Tayvan’da sular bir türlü durulmuyor

Dr. Barış Adıbelli yazdı...

featured

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin tüm uyarılara rağmen Tayvan‘ı ziyaret etmesi ve ziyaret sonrası Çin’in adayı fiili olarak abluka altına alması ve tatbikat başlatması Asya-Pasifik bölgesinde İkinci Dünya Savaşından beri kurulu olan güç dengesini bozmuştur.

Çin’in 1949’dan beri adeta bir kan davası, bir namus davası ve devrimin kapanmamış sayfası olarak gördüğü Tayvan meselesi sahip olduğu hassasiyet nedeniyle 1971’den beri Çin-ABD ilişkilerinde her zaman önemli bir yer işgal etmiştir. 1971’den beri Çin ve ABD, Tek Çin Politikasını desteklemekte ve paylaşmaktadırlar. Ancak bugün gelinen noktada ABD, Tek Çin Politikasını kâğıt üzerinde desteklerken fiili olarak tam tersini yapmaktadır.

Pelosi’nin ziyareti Tayvan konusundaki ezberleri bozmuş, Tayvan’ı görev başında herhangi bir siyasinin ziyaret edemeyeceği tabusunu yıkmıştır. İşte; Çin’in öfkesi ve endişesi bu noktada başlıyor. Çin, bu ziyaretin emsal olacağına ve bundan sonra Tayvan’a ziyaretlerin artacağına işaret etmektedir. Çin’i haklı çıkaran gelişme 15 Ağustos’ta Senatör Ed Markey liderliğindeki bir ABD Kongre heyetinin Tayvan’ı ziyaret etmesi olmuştur. Heyetteki üyelerin hepsi Kongre üyesi ve aynı zamanda savunma ve dışişleri komisyonu üyesi ve aktif görevdeler. Çin, bu ziyaret üzerine vakit kaybetmeden tatbikatları uzatma kararı aldı.

Öte yandan, gelen haberler İngiliz milletvekillerinin de yakın zamanda Tayvan’ı ziyaret edeceği yönünde. Dolaysıyla, Çin, Pelosi’nin gezisinin Tayvan’ı dünyaya açtığını ve bağımsızlık için bir kapı araladığına inanıyor. En başından beri Pelosi’nin ziyaretinin bir zımni tanımaya vesile olacak bir gelişme gözüyle bakmış durumda.

Bu bağlamda, Çin, geçtiğimiz hafta Tayvan ile ilgili “Tayvan Sorunu ve Çin’in Yeni Dönemde Yeniden Birleşmesi” başlıklı Beyaz Kitabı yayınladı. Bu resmi beyaz kitapta özellikle Tayvan’ın Çin’e ait olduğunu ispatlayan belgelerden ve tarihi kanıtların bahsedilmektedir. Beyaz kitap, adeta Çin’in Tayvan konusunda bir manifestosu, bir yol haritası ve nihayetinde bir ültimatomu olarak görülmektedir.

Tayvan ise Çin’in tüm iddialarına karşı çıkmakla beraber özellikle Çin’in barışçıl birleşmeyi üzerine tesis ettiği bir devlet iki sistem formülünü de geçtiğimiz günlerde bir kez daha Tayvan liderinin ağızından reddetti. Çin’in saldırgan eylemelerine Tayvan’ın vereceği yanıt ABD’den daha fazla silah almak şeklinde ortaya çıkacak. Zaten Ukrayna savaşı nedeniyle fazla mesai yapan Amerikan silah şirketlerinin keyfi oldukça yerinde.

İlginçtir, Biden yönetimi, Pelosi’nin gezisinin siyasi sorumluluğunu almadı. Beyaz Saray’ın yaptığı açıklamada siyasi sorumluluğun Pelosi’nin kendisine ait olduğunu söyledi. Ayrıca Pentagon sözcüsü de tek Çin politikasını desteklediklerini ve Tayvan’ın bağımsızlığını desteklemediklerini açıkladı.

Bir başka ilginç nokta Pelosi’nin Tayvan ziyareti resmi olarak Tayvan tarafından kamuoyu ile paylaşılmadı. Benzer bir durum da 15 Ağustos’ta Tayvan’ı ziyaret eden Kongre heyeti için de oldu. Heyetin ziyareti Tayvan kamuoyuyla paylaşılmadı. Bunun gerekçesi olarak uygulanan diplomatik protokolün ön plana çıkmasının istenmediği şeklinde olduğu söyleniyor. Bilindiği üzere Çin, Pelosi’inin ziyaretini devletten devlete bir ziyaret formatı taşıdığını ve bir devletler arası diplomatik protokol uygulandığı ve bütün bunların da zımni yani örtülü tanımaya yol açacak eylemeler olduğu konusunda sert eleştiriler getirdi.

