Tarikatlar çocuklarımızı devşiriyor

Tarikatlar çocuklarımızı devşiriyor

İsmail Saymaz’ın “Kimsesizler Cumhuriyeti”[1] ve “Şehvetiye Tarikatı”[2] kitapları tarikatlar tarafından taciz edilen, dolandırılan, kullanılan, sömürülen, tecavüz edilen, hakları gasp edilen insanlarımızı, gençlerimizi, küçücük çocuklarımızı konu alıyor.

Küçük hacimli ve son derece etkili olan bu kitaplar Türkiye’de tarikat sorununa dikkat çekiyor, kanayan vicdanlarımıza sesleniyor, yetkili sorumluları göreve çağırıyor.

Kimsesizler Cumhuriyeti’nde; Konya Taşkent’te doğalgaz patlamasında yiten on sekiz kız çocuğunu, Adana Aladağ’da yanarak köze dönmüş on iki kız çocuğunu, Karaman’da tecavüze uğrayan on erkek çocuğunu, Kütahya’da bir kolunu kıyma makinesinde bırakan on iki yaşındaki Nurettin’i ve Adıyaman’da bir ortaokul pansiyonunda ırzına geçilen çocukları okuyoruz.

Devletimizin tüm bunlar yaşanırken ne yaptığını, daha doğrusu ne yapmadığını görüyor, şaşkına dönüyor, insanlığımızdan utanıyor ve irkiliyoruz.

Kızı yanarak can veren acıklı babanın söylediği gibi; “Devlet olsaydı biz böyle olmazdık abi.”

Şehvetiye Tarikatı’nda; sahte evliya tarafından sömürülen bir kadın hâkimi, Açıkgöz’ün cinleriyle gerçekleşen hazine arama çalışmalarındaki dolandırıcılığı, sözde tekkede Badeciler tarikatında ve şeyhin hareminde yaşanan sapkınlıkları, tecavüzleri, tacizleri okuyoruz.

“Korunmaz’a göre tarikatlarında mertebe elde etmek ve yükselmek isteyenler, kendisiyle oral seks yapmalıydı. Eyleme “badelenmek” adını vermişti. Ayrıca zikirde kendisinden geçen erkek ve kadın müritlerle ilişkiye giriyordu. Bu da ‘tabi olmak’ demekti.”

***

Batı tarafından kuşatılmaya çalışılan ülkemizde insanlarımızın psikolojileri bozulmaya, toplum içerisinde kaoslar yaratılmaya ve önemli kişilerin yönlendirilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz.

Toplumun yapamadığını, devletin sağlayamadığını, ailenin veremediğini FETÖ ve benzeri tarikatların yaptığını, sağladığını ve verdiğini görüyoruz.

Vatandaşlarımız tarikatlar vasıtasıyla iyileştiklerini sanıp tuzağa düşüyorlar.

Önce akıl sağlımızı bozuyorlar, işsiz bırakıyorlar, çaresiz hissettiriyorlar, ruhani-hayali uydurma bilgilerle korkutuyorlar sonra tarikatların kucağına atıyorlar. Psikolojimizi bozuyorlar ardından tarikatlar eliyle bizleri devşirip içinden çıktığımız millete düşman ediyorlar.

Çocuklarımızı İngiliz, Amerikan, Alman, İsrail ajanı yapıyorlar.

Türkiye’de tarikatların eleman devşirmekte kullandığı profesyonel şahıslar her köşe başında karşımıza çıkıyor.

Bize çok fazla ilgi gösteriyorlar, kendimizi çok değerli hissettiriyorlar.

İş veriyorlar, aş veriyorlar, hatta eş veriyorlar.

Bu modern zorlu hayatta endişelerimizi, kaygılarımızı, tasalarımızı azaltıyorlar. Yalnızlığımızı paylaşıp güçlü grup aidiyeti yaratıyorlar.

Açıkçası bu tarikatlar zihni olarak bizi iyileştiriyor, rahatlatıyor fakat bu sırada vatandaşlığımız, ülkemize duyduğumuz sadakat, milliyetçiliğimiz ve vatanseverliğimiz parçalanıyor.

Çocuklarımız bilerek veya bilmeyerek düşmanlarımıza çalışan ajanlar haline getiriliyor.

***

15 Temmuz ardından iyice ortaya çıkan FETÖ gerçeği, ne yazık ki birtakım siyasi ve şahsi çıkarlar uğruna eksik ve yanlış değerlendiriliyor.

Fiili mücadelede birçok sorun yaşanmakla birlikte fikri-zihni düzlemde neredeyse hiçbir yol alınamıyor.

