Tayyip Erdoğan’dan Veryansın Tv’ye samimi açıklamalar

Nihat Genç yazdı...

featured

Sayın Cumhurbaşkanımıza, yoğun bir diplomatik trafik içinde, ‘Atatürk Havalimanı-Millet Bahçesi’ ve ‘Mülteciler’ ve ‘Savunma Sanayii’ndeki yeni bombalar ve bir çok konu üzerine, vakit ayırıp bize röportaj verdiği için teşekkür ederiz!

İşin doğrusu, her akşam yandaş ekranları açıp yüzlerce yazarın Tayyip Bey’i yağlaması yalaması benim de ağzımın suyunu akıttı ve telefon edip ‘çok canım çekti Cumhurbaşkanım’ siz zatı şahaneleri biraz da ben yağlamak ve yalamak istiyorum, ne olur bu isteğimi geri çevirmeyin, üstelik Cumhurbaşkanı olarak herkese eşit davranmak bizleri dışlamamak zorundasın..

Röportaj sonrası, vallahi, tadı damağımda kaldı, cennetten rüyadan felekten bir gece yaşadım, hakkaten yandaşlar ağzının tadını biliyormuş, ben sordum o cevapladı, ben üstüne gittim o saldırıya geçti, bal kaymak gibi bir röportaj oldu, dilimi kurbağa dili gibi çıkartıp tırnaklarının içindeki kire kadar içime çektim, kıskanmayın, Allah hepinize versin!

Hızla röportajımıza geçelim.

-Sayın Cumhurbaşkanım, ortalık yine yıkılıyor, Atatürk Havalimanı’nı yine müteahhitlerinize peşkeş çekip ‘millet bahçesi’ yaptırıyorsunuz, hayırdır, onca işin arasında birdenbire nereden aklınıza geldi?

Tayyip Erdoğan: -Koskoca bomboş yer, ee ne yapalım, bakın, CHP’liler oraya PKK’lıları yerleştirecekti, bakın, İyi Parti’nin Natocu Gençliği, orayı Amerikan üssü yapacaktı, biz, hepsinden atik davranıp orayı ‘mülteciler parkı’ yapmaya karar verdik.. Bakın, bugün İstanbul Camiilerinde hergün yüzbinlerce ‘muhacir’ kardeşimiz yatıp kalkıyor, ama yetmiyor, istedik ki, bir de açık havadar bir yer olsun, duası bol olsun…

-Bu kadar nüfusu orada nasıl besleyecek temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaksınız?

Tayyip Erdoğan: -Önlerinden Boğaz akıyor, her gün oltalarını alıp balıklarını tutarlar, ki, bizim ensarlığımız balık tutmayı öğretmek, sonra, ihtiyaçlarını boğaz kenarına pekala yapabilirler, ayrıca binlerce taharet musluğumuz olacak, sorun olmaz!

-Eğitimleri yok, okulları yok, işleri yok, sanki acele bir karar almışsınız cumhurbaşkanı. Sanki uçaklar kalsaydı, her seferde beş-on tanesini dışarı postalardık, azala azala biterlerdi, yani sözleriniz pek inandırıcı gelmedi!

Tayyip Erdoğan: -Eğitimleri için, uçaklar yerine şeyhlerimizi uçuracağız, her gün, diyelim, yarına kalmaz, Menzil’den İsmailağa’dan şeyhler Millet bahçesinin yeni pisti toprak zemine inişe başlayacak…

-Havadan uçak gibi mi inecekler… Yere çakılmasınlar! Her bir şeyh yüz, yüzelli kilo, iniş yaparken o mübarek Allah diyen göğüsleri patinajla alev almasın…

Tayyip Erdoğan: -Olur mu, şeyhlerin kanatları melekler, üstelik toprak zemin, ayrıca, sen bizim savunma sanayimizi takip etmiyorsun anlaşılan, bakın, Millet Bahçesini ‘yerçekimsiz’ alan yaptık, tıpkı Ay yüzeyi gibi, Anadolu’dan gelen şeyhlerimiz yumuşak iniş yapacak, hiç endişen olmasın! Öte dünyada yer çekimi mi var!

-Sayın Cumhurbaşkanım, canım çekti, ben de bir deneme uçuşu yapıp pistte inebilir miyim?

Tayyip Erdoğan: -İnançsız insanlar o pistlere inemez, zaten, kendini kurtarmak istemeyeni kimse kurtaramaz, biz CHP’li tröllere çağrı yaptık, gelin tarikatlarımız pistlerimiz sizi bekliyor, siz de nemalanın, siz de kendinizi kurtarın, yahu geçin o köprülerden sırat köprüsü gibi rahat edin, bu ülke hepimize yeter!

