Türk uluslaşmasının bir imkanı: Alevi ile Sünni evlenebilir mi?

ŞAHTV Konuşmaları-2

Türk uluslaşmasının bir imkanı: Alevi ile Sünni evlenebilir mi?

Yazımızın konusu birçoğunuza tuhaf gelebilir. Ancak kanayan bir yaramız var ve halen de kanayacak gibi görünüyor. Ya bu yarayı tedavi edeceğiz yahut bu yaranın acısıyla daha çok kıvranacağız.

Bugünkü konumuz, Alevi ile Sünni evlilikleri. Bu konuda özellikle gençlerden çok mesaj alıyorum. Anladığım kadarıyla gençler bu konuda çok mustaripler. Yani biri Alevi diğeri Sünni iki genç evlenmek istiyor fakat aileler buna izin vermiyorlar ya da zorluk çıkartıyorlar. Konu özetle böyle.

Alevi-Sünni evliliklerinin öncelikle tarihi arka plana temas edeceğim ondan sonra ise günümüze yönelik bazı önerilerde bulunacağım.

***

Osmanlı Devleti ile Kızılbaş Devleti arasında meydana gelen Çaldıran Savaşı’ndan (1514) önce Alevi-Sünni evliliklerinin yasak olduğu hakkında herhangi bir kayda sahip değiliz. Aksine sayısız evlilik yapıldığına dair bilgi var. Buna en yüksek perdeden bir örnek verelim. Alevi (o dönemdeki adıyla Kızılbaş ve Bektaşi) ve Sünni hanedanların birbirine kız alıp verdikleri vakidir ve bunlar kayıtlarda vardır. En üst perdeden bakacak olursak, Kızılbaşlığı kuran Safevi şeyhi Haydar, Akkoyunlu Uzun Hasan’ın kızıdır. Yani Kızılbaşlığı kuran kişi Sünni bir kız ile evlenmiştir. Şeyh Haydar’ın oğlu Şah İsmail ise İran’da Azerbaycan merkezli bir Türk devleti olan Kızılbaş Devletini kuran kişidir. Şah İsmail’in annesi, biliyorsunuz ki, Akkoyunlu Uzun Hasan’ın kızıdır. (Onun da annesi bir Rum kızıydı.) Akkoyunlu hanedanlığı Sünni bir hanedanlıktır. Hâlbuki Şah İsmail ve onun babası Şeyh Haydar, Kızılbaşların en önemli simalarıdır. Yani bugünkü anlamda Alevilerdir.

Özetle, o dönemde Alevi-Sünni evlilikleri arasında herhangi bir engel yoktu ve rahatlıkla birbirlerine kız alıp veriyorlar, çapraz evlilikler yapabiliyorlardı.

Çaldıran Savaş’ından sonra bir şeyler değişti. Ne değişti? Öncelikle Osmanlı Devleti’nin resmi zihniyeti değişti ve Kızılbaşlılara karşı şedit yani şiddetli bir politika uygulamaya başladı. O dönemdeki Şeyhülislamların fetvaları ile birlikte Aleviler hedefe konuldu ve Alevi-Sünni evliliklerinin de önü böylece kesilmiş oldu. Aleviler toplumdan dışlandı. Diğer taraftan saldırılara karşı olarak kendi içlerinde Sünnilere karşı bazı yasaklar geliştirdiler. Bunlardan bir tanesi de Sünnilerle kız alışverişini kesmek oldu. Hatta Alevilerin yazılı kaynakları olan Buyruk kitaplarından Sünnilere kız verilmemesi ve onlardan kız alınmaması gerektiği ifade edilir. Bunu yapan insanların düşkün ilan edileceğini yani toplumun dışına sürüleceğini izah edilir, açıklanır. Bunlar her iki cephede ne yazık ki uzun süre uygulanmıştır.

***

Cumhuriyet’in ilanı ile beraber, eskiden kalan pek çok yasak ortadan kalkmaya yüz tutmuştur. Bunlardan bir tanesi ise Alevi-Sünni evliliğidir. Artık günümüzde Alevi-Sünni evliliklerinde kurumsallaşmış yasaklar yoktur. Ne Osmanlı Devleti’nde olduğu gibi böyle bir yasak geliştirilmekte, ne de devletin ilgili kurumları böyle bir yasağı savunmadadır. Ve ne de Alevi toplumu içerisinde Alevi-Sünni evliliğine karşı güçlü bir direnç vardır. Bunların hepsi ortadan kalkmıştır. Cumhuriyet’in yetiştirdiği yeni insan profilinin sonucudur bu. Alevi-Sünni evliliklerinin önündeki engellerin kalkması doğru bir şeydir.

Bilgi evrenleri açısından da aslında Alevi-Sünni evlilikleri arasında bir engel yoktur. Hem Sünnilik açısından hem de Alevilik açısından. Modern Dünyada da bu tip şeyler tuhaf karşılanmaktadır. Bu nedenle Alevi-Sünni evlilikleri ile ilgili herhangi bir yasak günümüzde bulunmamaktadır. Eğer gençler anlaşıyorsa, ortak bir hedefe ilerliyorlarsa, ortak bir hedefleri varsa, birbirlerine saygı gösteriyorlarsa, mutlu bir aile mutlu bir yuva kurabiliyorlarsa bu konuda herhangi bir engel koymamak gerekir. Çünkü Alevi-Sünni evlilikleri Türk uluslaşması için büyük bir imkândır. Bu çapraz evliliklerle beraber Aleviler Sünnileri, Sünniler de Alevileri tanıyor; birbirlerinin kültüründen, örfünden, adetlerinden, geleneklerinden, inançlarından, haberdar oluyor. Bu şekilde birbirini tanıyarak Türk uluslaşmasına katkıda bulunuyor. O nedenle Alevi-Sünni evliliklerinin bu bakımdan da yani sosyolojik bakımdan da engellenmemesi gerekir. Bazen Alevi-Sünni evlilikleri boşanma ile sonuçlanabilir, bu dünyanın sonu değildir. Çünkü Alevi ile Alevi’nin Sünni ile Sünni’nin evlilikleri de bazen boşanma ile sonuçlanabilmektedir. Burada önemli olan çiftlerin birbirlerine karşı inanç ve itikat olarak saygı göstermesidir. Bu mayınlı alanlara çok girip tartışma alanı yaratmamasıdır. Ortak hedeflere kilitlenerek ortaklıklarını arttırmalarıdır. Bu şekilde birliklerini devam ettirmeleridir.

***

Sevgili gençler,

Sizler de bu konuda yani ailelerinizi aydınlatmaya gayret edin. Bu konuda ailelerinizi ikna etmeye gayret edin. Eğer gerçekten inanç ayrılığının veya Alevi-Sünni meselesinin evliliğiniz yönünde herhangi bir engel oluşturmadığını düşünüyorsanız, bunu ailenize uygun bir lisan ile anlatın.

Özetle ne tarihsel olarak, ne inançsal olarak ve de modern dünyanın kuralları bakımından Alevi-Sünni evliliklerinin önünde herhangi bir engel yoktur. Aksine gençler anlaşabiliyorsa bu evlilikleri teşvik etmek gerekir. Alevi-Sünni evlilikleri Türk uluslaşması için büyük bir imkândır.

***

Bu metnin videosunu ŞAHTV kanalından izleyebilirsiniz. Kanalımıza abone olmayı unutmayın.