Tehlikenin farkında mısınız? 

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Tehlikenin farkında mısınız? 

Dünya giderek daha tehlikeli bir noktaya sürükleniyor. 

Bu tektonik jeopolitik hareketin nedeni ise yüzyıllar içinde görülen eksen kaymasının gözlerimizin önünde gerçekleşmesi. 

ABD'de çöküş emareleri var. 

Doların artık rezerv para olarak kabul edilmemesi an meselesi. 

Hiperenflasyon riski ifadesi Twitter kurucusu Jack Dorsey tarafından telaffuz edildi bile. 

Kapitalizm ölmüyor sadece biçim ve yer değiştiriyor. Amerikan yüzyılı sona eriyor sadece. Ağırlık artık Asya'ya geçiyor. ABD her ne kadar nükleer tehdit naraları atsa da, herkes bunun olamayacağını biliyor. SSCB de kullanamadan çöktü mühimmatını. Çünkü nükleer güç dünya savaşına izin vermiyor. Üçüncü dünya savaşı, vekalet savaşları, biyo savaşlar, terör, psikolojik ve ekonomik savaşlar olarak düşük yoğunluklu sürüyor. 

Amerika için asıl ve küresel rakip, Çin Halk Cumhuriyeti ve bu rekabetin odaklandığı yer de İndo Pasifik bölgesi. 

Rusya da diğer küçük jeopolitik rakip elbette. 

ABD, birleşik halde baş edemediği Rusya ve Çin'i aynı anda kuşatmak sevdasından vaz geçme eğiliminde. 

Putin ve Biden'ın Cenevre'de yaptığı önemli görüşmede bunun sinyallerini aldık. 

Ortadoğu'daki BOP projesi yerine artık Orta Asya'da da BAP (Büyük Avrasya Projesi) projesi ile Çin ve Rusya'yı bölmek istiyor. 

ABD artık gücünü yitiriyor. Yapabileceği fazla bir şey yok. Dünyanın 4 yanında savaşamaz. 

Mesela Karadeniz kuşatması gerçekçi değil bence. ABD için ölmez artık Avrupa. 

Putin'in planı şu:

ABD, İran ve Türkiye'yi Suriye'den çıkartmak. Bunun için Cenevre'de Biden, Moskova'da Naftali Bennet ile pazarlık yaptı. İran'ın yeni lideri Reisi ile de birkaç defa görüştü. Pazarlık şöyle:

İran bölgeden çıkarsa, Golan'dan da İsrail kısmi olarak çekilecek. Lübnan Rus etkisine girecek. 

ABD, Suriye'den çıkarsa da Rusya Kürt oluşumunu destekleyecek. Karşılığında İdlib'i de Esad ordusu ile ezecek. 

BM'de son olarak Çin ve İran'ın Türkiye'yi Suriye'de işgalci olarak niteleyip, çıkma çağrısı yapması da manidar. 

Putin sanırım Çin liderliği ile de bu konuyu ele almış. 

Türkiye'nin Ukrayna'ya sattığı SİHA’larla Donetsk'te Rus yanlılarının vurulması Moskova'yı bu planlarında oldukça motive de ediyor. 

Hele ki, herkes el sıkışırken Esad ile görüşmemekte intiharsal ısrarında kararlı olan Türkiye'nin son tezkere ile Suriye'ye harekat planlaması, Rus ayısını iyice heyecanlandırıyor. 

Bakınız kapitalist dünyada bir savaş ihtiyacı, bir basınç zorlaması her geçen gün kendisini hissettiriyor. 

ABD, anlaşılan bu savaşın adresi olarak bölgemizi ve bizi işaret ediyor. 

Yunanistan'a yapılan yığınak, Doğu Akdeniz'de Türkiye karşıtı ittifaklar, Suriye'deki tehlike ortada. 

Ekonomimiz dünyada en kötülerden, iç cephe deseniz ayvayı yemiş, ordumuz içinden çökertilmiş. 

Buna Türkiye'deki Amerikancı yapılanmanın Rusya ve İran'a karşı saldırı heveslerini katarsak, şu an dünyada en kırılgan ülke biziz. 

ABD, Türkiye üzerinden çıkartacağı bir savaşta bir taşla 5-10 kuş vurur. 

Irak'tan başlayıp Suriye üzerinden Akdeniz'e uzanan Kürt Devleti'ni kurar. 

Avrupa, Arap göçünü üzerimize yıkar. 

Rusya, güneyinde ve Suriye'de büyük düşman yerine parçalanmış küçük rakiplerle kolay baş eder. 

Ortadoğu'dan Asya'ya yönelmeye başlayan İran hakeza aynı avantajı yakalar. Türk dünyası ile daha dominant ilişki kurar. 

Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda ne kadar usta bir stratejik deha olarak ortaya çıkmışsa, bugün AKP bilinçli veya bilinçsiz, onun tam tersi bir noktada. 

Batı'dan iktidar beklentisi içindeki ana muhalefet bloku da benzer durumda. 

Yani anlayacağınız tehlike büyük ve bunun farkında olan da çok az. 

Amiral Cem Gürdeniz ve Nejat Eslen komutan sürekli bu uyarıları yapıyor ama dinleyen yok. 

Büyük güçlerin jeopolitik oyun tahtasında oyun değiştirici, orta ayarda bir güç olmak varken, hızla yem (hasta adam) olmaya doğru sürükleniyoruz. 

Farkında mısınız? 

Not: Ankara Kitap Fuarı'nda Pankuş Yayınları standında 23-24 Ekim 2021 tarihlerinde ilk kez okurlarla buluştum. Türk halkının yayınevi Pankuş'a ve ilgi gösteren herkese teşekkürü borç biliyorum.