-Sayın Cumhurbaşkanım, sanırım biraz uçuyorsunuz, vallahi aklım almıyor, Muhacir dediğin Medine’de beş yüz kişiydi, beş yüz ensara bir bir bir dağıtıp sorunu çözdüler, ama şimdi sekiz milyon, çok fazla değil mi? Bu kadar müslümanı yerinden yurdundan niye ettik?

Tayyip Erdoğan: -Tabii getiririz daha getireceğiz, burada yirmi yıldır laf anlatamadık, AKP politikalarını beğenmiyorlar, dinimize küfrediyor Osmanlı’yı aşağılıyorlar, inadım inad, Cumhuriyet diye tutturmuşlar, biz de çözümü ‘ithal bir halk’ transfer etmekte bulduk, Afganistan’dan Suriye’den milyonları getirip yepyeni bir nüfus ve halk inşa ettik. Söyleyin ne yapsaydık, ümmeti dışlamış İslam’ı beğenmeyenleri ne yapsaydık, herşeye bir kulp bulan bu kendini beğenmişler elitlerden kibirlilerden kurtulmuş olduk…

-Yani, Türk ordusunu Türk hukukunu ve meclisi ortadan kaldırdıktan sonra şimdi yeni vaziyete uygun bir ‘millet’ inşa ediyorsunuz, yani sizin açınızdan, bence de şahane fikir. Bu cin fikri kim icad etti?

Tayyip Erdoğan: -Bakın, laiklik tartışması bizde başörtüsü üzerinden otuz yılda büyük mesafeler aldı, bir sorun çıktı mı, hayır, boşuna giden otuz yıl, şimdi bakın laiklik tartışması Amerika’da kürtaj üzerinden gidiyor, niye, biz yahudi-hristiyan dininden geliyoruz Tevrat’a İncil’e aykırı kürtaj yaptırmayacağız diyorlar, neymiş, adları Cumhuriyet Parti ama Cumhuriyet’in yerine tevratı koyuyorlar, işte biz de aynen Cumhuriyet’in yerine İslam’ı koyduk…

-Yani, Cumhuriyet’i yıkmak ilhamını da mı Almerika’dan aldınız?

Tayyip Erdoğan: -İslami bir dümenle Cumhuriyet’i ilga ettik, önce, sağ-sol kavgasını fırsat bilip, liberalleri kafalayıp kullanıp, Cumhuriyet’in ve milli egemenliğin şanlı sayfalarını tek tek koparttık, yerine.. Bakın, Cumhuriyet döneminde şeyhlerimiz tarikatlarımız uzun bir uyku dönemine girdi. Uyku iyi geldi. Çünkü şeyhler tarikatlar Cumhuriyet’i hiç görmemiş hiç duymamışlar. Tabii işimiz kolaylaştı. Ve Osmanlı’dan kalan mezarları sandukaları kadavraları inceledik… Şu Sibirya’da donmuş Mamut’ların diş hücrelerini bilimadamlarının genetik şifreyle yeniden canlandırması gibi.

-Ama Sibirya çok soğuk, Mamut dişleri eksi elli derecede onbinlerce yıl kalmıştı!

Tayyip Erdoğan: -Soğuk savaş dönemi de çok soğuktu, Kemalist hukuk düzeni dönemi de çok soğuktu, dünya seksen yıl iki kutuplu yaşadı, artık kutuplardan kurtuluyoruz, artık, anayasalara insan haklarına ihtiyacımız yok, bakın, komünist partiler bütün dünya işçileri deyip vatansız savunmasız bir kültür inşa etti, sonunda kazanan, uluslararası maden şirketleri oldu, bizim de vatansız dinsiz kitapsız uluslararası şirketlerimiz olmalı, bakın Somali’den Kazakistan’a her yerdeyiz…

-Dinsiz kitapsız ahlaksız yepyeni bir dünya, Binali Yıldırım’ın Çalık’ın şirketleri gibi…

Tayyip Erdoğan: -Tam da öyle, biz de Türkiye’de Fetö’yle Menzille Diyanetle, havayı soğuttuk, insanlarımızı çok ürkütüp korkuttuk, hepsi dehşete kapılıp dondular. Ekranları ele geçirip Diyanet’in de katkılarıyla yepyeni bir ‘eko-sistem’ inşa ettik. İstedik ki yeniden can verdiğimiz şeyh türbe kadavralarımız yeni iklime adapte olabilsinler, maşallah, oldular da artık nereyi soysak amin şükür diyorlar, kuzu gibi mümin müslüman bir nesil inşa ettik!