Bu süreçte, ABD’nin krizi alttan alması ve Çin ile herhangi bir polemiğe girmemesi de dikkat çekicidir. Mümkün olduğunca Biden yönetimi, Çin’i Tayvan nedeniyle karşısına almak istememektedir. Biden yönetimi Asya-Pasifik’teki krizi Pelosi’nin gezisiyle sınırlayıp, sorumluluğu da ona atarak kurtulmak istemektedir. Bu bağlamda, ABD için en iyi çözüm zamana oynamak ve Çin’in zamanla öfkesinin geçmesini beklemektir.

Çin’de ise bu krizin başka sonuçları oldu. Özellikle tam da Çin Komünist Partisi’nin kongresine birkaç ay kalmışken ve Xi jinping’in üçüncü dönem için aday olması konusunda muhalifler arasında tartışmalar yaşanırken Tayvan krizinin çıkması ve Çin’in gövde gösterisinde bulunması Xi Jinping için bulunmaz bir fırsat olmuştur. Xi gücünü hem ülke içindeki muhaliflere hem de dış güçlere karşı göstermiştir.

Çin’in Tayvan yakınında tüm askeri gücünü sergilemesi sadece Tayvan boyutuyla düşünülmemelidir. Çin, açıkça “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” stratejisi uygulamaktadır. Yani Tayvan üzerinden tüm Aya-Pasifik devletlerine özellikle de ABD ile müttefik olan, stratejik ortak olan devletlere gözdağı vermiştir. Dikkat edilirse Asya-Pasifik bölgesinde Japonya da dahil olmak üzere hiç bir devletten Tayvan konusunda tepki veya destek gelmemiştir. Oysa Japonya, geçmişte Tayvan’a olası bir askeri müdahalede Tayvan’ı savunuruz demişti. Amerikalı yetkililer ise Çin’in tatbikatlarının kendileri için Çin askeri gücü hakkında önemli veriler verdiğini ve buna göre ABD’nin de savunma stratejileri geliştireceğini memnuniyetle söylüyorlar.

Sonuç olarak, ABD’nin Hint-Pasifik bölgesinin batmayan yeni uçak gemisi Tayvan daha şimdiden yara almış gibi görünüyor. Tayvan Çin karşısında tek başına yalnız bırakıldı. Şimdi Tayvan yönetimi kara kara düşünüyor. Bölge devletlerinin hepsi şimdi köşelerine çekilmiş durumda. Japonya ve Güney Kore’nin tüm enerji ihtiyacı ve dış dünya ile ticareti Tayvan Boğazından geçen deniz yolları üzerinden yapılıyor. Şu günlerde Tayvan Boğazı Çin tarafından kapatılmış durumda. Dolaysıyla bu iki ülkenin enerji ihtiyacı yakın zamanda ortaya çıkacak.

Sözün özü: Bundan sonra Tayvan’a bu ziyaretler daha da artacak ve bu kriz hiçbir zaman gündemden düşmeyecek. Belki zamanla Çin için bu ziyaretler sıradanlaşacak ve kriz nedeni olmayacak. Ama bir gerçek var ki Tayvan’ın barışçıl birleşme sürecinden statüsü belirsiz ve kendi kendini yöneten devlet benzeri hibrit bir yeni siyasi varlık haline doğru dönüşmektedir.

 

Tayvan’da sular bir türlü durulmuyor

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 1 ay önce

    Bence Tayvan denen şey çoktan Çin oldu bile.Çin’li ne kurnaz ne sabırlıdır biliriz kendi tarihimizden.Mevzu o ki Çin’in en sevdiği şey hastayı yatağında öpme eğilimidir.Yakında Tayvan hastalanır şüphe yok.Geçmiş olsun!

  2. 1 ay önce

    Adibelli hoca çok severek dinlerim ve benzer fikirdeyim.. emperyalist devletler küçük devletlerin hep kaos,belirsizlik ve sürüncemede kalmasını ister. Muhtaç olmasını ister. Dünya sistemi, ahlaki ve töresi budur. Küçük büyükten dinlensin, büyük küçüğe kemik atıp egosunu tatmin etsin..

    Cevapla
  3. 1 ay önce

    bizler mecburen gözlemci stattüsünde izliyoruz göreceğiz batı mı güçlü doğu mu?çin dibindeki tayvanı yutamazsa amerika daha ölmemiş diyebilirz.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!