Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği-3

Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği-3

Bugün bazı solcu dostlarımız, siyasal milliyetçiliğin duruşu hakkında aksini düşünse de milliyetçi hareketin sloganlarından biri de "Dökülen kan, alınan can bizim: Kahrolsun Liberal Kapitalizm" idi.

Milli fikrin, ticari faaliyetler üzerinden kültür yozlaşmasına ya da geniş anlamda emperyalizme ilk başkaldırısı ise Bilge Kağan'ın taşa kazınan sözlerinde saklıdır.

Yine Milliyetçiliğin, hürriyetçi/özgürlükçü olduğunu tartışmaya gerek dahi yoktur; ancak bu özgürlük serbest piyasa şeklinde tezahür ettirildiğinde kendimizi haklarını savunmak, geleceğini kurtarmakla sorumlu hissettiğimiz milletin sermaye karşısında ezildiği de bugün çok açık şekilde ortadadır.

Bugün için serbest ticaret ve liberal ekonomi demek dünya piyasalarının İngiliz sermayesi tarafından beslenen Çin'in eline geçmesi anlamını taşımaktadır. O halde Çin'in politikalarına karşı olan milliyetçiler, Çin'in dünyada rahatça at koşturmasını sağlayacak liberal bir iktisadı savunabilirler mi?

Burada bize öğretilen kavramlara takılmadan, hür bir şekilde düşünmeliyiz. Komünizm, Kapitalizm vb. kavramları bir yana bırakıp milletin çıkarlarına odaklanmalıyız. Milletin çıkarı nerededir? Türkiye'nin kalkınması için ne yapılmalıdır? Huzurlu ve müreffeh bir ülke için izlenmesi gereken politikalar nelerdir? Bir Çin atasözü şöyle der: "Önemli olan kedinin fareyi yakalamasıdır. Kedinin kuyruğunun beyaz mı siyah mı olduğu önemsizdir"

Dünyanın üzerinde ilerlediği konjonktür üzerinde karşımıza çıkan gerçek, artık özellikle bilimsel çalışmalar da ve sağlık alanlarında devletlerin de birer piyasa oyuncusu olmalarının hayati bir hal aldığıdır.

Bazı sektörler hele hele Türkiye gibi bir ülkede özel sektöre hele yabancı sermayeye asla teslim edilemez. Hür teşebbüs ve liberal olmak adına bunun aksini iddia etmek milliyetçilik değil; millete düşmanlık olacaktır.

Milletin en kısa yoldan, en yükseğe çıkmasını savunması gereken milliyetçilik fikri bu sebeple liberal iktisatla yan yana gelemez ve ekonomik sistemin içinden devleti dışlayamaz.

Bugün Türkiye için liberalizm demek milletin biraz daha sömürülmesi, emekçinin alın terinin sistemin çarkları arasında biraz daha eritilmesi ve nihayetinde Türk kimliğinin aşınması ve akabinde kölelik yolunun açılması demektir.

Oysa Türk Milliyetçiliği, küresel sermayenin bir hizmetkarı olamayacak kadar şerefli bir fikirdir. Milleti köle olmaktan koruyacak, milletin fertlerini hür ve onurlu kılacak namuslu bir fikirdir. Dolayısıyla tam da bu noktada Türk Milliyetçiliğinin, iktisadi iz düşümünde liberal ekonomiye yer olamaz.  (Devam Edecek)