-İyi de sonuçları korkunç oldu, ortalığı zombi gibi bastılar, heryeri yağma talan ediyorlar, yiyor yiyor doymuyorlar, sanırım sonuçlarını siz de kestiremediniz, sayın Tayyip bey, hadi itiraf edin, denetleyemediğiniz doymak bilmeyen bir güç ortaya çıktı ve dini ve İslam’ı ve herşeyi yiyip bitiriyor…

Tayyip Erdoğan: -Yiyorsa ümmetimiz yiyor, yiyorsa müslümanlar yiyor, yeter yediğiniz, bu ümmetinizin başkaldırısıdır, bu, Cumhuriyet’ten intikamımızdır, biz şimdi iktidardan düşsek bile, memleketin başına bin yıl bela olacak bir canavar yetiştirdik, ve bu canavar çoluk çocuğunuzdan hepinizden intikam alacak… Şu dinazor filmini seyrettin değil mi? Bilimadamları dinazor yumurtasını canlandırıyor ve yumurtadan çıkan kanatlı dinazorlar dünyayı istila ediyor!

-Şu, Millet Parkı’na iniş yapan şeyhler hocalar yoksa kanatlı dinazorlar mı?

Tayyip Erdoğan: -Aynen, melek kanatlı uçan hocalarımızın saldırısıyla önümüz açıldı, her tarikatın bir milyon medrese talebesi var, hepsi ürüyor ürüyor, yetmiyor, dışardan halk getirdik, onlar da ürüyor ürüyor, diyorlar ki, bu kadar büyük istilayı öngöremediniz, biz kasıtla öngörmedik, çünkü sonuçlarından bizler zarar görmüyoruz, biz, ensar-muhacir edebiyatı yapıp fazladan sevap ve her seçim kazanıyoruz!

-Yani ipleri elinizden kaçırıp başıboş bazıbozuk bir nüfus sizin karınıza mı?

Tayyip Erdoğan: -Siz de hiç kitap okumuyorsunuz, bakın, 1890’da bir Avrupalı Amerika’ya bir Avrupa sığırcık kuşu götürdü ve on yıla kalmadı Amerika’daki kuş türlerinin kökünü kazıdı Amerika’nın semaları sığırcık sürülerine kaldı… Yirmi yılda Türkiye’nin dağı taşı köyü kasabası köprüsü sınırları her yeri maşallah kanatlı kanatsız şeyhlerimiz müteahhitlerimizle doldu. Tabii ki ihalesiz parasız kalıp iş bulamayan para kazanamayan Cumhuriyet’ten kalma bütün türler yok olacak! Darwin de mi okumadın, güçlü olan İslam Allah kazanacak!

-Hakkaten büyük başarı, artık bu ülkede vatandaş yurttaş Türk Milleti mensubu, halk iradesi, meclis, milli egemenlik, her yeri kısa sürede istila edip kökünü kazıdınız, ben de geçen merak ettim, niye vatansever türden tek bir numünelik örnek kalmadı, diye, maşallah!

Tayyip Erdoğan: -Yani, bilimadamlarının Mamutlar Dinazorlar üzerine araştırmalarını aynen kopya edip hortlaklar cinler şeyhler üzerine uyguladık ve inanır mısınız, bir zikir, bir dua, iki ayet, bir ihale, vahşi ve istilacı kültürel bir zenginlik ortaya çıkarttık, ekranları yedik, özelleştirdik yedik, ormanları yedik, üniversiteleri vakıf arazileri yedik sonunda nefes alamayan Cumhuriyetçi bakterileri tamamen temizleyip ümmetin önünü açtık!

-Sayın Cumhurbaşkanım, ama medeni bir dünyada yaşıyoruz, bu vahşi istilacılar, zamana uymuyorlar, adalate hukuka uymuyorlar, sosyolojiye hiç uymuyorlar, dehşet verici bir salgın…

Tayyip Erdoğan: -Bakın, biz iktidara geldiğimizde bilgisayar ve cep telefonunun icadı gelişmesi çok yeniydi, biz ne yaptık, cep telefonu bilgisayar teknolojisi gelişirken, biz de yeni tür canavarlar, İşiddi Fetöydü, Sadattı, saldık korkuları, verdik kırbacı, şu anda ülkemizin her yeri ‘pist’ ve ‘köprü’ oluverdi, her yerden geçiyor, her yerin sahibiyiz…

-Şu Frankstein gibi, şu yahudilerin Golem’i gibi, insan dışı, makine gibi bir canavar! Bu canavarlara karşı artık toplumumuzu ve kültürümüzü kim koruyacak? Ve hiç utanmıyorsunuz? Kalkıp soyu azalmış yobazları yeniden ürettiniz, cesetleri, mezarları, sandukaları açıp küf bakteri örnekleriyle yeniden canlandırdınız, Fetö, İşid, Nurcu, Süleymancı, menzilci… İktidarı, halkın elinden alıp dizginleri bu canavarların eline verdiniz.. Sayın Cumhurbaşkanım bile bile yalan söylüyorsunuz. Çünkü bilimadamları nesli tükenmiş Mamut ve dinazorların en sağlıklılarını seçiyor, ama siz.. Mesela tarihimizin en güzel en aydınlık yüzleri Biruni, İbni Sina, Yunus Emre’yi değil en vahşi yağmacı ve talancı türleri çoğalttınız! Şöyle başkalarını da düşünen bir ülkem bir memleketim var kardeşçe birarada yaşayalım diyen türleri yok ettiniz!

