Tuna'nın Değer Kattığı Şehir, Budapeşte

Tuna'nın Değer Kattığı Şehir, Budapeşte

Gezi boyunca Tuna’yı, gördüğüm her yerde hayranlıkla izliyordum. İki aydan fazla süren gezimde defalarca Tuna başta olmak üzere nehirlerle buluştum. Ancak bir gün sadece bu nehrin üzerinde, onun doğal rotasında ve tercihen bir teknede yolculuk yapmayı çok istiyorum. 

Budapeşte’den geçen Tuna Nehri.

Nehirler Üzerinde Yolculuklar…

Su nefesten sonra hayatın en önemli kaynağı. Su yolları insan topluluklarının yerleştiği öncelikli yerler olmuş tarih boyunca. Gerek Avrupa’da, gerek dünyada nehir kıyılarına kurulan şehirler de çok sayıda. Şehirler sonradan yapılmış olsa da “içinden nehir geçen şehir” diyorum ben genelde. Budapeşte’den başlayan ve Tuna Nehri üzerinde seferler yapan gemilerle (cruise) yapılan turlar var. Bu turların birini gerçekleştiren firmalardan birine ait 7 dakikalık bir videoyu aşağıda paylaşıyorum. Ben daha yerel ve mütevazı bir tur tipi bulursam onu yapmayı arzu ediyorum ama bu video rota ve değişik olasılıklar bağlamında size bir fikir verecektir.

Tuna Nehri üzerinde yapılan harika bir turistik gemi yolculuğu (cruise) videosu.

(*) Bu bağlamda 51 dakiaklık başka bir videoyu da yazının sonuna ekliyorum. Zamanını bu bağlamda değerlendirmek isteyenlere öneririm.

Kuşbakışı Tuna ve Budapeşte…

Budapeşte de içinden nehir geçen çoğu Avrupa şehri gibi karasal iklimde ruhu rahatlatan bir ortama sahip. Şehrin Buda kısmı tepelik, Peşte kısmı ova yapısında. Buda tarafında nehir kenarından yüksek bir noktaya doğru çıktığınızda, güzel Tuna ve etrafında şekillenmiş şehrin kuşbakışı görünümünü izliyorsunuz. Benim bulunduğum 2014 Ağustos ayında, nazlı nazlı akan Tuna nehri, gündüzleri ayrı bir ferahlık verirken gece iki yanında aydınlatılmış binalarla ışıltılı bir gerdanlık gibi gözüküyordu. 

Bu görünümü kuşbakışı en iyi izleyebildiğiniz yerlerin başında Gellert tepesinde bulunan Citadela mevkii geliyor. Burası 1850’lerde bir kale olarak inşa edilmiş bir bölge.

Gellert tepesindeki Citadela mevkiinde.

Peşte tarafından yürüyerek geçtiğim bir köprü sonrası ağır ağır tırmandığım bir yürüyüş yolundan yukarı doğru yükseliyordum. Yemyeşil tırmanma parkurunda arada soluklanmak için oturabileceğiniz banklarda dinlene dinlene yukarı çıkabilirsiniz. Yavaş yavaş yükseldiğiniz yolun sonunda tepeye ulaştığınızda muhteşem bir manzara sizi karşılıyor. Hem Tuna Nehri, hem de göz alabildiğine şehir ve ufka uzanan engin bir manzaranın tadını çıkarabileceğiniz bir yer Gellert tepesi ve civarı. Tarih ve coğrafyaya ilginiz varsa sizi geçmişte yaşananlara götürecek stratejik bir gözlem noktası. Yol üzerinde de hazırlanmış özenli ve ayrıntılı bilgiler içeren panoları okuyarak ilerleyebilirsiniz. Yol üzerinde iki genç öğrenci kızımızla karşılaşmak hoş oluyordu. Birçok Türk tarafından ziyaret edilen Budapeşte’de kısa veya uzun süreli eğitim için bulunan çok sayıda Türk öğrenci de var.

