taliban, yirmi yıldan beri ABD’ye karşı sürdürdüğü cihadı tek başına kazanması nedeniyle kendisini “savaş ganimetinin” tek sahibi olarak görüyor.