TC Merkez Bankası neden İstanbul’a taşınıyor?

TC Merkez Bankası neden İstanbul’a taşınıyor?

TCMB Ankara’dadır,
İngiltere Merkez Bankası Londra’da,
Amerikan Merkez Bankası Washington DC’de;
Fransa Merkez Bankası Paris’te … ve liste uzar.

Merkez Bankaları, ülkelerin başkentlerinde konuşlandırılmıştır. Bunun sebebi de, ülkenin para politikasını tasarlayıp uygulamaya koyan devlet organı olan Merkez Bankası’nın, devletin diğer önemli iktisadi politika organları ile uyumlu olarak makroekonomik hedefleri gerçekleştirmek için hareket etmesi gerekliliğidir.

1980’lerden bu yana artan sayıda ülkenin merkez bankası kanunu başkanın atanması, işten alınması, para politikası kararlarının alınması konularında bağımsızlığı teminat altına alacak şekilde değiştirildi. Çünkü sıklıkla siyasi amaçlarla kullanılan genişlemeci para politikalarının yol açtığı enflasyonun refahı azaltıcı etkisinin, ülkelerin büyüme ve gelişmelerinin önünde engel oluşturduğu çok sayıda örnek ve iktisadi analizlerle ortaya konmuştu. Unutmayalım ki enflasyon bir vergidir ve bu vergi, refahının büyük çoğunluğu emeğinin karşılığı ücret olan ve ücretleri işverenle yapılan kontrat boyunca enflasyon oranında artmayan halk kesimlerinden toplanır. Refahının önemli kısmını finansal araçlarda değerlendiren şanslı azınlık ise enflasyon ortamında dahi varlıklarının değerlerini koruyabilir. Düşük enflasyon, spekülatif yatırımlar peşinde koşmadan paranın değerinin korunması ve reel yatırım ortamı yaratması açısından kalkınma için bir gerekliliktir — ama yeterli şart değildir.

Merkez bankasının anti-enflasyonist politika izleyebilmesi ve devletin diğer aygıtlarıyla uyumlu olarak beklentileri yönlendirerek sürdürülebilir kalkınma odaklı kararlar alabilmesi, yerleşik devlet kültürü olan gelişmiş ülkelerde hukuksal temel gerektirmeyebilirken, kalkınma odaklı bir devlet kültürünün yerleşik olmadığı ülkelerde ise merkez bankasının siyasi ve çıkar odaklarından bağımsız karar alabilmesi için hukuksal kısıtlar bile yeterli olmayabilir.

Toplumsal zararı yaygın büyük krizler, kurumsal reformlara imkan tanır; 2001 banka krizi Türkiye’de böyle bir ortam yaratarak, merkez bankası bağımsızlığının hukuksal temeli atıldı ve liyakatlı merkez bankası uzmanlarının etkin enflasyon hedeflemesi uygulamasıyla 1990’lardan itibaren düşme eğiliminde olan enflasyonun yüzde 10’ların altına düşmesine imkan verdi. Bu potansiyel refah kazanımı, ne yazık ki liyakat, rekabet ve kalkınma odaklı politikalarla desteklenmediği için büyüme ve adil paylaşımda, yani sürdürülebilir kalkınmayı sağlamakta yeterli olmadı.

Bugün ülke yönetimindekilerin devletin bu önemli kurumunun başkanını kanununa aykırı biçimde işten alıp yerine söz dinleyen birini getirmesi, ve banka uzmanlarının ailelerinden uzak kalma zorunda kalması veya yer değiştirememeleri pahasına Bankayı İstanbul’a taşımak istemesi anlaşılır değil. Bunun sebebi olarak dile getirilen argüman, güçlü ekonomi aldatmacası kadar gerçek dışı görünen zorlama bir argüman; zira banka ve finans piyasaları büyük ölçüde yabancı sermaye eline geçmiş, parasının değerini korumakta zorlanan, döviz rezervleri riskli düzeylerde, dış borç ödeme zorluğu içinde olan; ve mali şeffaflığını yitirmiş bir ülkenin finans merkezi olma hedefi inandırıcı değil.

Diyelim ki İstanbul bir çeşit finans merkezi oldu, merkez bankasını finans merkezine taşımak ülkenin para politikasını devletin kalkınma hedefinden ayırıp finansal çıkar gruplarının emrine vermeye mi çalışmaktadır? Dünya refahının büyük bölümünü elinde bulunduran açgözlü yüzde 1’in yol açtığı finansal krizlerden korunmak için[1] ülkeler maliye politikalarına ve maliye ve para politikalarının eş güdümüne artan önem atfetmekteyken, bu karar neye hizmet etmeyi amaçlamaktadır?

Amaç devleti ve başkenti İstanbul’a taşımaksa bunun ülkeye faydası nedir? Zaten yanlış tarım, eğitim ve kent politikalarıyla ülkenin neredeyse yüzde 25 nüfusuna ve çarpık bir kentleşmeye maruz bırakılmış İstanbul’a bu aşırı yükleme ve ilgi nedendir ?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası devletin en önemli politika organlarından biridir; en zengin yüzde 1’e hizmet için finans sektörü emrine verilmek yerine kalkınma odaklı eş güdümlü politika tasarımı için Başkent Ankara’da kalmalıdır!

Tüm uzmanlar TCMB’nin İstanbul’a taşınmasının hiçbir faydası olmadığı gibi, bunun hem geçiş döneminde hem de sonuç olarak devlet yönetimine ve ülkeye zarar vereceğini belirtirken, bu ısrarı anlamak mümkün değildir. Yanlış kararların geniş halk kesimlerine yüklenen zararlarının hesabının sorulamadığı bu dönemde, maalesef elimizden gelen sadece yanlışları açıkça ortaya koymaya ve sebepleri sorgulamaya devam etmek.

[1] Gelişmiş ülkelerde de 2008 finansal krizi sonrası dahi parasal genişleme esas olarak reel sektörde toparlanma yerine büyük şirketleri kurtarmaya ve finansal sermayeyi artırmaya yönlendirilmiştir.