FETÖ’den boşaldığı sanılan makam ve mevkilerin yine diğer FETÖ benzeri tarikatlarla doldurulduğuna dair birçok gözlem ve yorum bulunuyor.

FETÖ sonrası kamusal alana göz diken birtakım tarikatların etkinliklerini arttırdığı görülüyor.

FETÖ ve benzeri tarikatlar eğitim, sağlık, ticaret ve medya gibi alanlardaki örgütlenmeleriyle çok güçlü bir ekonomiye sahip. Küresel çapta çeşitli dernekleri mevcut.

Bu tür yapılarda bilgi kaynağı olarak hurafelere, rüyalara, rivayetlere, kerametlere, hikâyelere başvuruluyor.

Birçok insanımız sömürülüyor, cinsel ve ekonomik istismarlar yaşanıyor.

***

Siyasal İslam ideolojisinin meşruiyet kaynağı haline getirdiği tarikat ve cemaat yapıları kontrolden çıkarak yerli-yabancı politik bağlantılarıyla devleti kontrol etme sevdasına tutulmuş vaziyette. Öyleki en sonunda kendilerini kullananlara karşı bile tehdit oluşturmaya başladılar.[3]

1985 yılından itibaren cemaatler din öğretimi ve maneviyat eğitimlerini aşarak sahip oldukları insan kaynaklarını ticari kazanımlar elde etmek için harekete geçirmeye ve devlet bürokrasisinde gizlice örgütlenmeye koyuldular.[4]

2006 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), Türkiye’de tarikat şeyhi veya lideri sayısının 5 bin olduğunu, bunların çeşitli yabancı devletler tarafından desteklendiğini ve mutlaka denetlenmeleri gerektiğine dair raporlar hazırladı.[5]

28 Kasım 2019 tarihinde ise önemli bir ayrıntıyı Veryansın TV yakaladı:[6]

DİB Başkanı Erbaş, 6. Din Şurası Kapanış Programı’nda tarikat ve cemaatlerin denetlenmesi gerektiği yönünde üstü örtülü bir mesaj verdi.

“Dini kültürel oluşumlar ve dini sosyal teşekküller çoğunlukla toplumsal hayatın olağan seyri içerisinde meydana gelen oluşumlardır. Bu oluşumlar üzerinden yanlış ve maksatlı bir biçimde dinin olumsuz temsilinin zuhur etmemesi ve dini inanç ve değerlerin istismar edilmemesi için söz konusu grupların şeffaf bir yapıya kavuşturulması ve denetime açık hale getirilmesi önem arz etmektedir” diye konuştu.

Ayrıca aynı şurada konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; “FETÖ ve DEAŞ tecrübesi her türlü din istismarına karşı samimi bir mücadele içinde olmamızı gerekli kılıyor. 15 Temmuz ihaneti sonrasında insanlarımız arasında oluşan teyakkuz halini iyi yönetmemiz gerekiyor. İçinde bulunduğumuz vasatı yeniden bir silkinme, toparlanma, sahih İslam anlayışıyla bağlarımızı güçlendirme vesilesine dönüştürmeliyiz. Dinini sağlam kaynaklardan öğrenen bir mümin, aklını ve idrakini bir başkasına kiralamayacak, din istismarcısına fırsat vermeyecektir.”[7] diyerek konunun önemini vurguladı.

Türkiye’de tarikat sorunu cinsel, ekonomik istismarlarla birlikte milli güvenliğimiz açısından da büyük bir tehlike arz ediyor, yetkili sorumluları göreve çağırıyor.

Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgiye 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde yayımlanan “Tarikatların Gizli Psiko-Politik Yüzü”[8] başlıklı yazımdan ulaşabilirsiniz.

 

[1] İsmail Saymaz, Kimsesizler Cumhuriyeti, 2. Baskı, İletişim, İstanbul, 2019.

[2] İsmail Saymaz, Şehvetiye Tarikatı, 6. Baskı, İletişim, İstanbul, 2019.

[3] Oktay Yıldırım (Haz.), Diyanet’in Tarikatlar Raporu, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2019, s.9.

[4] Oktay Yıldırım, a.g.k., s.26.

[5] Oktay Yıldırım, a.g.k., s.10.

[6] https://veryansintv.com/ayrintiyi-veryansin-tv-gordu-diyanetin-tarikatlar-raporu-hayata-mi-geciyor/

[7] https://tccb.gov.tr/konusmalar/353/113728/6-din-surasi-kapanis-programinda-yaptiklari-konusma

[8] https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/tarikatlarin-gizli-psiko-politik-yuzu