Tayyip-Biden görüşmesi

Nihat Genç yazdı...

Tayyip-Biden görüşmesi

TEK PERDE

Oyuncular: Tayyip, Biden, Tayyip'in tercümanı, Tayyip'in protokol müdürü: 127 kişi, Tayyip'in yandaş gazetecileri 36 kişi, Tayyip'in danışmanları: 86 kişi, Biden'in tercümanı, Biden'ın anasının ....

Yer: Roma

Oyun Süresi: 1 saat 10 dakika

(Görüşmeden on dakika önce, Tayyip ve Biden tarafı hazırlıklar içindedir, her iki taraf danışmanları liderlerine akıl vermektedir.)

Tayyip'in birinci danışmanı: -Efendim, girişi, bir espriyle yapalım, burası Roma, Biden'in elini sıkar sıkmaz, -sende mi Brütüs, de, gülüşme olur, böylece görüşme sıcak samimi geçer...

Tayyip: Peki tercümanımız Sezar'ın bu tiratının nasıl çevrileceğini biliyor mu?

Tayyip'in birinci danışmanı: Efendim, tercümanımız İngilizce olarak sadece Sezar'ın bu tiratını biliyor, bu yüzden arıza çıkmaması için, biz, Sezar'ın tiratını söyleyip çıkalım.

Tayyip: Yahu bir cümleyle görüşme mi olur?

Tayyip'in birinci danışmanı: Efendim, biz Sezar'ın tiratıyla golü çatala takalım, gerisini dünya düşünsün!

Tayyip'in ikinci danışmanı: Efendim, mizahın yeri değil, biz dik duruşumuzu gösterelim, Antonius'un tiratıyla girelim, şöyle, içeri girer girmez, -ben Roma'yı almaya değil, Sezar'ı gömmeye geldim'...

Tayyip: Lan, .iktirin gidin, tiyatro mu lan burası, Afrika aç aç, sizin derdiniz hala tiyatro!

Tayyip'in 82. danışmanı: Efendim, valla hayran kaldım, Biden'in elini sıkarken: -Afrika aç aç, deyin, vallahi Bob Geldoff gibi bütün dünyayı arkamıza alırız, gelsin aksın yardımlar, biz de TÜGVA'ya aktarırız!

Biden'in protokal müdürü: Tayyip, bey bir saat daha bekleteceğiz, öncelik sırasında Kuala Lumpur belediye başkanı var...

Tayyip: Kimi yiyorsunuz lan, Kuala Lumpur devlet değil ki..

Biden'in protokol müdürü: Efendin, büyükelçi olayından sonra Türkiye'yi Kuala Lumpur'un arkasına attık!

(Tayyip, Abdülkadir Selvi'ye döner, -bunu sakın yazma yoksa .kerim belanı...)

(Ve kapı açılır, sıra Tayyip'e gelir, Tayyip, kasıla kasıla yürürken, gazetecilere döner, -arkadaşlar, görüşme başlıyor, anladınız siz onu, savaş başlıyor, şimdiden manşeti Üçüncü Viyana Kuşatması diye atın, çıkınca detayını veririm.....)

Biden- Ooo dostum Tayyip, hoş gelmişsiniz, şükür kavuşturana!

Tayyip: Nedir o bizi Kuala Lumpur'un arkasına atmalar, hayırdır?

Biden: Hayır Tayyipciğim, uyku için zaman bulamıyorum, Kuala Lumpur diye milleti oyalıyorum...

Tayyip: Haa, tamam, öyle olsun da....Bak, baştan söyleyeyim, görüşme süresine tercüman çeviri süresi dahil mi, değil mi?

Biden: El sıkma, çay, koltuğa oturma, hoşbeş faslı, çeviri süresi hepsi dahil..

Tayyip: Kaç lira dakikası bunun, iki saati kaça olur, hadi, üç saate, Suriye'ye yaptığınız yığınağa sessiz kalalım, tamam, oldu mu...

Biden: Laf lafı açar, görüşme bir başlasın, belki yatsıya kadar sürer...