Tayyip Erdoğan: -Türkiye’yi dünya devi yaptık ben de dünya lideri oldum, daha ne istiyorsunuz?

-Yav, geçecen onu sen, Nagehan Alçı’nın bile sana itimadı kalmamış, muhalefet saflarına geçmiş..

Tayyip Erdoğan: -Senin bizim savunma sanayiinden haberin var mı, Nagehan Alçı, gerçek bir nükleer bomba, geçen, Putin’e, ver bana S 400, al sana karşılığında Nagehan Alçı’yı dedim, Ukrayna’ya havadan atar Ukrayna’yı nükleer çöplüğe çevirirsin… Bakın bir günde İmamoğlu’nu enkaza çevirdi! Bizim üç yılda yapamadığımızı bir Rize gezisiyle yaptı!

-Sayın Cumhurbaşkanım, bu Nagehan’dan daha varsa, Yunan sınırına koyalım. Bakın Yunanistan sınırımız ABD silahlarıyla dolduruldu, Yunan adaları dolduruldu, Suriye sınırımız dolduruldu, şimdi, Rusya’yı da kıstırmışlar… Yani öyle bir yere geldik ki yahu bir nükleer atsalar da ölen ölse kalanlar kurtulsa diyecek bir hale geldik… Bence de nükleer yerine Nagehan’ı kullanmamız büyük incelik!

Tayyip Erdoğan: -İşte Atatürk havalimanına Millet Bahçesini bu yüzden yapıyoruz, büyük bir sığınağa ihtiyacımız var… Hepimiz Allah’a sığınacağız.. Sığınaklarda şeyhlerimiz tarikatlarımızla Allah’ın ipine bağlanacağız. Allah’a dua edeceğiz! Biz, nükleer tehlikeyi önceden gördük, dünya yıkılıyor, bu yüzden Nuh’un Gemisi gibi, Millet Bahçesi’nde kırk milletten her canlıdan her bakteriden örnekler aldık, nükleer sonrası yepyeni bir dünya kurmak için… Nuh’un Gemisi nedir, kültürel çeşitliliktir, soyumuzun çeşitliliği, Iraklı Suriyeli Afganlı, hatta Afrikalı, her türden, liberalden etnik milliyetçiden tarikattan inançtan her meslekten örnekler toplayıp Millet Bahçesi’ne yerleştireceğiz….

(Röportajın, ikinci bölümü, devamı, yarın…)

Tayyip Erdoğan’dan Veryansın Tv’ye samimi açıklamalar

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

5 Yorum

  1. 1 ay önce

    Harikasin

  2. 1 ay önce

    Emperyalizm starlink(siha) ve neuralink’le birlikte bir üst aşamaya geçmeyi planlamakta, bunun en güzel örneklerinden biri olan ve kendilerinden beyaz ırk dedikleri insanı bile sokakta tasma takarak gezdirme olduğu kanada’da haberleştirildi. (Aydınlık gazetesi) the economist everything under control (herşey kontrol altında) kapak resminde olduğu gibi.

  3. 1 ay önce

    Sayın Nihat Genç sizin yazılarınızı bazen aynı düşüncede olmazsam da genel olarak beğenerek okuyorum.Ancak şunu farkettim ki siz de yazılarınızda kullandığınız dilde özgür ve bağımsız değilsiniz.Sanki birileri uyuz olur diye yazılarıında kullandığınız jargona dikkat ediyorunuz.Mesela ”yandaş”kelimesi gibi.”Yandaş kadar saçma sapan bir kelime yoktur.Çünkü herkese uyarlanabilir.Mesela ben de sizin için aynı kelimeyi kullanabilirim.Lütfen karakterinizi gibi dilinizde özgür olsun.Kimseye yaranmak zorunda değilsiniz.Doğruya doğru yanlışa yanlış demeyi bilin.İşte o zaman özgür olursunuz.

    Cevapla
    • 1 ay önce

      adam programında nurculara cemaatçilere çok sağlam sövüyordu hahahahahahahha

      Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!