Köprüden itibaren Gellert Tepesi’ne kadar yürüdüğüm parkurdan fotoğraflar:

Kahramanlar Meydanı’na Doğru…

Gellert Tepesi’nden Tuna’yı ve şehri izledikten sonra aşağı inerek meşhur Andrássy Bulvarı'ndan yürümeye başladım. Etrafımı izleyerek gideceğim bu yolun sonu Kahramanlar Meydanı’na ulaşacaktı. Meydana Macar dilinde “Hősök Tere” diyorlarmış. Macaristan’ın kuruluşunun bininci yılını kutlamak için yapılmış bir meydanmış burası.

Oldukça büyük, kare şeklinde bir alan. Bu geniş alana dikilmiş Milenyum Anıtı, heykeller ve sütunlarla görkemli bir havası var. Bu tür ferah meydanlar daima hoşuma gittiğinden meydanın fotoğraflarını çekip, yere oturarak etrafı ve dolaşanları seyretmeye başladım. Macar tarihindeki kahramanların sembolize edildiği heykellerle süslü meydanın etrafında da dıştan görünümü itibarıyla büyük sütunlu eski Yunan mimari yapısına benzer müze ve bazı resmi binalar bulunuyordu.

Kahramanlar Meydanı.

Meydanın tarihini gezgin çift Duygu ve Bilgehan’ın “Biz Evde Yokuz” isimli internet güncesinden okuyabilirsiniz. Oldukça güzel anlattıkları Kahramanlar Meydanı yazısını okumanızı öneriyorum. Faydalı gezi ipuçları ve akılda tutulması gereken bazı noktalar yazmışlar, sağolsunlar. https://www.bizevdeyokuz.com/budapeste-kahramalar-meydani

Kahramanlar Meydanında Pedala Kuvvet Gezici Bar…

Budapeşte turizmi, keyifli dokunuşlarla orijinal görüntüler sunuyor size. Etrafı izlerken garip bir düzenek mi desem, araba mı desem bir şey ağır ağır geçmeye başladı önümden. Öyle bir araç düşünün ki ortası masa iki yanındaki sandalyelerde oturanlar biralarını içiyorlar. Bu garip araç aslında müşterilerinin oturdukları yerde etrafı seyrederken pedalladıkları ilginç bir bisiklet arabası demek istiyorum. Gerçi yukarıdaki “Biz Evde Yokuz” ekibinin yazısında okuduysanız “Beers On Wheels” gibi bir ad verilmiş bu alete. Tabir yerindeyse gezici bir bar araç bu. Çok da eğlenceli ve harika bir görünüme sahip. Önümden geçen bu hoş arabayı fotoğraflamamak olmazdı.

Gezici Bar (Bisiklet Arabası). 

Budapeşte Güzel Sanatlar Müzesi...

Müzeler öncelikli ziyaret noktalarım. Kütüphane ve müzelerin benim ruhumda müstesna ve rahatlatıcı bir yeri var. Aynı zamanda uzun yürüyüşler sonrasında yorgunluğunuzu atacağınız kafeler ile harika dinlenme mekanları halini de alıyor.

Kahramanlar Meydanı yanındaki Güzel Sanatlar Müzesi sadece Macaristan’dan değil, dünyadan da birçok eserin özenli bir yerleşim ve planlama ile sunulduğu bir mekan. Sanatın ve tarihin güzel bir anlatımı oluyor bu tip müzeleri gezmek. Her modern müze gibi burada da geçici ve sabit sergilenen konular var. Ben gittiğimde Toulouse-Lautrec vardı ama ben daha çok eski Mısır eserlerinin bulunduğu salonda vakit geçirdim.

Güzel Sanatlar Müzesinden:

Şehir Parkı ve Széchenyi Hamamı…

Hemen Kahramanlar Meydanı’nın yakınında Şehir Parkı bulunuyor. Burası 200 yılı aşkın geçmişi ile zaman içinde şekillenmiş çok güzel bir alan. Budapeşte’ye giderseniz mutlaka şehir parkında dolaşmanızı ve vakit geçirmenizi öneriyorum. İçindeki binaların mimarisinin tarihi güzelliği yanında, eğlence parkı, muhtemelen rast geleceğiniz tiyatro temsilleri, hayvanat bahçesi, bit pazarı olan bir kamusal park burası. Bu yerleşim içinde ufak bir gölet dahi bulunuyor. Keyifle vakit geçirebileceğiniz bir mekan burası.