Tayyip: Olmadı Biden bey, bizim muhalefet şimdi girdisi çıktısı 20 dakika deyip bizi ezmeye çalışır, dert bir değil elvan elvan, 20 dakikada hangi birini anlatayım...

Biden: -Hayır, hayır üzülme, görüşme konuşma şeklinde olmayacak.... (Protokol müdürüne seslenir, getirin makineyi. Kollu kumar makinesi (slot) getirilir...) Bakın Tayyip bey, bu makinedeki kolu çekiyorsun üç tane aynı...

Tayyip: Biliyorum çocukken Lunapark'ta oynamışlığım var, bizim bakanlar Kıbrıs'a gittiğinde kollu makine oynuyor hem de başka kollar da çekiyorlar, daha dün Sedat Peker twitinde ben böyle porno görmedim diye söyledi, gelmiştir haberi. Şimdi siz ordan da bir Reza Zarrap olayı yaparsınız. Yani baştan söyleyeyim, biz LGBT'ye karşı değiliz, herkes otel odasında makam odasında özgürdür!

Biden: Ha ha ha dostum, biz de Epstein vardı, eski başkanlara kız pazarlıyordu, hapiste .iktik anasını, bunları geçin dostum.. Bak ne diyeceğim... (makineye döner). Bakın, pazarlıkla bir sonuca varacağımızı sanmıyorum. Şimdi siz bu kolu çekin.. (Tayyip beyin şaşkınlığını görünce).. Hayır dostum, makinenin kolunu çekin, üç tane çilek yerine üç tane F 15 uçak resmi gelirse, F 15'leri veriyorum... Hadi hayırlısı. Bahtın açık olsun..

Tayyip: (Makinenin kolunu çeker)- Hadi bismillah... (Biden ve Tayyip heyecanla makinenin ekranına ne geldi diye bakarlar...)

Biden: Ne gelmiş, üç tane... uçak değil, gemi değil.. Ha ha ha... Dostum, üç tane, sıra sıra dizili, inci gerdanlık gelmiş... CHP-HDP-İyi Parti gelmiş...

Tayyip: Bu mu lan senin makine, bakın Biden efendi, bu üçüne Afrin'i ver yönetemez, bunlara benim millet bahçelerimiz var, bir küçük park ver orayı yönetemez, senin işin zor Biden efendi... Bunlardan ancak İstanbul'a vale/otoparkçı olur!

Biden: Şansınız devam ediyor Tayyip dostum, ikinci, üçüncü, dördüncü kez kolu çekebilirsiniz, hadi, buyrun, bir daha...

Tayyip: (Kolu bir daha çeker, ekrana, bir tane Kavala kellesi, bir tane Hulusi Akar kellesi, bir daha Süleyman Soylu kellesi karışık gelir...) Hayırdır Biden bey, ne demek istiyorsunuz, bunlar çilek değil uçak değil, kimdir bunlar!

Biden: Vallahi ortalık makine kolu gibi bir dönsün, biz de merak ediyoruz kim gelir? Üzülme, üçü dördü aynı sırada olmadığı için büyük ikramiye (jackpot) kazanılmıyor, hadi bir daha çekin kolu..

(Tayyip kolu çeker, ve bir tane Davutoğlu suratı gelir...)

Tayyip: Yahu git işine Biden bey, bunu tanıyorum, bundan bir .ikim olmaz... Hiç güleceğim yoktu, ha ha ha, ömürsünüz dostum Biden...

Biden: Kolu çekmeye devam edin Tayyip Bey...

(Tayyip kolu çeker, bu sefer bir tane Ali babacan suratı gelir...)

Tayyip: Ha ha ha, çok şakasınız Biden bey, bu .ötün teki, adam olsaydı yerinde tutardım.

Biden: Madem .öt diyorsunuz niye bakan yaptınız?

Tayyip: Valla o günlerde kabinede bir .öt eksik dediler, ben de amaan eksik olmasın dedim..

Biden: Çekin, bir daha...

(Tayyip, bir daha çeker, bu sefer üç tane limon gelir...)