Şehir Parkı’ndan muhtelif görüntüler:

Meşhur Széchenyi Hamamı’na da bu şehir parkını geçerek ulaşabilirsiniz. 

Hamamlar, Osmanlı Etkilerinin Önemli Yapılarından…

Budapeşte jeotermal açıdan kısmetli bir coğrafya üzerinde yer alıyor. Termal su kaynakları çok fazla. Osmanlı İmparatorluğu kontrolüne geçmesini müteakip hamam kültürü kolaylıkla ve çok rahatlatıcı örnekleriyle yer bulmuş burada.

Széchenyi Hamamı da bunların en meşhurlarından biri. Ben gittiğimde de doluydu. Şu an anımsayamadığım bir nedenle Széchenyi Hamamı’na girmedim ve Andrássy Bulvarı’nı tekrar geçip Buda kısmında nehir kenarına yakın Rudas Hamamı’na gittim.

Széchenyi Hamamı’ndan görüntüler:

Rudas’ta peştemalin yerini sadece önünüzü kapatan ve iki ucundan bağlama için ipi olan büyük bir peçete ebadında bir örtü almıştı. Hamam Türk yapımı olduğundan ilaveler olsa da bizdeki hamamlarla çok benzer. Keyifle günün yorgunluğunu attığım bir yer oldu Rudas Hamamı.

Budapeşte’deki Türk hamamlarıyla ilgili bilgiler veren bir bağlantı; https://hayatveseyahat.com/budapestedeki-en-guzel-hamamlar-turk-hamamlari/

Hamam çıkışında vakit akşama doğruydu. Gün batımını nehrin yanında izlemek istediğimden mahmurluk içinde nehrin kıyısında yavaş yavaş yürüyordum.

Sziget Gazisi Ukraynalı Kız ile Tanışma...

Nehir ve köprülerin görünümleri çok hoştu. Köprülerle birlikte fotoğraf çektirmek istedim. O sırada yoldan geçen genç bir kızdan fotoğrafımı çekmesini rica ettim. Elinde bir meyve suyu kutusu bulunuyordu. Kutuyu kenara bırakıp fotoğraflarımı çekti. Sohbete başladığımda 21 yaşında bir Ukraynalı olduğunu öğrendim. İngilizcesi çok iyi değildi ve çekingen görünümlüydü. Sohbet etmek ister gibi bir hali de vardı. Kızın tavırlarında anlayamadığım bir gariplik ve farklılık hissediyordum. Oldukça nazik ama tutuktu. Konuştukça biraz açılmaya başladı. Bir sorunu olduğunu anlatmaya başladı. Sziget Festivali, Prag ve Karadağ’ı kapsayacak bir gezinin ilk durağındaydı. Annesinin verdiği 650 Euro’yu Sziget’te dans ederken düşürmüştü. Parası yoktu. Elindeki meyve suyu bugünkü tek gıdasıydı. “Sexy Tractor” isimli bir hostelin resepsiyonun bulunduğu girişte bir divanda yatıyordu.

Gururlu ve onurlu tavırları vardı. Onu yemeğe götürme teklifimi reddetti. Bana güvenebileceğini telkin edip biraz konuştuktan sonra onu bir akşam yemeği ısmarlamaya ikna ettim. Sonra da götürüp hosteline bırakacaktım. Gerçi benim de yeni bir yer bulmam gerekiyordu ama kızın daha fazla yardıma ihtiyacı vardı. İsmi Daria idi.

Daria ve Buda kıyısından manzaralar.

Peşte tarafındaki hosteli benim bulunduğum yere yakındı. Birlikte yürümeye devam ederken konuşmayı da sürdürüyorduk. Çok efendi, yaşından çok küçük gösteren bir kızdı. “Bana güveniyor musun?” diye sorduğumda “Hayır” diye cevap vermesi ilk saatlerde bitmedi. Hostelin bulunduğu sokaktaki bir Türk kebapçıda yemeğimizi yedik. Bir parça rahatlamıştı.