Biden: Limon mu, ne demek limon? (Protokol müdürüne döner) -Makinede bozukluk mu var, limon nereden çıktı?

Tayyip: Biden efendi, limonlar Mersin'de ağaçlarda kalmış, benimle dalga için... Bakın Biden bey, en iyisi mi, benim yerine kolu siz çekin!

Biden: (onaylar, ve çeker, ekrana üç tane, Türk argosunda parmaklar ortasından işaret baş parmakla anlatılan anasının .mı anlamına gelen işaret gelir... ve Biden, tercümana döner:) Bu, ne anlama geliyor, tercüme lütfen....

Tayyip: Şuna bak, bir de dalga geçiyor, ben aldım mesajı Biden bey.. O hareketi ben sana gösteririm... (Tayyip tercümana dönerek) O hareketin çevirisiyle vakit harcamayın zamanı harcamayalım.. Memleket meselesidir bu, altta da kalırsın üste de çıkarsın, sabırlı olun, kara bahtımız elbet döner!

(Tayyip, protokol müdürüne seslenir, -bizim makineyi getirin lan... Korumalar içeri yeni bir slot/kollu makine getirir...)

Tayyip: Buyrun Biden bey, bir de siz bizim makineden buradan çekin...

Biden: (Kolu çeker, üç tane Fatih kafası çıkar...) Bu sizin İstanbul'u alan padişah değil mi? Bununla bana ne anlatmak istiyorsun? Biz fetihçi değil uzlaşmacı bir lider arıyoruz Tayyip bey, şimdi bu ılımlı İslam'a yakıştı mı, nerede kaldı demokratlığınız?

Tayyip: -Bir daha çekin Biden bey... (Bıden bir daha çeker, bu sefer üç tane Abdülhamit kafası gelir...)

Biden: Oooh my god, şansım yerinde, bakın bu üç kafayla anlaşabiliriz... Zaten biz de Abdülhamit'in sattığı Kıbrıs Girit sularında seyrediyoruz!

Tayyip: -Bitmedi, şansınız devam ediyor, bir daha çekin kolu Biden bey... (Biden yeniden çeker, üç tane Doğu Perinçek kafası gelir...)

Biden: -Aman allahım, çok korktum, bu üç Perinçek kafası Amerika için bir felaket olur. Yalvarırım Tayyip bey, ne istiyorsanız veririm, F 15'lerin sayısını üç yüze çıkarttım bile.. Üstüne iki de uçak gemisi veriyorum...

Tayyip: Şansınız devam ediyor Biden Bey, kolu çekmeye devam edin... (Biden, kolu çeker, Putin'in üç tane kellesi gelir...)

Biden: (Üç tane Putin kellesini görünce), Aman Allahım, olamaz, Tayyip beyciğim, size S 400'leri aratmayacak tam yirmi tane hava savunma sistemi üstüne de Fetö'yü veriyorum, lütfen...

Tayyip: Yaaa, gördün mü ananın .mını... Sen kimle .aşşak yapıyorsun lan puşt... Yukarda Allah var, şimdilik yerine Putin bakıyor, şimdi senin gemilerde Karadeniz'de, lan seni boğaz'dan çıkartmam ibne. Japon kamikazedelerin Pasifik'te uçak gemilerini bombaladığı Pearl Harbor gibi basarım lan seni...

Biden: -Ya demek, meydan okuyorsun, o Pearl Harbor'un sonunu merak etmedin mi, atom bombası, o savaşı neyle kazandık, atom bombasıyla...

Tayyip: Ulan, Pakistan'ın bile atom bombası var, sen de kalkmış hala neyinle övünüyorsun! Biden bey, siz çekmeye devam edin.... (Biden tekrar kolu çeker, üç tane Kılıçdaroğlu kellesi gelir...)

Biden: Aman Allahım, bu ne? Ulan bu herifin sittin sene kazandığı yok, bunu kollu makineye kim koydu ilan!