Gece bir gerdanlık gibi görünen Parlamento binasının etrafında gezerken sohbete devam ettik. Daha sonra da Aziz Stefan Katedrali’nin bulunduğu yerden geçerek onun kalacağı yere doğru yönlendik. İşin ilginç tarafı o gece benim de kalacak yerimin olmamasıydı. Eşyalarım park yerindeki arabamdaydı ve gece o saatten sonra kalacak yer sorunumu çözmem gerekiyordu.

Parlamento Binası, Daria ve Aziz Stefan Katedrali’nin gece görünümü.

Annesine durumunu söylememişti. Annesinin kızacağını ve, derhal tatili bırak ve geri dön, diyeceğini düşünerek korkuyordu. Yani ne yardan ne serden durumu içindeydi. Olayı derhal annesine bildirmesi gerektiğini söyledim. Peki parasız ne yapacaksın buralarda? Gezini nasıl sürdüreceksin? Evine nasıl döneceksin?” sorularımın tümüne “Bilmiyorum” diyerek cevap veriyor bu garip durum karşısında sinirleri bozulmuş biçimde gülümsüyordu. “Ben başımın çaresine bakarım” dese de “Nasıl?” soruma cevabı, “Bilmiyorum” oluyordu. Onu o şekilde bırakıp ayrılmaya yüreğim razı olmuyor ama ne yapabileceğimi ben de bilmiyordum.

Bir abi, bir baba edasına dönmüştü tavrım ve yaptığım konuşmalar. Kaldığı hosteli görmek istedim. Birlikte gittiğimizde herkesin girip çıktığı bir hippi hosteli olan bu yerde güvende olduğuna kanaat getirmiştim. Kendime yer sordum ama Sziget ve yaz tatili sebebiyle yer yoktu. Benim için sorunlu bir gece başlıyordu.

Pakistanlı iki arkadaş ile Budapeşte Sokaklarında…

Hostel’de yer soran ve yok cevabı alan iki Pakistanlı genç ile gece yarısı ne yapabileceğimizi düşünmeye başladık. Internetimiz yoktu, her yer kapalıydı. Onların ellerinde iki koca valiz vardı. Allahtan bende Kara Şimşek vardı ama arabada yatmak istemiyordum. Ortak bir çözüm bulmak için konuşmaya başladık. Muhabbet esnasında bu iki gencin Pakistan Kara Kuvvetlerinde Üsteğmen olduklarını öğrenince gülümsedim. Ben de Denizci Albay eskisi olunca iş hemen asker muhabbetine döndü. Hatta Deniz Harp Okulunda sınıf arkadaşım olan iki Pakistanlı subaydan birini tanıyorlardı. Aramızda benden kaynaklanmayan gereksiz bir hiyerarşi başladı. Ne yapsam da o gece “komutan” olmaktan kurtulamadım.

Pakistanlı genç karacı subaylarla.

Ucuz bir otel odasını 3 kişi paylaşmanın uygun olacağına karar verip, arabayla otel aramaya başladık. Oteli bulmak da pek kolay olmadı. Üçüncü denememizde pahalı da olsa bir oda bulduk. Sanki uzun yıllardır tanışan üç kişiymiş gibi aynı odada konakladık. Benim dünya gezimi dinleyerek birçok soru sordular. Sohbeti uzatmak istesek de çok yorgunduk.  

Artık ne yapabilirim bilmiyordum ama ertesi gün hem kendim için hem de Daria için çözüm bulmak gerekiyordu. Budapeşte güzeldi ama beni zorlamıştı. 

Gezimizin ve öykünün devamı haftaya devam edecek.

Sağlık ve huzurla geçireceğiniz bir hafta diliyorum.

NOT:

(*)   Bir Tuna gezisini ve arada ziyaret edilen şehirlerle ilgili bilgiler veren 51 dakikalık İngilizce seslendirmeli video.