Tayyip: Ya Biden efendi, bu Kılıçdaroğlu kellesi olduğu müddetçe senin kazanman mümkün değil, bu herif de benim atom bombam... O kadar yolsuzluk hırsızlık uyuşturucu gemiler memleketin yaylaları sahilleri vakıfları tarlaları hazine iç etmediğim yeri kalmadı, ama, bir Kılıçdaroğlu kellesi gösterince, oylar yine benim oluyor! Bak Biden efendi, bu makinede Kılıçdaroğlu olduğu müddetçe sen kazanamazsın!

Biden: Bu senin slot makinesi hoşuma gitmedi, diplomatik eşitlik olmalı, mütekabiliyet esasına göre, bu sefer yine benimkinden çekeceğiz... Çekiniz Tayyip bey... (Tayyip bey kolu çeker, bir adet Daron Acemoğlu, bir adet, Özgür Demirtaş, bir adet İmamoğlu kellesi düzensiz şekilde gelir...)

Tayyip: Ulan sen hakkaten zır cahilmişsin, bu sünepelere mi güveniyorsun? Lan bunlar adam bile değil, bunlar peluj bebek, bunları dağ lokantaları hediye raflarında satsanız kimse almaz!

Biden'ın protokol müdürü, kulağına fısıldar: Vakit tamam, başkanım...

Biden: (Protokol müdürünün kulağına fısıldar:) Kollu makinede Akşener kellesi niye çıkmadı?

Protokol müdürü: -Efendim, Tayyip de kendi makinesine Akşener kellesi koymadı...

Tayyip: (fısıltıyı duyar, ve keyifle eğlenerek dalga geçerek:) Biden bey, Akşener kimin makinesinden ikramiye diye çıkacak şimdiden o kadar emin olma!

Biden: -Çok sağolun Tayyip bey, çok faydalı bir görüşme oldu..

(Tayyip bey, danışmanlarına dönerek:) Tayyip: -Girdisi çıktısı ne kadar oldu?

Birinci danışman: 45 dakika efendim..

Tayyip: Tercümeleri çıkartırsak!

İkinci danışman: 20 dakika efendim..

Tayyip: Ulan yirmi dakikayla şimdi memlekete dönemeyiz, bir laf bulun bana, son dakika golü atayım, bir beş-on dakika daha kapalım...

Birinci Danışman: -Afrika aç aç, deyiniz efendim...,

Tayyip: (Bıden'le ayrılık tokası yaparken) Afrika aç aç....

Bıden: (tercümanına döner) ne dedi?

Bıden'in tercümanı: Bak Bıden, Afrika'ya bir daha gelme, seni orada da .kerim, dedi..

Bıden: Aaah çok şekersiniz Tayyip Bey! Ha ha ha... Tayyip bey, halk bank, ziraat bankası, reza zarrap, yurt dışı kara para, uyuşturucu gemileri, gizli banka hesapları, daha geçireceğim ne kollar var? Sen de bu görünmez kollar olduğu müddetçe ben Dedeağaç'a da yığarım Suriye sınırına da yığarım..

Tayyip: -(Tayyip Türk argosunda bir küfür olan kol hareketi yapar) Sen de o zaman nah alırsın Kavala'yı...

Protokol Müdürü: (dışarı gazetecilere seslenir) Görüşme bitmiştir!

(Ertesi gün Hürriyet Gazetesi'nde Abdülkadir Selvi görüşme tutanaklarını yazar...)

Abdülkadir Selvi: 'Tayyip masaya yumruğunu vurdu, elçilerinizi de sizi de, dedi.. Bir daha seni Roma'da Moma'da Türkiye'ye yakın sularda görmeyeyim, dedi. Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Her iki taraf da win win... '

Yazar Cem Küçük: 'Roma'daki görüşmelerden Tayyip bir dünya lideri olarak çıktı, vallahi Bıden .arağı yedi, artık Amerika düşünsün...'

Yeni Şafak: 'Tayyip Erdoğan'dan bir diplomatik zafer daha, dünya lideri Bıden'e parçaladı..'

Halk TV: 'Dünya lideriyim diyor ama, kimsenin ciddiye aldığı yok, tercümeyi çıkartırsak girdisi çıktısı 20 dakika... Bu mu lan sizin dünya lideriniz?'

Son